1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Ekonomi yönetimi başarısız olmuştur'
Ekonomi yönetimi başarısız olmuştur

'Ekonomi yönetimi başarısız olmuştur'

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Bankacılık ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Besim, 2013-2015 ekonomik programının hazırlanmasına bütün paydaşların yapıcı katkı koymasının önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Besim, Kıbrıs Türk Ticaret Odası&

A+A-

 

DAÜ Bankacılık ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Besim, 2013-2015 ekonomik programının hazırlanmasına bütün paydaşların yapıcı katkı koymasının önemine dikkat çekti

 

 

 “Ekonomi yönetimi başarısız olmuştur”

 

·        “Kıbrıslı Türkler bir girdap içindedir. Bu çok kötü bir şeydir. Halbuki bizim yapmamız gereken bu ülkede ne istediğimizi belirleyip bunu Türkiye’nin önüne koymaktır. Eğer siz projelerinizi hazırlamazsanız, birileri sizin için bir şeyler yapar. Bunun nedeni de yönetim sorunudur, yönetimde irade, iktidar sorunu, beceriksizlik vardır”

 

·        “Programı konsensüs içinde hazırlamaz ve Türkiye’den o çerçevede bir mali ve teknik destek istemezsek, son 2-3 yılda yaşadığımız kötü şeyleri önümüzdeki üç yılda daha da kötü şekilde yaşayacağız”

 

·        “Ekonomi yönetimi başarısız olmuştur, ekonomi yönetiminin bir vizyonu, bir hedefi, bir amacı hiç olmadı. Bu bizim en büyük sorunumuzdur. Özellikle bizdeki gibi siyasi sorun yaşanan bir ülkede ekonomik ve sosyal hedeflerin olmaması çok büyük bir sorundur”

 

·        “Mesela arabalara ayrılan 500 bin Euro ile ne yapılabilir? 50 tane en başarılı lise mezununa çok iyi üniversitelerde eğitim almak için burs verilebilir veya bir fakülteye akreditasyon alması için teşvik verilebilirdi. Ambargolardan dolayı ulaşım maliyeti yüksek olan işletmelere sübvansiyon verilebilirdi veya 50 esnafa kredi veya hibe verilebilirdi. Okulunu yeni bitirtmiş zanaatkar gençlere iş yeri kurmak için hibe verilebilirdi.”

 

 

   Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Bankacılık ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Besim, 2013-2015 ekonomik programının hazırlanmasına bütün paydaşların yapıcı katkı koymasının önemine dikkat çekti.

   Doç. Dr. Besim, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın (KTTO) 2013- 2015 ekonomik programında yer alması gereken esaslar konusunda rapor hazırlamasını çok olumlu bulduğunu da dile getirerek, “Umarım diğer odalar, sivil toplum örgütleri, sendikalar da yapıcı bir şekilde, somut, elle tutulur çalışmalar yapıp hükümete sunarlar ve onların olması için de baskı yaparlar. Programı konsensüs içinde hazırlamaz ve Türkiye’den o çerçevede bir mali ve teknik destek istemezsek, son 2-3 yılda yaşadığımız kötü şeyleri önümüzdeki üç yılda daha da kötü şekilde yaşayacağız” diye konuştu.

   Kuzey Kıbrıs’ta ekonomi yönetiminin başarısız olduğunu söyleyen Doç. Dr. Mustafa Besim, siyasi sorun yaşanan bir ülkede ekonomik ve sosyal hedeflerin olmamasının çok büyük bir sorun olduğunu vurguladı.

   Doç. Dr. Mustafa Besim, “Kıbrıslı Türkler bir girdap içindedir. Bu çok kötü bir şeydir. Halbuki bizim yapmamız gereken bu ülkede ne istediğimizi belirleyip bunu Türkiye’nin önüne koymaktır. Eğer siz projelerinizi hazırlamazsanız, birileri sizin için bir şeyler yapar. Bunun nedeni de yönetim sorunudur, yönetimde irade, iktidar sorunu, beceriksizlik vardır” diye konuştu.

 

“MALİ DİSİPLİN TAM OLARAK SAĞLANAMADI”

 

·        Soru: Son iki yıldır uygulanan ekonomik programı nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay “program gayet güzel uygulanıyor, herşey yolunda” demişti ancak vatandaşın alım gücü düşüyor, tüm sektörler şikayetçi. Atalay’ın bahsettiği hangi başarıdır?

·        Doç. Dr. Besim: Türkiye ile imzalanan 2010-2012 Mali Protokolü’nün temelinde KKTC’de mali disiplini sağlama hedefi vardı. Orada çok stratejik bir hata yapıldı. “Mali disiplini sağlarsak ülke ekonomisindeki kaynaklar otomatik olarak özel sektöre kaymış olacak, özel sektör daha fazla kaynak kullanacak ve ekonomi de gelişecek, insanların gelirleri artacak” varsayımıyla protokol imzalandı. Bunun yanında özel sektörün gelişimini sağlayacak politikalar geliştirilmedi. Türkiye ile imzalanan protokol daha fazla maliyenin disiplinize edilmesiyle ilgiliydi. Bana göre mali disiplin tam olarak sağlanamadı. “Özel sektör gelişecek ve ekonomi büyüyecek” varsayımıyla yola çıkıldı ama bu da olmadı. 2008-2009’da ekonomik buhran yaşadık ve bunun sonucunda  ekonomimizde %10’a yakın küçüldü. Ekonomik buhran yaşandıktan sonra uygulanması gereken politika genişletici, ekonomiyi büyütücü politkalar olmalıydı. İlle de kamu sektörünü büyütmek değil, kamu yatırımlarını artırmak, özel sektörde istihdamları artırıcı yatırımlar yapmak, özel sektöre çok büyük ölçüde kredi desteği ve sübvansiyon vermek gerekirdi. Ancak o sayede ekonomi büyüyebilirdi. İkinci bacak yapılmadı, mali disiplini sağlamaya çalışıldı, özel sektörü veya reel sektörü büyütmeye gidilmedi. Ekonomiyi büyütme odaklı politikalar üzerinde durulmadı.

  

“2011 YILINDA BÜYÜME 2010’DAN DAHA DÜŞÜK OLACAK”

 

·        Soru: 2010 yılı ekonomik büyüme tahmininin %4 olduğu açıklandı. İyi de bu büyüme nerede oldu, vatandaş bunu neden göremiyor?

·        Doç. Dr. Besim: Bu bir tahmindir. Benim inancım da gerçekleşecek olan rakamın bundan düşük olacağıdır. KKTC ekonomisine baktığımızda en belirgin göstergelerden biri ithalattır çünkü ithalat tüketimi ve yatırımı gösterir. İthalat 2009’dan 2010’a 278 milyon, artarken 2010’dan 2011’e ancak yarısı kadar 124 milyon arttı. İstihdam göstergeleri için de sosyal sigorta yatırımlarına baktığımızda o da 70 bin civarında kaldı. Aktif sigortalı sayısı fazla değişmedi. Ekonominin büyümesinde önemli bir yere sahip olan devlet bütçesi, 2010-2011 yıllarında nominal olarak % 6.9 arttı. 2011 yılında enflasyonun % 14.72 olduğu düşünülürse devlet bütçesinin ekonomiye genişletici bir katkısı olduğu söylenemez. Özellikle yatırımların 2010 yılına göre 2011 yılında %5.2 oranında gerilemesi ekonominin büyümeyi olumsuz etkileyecektir. İthalat, istihdam, devlet bütçesi ve yaşanan yüksek oranlı enflasyon değerlendirildiğinde, 2011 yılındaki büyümenin 2010 yılına göre daha düşük olması gerektiğini gösterir. Özetle 2011 yılı için açıklanacak kesin büyüme rakamının 2010’dan daha düşük olmasını beklemekteyim. 

 

“CEPTEN YEDİK”

 

·        Soru: Merkez Bankası bankalardaki mevduatlarda azalma olduğunu da açıklamıştı, bu ne anlama geliyor?

·        Doç. Dr. Besim:   Merkez Bankası ilk üç ayın bültenini yayınladı. Toplam mevduatlarda azalma var. Bunun anlamı “cepten yedik” demektir. Benim gelirim giderimi karşılamaz ise  ne yaparım? Birikimimi, varsa, tüketirim. Her ay mevduatlara % 6-7-8 oranlarında faiz biner. O bile yetmedi yani hem faizi yedik hem de ana paradan yedik. Mevduatlarda 128 milyon TL azalma var. Bunun yanında piyasaya verilen kredilerde de 2012’nin ilk üç ayında % 1’e yakın azalma var. Bu gelişme işletmelerin beklentilerinin iyi olmadığı ve cirolarının da artmadığı işaret etmektedir. Bu durum onların  yatırım yapmakta istekli olmadıklarını ve bundan dolayı kredi  talep  etmediklerini gösterir. Üçüncü  kötü gösterge tahsili gecikmiş alacaklardaki (TGA) artış. Bu da kredi alan işletmeler veya tüketiciler geri ödeyemiyorlar demektir. Son olarak karşılıksız çeklerdeki artış: 2012 ilk 5 ayında 1600 kişiyi buldu ki geçtiğimiz yıllarda daha az idi. Dolayısıyla bankacılık sektöründeki bu göstergeler bize ekonomik aktivitelerin azaldığını işaret ediyor. Piyasada likidin, finansman talebinin azaldığını, gelirlerin de artmadığını ve cepten yediğimizi gösteriyor.    

 

BÜTÇE...

 

·        Soru: Bütçenin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

·        Doç. Dr. Besim: 2010 ve 2011 yılı bütçe rakamlarına baktığımızda toplam bütçe nominal değerlerle %6.9 civarında arttı. Bütçe gelirlerimiz, ki bunlar vergilerdir, %9 arttı, giderler %7 arttı dolayısıyla bütçe açığında bir önceki yıla göre %2’lik daralma var. Mali disiplin harcamaları kontrol altına almak demektir. Peki kontrol altına alındı mı? Personel harcamaları %5.3 arttı, HP yok, niçin arttı? Demek ki istihdam yapıldı. Cari transferler %12.3 arttı, bunlar finansman ihtiyacı olan belediyelere, zarar eden kamu kuruluşlarına, sosyal güvenlik açığına yapılan transferlerdir. Dolayısıyla bu iki kalemde müthiş artış var. Öte yandan yatırımlarda %5.2 oranında gerileme var. Eğer yatırım yapılmazsa nasıl gelişip kalkınacağız? Eğer benim devletim altyapıya, özel sektörün gelişmesiyle ilgili, iletişim, ulaşım, haberleşme, enerji, eğitim alanlarına yatırım yapmazsa nasıl büyüyeceğiz? Bence mali disiplin sağlanmadı.

 


 

“Başarı krizi yönetmektir”

 

·        Soru: O zaman Atalay “program başarıyla uygulanıyor” demekle neyi kastediyor?

·        Doç. Dr. Besim: Sayın Atalay, “gelirler giderlere göre arttı, bütçe açığımız azaldı, bu bir başarıdır” diye bakıyor ama bunu böyle değerlendirmek yanlıştır. Ben yapılanları başarılı olarak yorumlayamıyorum. Zaten TC Başbakanlığı’nın yayınladığı raporda da programın uygulamalarında sorun olduğu söyleniyor. Ekonomi yönetiminde başarısız olundu, son dönemde kriz iyi yönetilemedi. Başarı krizi yönetmektir. Biz sorunlarımızın ne olduğunu iyi anlatmadık, Türkiye’ye krizi minimize edecek projeler götürmedik. Türkiye de kendine göre bir plan program hazırladı ve uygulamaya çalıştı. Halbuki bir özel sektörü destekleyici, alım gücünün yitirilmeyeceği politikalar üzerine yoğunlaşıp Türkiye’den o yönde kaynak talep etseydik durum farklı olacaktı.

 

Ekonomi yönetimi başarısız olmuştur, ekonomi yönetiminin bir vizyonu, bir hedefi, bir amacı hiç olmadı. Bu bizim en büyük sorunumuzdur. Özellikle bizdeki gibi siyasi sorun yaşanan bir ülkede ekonomik ve sosyal hedeflerin olmaması çok büyük bir sorundur.

 

Kıbrıslı Türkler bir girdap içindedir. Bu çok kötü bir şeydir. Halbuki bizim yapmamız gereken bu ülkede ne istediğimizi belirleyip bunu Türkiye’nin önüne koymaktır. Eğer siz projelerinizi hazırlamazsanız birileri sizin için bir şeyler yapar. Bunun nedeni de yönetim sorunudur, yönetimde irade, iktidar sorunu, beceriksizlik vardır.

 

MAKAM ARABALARI...

 

·        Soru: Bu arada tüm kesimler ayaktayken makam arabaları alınıyor. Vatandaşa 10 TL HP veriliyor ama diğer taraftan makam arabaları yenileniyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

·        Doç. Dr. Besim: Her şeyi zamanında yapmak lazım, toplumun hassas olduğu noktalara dikkat etmek ve biraz da halkçı olmasını bilmek lazım. Bunlar özellikle ülke yönetimi için çok önemlidir. Sen hükümetsen bu aşamada yaptıklarına dikkat edeceksin. Esas kötü olan Bakanlar Kurulu’ndan makam arabalarıyla ilgili kararın gizli geçirilmiş olmasıydı. Aslında kendileri de bu işin doğru olmadığını biliyorlar ancak “çaktırmadan gizlice yapalım” gibi bir anlayışları var. Bu tavır toplumun idareye karşı başkaldırmasına neden olur. Bu kötü günlerde böyle arabalarla ortaya çıkarsan sen halkçı değilsin, toplumun hassasiyetlerini, toplumun yaşadığı zor günleri yaşamıyorsun demektir. Zamanlama, yaptıkları ve gizli yapmaya çalışmaları gerçekten kötüdür, yanlıştır ve yapılmaması gerekir. Mesela arabalara ayrılan 500 bin Euro ile ne yapılabilir? 50 tane en başarılı lise mezununa çok iyi üniversitelerde eğitim almak için burs verilebilir veya bir fakülteye akreditasyon alması için teşvik verilebilirdi. Ambargolardan dolayı ulaşım maliyeti yüksek olan işletmelere sübvansiyon verilebilirdi veya 50 esnafa kredi veya hibe verilebilirdi. Okulunu yeni bitirtmiş zanaatkar gençlere iş yeri kurmak için hibe verilebilirdi.

 

KTTO’NUN RAPORU...

 

·        Soru: 2013-2015 ekonomik programını Kıbrıslı Türkler hazırlayacak. KTTO 2013- 2015 ekonomik programında yer alması gereken esaslar konusunda bir rapor hazırladı ve bunu yetkililere sundu. Bu rapora siz de katkı koydunuz. Rapor hakkında bilgi verir misiniz?

·        Doç. Dr. Besim: Ekonomi Bakanlığı’nın “ekonomik programımızı biz hazırlayacağız” yaklaşımı güzel ve olumlu bir adımdır. Burada önemli olan ilgili bütün paydaşların, yani sendikaların, ekonomik örgütlerin, diğer sivil toplum örgütlerinin ve akademisyenlerin bu sürece yapıcı katkı koymalarıdır. Bu bağlamda KTTO akademisyen ve uzmanlarla birlikte bir çalışma ortaya koydu. Bu çalışmada öncelikle yapısal  sorunlar özetlendi. Yapılan tespitte  en önemli sorunun ekonomi yönetim anlayışının yanlış ve başarısız olduğu  ortaya konuldu. Bunu kabul etmezsek hiçbir yere varamayız. Raporda bu başarısızlığa neden olan temel faktörler de özetlendi. Bunlar vizyon ve hedef eksikliği, başarısız ekonomi yönetimi, bütçe açıkları ve yardım-krediye bağımlı ekonomi, yetersiz yatırım bütçesi-eksik fiziki ve yasal altyapı, kayıtdışı ekonomi sorunu, ürün piyasalarındaki aksaklıklar, dışa açıklığın ve kapasite kullanımının düşük olması, kamudaki bürokrasinin ekonomiye yük ve işletmelere maliyetli olması, kamu gücünün etkin kullanımı ve yaptırım sorunu, finansmana erişim zor ve pahalı, işgücü yapısı ve işsizlik.

 

“BUGÜNE KADAR EN BÜYÜK SORUN HEDEFSİZLİKTİ”

 

Bugüne kadar en büyük sorun hedefsizlikti. KTTO bu vizyonun içerisinde istikrarın altını çizdi, istihdam yaratacak büyüme istediğine dikkat çekti. Yaşam kalitesinde iyileştirme isterken, iş kesimi olarak çevresel olguları da vizyona dahil etti. Değişimlere ayak uydurabilecek esnek bir ekonomi yaratmayı da vizyona dahil etti. Burada iki tane çok önemli olguya işaret etti. Birincisi uygulanacak bütün politikalar tüketici refahını artırmaya yönelik olacak dedi.  Bunun yanında kaynaklar verimli ve etkin alanlara kullanılmak kaydıyla aktarılacak koşulunu koydu. KTTO Türkiye’den gelen hibelerin doğru alanlara gitmediğini söylüyor. Biz proje hazırlamazsak Türkiye yetkilileri de hibelerin nereye gideceğini kendilerine göre yönlendiriyorlar, biz de şikayet ediyoruz. Dolayısıyla projeleri bizim hazırlamamız lazım.

 

“ÖZEL SEKTÖRÜ BÜYÜTMEMİZ LAZIM”

 

KTTO özel sektör odaklı bir büyüme modelini öngördü. KTTO ana sektör olarak turizm, yüksek öğrenim, konut- inşaat, bilişim teknolojileri, liman ve yat hizmetlerini belirledi. Tamamlayıcı sektörler olarak da ise sanayi ve tarım sektörlerini belirledi. Şunu kabul etmemiz lazımdır ki KKTC’de ekonomik büyüme artık kamunun büyümesiyle olmaz. Özel sektörü büyütmemiz, güçlendirmemiz, kurumsallaştırmamız lazım. Ayrıca rekabet edebilecek bir özel sektör geliştirmek de önemli. Dış piyasalara erişimi sağlayabilecek, dolayısıyla ekonomik aktiviteyi büyütebilecek işletmeler desteklenmeli. Verimsiz, başarısız olan ve ülkenin üstünlüklerini arz etmeyen sektörlere destek vermemiz yanlıştır. Yani örneğin turizmi desteklerken katma değeri yüksek turizmi desteklememiz lazım. Kitleden fazla, eko, kültür, kongre, sağlık turizmini desteklememiz lazımdır ve butik otellere katkı yapmak lazımdır.

 

Bu ada artık bir üniversiteler adası oldu, sektörün sürdürülebilir olması için kaliteye önem verilmesi gerekir. Bu noktada devlete ihtiyaç vardır. Akreditasyon, denetim ve diğer standartları sağlaması için kriterler konmalı, denetlenmelidir. Adada herhangi bir üniversiteyle ilgili bir sorun tüm sektöre yansır ve ülke bundan olumsuz etkilenir.   Bu arada KTTO raporunda pahalılığa dikkat çekiyor ve pahalılığın önemli bir sorun olduğunu söylüyor. Pahalılık alım gücünün giderek azalması demektir. Ülkemizde gelirlerin kısa vadede artacağı yok. O zaman bizim giderlerimizi azaltıcı tedbirler düşünmemiz lazım. Tüketimi değil, harcamalarımızın pahasını düşürmek için ne yapmak lazım? Pahalılığa neden olan nedir? Ulaşım maliyetleri mi, gümrükler mi, fonlar mı, yoksa tüccarlar yüksek kar marjı mı uyguluyor? Bu konu üzerinde çalışalım, bu ülkeyi pahalılıktan kurtaralım. Çünkü pahalı olduğu için rekabet edebilirlik azalır ve vatandaşlar haklı olarak belli ürünleri almak için Türkiye’ye veya Güney’e gidiyor. KTTO gerçekten elle tutulur, somut ve hükümete de bu programın son aşamasına geldiği günlerde rehber olarak kullanabileceği nitelikte bir çalışma yaptı. Bunun içinde herşey var mıdır?  Hayır yoktur, belki eksikleri veya hatalar da vardır ancak herkesin görüşlerini yapıcı bir yaklaşım içerisinde, elle tutulur somut bir şekilde ortaya koyması lazımdır. Bu sayede özlediğimiz kendi ekonomik programımızı yapmayı başarabileceğiz ve Türkiye’ye kendi projelerimizi sunacağız.

 

Ben KTTO’nun bu çalışmasını yaklaşım olarak çok olumlu buldum. Umarım diğer odalar, sivil toplum örgütleri, sendikalar da yapıcı bir şekilde, somut, elle tutulur çalışmalar yapıp hükümete sunarlar ve onların olması için de baskı yaparlar. Programı konsensüs içinde hazırlamaz ve Türkiye’den o çerçevede bir mali ve teknik destek istemezsek, son 2-3 yılda yaşadığımız kötü şeyleri önümüzdeki üç yılda daha da kötü şekilde yaşayacağız.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1127 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler