1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Eğreti ama güzel!
Eğreti ama güzel!

Eğreti ama güzel!

“40 yılı aşkın bir süre devam eden sorun artık bitmelidir… Rum tarafı şimdiye kadar çıkan anlaşmalara hep ‘hayır’ dedi. En son Annan Planı’na da ‘hayır’ dedi… Ekim’de artık bu iş bitebilir... Rum taraf

A+A-

“40 yılı aşkın bir süre devam eden sorun artık bitmelidir… Rum tarafı şimdiye kadar çıkan anlaşmalara hep ‘hayır’ dedi. En son Annan Planı’na da ‘hayır’ dedi… Ekim’de artık bu iş bitebilir... Rum tarafının yaptığı gibi zamana oynamanın artık bir faydası yok. Dünya farkında değilmiş gibi hareket edilemez, Dünya bunun farkındadır… Oyalamanın artık mümkün olmayacağını Genel Sekreter artık hissettirmiştir. Son Zirve’de Genel Sekreter; “Ekim sonunda bir sonuca ulaşın, ulaşır veya ulaşmazsınız, ben sizi Ekim sonunda bekliyorum.” dedi… Artık Kıbrıs Türk ve Rum halkının da sabrı kalmamıştır. Son süreçten sonra Kıbrıs Türk halkında bir umut yeşermiştir. Ekim’de bir şey olmazsa bu umudun sürmesini bekleyemem.”

Bu sözler Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na ait. Tam kelimeler değil ama dün NTV’nin canlı yayınında Eroğlu’nun Selim Sayarı’ya söyledikleri aşağı yukarı böyleydi. Nereden nereye? İnsan şaşırır değil mi? Ama bu şaşkınlık Eroğlu’nun olumlu yönde ilerlemesinden duyulan şaşkınlık. Saray’a oturmadan önceki Eroğlu ile Cumhurbaşkanı olduktan sonraki Eroğlu arasında 180 derecelik fark var. Ancak dediğim gibi bu fark ve değişim olumlu yönde… Bu olumluluk en azından sözlerine yansıyor. Beyninin arkasındaki gerçek isteğinin ne olduğunu bilemeyiz ama kamuoyuna yansıyan tavır bu yönde… Yani artık bu işin uzun sürdüğü, artık bitmesi gerektiği, Rum tarafının zamana oynaması gibi bir durumun artık kalmadığı, dünyanın bunun farkında olduğu, BM Genel Sekreteri Ban’ın da zaman sınırı koyduğu ve bu yıl, bu işin artık bitmesi gerektiği gibi sözlerin Eroğlu’nun ağzından çıkması çok garip gelse de işte hayatın ve siyasetin cilveleri bunlar.  

Oysa ne diyordu Eroğlu, Saray’a gitmeden önce? “Çözümsüzlük çözümdür… Bizim acelemiz yok. Çözüm olacak diye bir zaman sınırlaması koyamayız… KKTC’yi tanıtmak için uğraşacağız… Çözüm 74’te gelmiştir…. Bir karış toprak verilemez… Falan filan….”

Şimdi ne diyor? “Ekim’de bir şey olmazsa kendi yolumuza bakarız” sözlerini satır aralarında söylese de önceliği ‘çözümü sağlamak’ gibi ifadelere yer vererek karşımıza çıkıyor. BM Genel Sekreteri Ban’ın zaman sınırlaması koymasından memnun bir şekilde konuşuyor, halkının artık bu sorundan bıktığını söylüyor, şimdi halkın yeniden ‘umut’ ışığı gördüğünü ifade ediyor, bir karış toprak vermeyen Eroğlu, şimdi ‘toprak konuşalım’ diyor, Talat’ın yaptığı önerileri hatırlatıyor vs… Eroğlu’nun ağzından duymaya alışık olmadığımız çözüm, umut sözlerini duyuyoruz. Belki biraz eğreti duruyor ama benim hoşuma gidiyor vesselam…

Evet, doğrudur… Eski dönemler kadar olmasa da yani Annan Planı dönemi gibi olmasa da son Zirve, beklenmedik bir durum ve umut ışığı yarattı. Kesin tarihler vardı Ban’ın açıklamasında ve kesin niyet vardı. “Ekim sonuna kadar bu işi bitirin, yoksa ben artık yokum” anlamına giden ifadeler. Ve ‘Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanı olacağı Temmuz 2012’den önce de çözümün kesin bulunması gerektiği yönünde baskı var. Eroğlu, BM’nin bu beklentisini Ankara’nın da dürtmesiyle gördü gibi… Tabii Ankara son yıllarda pasif bir duruma geçtiği AB ile ilişkiler ve Kıbrıs’ta ‘bir adım önde olma’ politikasını tekrardan yürürlüğe koydu mu onu da önümüzdeki günlerde daha açık göreceğiz gibi geliyor.    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 677 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler