1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Eğitimde Fırsat Eşitliğine Ne Kadar Yakınız?
Eğitimde Fırsat Eşitliğine Ne Kadar Yakınız?

Eğitimde Fırsat Eşitliğine Ne Kadar Yakınız?

Biliyorum “mutlak eşitlik” yok, ama “fırsat eşitliğine” yaklaşmak da olanaklıdır. Ülkelerin eğitim sistemleri “fırsat eşitliğine” ne kadar yaklaştıklarıyla değerlendirilmektedir. Acaba bizde de böyle mi? Bu konuda fark

A+A-

 

 

Biliyorum “mutlak eşitlik” yok, ama “fırsat eşitliğine” yaklaşmak da olanaklıdır. Ülkelerin eğitim sistemleri “fırsat eşitliğine” ne kadar yaklaştıklarıyla değerlendirilmektedir.

Acaba bizde de böyle mi? Bu konuda farkındalık var mı?

2011 yılına ait YGS-LYS sonuçları açıklandı. Türkiye ve KKTC’den okulara göre sınava katılan öğrencilere aldıkları paunlar ve sıralamalar verildi. Eğitimin niteliğini gösteren bir ölçüt olmamakla birlikte, öğrencilerin üniversiteye girmelerini belirlemesinden dolayı, yani sonuçları itibarıyle ölçüt olarak alınabilir. Yanı sıra tüm öğrencilere bellirli bir zamanda ortak olarak uygulandığından değerlendirilebilir. Sonuçların, 2011yılında 12. sınıfta öğrenim gören öğrenci istatistikleriyle birlekte ele alınması, daha anlamlı sonuçlar çıkarılmasına ve değerlendirmeler yapılmasına neden olacaktır.

2010-11 öğretim yılında 12. sınıflara ait çağ nüfusu 2525’tir. Liselere gidenler 1312(%51,96), meslek liselerine 927 (%36,71), özel liselere gidenler ise 286’dır (%11,32).

Genel liseler üç kategoride ele alınabilir. Birincisi, şehir merkezlerinde bulunanlar: Anafartalar, Kurtuluş, Namık Kemal ve Lefkoşa Türk Lisesi. İkincisi, merkez dışında kırsalda bulunanlar: Erenköy, İskele Bekirpaşa, Lapta Yavuzlar, Lefke Gazi, Akdoğan Polatpaşa, Değirmenlik, Geçitkale Cumhuriyet liseleri. Üçüncü ise sınavla öğrenci alanlar: Güzelyurt Türk Maarif  Koleji (TMK), Gazimagusa TMK, Lefkoşa TMK, Girne 19 Mayıs TMK, Bülent Ecevit Anadolu Lisesi (BEAL), 20 Temmuz Fen Lisesi, Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi (LAGSL).

2011 yılında kırsal kesimdeki liselerde öğrenim gören 197 öğrenciden, 174’ü sınavlara girdi, 39’u dört yıllık lisans programına yerleşti. Üniversiteye girme oranı öğrenim görenlere göre %19,79, sınava girenlere göre %24,41’dir.

Merkez liselerde öğrenim gören 470 öğrenciden 332si sınava girdi, 102’si dört yıllık lisans programlarına yerleşti. Üniversiteye girme oranı öğrenim görenlere göre %21,7, sınava girenlere göre %30,72’dir.

Sınavla girilen kolejler ve BEAL’de öğrenim gören öğrenci sayısı 645, sınava girenler 468, lisan programlarına yerleşenler ise 312’dir. Üniversiteye girme oranı öğrenim görenlere göre %48,37, sınava girenlere göre %66,66’dır.

Buna göre merkez ve kırsaldaki liselerde 667 (%50.83) öğrenci, sınavla girilen okullarda ise 645 (%49.16) öğrenci öğrenim görmekte idi. Kırsal ve merkez liselerde öğrenim gören öğrencilerin üniversiteye girme oranı %21.13, kolejler ile BEAL’de bu oranı %48,37’dir. Sınava girenlerin sayısına göre merkez ile kırsalda %27,86; kolejler ile BEAL’de %66,66’dır.

Meslek liselerinde öğrenim gören öğrencilerin %0,86 dört yıllık lisans, %0,21’i iki yıllık önlisan programlarına yerleşti. Sınavsız programlara geçiş yapanların oranı ise %12,51

Levent, Yakın Doğu ve Girne Amaerikan kolejlerinden YGS ve LYS sınavlarına öğrenci girdi. Doğu Akdeniz Koleji’de 54 öğrencinin öğrenim görmesine rağman sınava giren öğrenci bulunmamaktadır. 2011’de özel kolejlerde öğrenim gören öğrenci sayısı 286, sınava girenler 78, yerleşenler 23’tür. Buna göre özel kolejlerde öğrenim görenlerin %8,04’ü, sınava girenlere göre %29,48’i oranında lisans programlarına yerleştiler.

Bu sonuçlara göre merkez ve kırsal liselerde öğrenim gören öğrencilerin, sınavla öğrenci alan okullara göre üniversiteye girme olanağı iki kat daha azdır. Devlet kolejleri Türkiye ve üçüncü ülkelere öğrenci hazırlamaktadırlar. Özel kolejler ise daha çok kendi üniversiteleri ile İngiltere, ABD gibi üçünü ülkelere öğrenci hazırlamaktadırlar.

Aslında bu sonuçlar toplumsal katmanlaşmaya göre eğitimin de katmanlaştığını göstermektedir. Kırsal ve merkezdeki genel liseler ile meslek liseleri genellikle işçi sınıfının, asgari üçretlinin, köylünün, göçmen işçi ailelerinin çocuklarının devam ettiği okullara dönüşmüştür. Sosyo-ekonomik seviyesi daha iyi olan ailelerin çocukları ise devlet ve özel kolejlere gitmektedirler.

Mevcut eğitim ve sınav sistemi sosyo-ekonomik seviyesi iyi olanlara yaramaktadır. Bir öğrencinin alacağı eğitim miktarı ve niteliği kendi yetenekleri doğrultusunda değil, ailesinin sosyal kökenleri ve ekonomik gücüne göre belirlenmektedir.

Kırsal ve merkez liselerden üniversiteye gitme oranı aynı olmayabilir, ancak olanaklar yakın ya da benzer olmalıdır.

Bu öğrenciler genellikle ailelerinden miras aldıkları dünya görüşü, dil kalıpları, kültürel değer yargıları, ekonomik sorunlar arasına sıkışmaktadırlar. İletişim kurmak isteseler de farklı değer ve norumlara sahip olduklarından okulla, öğretmenle aynı kanalı kullanamamaktadırlar. Okulu, oteriteyi reddedici duruma düşebilmektedirler. Gördükleri eğitimle gelecekteki yaşamları arasında bağ kurmakta zorlanmaktadırlar. Okulun kendilerine sıkıntıdan başka birşey vermediği düşüncesiyle bir an evvel hayata atılmak, iş yaşamına geçmek isteye bilmektedirler. Zamanla ağır çalışma koşulları ve düşük ücret gerçeğiyle yüzyüze geldikçe, hele aileye sahip olduktan sonra eğitimde kaçırdığı fırsatların ne olduğunu anlayabilmektedir. Çocuklarına eğitimin çıkış yolu olduğunu anlatmaya çalışsalar bile, eğer sistem değişmezse kendi anne-babaları kadar ancak başarılı olabileceklerdir.

İnsan biyolojik olduğu kadar sosyal, psikolojik ve kültürel bir varlıktır. Eğitim sistemleri insanı tüm boyutuyla ele almalıdır. Sınavla eleyerek eğitime erişme olanağı sağlanırsa, öğrenciler bildiğinden veya bilmediğinden dolayı değil, sosyal ve ekonomik olanaklardan yoksun oldukları için eleneceklerdir. Bu da toplumdaki eşitsizlikleri devlet eliyle, derinleştirilmesi ve yeniden üretilmesi demektir.

Dolayısıyle eğitim ve sınav sisteminde yapılacak olan yeni düzenlemeler, öğrencilerin sosyo-ekonomik kökenlerine bağımlılıklarını azaltıcı, olanakları yakınlaştırıcı nitelikte olmalıdır.  

Ne ki, bu haliyle eğitim sistemimiz gün geçtikçe “fırsat eşitliğinden” uzaklaşmaktadır. 

 

 

 

 

  

 

 

Bu haber toplam 1159 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler