1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. EKONOMİ SOHBETLERİ
EKONOMİ SOHBETLERİ

EKONOMİ SOHBETLERİ

Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Direktörü Ayşe Dönmezer ile birlikteyiz bu hafta. Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, ekonomik program çalıştayına 187 sivil toplum gönüllüsünün katıldığını açıkladı geçtiğimiz günlerde. Dönmezer, Otelciler Birliği’ni

A+A-

 


Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Direktörü Ayşe Dönmezer ile birlikteyiz bu hafta. Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, ekonomik program çalıştayına 187 sivil toplum gönüllüsünün katıldığını açıkladı geçtiğimiz günlerde. Dönmezer, Otelciler Birliği’ni temsilen çalıştaylara katılmış ama önemli bir ayrım var ortada. Ayşe Dönmezer kendilerinin sadece sorunları ortaya koyduğunu ancak plan-program oluşturma aşamasında herhangi bir toplantıya davet edilmediklerini kaydediyor. Program birileri tarafından oluşturulmuş. Ekonomik ve sosyal program şart diyen Dönmezer, programın içeriği kadar bunu uygulamaya koyacak kredibıl bir hükümetin gerekliliğine de dikkat çekiyor.  

---------------


“Program aşamasında başkaları çalıştı”

 

Dilek ÖNCÜL

 

·        YD: 2013-15 yılı ekonomik program çalışmalarına bir sivil toplum örgütü olarak siz de katıldınız? Toplantıda neler ele alındı?

·        Dönmezer: 2013-15 yılı Ekonomik program çalıştaylarının hepsine katıldım. Turizmin sorunlarını biz orada paylaştık. Ancak ekonomik program başka bir şey. Siz sorunu ortaya koyarsınız ama o problemin nasıl çözüleceği konusudur program. Ve takvimlenmesidir. Bunlar bizim dışımızda olmuştur. Biz sorunları kendi düşüncelerimiz çerçevesinde paylaştık, bunlar Management Center tarafından not edildi ve çıkarıldı. Program ve aksiyon planı aşamasında ise başkaları çalıştı. Bizlerle paylaşılmasını isterdim. İşte müsteşarların da katıldığı son genel bir toplantı oldu. Ondan sonra herhangi bir toplantıya davet almadık. Management Center’in hazırladığı raporu da görmedik. 

“HEM EKONOMİK HEM SOSYAL PROGRAMA İHTİYACIMIZ VAR”

 

·        YD: Son şekli kimse bilmiyor ama sizce ekonomik program ülkenin içinde bulunduğu duruma katkı koyacak mı?

·        Dönmezer: Aslında bizim ciddi anlamda ekonomik programa ihtiyacımız var. Sadece ekonomik değil sosyal programa da ihtiyacımız var. Çünkü insan kaynaklarımız, ülkenin milli kaynakları deformasyona uğruyor. Gelişmiş ülke olabilmek için çevre, sağlık ve eğitim sistemlerimizin gözden geçirilmesi gerekiyor ve ikide bir de değiştirilmemesi gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Akdeniz köyünde bazı gençler, korunan bir kumsalda, dört çekişli araçlarıyla kaplumbağaların yumurtladığı yerleri ve kum zambaklarının çıktığı yerleri mahvettiler. Turistler orda güneşlenirken. Bu gençlere eğer gerekli ceza verilmezse ondan sonrasını engelleyemezsiniz. Ülkenin bütün değerleri elimizden bir bir gidecek. Ekonomik ve sosyal programı kabul etmemiz ve uygulamamız şarttır. Her tarafımız sorunlu; bütçemiz, belediyelerimiz, kamu kurumlarımız, sosyal güvenlik sistemimiz, çalışma sistemimiz, her şeyimizde sorun var. Dolayısı ile eğer ülkemizi bir yere taşımak istiyorsak ekonomik- sosyal programı ciddi anlamda uygulama ihtiyacımız var. Ama en önce güvenmemiz ve bu programı kabullenmemiz gerek.

 

·        YD: Herkes bu program bizim değil diyor... Nasıl sahiplenilecek o zaman?  

·        Dönmezer: Hükümet o çalıştayları yaptı ama iyi kullanamadı. Eğer programın yapılmasında da bizleri katabilselerdi durum farklı olurdu. Bazı sivil toplum örgütleri tepki koydu. Onları içeriye katmak için bazı uygulamalar yapılmalıydı. Tabii zor bir ortam yaşıyoruz. Kimsenin kimseye güveni yok. O yüzden kimse bir araya gelmek istemiyor. Ama herkes biliyor ki bu ülkenin ciddi anlamda programa ihtiyacı var. Ciddi anlamda bizim tasarruf tedbirleri almamız gerekiyor. Ama hükümet bu programı düzgün uygulayacak mı yoksa kendi istediği gibi mi davranacak. Uygulayıcıların halka o güveni vermesi lazım. Kredibıl bir hükümete ihtiyaç var burada. Kredibıl devlet dairelerine ihtiyaç var. Ama programdan başka çıkar yolumuz yoktur. Sahiplenmeme demek faturanın daha da artması demektir. Bugün sahiplenmezsem iki sene sonra daha da kötüsünü sahiplenmek zorunda kalacağım. Bugün Yunanistan’da yaşanan odur ama keşke bir Yunanistan olsaydık. Alt yapı sorunu yok, çevre sorunu yok. Oysa bizim hayat kalitemiz çok düştü. Şu anda birçoğumuzun cebinde para var, villalarda yaşarız ama sokağa adım attığımız an hayat kalitesi sıfırlanıyor. Arabanın yarısına kadar suların içerisine gömülüyoruz. İçme sularımıza ne karıştığı belli değil. Yediğimiz içtiğimiz şeylerin ne olduğu belli değil. Hayat kalitesi iyi olan ülkeler gelişmiştir. Ama biz devletten ne kotarabilirizi düşünürüz; bir tanecik kırsal kesim arsası daha alayım, bir T izni daha alayım, bir işe sokayım torunumu. Bunları yaparken kalitemizin ne kadar düştüğünü görmüyoruz. Devlete benim kalitemi yükselt demiyoruz. Ama cebimize koyduğumuz her şey hayat kalitemizden ödün vermeyi gerektiriyor. Bunun farkında değiliz. Toplumun bilinçlenmesine ihtiyaç var. Dolayısı ile ekonomik ve sosyal program ciddi anlamda ihtiyacımız olan bir şeydir diye düşünüyorum.




‘Turist sayısı artı ancak potansiyel daha büyük’

 

·        Yenidüzen: Üçüncü ülkelerden gelen turist sayısında bu yıl %24 civarında artış olduğu açıklandı. Bunu nasıl değerlendiriyor sunuz? Otellere ne katkısı oldu?

·        Ayşe Dönmezer: Ağustos ayında yabancı yolcu sayısında %20 civarında bir artış var. İzolasyonlardan kaynaklanan, direkt uçuşların olmamasının bir maliyeti var. Bu maliyet hem bizi hem de gelen turistleri etkiliyor. Hükümetin iki yıldır aldığı bir karar var. Başka ülkelerden risk alarak direkt uçuş koyan ve turist getirenlere belli koşullar altında bir ulaşım desteği veriliyor. Geçmişte uygulanan bazı teşvikler vardı, hava yollarına destek veriliyordu ama pek başarılı olmadı. Şimdi hem charteri düzenleyen tur operatörlerine veriliyor destek hem de zamanında ödeme yapılıyor. Bu iki unsur bir araya gelince düzgün çalışmaya başladı. Türkiye’den belli düzeyde artış var ama ben biliyorum ki daha büyük bir potansiyel var Türkiye’de. İngiltere de büyük pazarımız. Bazı sorunlar, Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın iflası, ya da batırılması diyelim bunlar hep etkiledi ve ana pazarımızda bu sene düşüş yaşadık. Ama bu düşüş bize normal yolcu sayısında düşüş olarak yansımadı. Bunun nedeni de az önce bahsettiğimiz desteğin başka ülkelere de yansıması. 14’ün üzerinde farklı destinasyondan yolcu gelmeye başladı charter uçuşlarla. Bu da İngiltere’deki düşüşü elimine etmeye yeterli oldu. Gelen yolcu, konaklamalara da yansıyor. Ağustos’ta Kıbrıs Türk Otelciler Birliği olarak yaptığımız istatistiklerde küçük otellerin %60’lar düzeyinde, büyük otellerin %70-80 düzeylerinde doluluk yaşadığını görüyoruz. Bunlar önemli rakamlardır. Hükümetin 2013 döneminde de bu teşvikleri devam ettireceği konusunda bir taahhütü var. Bu önemli; oteller, otelcilik yapıyor. Müşteri ağırlıyorlar, turist görüyorlar, hizmet sunuyorlar. Yani uzun yıllardır özledikleri işi yapıyorlar. Tabii sorunları çığ gibi büyüyor. Çünkü ülkemizde sorun çözme konusunda pek başarılı değiliz.

 

·        YD: Otellerin sıkıntıları neler?

·        Dönmezer: Uzun yıllar düşük doluluklarla yaşayan oteller kendilerini yenileme konusunda pek başarılı olamadı. Yüksek faizler var, finansal ulaşım zor. Ne uluslararası fonlara ulaşabiliyoruz ne normal bankalardan yararlanabiliyoruz. İpotek isteniyor, faizler yüksek. Bu kadar düşük doluluklarla bu faizleri ödemek pek mümkün değil zaten. Geçmişte Kalkınma Bankası kredilerinde sorunlar yaşandı. Bu yüzden kapanmış olan otellerimiz var. Hâlâ daha sorun yaşayan var.


“Booking.com, otellerimizi siteden attı”

 

·        YD: Ekonomi Bakanı KKTC’nin, kamu bankalarına olan borcu için Ankara’dan yardım istendiğini kaydetti. Böylece bankalar daha fazla kredi dağıtabilecekmiş.

·        Dönmezer: Devlet kamu bankalarından, özel bankalardan, özel sektör yerine büyük miktarlarda borçlandı. Devletin piyasadan çektiği bu para şimdi özele kalmış  olacak geri öderlerse. Yeni bir şey değil bu, geçen dönemki programda da vardı. Bir de otelleri yenileme adına Çukurova Kalkınma Ajansı hibe programı açıklandı bu yıl. 9 otelimiz başvurdu. Bu otellerimiz bir takım harcamalar yaptılar çünkü hibe programının esası %50’sini de siz koyuyorsunuz öz kaynak olarak. Otellerimiz borçlandı ama hâlâ ödeme yapılmadı ajanstan. Bazı kredi dilimleri açıldı yarım kalan otellerle ilgili ama onun da pek başarılı olduğu söylenemez. Dolayısıyle bu kendini yenileme olayı hâlâ gündemdedir. Bunun için develetten destek bekliyoruz. Bir kredi line, bir hibe program olayı açılsın ve düzgün çalışsın. Diğer bir önemli konu ise girdi maliyetlerinin yüksekliği. Elektrik pahalı, hem de voltaj farklılığından herşey bozuluyor ve sürekli trafo yenileme, şu makineyi yenileme gibi şeylere maruz kalıyor oteller. Elektrik ülke için çok önemli bir üründür ve bugün baktığımız noktada bu ürüne ilişkin herhangi bir plan program yoktur. Yiyecek-içecek-gıda fiyatları da çok yüksek. Antalya’daki rakiplerimize kıyasla işçilik maliyetleri de yüksek, ara eleman sıkıntısı var. Üniversiteler bir takım mezunlar veriyor ama onlar da ara eleman ihtiyacını çözecek durumda değiller. Onların pozisyonları, istedikleri iş düzeyleri daha farklı. Bir de satış sorunu var. Online rezervasyon sitelerinden en önemli olan booking.com otellerimizi o siteden atmıştır. Rum arazisi üzerinde yer alan otelleri listesinden çıkarmıştır. Sadece Türk arazisi üzerinde kalanları almıştır ki onlar da dört beş taneyi geçmiyor. Rumların baskısı ile bir kaç siteden daha atılmalar oldu. Bunun  üzerinde Devlet ciddiyetle durmak zorundadır ama maalesef gündemde başka şeyler var ve bu konu üzerinde pek durulmuyor.

“BEN ALTYAPI, SAĞLIK, EĞİTİM SORUNUNU ÇÖZMEMİŞ AZ GELİŞMİŞ BİR ÜLKEYİM”

 

·        YD: Otellerin tanıtımı için ne yapılıyor?

·        Dönmezer: Bu dönem yoğun fuar dönemleri. Otellerimizi temsil etmek adına hazırlanıyoruz. Tabii tanıtımın etkin yapılması için kaynak önemlidir. Bakanlık’ta yeterli düzeyde kaynağın ayrılmadığını görüyoruz. Oysa turizm pek çok sektörümüzü harekete geçiriyor. Ekonomide katma değeri çoktur, yan sektörler gelişir. Pek çok küçük otelimiz bugün çamaşırlarını temizlik şirketlerine vermektedir. Onun dışında otellerimizde animasyonlar başladı; animatörlerimiz gelişti. Hediyelik eşya yaratabilirsiniz. Turizm döviz kazandırır. Ekonomide ödemeler dengesi açığını kapatmada, istihdam yaratılmasında önemli bir yeri vardır. Ada olduğumuz için de özellikle turizmin öne çıkması lazım. Bütün halkın da bunu benimsemesi lazım. Bugün otel çevrelerinin, plajların, deniz suyunun kirliliğinden bahseden turistler var. Bu turistler bir daha gelmeyeceklerdir buraya. Yağmur yağdığında ne hale geldiğimizi görüyorsunuz. Ekonomik sıkıntılar dile getirilince Güney Kıbrıs’ta da aynı şeyler var; işte maaşları kesecekler diyorlar ama Güney Kıbrıs’ın altyapı sorunu yoktur. Ben altyapı, su, çevre, sağlık, eğitim sorununu çözmemiş az gelişmiş bir ülkeyim. Kendimi işte Yunanistan’la, İspanya ile ya da Güney Kıbrıs ile karşılaştırmak kadar bir saçmalık söz konusu olamaz. İstiyorum ki karar vericilerimiz aynayı koysunlar önlerine ve ülkemizin gerçek durumunu görsünler. Gelişmiş ülke nasıl olur bir bakıp ona göre hareket etsinler. 





“Petrol Dolum Tesisi kurulması bu ülkenin yok olması ile eş anlamlıdır”

 

·        YD: Yapılması planlanan Petrol Dolum Tesisi, bölgedeki turizmi-otelleri etkileyecek mi?

·        Dönmezer: Elbette. Bugün düşünülen, yılda yaklaşık 10 milyon ton petrol akaryakıtın orda depolanması. Kalecik’te bir yılda toplam sirkule eden akaryakıt miktarı ise 290 bin metre küptür. Bu 10 milyon metre küpün herhangi bir risk durumunda çevreye yapacağı etkinin ne olacağını siz tahayyül bile edemezsiniz. Kalecik’te var; bu da olsun deniyor. Halbuki bunun boyutu Kalecik’tekinin 4’te 1’dir. Bunun ne anlama geldiğini herkes düşünsün. Kirli Sanayi turizm adasına hiç yakışmaz. İki kilometre ötesinde Bafra var. Kirli Sanayi bölgesinden geçerek Bafra Turizm Bölgesi’ne gideceksin demek nasıl bir mantıktır. Gelişmiş ülkelerde kirlilik sığınağı var. Hayat kalitesini artırmak için kirli sanayilerini az gelişmiş ülkelere kaydırıyorlar. Çevre kuralları daha sıkı ve maliyetleri daha yüksektir. Dolayısı ile bu kirli sanayiler ve petrol dolum tesisleri de bizim ülkemize geliyor. Uygulamalarımız yok, denetimimiz yok ve uluslararası mahkemeye gitme şansımız yok. . Ben tanınmayan bir ülkeyim çünkü. Petrol Dolum Tesisi kurulması  bu ülkenin yok olması ile eş anlamlıdır ve kimse bunu temizleyemez. Ana sektörü turizm olan bir ülkede bu gibi riskli yatırım tesislerini barındırmamamız lazım. Hiçbir katma değeri yoktur, hiçbir yan sanayi de yaratmıyor. Kirlilik olunca bu yatırımcı da kaçıp gidecek CMC’deki gibi ve bana pisliği kalacak. CMC’yi bugün hâlâ çözmedik. Bana hangi zenginlikten bahsediyorsunuz. Cebimizdeki paranın ne anlamı var ki çocuğumuz zehirleniyorsa.




Bir cümleyle

Ekonomi: Sürdürülebilir kalkınma

Para: İyi kullanılması gereken bir araç

Yatırım: Fırsat değerlendirmesi

Döviz: Turizm, yükseköğrenim ve ihracat

Hükümet: Kredibıl(güvenilir) bir hükümet

Özelleştirme: Bazı konularda olmalı

Medya: Kalite, yaratıcılık artmalı

Turizm: Herkes tarafından benimsenmeli

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 635 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler