1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. EĞİTİME ‘YABANCI’ KALDILAR
EĞİTİME ‘YABANCI’ KALDILAR

EĞİTİME ‘YABANCI’ KALDILAR

Ülkede gerek çalışmak, gerekse de eğitim görmek için yerleşen yabancı uyruklu ailelerin çocukları, devlet okullarında ‘dil bariyeri’ ile karşı karşıya kalıyor. YENİDÜZEN’e konuşan aileler, çocuklarının okulda yaşadığı sorunları anlatıyor.

A+A-

Dila ŞİMŞEK

Ülkede gerek çalışmak, gerekse de eğitim görmek için yerleşen yabancı uyruklu ailelerin çocukları, devlet okullarında ‘dil bariyeri’ ile karşı karşıya kalıyor.

YENİDÜZEN’e konuşan aileler, ülkeye taşınmaları ile başlayan dil sorununu, devlet okullarında okuyan çocuklarının yaşadığı sıkıntıları anlattı.

Bangladeş’ten üç sene önce Kıbrıs’a gelen Samanta Aktern, bir buçuk sene önce yanına getirdiği oğlu Mohammad Sayafat Ali’nin, “Türkçe konuşan arkadaşları olmasaydı” çok daha fazla zorlanacaklarını söyledi.

Zimbabwe’den yine üç sene önce, eğitim görmek için ülkeye gelen Nomsa Chitauro, oğlu Gracean’ı da yanında getirdiğini, dil sorunu yüzünden onu mecburen özel okula gönderdiğini kaydetti. Özel okulların pahalılığı nedeniyle, maddi sıkıntılar yaşayarak oğlunu devlet okuluna yazdıran Chitauro, “Oğlum kaç kere okuldan ağlayarak geldi” dedi.

 

3 bini aşkın yavancı uyruklu öğrenci…

Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın, 2018-2019 akademik yılı verilerine göre, üniversiteler dışında toplam 51 Bin öğrenci vardı. Bu öğrencilerin neredeyse 35 Bini KKTC yurttaşı, 13 Binden fazlası TC yurttaşı, 3 Bini aşkını ise diğer uyruklu yurttaşlardan oluştuğu kaydedildi.

Bu öğrencilerin 40 Bini kamu okullarında, 10 Bini ise özel okullarda eğitim gördüğü belirtilmişti.

2019-2020 verileri henüz kamuya yansımazken, resmi olmayan verilere göre mevcut öğrenci sayısının 53 Bini aştığı öğrenildi.

 

Mohammad Sayafat Ali’nin annesi Samanta Aktern:

“Sayafat geldiğinde 2. sınıf olması gerekiyordu ama birinci sınıfta başlamak zorunda kaldı”

Bangladeşli Samanta Aktern, üç sene önce Kıbrıs’a çalışmak için gelmiş.

İlk geldiğinde, oğlu Mohammad Sayafat Ali’yi yanında getirememiş. Bir ağılda işçi olarak çalışmaya başladıktan sonra, bir buçuk sene önce oğlunu da yanına almış. “Önce gelip çalıştım, bir yerden bir yere taşınmak kolay değil. Şimdi seralarda çalışıyorum, çalıştığım çiftlikte yaşıyoruz. Buraya gelip, birçok kişinin çocuğunu getirdiğini gördükten sonra, işverenimle konuşarak oğlumu getirmek istediğimi söyledim" diye anlattı.

Şimdi 9 yaşında olan tek oğlu Sayafat’ı, yakın olmasından dolayı Haspolat İlkokulu’na yazdıran Aktern, “Oğlum Türkçe konuşan komşularımızın çocukları olduğu için çok şanslıydı. Her gün birlikte oyun oynadıkları ve vakit geçirdikleri için, okul dışında sürekli pratik yapmış oluyordu. Benim Türkçem şimdikinden daha zayıftı ve ona yardımcı olamıyordum. Şimdi de Türkçe okuma yazma bilmiyorum ama biraz konuşabiliyorum” dedi.

 

“Oğlumu özel bir okula yazdırmak istedim ama çok pahalıydı, karşılayamayacağım için devlet okuluna yazdırdım”

Aktern, oğlu Türkçe konuşan çocuklarla arkadaşlık kurmasa, okulda çok zorlanacağını ifade ederek, “Okulda tüm dersler Türkçe. Sadece özel okullarda İngilizce ders veriliyor. Bu yüzden özel bir okula yazdırmak istedim ama çok pahalıydı, karşılayamayacağım için devlet okuluna yazdırdım. Oğlum hem ülkesinden taşındı, hem yeni bir ortama alışmaya çalıştı, hem başka bir kültür ve dil öğrenmeye, hem de diğer çocuklar gibi Matematik ve Hayat bilgisi öğrenmeye çalıştı. Diğer çocukların kendi dilinde görüp zorlandığı konuları, başka bir dille anlamaya çalıştı. Buna rağmen derslerinde çok başarılı” şeklinde konuştu.

Okul öğretmenlerinin çok emek verdiğini kaydeden Aktern, öğretmenlerin Sayafat’ı bir alt sınıfın derslerine de ara ara katılmasını sağlayarak ve sınıfta ilgilenerek ona yardım ettiğini ifade etti.

“Sayafat geldiğinde 2. sınıf olması gerekiyordu ama birinci sınıfta başlamak zorunda kaldı, çünkü hiç Türkçe bilmiyordu. Ama oğlum beklediğimizden daha hızlı öğrendi dili ve birkaç ay içinde tekrar ikinci sınıfa alındı” dedi.

 

“Ödevlerini yapıyor kontrol edemiyorum”

Oğlunu özel derse göndermek ve bire bir ilgilenmek istediğini belirten Aktern, “Ama araba yok, masraflar çok, derse götürüp getirmeye işimden izin alamıyorum. Haftada sadece bir gün izin günüm var, çocuğumun dersleriyle gerektiği kadar ilgilenemiyorum. Ödevlerini yapıyor kontrol edemiyorum. Okul otobüsü evimize kadar gelmiyor, Sayafat uzun bir mesafeyi tek başına yürümek zorunda kalıyor…” diye yaşadıkları tüm sorunları aktardı.


 

Gracean Tantswa’nın annesi Nomsa Chitauro:

“Oğlum özel okuldayken de, devamlı yaşça büyük öğrenciler tarafından zorbalığa maruz kalıyordu”

Zimbabweli Nomsa Chitauro, yükseköğrenim eğitimi için üç sene önce oğlu Gracean Tantswa ile birlikte ülkeye gelmiş. İlk geldiklerinde, oğlunu bir özel okula yazdıran Chitauro, giderek pahalılaşan ücret yüzünden çocuğunu devlet okuluna yazdırmak zorunda kalmış. “Oğlum özel okuldayken de, devamlı yaşça büyük öğrenciler tarafından zorbalığa maruz kalırdı. Devlet okuluna geçtiğinde, kısmen bu sorun azalsa da, yine de çevresindeki diğer çocuklara göre daha fazla çocuklar tarafından sözlü ve fiziksel şiddet gördü. Kaç kere diğer çocukların oğlumu hırpalaması sonrası okul yetkilileri ile görüştüm, yapan çocuğu uyaracaklarını söylediler ama hiçbir geri dönü, haber alamadım. Çocuğum kaç kez okuldan eve ağlayarak geldi. Yaşanan sorunları çözmek için ne yaptıkları konusunda hiçbir bilgi alamadım” diye anlatmaya başladı.

 

“Veli toplantılarına katılamıyorum, çocuğumun durumunu soramıyorum, ödevlerine yardım edemiyorum…”

Chitauro, oğlunun şu anda Türkçe konuşabildiğini, ama yine de çok iyi derecede olmadığını söyledi. Kendisinin dili hiç bilmediğini ifade ederken, oğlunun da okuma ve yazmada zorluk çektiğini belirtti. Oğlunun yine de her gün ödevlerini yaptığını ve elinden geldiğince iletişim kurmaya çalıştığını kaydeden Chitauro, “Bu durum aileler için de çok zor çünkü veli toplantılarına katılamıyorum, çocuğumun durumunu soramıyorum, ödevlerine yardım edemiyorum… Okulda bir etkinlik yapıldığında katılamıyorum, bazen bir etkinlik yapılıyor ve haberim bile olmuyor, katılsam da hiçbir şey anlamadığım için verimli bir veli olamıyorum” şeklinde konuştu.

Oğlu Gracean’ın Türkçe konuşan bazı arkadaşları olduğunu söyleyen Chitauro, çocuğunun onlarla Türkçe konuştuğunu dile getirdi. “Oğlum İngilizce alfabe öğrenirken, bu birden Türkçeye dönünce zorlandı. Buna rağmen notları oldukça güzel. Açıkçası ben hiç yardımcı olamıyorum çünkü anlayamıyorum” dedi.

 

 “Anne bazen bir şey olduğunda, sadece ben sorumlu tutuluyorum, sadece bana kaba davranıyorlar”

Chitauro, bazı öğretmenlerin okulda oğluna yardım ettiğini ifade ederken, “Okullarda bizlerle de iletişim kurabilecek temsilcilerin olması çok iyi olurdu. Çünkü bazen ben de, oğlum da bir sorun yaşadığımızda veya bir şey danışmak istediğimizde iletişim kuramıyoruz. Gracean şimdi üçüncü sınıfa geçti, İngilizce dersi de almaya başladı. Bunun onu biraz rahatlatacağını umuyorum” şeklinde konuştu.

Oğlunun sadece diğer çocuklar tarafından değil, zaman zaman öğretmenler tarafından da ayrımcılığa uğradığını kaydeden Chitauro, “Bunu birkaç kez yaşadık. Oğlum okul bittiğinde sınıftan çıkarken, masasını dağınık bırakmıştı. Öğretmeni tabii ki böyle bir durumda onu uyarmalı ve ona etrafını düzenli tutması gerektiğini öğretmeli, bunda hiçbir sakınca yok. Aksine bence çok iyi bir şey… Ama bunu söyleme tarzı, diğer çocuklara davrandığından daha kaba olması beni endişelendirdi. Ona toplamadan çıkamayacağını söylemiş, ama o toplamakla geciktiği için otobüse yetişememiş ve eve kadar yürümek zorunda kalmış. Bazen ona biraz fazla yüklendiklerini düşünüyorum. Oğlum birçok kez bana, ‘Anne bazen bir şey olduğunda, sadece ben sorumlu tutuluyorum, sadece bana kaba davranıyorlar’ dedi… Bu yaştaki bir çocuğun, aradaki farkı hissedebilmesi ve anlayabilmesi, gerçekten kötü bir durum yaşandığını gözler önüne seriyor bence. Özellikle diğer çocuklarla futbol oynarken, ‘bilinçli’ olarak itip kaktıkları çok oldu…” diye yaşadıkları tüm sorunları anlattı.

Bu haber toplam 2773 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler