1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ekonomi hiç görmediği bir resesyon ile karşı karşıya...
Ekonomi hiç görmediği bir resesyon ile karşı karşıya...

Ekonomi hiç görmediği bir resesyon ile karşı karşıya...

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

         Gayem Electronics Ltd.’deyiz bu hafta. Gayem’in Direktörü Ali Erdal Osmanlar ile hem elektronik sektörünün hem de ülkenin nabzını tutuyoruz. 1978 yılında Pioneer’in resmi distribütörlüğünü alan Gayem Electonics, bugün Dünyanın en büyük markaları ile çalışıyor...

Ekonomi hiç görmediği bir resesyon ile karşı karşıya...

 

Dilek ÖNCÜL

 

·        Yenidüzen: Öncelikle Gayem Electronics’i tanıyalım...

·        Ali Erdal Osmanlar: Gayem Elektronik 1978 yılında kuruldu. Kurulduğu zaman ortaklık halindeydi. Bu ortaklık 2000 yılına kadar devam etti. 2000 yılında diğer ortağımız ayrıldı ve biz devraldık. Gayem Elektronik, kurulduğu günden itibaren elektronik cihazların satışı ve tamiri ile ilgilendi. Bunda tabii benim büyük ölçüde elektronik mühendisliği okumam ve mesleği yürütme gayretlerim etkili. Elektronik, beyaz eşya, televizyon, ufak ev aletleri alanında çalışıyoruz. Bunun yanında bir de pek bilinmeyen Tıp Elektroniği alanımız var. İşin büyük bir bölümü Devlet Hastanesi ile yapılıyor. 1978 yılında resmi distribütör olarak Pioneer’in distribütörlüğünü aldık. Distribütörlük olmadığı zamanlarda, kimse Kıbrıs’ın kuzeyini tanımadığı zamanlarda, ilk biz, hiçbir aracı olmadan resmi bir distribütörlük alarak başladık. 1978’den bugüne kadar halen de aynı şekilde elimizde bulunan bütün markaların yetkili temsilcisiyiz ve direkt çalışmaktayız.

“DÜNYA MARKALARIYLA ÇALIŞIYORUZ”

 

·        YD: Distribütörlüğünü yaptığınız başka hangi markalar var?

·        Osmanlar: Zaman içerisinde tabii Pioneer’e başka markalar da ekledik. Sharp var en son çalışmaya başladığımız. Çünkü 3 yıl kadar önce Dünyanın en iyi televizyonunu üreten Pioneer, rekabet koşullarından, kaliteden hiçbir ödün vermediği için, vermek de istemediği için, televizyon üretiminden çıkma kararı aldı. Çok daha ucuza ama kalite açısından mukayese edilmeyecek televizyonlar piyasalara doluştuğu için üretmekten vazgeçtiler. Bu bizi mecburen kaliteli televizyon üreten başka marka arayışlarına itti. Ve Sharp ile anlaştık. Şu anda Dünya’da tek Japonya’da üretilen televizyon olarak, kaliteli televizyon üreticisi olarak durmaktadırlar. Bunun yanında beyaz eşyada Hotpoint-Ariston, İtalyan markası ile çalışmaktayız. Küçük ev aletlerinde De’longhi ve Kenwood; onlar da yine İtalyan markası. Bunun yanında profesyonel ses sistemleri var. Apart diye bir marka ile çalışıyoruz.

“UZUN BİR HUKUK MÜCADELESİNDEN SONRA PİONEER’İN DİSTRİBÜTÖRLÜĞÜNE DEVAM EDEBİLDİK”

 

·        YD: Distribütörlük alırken ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz?

·        Osmanlar: Şimdi gerçekten sıkıntılar vardır. Çünkü bir çok büyük firma, Kuzey Kıbrıs’ın resmen tanınmamış olmasından dolayı bazı sıkıntılar yaşamaktadırlar. Yani buranın tanınmamışlığı hukuki olarak onları nasıl etkileyecektir diye düşünürler ve bunun incelemesini yaparlar muhakkak. Mesela geçmişte biz Pioneer’in distribütörlüğünü aldığımızda, bizim ismimiz de kataloglarda çıkmaya başladığı gün Rum Dışişleri Bakanlığı Pioneer’i dava etti. Ama uzun bir hukuk mücadelesinden sonra davayı kaybettiler ve biz resmi distribütör olarak devam etme şansını bulduk. Bizim o zaman Pioneer adına yaptığımız işlerden memnun olmalarından ve bizim haklarımızı koruma isteklerinden dolayı  çok büyük masraflı olan bu dava büyük bir mücadele sonucu kazanıldı. Düşünün ki karşınızda bir hükümet var ve siz de resmi uluslararası bir şirket, Pioneer. Bunu göze alarak bu davayı yürüttüler ve neticede kazandılar; biz devam edebildik. Tabii bunun bize daha sonra büyük faydaları oldu. Biz bunu emsal gösterdik. Mesela Sharp ile anlaşırken adamlar herşeyde anlaştı bizimle, sadece hukuki sorunu çözmek ise altı ay aldı. Şirkete, Pioneer ile yaptığımız sözleşmeler verildi. Onların hukuk departmanları bu konuyu araştırdı ve evet biz bu işe girersek başımız ağrımaz kararına vardılar. Çünkü bu kadarcık ufak bir pazarda başlarını ağrıtmak istemez adamlar. Problemi eğer kazanımından fazlaysa adam uğraşmaz. İşte o davanın kazanılması bize burada fayda sağladı ve biz şu anda bu markalarla resmi olarak çalışabiliyoruz.

“TÜM GELMİŞ-GEÇMİŞ HÜKÜMETLER, KENDİ PARTİSEL ÇIKARLARINA UYGUN GÖRMEDİKLERİ ŞEYLERİ UYGULAMIYORLAR”

 

·        YD: Ticaret Odası sorunların çözümüne katkı koyabiliyor mu?

·        Osmanlar: Ticaret Odası’nın ticaret adamına katkısı şu anda büyüktür. Ama bu firmalarla olan bireysel problemlerde sadece tavsiyeden öteye geçemiyor. Ticaret Odası bugün resmi olarak tanınan bir kuruluşumuzdur. Belediye’den sonra gelen sanırım ikinci ve son kuruluştur. Ama karşınızda uluslararası şirketler vardır. Menfaatleri icabında bir yerde işe girer veya girmez. O nedenle Ticaret Odası’nın onların üzerinde etkili olabileceği bir durum yoktur. Bizim kendi ülkemizde, ticaret insanının çalışma koşullarını daha iyileştirme açısından hükümete bir çok önerileri vardır. Maalesef bunlar hükümetler tarafından tam olarak pek uygulanmıyor. Uygulansa eminim Ticaret Odası’nın iş insanına çok daha fazla katkıları olabilecektir. Fakat tüm gelmiş-geçmiş hükümetler, iş insanı açısından doğru olan ama kendi bazı partisel çıkarlarına uygun görmedikleri şeyleri o cesareti gösterip uygulamıyorlar. Ben Ticaret Odası Oda Meclisi’ndeyim. Hakikaten takdire şayan işler yapılmaktadır.

“EKONOMİK PAKETLER BUGÜNE KADAR UYGULANAMADIĞI İÇİN GEREKLİ NETİCELER ÇIKARILAMIYOR”

 

·        YD: Alınan mali tedbirler ve 2013-15 yılı ekonomik programı hakkında ne düşünüyorsunuz? Ticaret Odası da geçtiğimiz günlerde 2013-2015 ekonomik programına yönelik bir çalışma yaptı...

·        Osmanlar: Ben yurt dışında olduğum için Oda’nın öneri paketi hakkında çok fazla şey söyleyemem ama şunu söyleyebilirim; ekonomik paketler bugüne kadar tam uygulanmadığı için gerekli neticeler çıkarılamıyor. Biraz daha akılcı davranıp doğru olan şeyleri yapmak durumundayız.  Tabii bu birçok iş adamının belki ilk etapta aleyhine olan şeyler. Ama neticede bir şeyler düzeltmek niyetindeyseniz, onun gereklerini yapmak durumundasınız. Bizde en ufak bir değişiklikte bir taraftan sendikalar başlar kabul etmemeye veya bazı üreticiler vardır, onlar başlar itiraz etmeye. Bizim söylediğimiz şudur: Her ne kadar burası tanınmamış bir yer olsa da insanların alternatifi vardır artık. Yani bugün Türkiye’ye 50 TL’ye uçak bileti vardır. Kimse artık senin dükkanına gelmek zorunda değildir. 50 TL verir sabah gider, Türkiye’den yapar alışverişini, akşama gelir. Sen de burda bekle. Veya üretici. Evet üreticileri destekleyelim ama üreticileri desteklerken diğerlerinin malını pahalı ederek ona fon koyarak yapmayalım bunu. Başka formül bul. Ona de ki ben sana elektriği bedava veririm ama  diğer işletmeler elektriğini ödeyecek dersin, ona itirazım yoktur. Ona sıfırla. İstersen isçisinin ihtiyat sandığını öde, onun malyetlerini düşür, rekabetçi olsun. Ona benim itirazım yok. Benim itirazım bana fon koyması. Bunu yapma. Çünkü benim malımı sen pahalı ettiğinde, alternatif vardır.

 

·        YD: Servis hizmetiniz var. Kalifiye eleman sıkıntısı yaşıyor musunuz?

·        Osmanlar: Kalifiye eleman sıkıntısı vardır. Aşılmayacak bir konu değildir ama. Gerçekten bizim burda kalifiye eleman yok, mecburen yurtdışından  getirtiyoruz. Hem yurtdışından getirdiğin için maaş olarak daha fazla verirsin hem de burdaki giderlerini karşılarsın. Aslında bir çaresi var ve ben bunun bir çalışmasını da yaptım. Türkiye’de çok güzel bir sistem vardır. Tabii bu sistem bütün Dünyada var. Genel bir servis, işi sadece servis olan firmalar vardır. Ne yapar bunlar; gelir size der ki sizin bu bu markalarınızın servisini ben üstleneyim der, parça başına belli bir ücret alır. Ve maliyeti de şu anda bize olan maliyetinden daha azdır. Böyle bir sistem kurabilsek dedim, 5-6 arkadaş ile konuştum; hepsi ne güzel dedi ama iş ciddiye binince şimdilik ben katılmayım oldu. Tabii biz bu düşünceyi bırakmış değiliz çünkü gerçekten kaçınılmaz, yapılması gereken bir şeydir bu. Üzerinde çalışıp belki önümüzdeki yıllarda bu sisteme geçeceğiz. Satan memnun, alan memnun bu sistemde. Bu insanların işi sırf servis olduğu için, personel de iyi eğitilmiş olduğu için bir seferde sorun çözülür. Ümit ederim ilerde biz de geçeceğiz bu sisteme. Maalesef gerçekten kalifiye, düzgün, güvenilir eleman yoktur. Yoksa kim ister yurtdışından adam getirsin ve kendine daha fazlaya mal olsun.

 


Bugünlerde ekonomimiz gerçekten hiç görmediği bir resesyon ile karşı karşıyadır”

 

·        YD: Ülkemizde var olan ekonomik durum sizi etkiliyor mu?

·        Osmanlar: Etkilemez dersek zaten doğru olmaz. Yani bugünlerde ekonomimiz gerçekten hiç görmediği bir resesyon ile karşı karşıyadır. Bütün iş insanları, en ufak köşedeki bakkaldan tutun büyük müesseselere kadar gerçekten zor günlerden geçmektedir. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Genel global krizin yanında biraz daha kapalı bir ekonomiye sahip olmamızdan dolayı artı bazı etkenler bizi etkilemektedir. Bizim burda çok rekabetçi bir pozisyonda olmamız gerekir. Çünkü bir tarafımızda komşu Güney Kıbrıs bizden pay kapmaktaya çalışmaktadır. Diğer tarafımızda da Anavatan. Onun korkunç rekabetçi bir gücü vardır orda ve biz bu iki piyasanın arasında ezilmeden gitmek durumundayız. Çünkü ikisi de bizden büyük. İşte bizim burda iş insanı olarak üzerine vurgu yaptığımız şey Devletimizin, iş insanının önünü açıcı ne varsa  yapması gerektiği noktasıdır. Çünkü neticede bu iş insanları, iş yapabilirse devlete gelir getirebilecektir. Yanlış olan bir konu var; ilave fonlar koyarak vergi arttırmaya çalışmak. Sen istersen %100 fon koy, zannet ki %100 gelirlerini artıracaksın. Halbuki eskiden beş lira gelirin varsaydı sen fonu koyduğun anda  alışveriş obür tarafa kayacak ve sen o beşi de alamayacaksın; üçe ikiye indireceksin. Bunu bilhassa ekonomiyi yönlendiren siyasilerin iyi değerlendirmesi gerekir. Güney’dekileri, Türkiye’deki insanları buraya nasıl çekebilirizin hesabını yapmaları gerekmektedir ve bunun için de gerçekten yollar vardır. Burayı serbest bölge haline getirip, Devletin gelirlerini ortadan kaldırıcı değil ama dengeleyici ve hacmi artırıcı -hacmi artırınca gelirler de dolayısı ile daha artacaktır- önlemlerle bir alış-veriş cenneti yaratabiliriz. Bizim burda büyük sanayi olmaz. Burda geçerli hizmet sektörü ve ticaret sektörüdür. Yani bu iki sektör üzerinde oynaman gerekir senin Devlet olarak ki burda sen bir canlılık yaratabilesin. Bizim Devletimizin şu  anda düşünmesi gereken ve üzerinde kafa yorması gereken bence budur ve eğer bunu doğru dürüst yapabilirlerse, her ay Türkiye’den maaş gelecek mi derdinden de kurtulabilecekler. Yani ne kadar acıdır düşünebilir misiniz. Her ay düşünün acaba o maaş gelecek mi, acaba verilebilecek mi? Dolayısı ile bu piyasaya da yansır. Mesela geçen sene 13. Maaşta yaşanan o belirsizlik. Ticaret insanı olarak hemen hemen herkesin en iyi dönemi o yılbaşı dönemidir, 13. Maaş dönemidir. Tamamen boş geçti o ay. Bizim normalde daha önceki yıllarda yaptığımız satışın %60’ını ancak yapabildik ve tek neden de o 13. Maaş belirsizliği idi. İnsanlar ister istemez kabuğuna çekilir. Halbuki Devletin hiç buna fırsat vermemesi gerekir. İnsanları özendirsin, herkes para harcasın anlamında değil ama insanlara gereksiz korku veya endişe yansıtmaması lazımdır. Ama tabii en önemlisi o dışardan maaşı beklemeden kurtulman lazımdır. Burada ticaret geliştirilerek bizim Devletimiz bundan kurtulabilir. Bugün mesela bizi bekleyen çok büyük bir tehlike vardır Güney kesiminden. Bir kısım Çinli iş adamı Güney Kıbrıs’ta çok büyük bir serbest bölge oluşumuna gidiyorlar. Tabii onun amacı büyük bir ihtimalle Avrupa’ya daha rahat servis yapabilmedir ama niye Güney Kıbrıs’ı seçtiler? Bu, belli ki, Güney Kıbrıs devletinin bir becerisidir. Bu adamlara sunduğu imkanlardır. Bu tabii ki bizim ticaretimizi de etkileyecektir.

 


“Devlet, alacağı kararlarda, muhakkak o işi fiilen yapan insanlarla fikir alışverişinde bulunmalı”

 

·        YD: Son olarak eklemek istediğiniz...

·        Osmanlar: Gerçekten ülke olarak zor günlerden geçmekteyiz. Bu günler devlet ile yardımlaşarak atlatılabilir. Devletin, iş insanlarına, ama üreticidir ama ticaret adamıdır  elinden gelen azami yardımı yapması ile bu olur. Bürokratik formaliteleri azaltmak, girdileri ucuzlatmakla olabilir; nasıl yapılabilirse. Tabii en önemlisi devletin alacağı kararlarda muhakkak o işi fiilen yapan insanlarla, fikir alışverişinde bulunmasıdır. Ticaretse ticaret insanları, Ticaret Odası ile konuşarak fikirlerini alarak bir senteze gitmeli. Oturup da kendi başına işte şunu şöyle yapalım demekle olmuyor. Bir de işin içinde olan insanların firkirlerini almaları gerekmektedir diye düşünüyorum.

 


Bir cümleyle

Ekonomi: Gelecek karanlık

Para: Bugünlerde ulaşılması zor

Döviz: İyi

Hükümet: Yardımcı olsun

Ticaret Odası: Çok iyi

Medya: Kötü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1040 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler