1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Eğitimimiz Ne Kadar Eğitim?
Eğitimimiz Ne Kadar Eğitim?

Eğitimimiz Ne Kadar Eğitim?

Ülke olarak birçok sıkıtılar çekiyor, birçok sorunlar yaşıyoruz… Şüphesiz ki bu sıkıntıların temelinde; kalkınmamışlık, dünya toplumu olamamamız ve ne yazık ki ülkeyi yönetenlerin her anlamdaki başarısızlığı yatmaktadır. Peki, ama neden bir tür

A+A-

 

Ülke olarak birçok sıkıtılar çekiyor, birçok sorunlar yaşıyoruz… Şüphesiz ki bu sıkıntıların temelinde; kalkınmamışlık, dünya toplumu olamamamız ve ne yazık ki ülkeyi yönetenlerin her anlamdaki başarısızlığı yatmaktadır.

 

Peki, ama neden bir türlü kalkınamıyoruz? Bir türlü dünya vatandaşı olamıyoruz… Neden sıklıkla kötü yöneticileri iş başına getiriyoruz? Eminim ki herkesin bu sorulara birçok yanıtı vardır. İşte benim yanıtım. Bir ülkenin ekonomik kalkınmasını o ülke halkının, kişisel ve toplumsal gelişmesine bağlıdır. Bu gelişmenin temelinde de “nasıl bir birey, nasıl bir toplum istiyoruz?” sorusuna verilen yanıt vardır. Ne yazık ki bu yanıtta, istediğimiz birey ve istediğimiz toplumu yaratacak eğitim yapılanmamız yoktur… Çünkü eğitim dediğimiz şey aslında şunlardır:

 

·   Eğitim, rast gelelikten uzak, ciddî plânlama ve programlamayı gerektiren bir iş olmalıdır. (Eğitim sisteminin ülke kaynaklarının büyük bir kısmını tükettiği göz önüne alınırsa, ne kadar bilimsel bir plânlamanın yapılması gerektiği ortaya çıkar).

 

·   Eğitim maksatlı olmalıdır. Eğitimin belirlenmiş hedeflere ulaşması gereklidir.

 

·   Eğitim sistemi ideal insanı yetiştirecek bir ideal eğitim anlayışına sahip olmalıdır.

 

·   Eğitim sisteminin amaçları, toplumun ihtiyacı olan nitelikli insan gücü yetiştirmek olmalıdır.

 

·   Eğitim, günübirlik politikalardan uzak, siyasî düşüncelerden arındırılmış ve uzun vadeli olmalıdır.

 

·   Eğitim, toplumun kültürünü yansıtmalıdır. Bu toplumun değer yargılarını içermeli, yapısına uygun olmalıdır. Kendi toplumunun kültürünü, sosyal, ekonomik, coğrafi, tarihi sorunlarını içermelidir.

 

·   Eğitim sistemi içersindeki programlar deneme-yanılma yoluyla oluşturulmuş programlar değil; akılcı, mantıklı, bilimsel programlar olmalıdır.

 

·   Eğitim tartışma, sorgulama, hoşgörülü davranma, delil bulma, lider olma, sorumluluk alma, demokrasi ve insan hakları özümseme ile ilgili kazanımları içermeli, üst düzey düşünme becerilerini öğretmeyi odağına almış bir anlayışa sahip olmalıdır.

 

·   Eğitim, yeni paradigmaya göre şekillenmiş, çağdaş eğitim kuramları ile uyum sağlamış bir sistem olmalıdır.

 

Şimdi kararı siz verin, eğitimimiz ne kadar eğitim?

 

 

BURAYA DİKKAT   

 

 

Okullar Taşımak

 

 

“Hala Sultan İlahiyat Koleji” ve külliye tartışmalarına yeni bir boyut daha eklendi. Okulların taşınması…

 

Başbakan Sayın İrsen Küçük, Haspolat’ta külliye projesini tek başına düşünmemek gerektiğini, Lefkoşa merkezdeki okulların bir kısmının da oraya taşınacağını ikinci kez basına deklare etti. Üstelik bu kez biraz daha fazla detay vererek… Başbakan’ın açıklamalarına göre, TC Lefkoşa elçiliğinin civarındaki meslek liselerinin, Lefkoşa’nın “Domuzcular Burnu” denilen bölgeye, diğer okulların da Haspolat’a taşınacak... Okulların boşattığı çok kıymetli arazilere de alış-veriş merkezleri yapılarak, büyük gelirler elde edilmesi sağlanacak…

 

Meslek liselerinin; açılması ve/veya kapanması gereken bölümleri de dahil, yaşam boyu eğitim anlayışını içeren bir anlayışla, yeniden yapılanmasının ve kampüsleştirilmesinin, desteklenmesi gereken bir uygulama olduğunu söyleyebilirim. Ancak sırf bulunduğu arazi kıymetlidir diye, bir okulu başka bir bölgeye taşımak düşünülemez bile…

 

Okulların hangi kademe ve düzeyde, hangi bölge ve mekanda, hangi yapıda ve binada olacağı bir eğitim planlaması sonucunda belirlenir. Dahası okulu, okul yapan bulunduğu bina ya da bölge değil bünyesinde yürütülen eğitim öğretim faaliyetleridir. O okuldaki öğrencilerin aldığı eğitim hizmetinin niteliğidir…

 

Bugün şehrin merkezindeki okullara, öğrencileri taşımakta güçlük çeken bir yönetim, şehrin dışında konuşlanmış birden fazla okula öğrencileri nasıl taşınacak? Ama olsun sorun değil, Lefkoşa’nın göbeğinde mükemmel bir alış-veriş merkezimiz olacak ya… Mükemmel okula ne gerek var…

 

 

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

 

%87’si Öğretmen Olmak İstemedi

 

Son dönemde Türkiye’deki öğretmen maaşlarının yükseltilmesi ve ek ders ücreti uygulamasının varlığı öğretmenlik mesleğini daha bir talep edilir hale getirdi. Ancak Türkiye’de öğretmen olarak atanmanın oldukça sıkıntılı bir süreç olduğunu biliyorsunuzdur. Öncelikle bir eğitim fakültesi mezunu olmanız gerekiyor. Sonra KPSS’den geçer not almalısınız. Bütün bunlardan sonra da atamanızın yapılmasını beklemesiniz… 300 bin civarında atanma bekleyen öğretmen adayı olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’de öğretmen olarak atanmanın ne deneli sorunlu olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor…

 

İşte bütün bu sorunlar yumağından geçip öğretmen olarak atanan bazı öğretmen adayları ise görevlerini kabul etmedi. İlginç değil mi? Aslında pek ilginç değil. Çünkü bütün bir eğitim yaşantınız boyunca öğrendiklerinize, yaşam biçiminize, dünya görüşünüze taban tabana zıt bir alanda görev yapmak istememek oldukça doğal…

 

Yazının şu ana kadarki kısmından henüz bir anlam çıkaramamış olabilirsiniz. Hemen esasa geliyorum: Türkiye’de 15 bin 934 öğretmenin ataması yapıldı. Ancak KPSS’yi geçmiş “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” öğretmeni olma hakkı kazanan 3 bin 473 kişiden sadece 466’sı öğretmen olmayı kabul etti. Başka bir ifadeyle “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” öğretmeni olarak ataması kesinleşen öğretmen adayından %87’si bu görevi kabul etmedi. Neden acaba? 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1276 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler