1. YAZARLAR

  2. Mehmet Çağlar

  3. EĞİTİM KONULU FİLMLER, SANAT, ESTETİK VE DEĞERLER EĞİTİMİNİN ÖNEMİ
Mehmet Çağlar

Mehmet Çağlar

Yazarın Tüm Yazıları >

EĞİTİM KONULU FİLMLER, SANAT, ESTETİK VE DEĞERLER EĞİTİMİNİN ÖNEMİ

A+A-

EĞİTİM ŞART
Hangi konu açılır da ucu umutsuzca kangrenleşen problemlere dayandığında,
birçok insan aynı iki sözcüğü kullanıyor:
 “Eğitim Şart”…!
Eğitimin şart olduğu doğrudur da,
asıl üzerinde düşünülmesi gereken,
 “nasıl bir eğitim?”
olması gerektiğidir…

YAPARAK-YAŞAYARAK ÖĞRENME
Çocukluğumdan hatırlıyorum da,
o olanaksızlıklar içerisinde yaşarken dahi,
eğitimimizle ilgili toplumu sarsan kayda değer bir kaygı pek de gündeme gelmiyordu…

Okul derslerinin yanı sıra öğretmenlerimiz, ama sadece bir iki tanesi değil, neredeyse tüm
öğretmenlerimiz, okul dışı aktiviteler ile öğrenme ortamlarını çeşitlendirmekte,
zenginleştirmekte ve imkanlar dahilinde “yaparak-yaşayarak-gezerek-görerek-tartışarak”
öğrenme yaklaşımlarını uygulamaktaydılar.

Spordan sanata, fotoğrafçılıktan koroya, resimden şiire, tiyatrodan aytışmalara, gezilerden
sinemaya, ciltçilikten koleksiyonculuğa, tarımdan mutfağa ve arşivcilikten söyleşilere kadar
birçok alanda aktiviteler yapıyor, yeteneklerimizi ve ilgi alanlarımızı tanıyıp geliştiriyor ve
hepsinden önemlisi sosyal değerlerimizi kazanıyorduk hepimiz…

Limasol’dan sınıfça öğretmenlerimiz eşliğinde toplu yürüyüşler yapıp,  Fasur’dan geçerek
Koloş Kalesi’ne gittiğimizi de, Yermaso’ya ve Polemidya barajlarına piknik yapmaya
gittiğimizi de dün gibi anımsıyorum…
Yine sınıfça defalarca sinemaya gidip topluca film izlediğimizi, daha sonra da izlediğimiz
filmler üzerinde tartışma ve değerlendirmeler yaptığımızı da anımsıyorum…
Her ay okuduğumuz kitapların bir özetini arkadaşlarımızla paylaştığımız ve üzerinde çeşitli
tartışmalar yaptığımız ders saatlerini unutmak mümkün mü?
Adamızın çeşitli bölgelerine yaptığımız otobüs gezileriyle ve tüm okulca katıldığımız spor
müsabakaları amaçlı gezilerle Lefke’yi, Girne’yi, Baf’ı, Lefkoşa’yı, Mağısa’yı ve daha nice
yerleşim yerlerini ve tarihi mekanları gezip gördüğümüzü de çok iyi anımsıyorum…
Oldukça ince sayılan eğitim amaçlı bıçkılar kullanarak motiflerle süslediğimiz
ahçşap oymacılığın ve ağaç köklerini hayal gücümüzü de kullanarak biçimlendirmemizin  
bize kattıklarını, kendi süslemelerimizle tavla, tepsi, fotoğraflık, duvar aynası çerçeveleri ve
daha nice ürünler ortaya çıkardığımızı da hiç unutamam.
Hele göçmen olarak yerleştiğimiz Omorfo’daki lise yıllarımızdaki laboratuvarlarda
yaptığımız deneyleri, öğleden sonraları katıldığımız pratik elektrik ve ev aletleri derslerini,
1976 yılındaki seçimlerde seçim sistemini siyasilerden öğrenmek için yaptığımız söyleşileri
ve bu bilgilerle halkımıza bilgilendirici sunumlar yaptığımızı unutabilir miyim?

İlk, orta ve lise dönemlerinde beni okutan ortaokul öğretmenlerimizden,
Limasol’da Türkçe’cimiz Sevgi Edip’i, İngilizce’cimiz Aysel hanımı, Sosyal Bilgiler’de
Erdinç Gürçağ’ı ve rahmetli Yücel Aygın’ı,
Fen Bilgisi’nde Sultan Şehitoğlu ve rahmetli Şerife Gürçağ’ı, Matematik’te İsmet Çaydamlı
ve Elmas Mehmet’i,  Beden Eğitimi’nde rahmetli Ünal Berkalp’i, Resim’de Özden Selenge
ve Salih Oral’ı,  Müzik’te Ali Selenge ve Özkan Pastırmacıoğlu’nu;  ilkokul öğretmenlerimiz
Nagihan hanım, Ferhat bey, rahmetli Kerem bey, Tülin Köseoğlu, Melahat hanım; lise
öğretmenlerimizden Fizikçi Mehmet Necati Erçıka, Kimyacılarımız Kemal Atay ve Ali
Mehmet Akartuna, Edebiyatçılarımız Mehmet Can, Osman Celil ve rahmetli Feriha Coşkun,
Tarihçilerimiz Oğuz Karaçay, Celal Canova ve İbrahim Uysal, Matematikçilerimiz Fadıl
Mehmet ve Gülay Keskin, İngilizcecilerimiz Lesley Hüseyin, Yaşar Uzun ve Ergün hoca,
Beden Öğretmenimiz Ünal Berkalp, Resim öğretmenimiz Feridun Işıman ve Emin Çizenel,
Müzik öğretmenimiz İlker Naci ve burada hepsinin isimlerini yazamadığımdan dolayı aflarını
isteyeceğim Sedat Simavi İlkokulu, 19 Mayıs Lisesi ortaokul kısmı ve Güzelyurt Kurtuluş
Lisesi’nin diğer tüm öğretmenlerimizi buradan sevgi, saygı ve hürmetle selamlarım.
Bir tekinizi bile unutmak mümkün mü?

***************************************************************************

 EĞİTİM KONULU FİLMLER

ve PROF. DR. FATOŞ SİLMAN’ın DEĞERLİ ESERİ

Yaşamımın her döneminde benim için çok değerli olan tüm öğretmenlerimi bir kez daha sevgi
ve saygıyla anmak,
sevgili meslektaşım Prof. Dr. Fatoş Silman’ın “Eğitim Konulu Filmler” adlı, “Öğretmen ve
Öğretmen Adayları İçin Bir Rehber” niteliğindeki değerli eserini bana imzalayıp verdiğinde ve
bir çırpıda okuyup bu yazıyı kaleme alınca kendiliğinden aklıma ve ordan da bu sayfaya düştü.

Özellikle sevgili Fatoş’un Haziran 2017’de Pegem Akademi tarafından yayımlanan ve
geçmişten günümüze çekilmiş olan eğitim konulu filmlerden özenle seçtiği 20 film üzerinden
eğitim bilimi bakış açısı ile öğretmenlere, öğretmen adaylarına ve aslında bana göre hayatta
hem öğrenci hem de öğretmen olan herkese dönük oldukça yapıcı ve yaratıcı sorularla
okuyucuları düşünceye sevk etmesi,
filmlerdeki konuları sınıf ve eğitim yönetimi açısından bilimsel bir bakış açısı ile analiz edip
değerlendirmesi,
bu ve benzeri amaçlarla çekilmiş filmlerin eğitim amaçlı kullanılabileceğinin,
ve özellikle yirmi birinci yüz yılın ilk çeyreğini bitirmeye çalıştığımız bu yıllarda,
eğitim ortamlarının nasıl zenginleştirilebileceğini,
eğitim-öğretim tekniklerinin bireylerde nasıl kalıcı öğrenmeler yapabileceğini,
akademik zihinsel beceriler yanında özellikle duyuşsal ve devinimsel becerilerin insan
yaşamında ve çocuk gelişiminde ne kadar önemli olduğunu hatırlatması açısından oldukça
önemli bir eser ortaya çıkarmıştır.

Aslında tam da bu noktadan hareketle,
özellikle ülkemiz üniversitelerinde bulunan Radyo-TV-Sinema bölümleri, Tiyatro ve Sahne
Sanatları bölümleri, Metin Yazarlığı ve Edebiyat bölümleri Eğitim Fakültelerinin tüm
bölümleri, İletişim ve Halkla İlişkiler bölümleri, Bilgisayar, Sosyoloji, Psikoloji, Psikolojik
Danışma ve Rehberlik ve daha birçok bölüm öğrencilerinin teşvik edilip desteklenerek böylesi
sinema filmlerinin çekimlerini yapmaları ne kadar güzel olur. Yaşanmış birçok olay
derlenerek ve yeni kurgusal metinler hazırlanarak kısa veya uzun metrajlı filmlerle eğitim
sistemi içerisinde önemli rol oynayabilecek yapıtlar ortaya çıkarılabilir.
Neden olmasın?
Sevgili Prof. Dr. Fatoş Silman’a böylesine etkin olduğunu düşündüğüm bir eseri bizlere
kazandırdığından, Eğitim Bilimi ile Sanatın birlikte nasıl kullanılabileceğine somut bir örnek
sunduğundan ve hem bizlerde hem de genç dimağlarda yeni ufuklar açılmasına vesile
olduğundan dolayı bir kez daha buradan çok teşekkür ederim.

***************************************************************************

Yukarıdaki iki alt bölümün ardından özellikle günümüz eğitim sistemlerinde oldukça başat rol
oynayan başta sanat ve estetik eğitimi olmak üzere bilgisayar teknolojilerinin eğitim
sistemlerine derinden girmesi ve sosyal değerler eğitimi hakkında birşeyler karalayıp bugünkü
yazımı affınıza sığınarak biraz da uzatarak ve sürçü lisan edersem şimdiden affola demek
istiyorum.

DEĞİŞEN EĞİTİM İHTİYAÇLARI

21. yüz yıl insanını yetiştirmek, insanoğlunun bugüne kadar olan her alandaki kültürel
birikimini kullanarak, bireyi kendisi ve çevresi ile uyum içinde, mutlu, yaratıcı, hoşgörülü,
farklılıkları zenginlik olarak gören, sosyal değerleri benimseyen, barışçıl, insan haklarına
saygılı, adil, estetik duygu ve davranışlara sahip ve üretken bir insan olarak yetiştirmenin
yollarını bulabilmeyi ve eğitim sistemlerinde bu yolları olanaklar çerçevesinde başat olarak
uygulamayı gerektirir...
İşte tam da bu bağlamda, 21. yüz yıl eğitimi için yeni yollar ve eğilimler olarak, öğrenme
ortamlarının değişmesi, sürekli eğitim ihtiyacının sağlanması, teknolojinin eğitimde daha
fazla kullanılması, erken yaşlarda eğitimin başlatılması, yaşam boyu eğitim, değerler eğitimi,
çevre duyarlılığı, eleştirel öğrenme, sanat ve estetik eğitimi ve yaparak-yaşayarak öğrenme
yaklaşımları karşımıza çıkmaktadır.
İçinde değerlerin yer almadığı, duyguların ve duyuşsal boyut özelliklerinin dikkate alınmadığı
bir eğitim sisteminden yetişecek insanın, kendisine ve çevresine yabancılaşması
kaçınılmazdır. Değerler eğitimi içerisinde insan hakları, demokrasi, özgürlük ve adil olma
gibi yüksek değerleri kazanabilme açısından oldukça önemli olan bireylerin kendilerini
gerçekleştirebilmek için gerekli motivasyon, inisiyatif, sağ duyu, sebat, şefkat, çaba, problem
çözme, işbirliği, paylaşma, empati, farklılıklara saygılı olma, hoşgörü gibi değerler yer
almalıdır. Birer eğitim ortamı olarak okulların, bilgi ve kültür aktarımının yanı sıra ve hatta  
daha da öncelikli olarak bu değerleri kazandırması ve duyguların eğitimini öne çıkarması
gerekmektedir.

SANAT EĞİTİMİ 
Bu bağlamda sanat eğitiminin, eğitimin bir yan unsuru olarak boşlukları doldurmak için akla
gelen sembolik bir ders olarak değil, bir insan yetiştirme sistemi olan eğitim sisteminin,
yaratıcı, üretken, duyarlı, estetik ve özgün fikirler ortaya koyabilen bireylerin
yetiştirilmesinde en temel bir amaç olarak düşünülmesi gerekmektedir.
Sanata ve duyguların eğitimine önem ve yer veren okul ya da eğitim sistemlerinde, duyguların
eğitiminin yanı sıra, zihinsel yeteneklerin, düşüncenin ve zekanın da geliştiği gözlenmektedir.
Sanat, duygu ve düşünce arasındaki bağları güçlendirdiği gibi, bireyin öğrenme ve gelişim
sürecine de katkı yapmaktadır. İşte bu yüzdendir ki bir taraftan sanat eğitimine değer vermek
gerekirken diğer taraftan da eğitimde sanatın sınıflarda ve yönetimler tarafından kullanılması
oldukça önemlidir. Bu bakış açısı ile bakıldığında, öğretmen ve eğitim yöneticilerinin
rollerinin yeniden gözden geçirilmesi oldukça yerinde olacaktır.

SİNEMA FİLMLERİ VE EĞİTİM
Sinema filmlerinin sanatın bir alanı olarak oldukça etkin bir eğitim aracı olması, görsel sanat
ve teknolojinin inanılmaz zenginliğinden ve insanlara birçok boyuttan dokunabilip hayal gücü
de yaratmasından kaynaklanmaktadır. Çok kapsamlı, oldukça karmaşık, derin ve yoğun bilgi
ve mesajlar dahi doğrudan en geniş kitlelere sinema filmleri vasıtasıyla ulaşabilmektedir. Bu
yolla bireylere birçok değerler, tutum ve davranış bilgileri aktarılıp, çağdaş insan için oldukça
önemli olan davranış modelleri yaratılabilmektedir. Sinema filmleri, günümüz eğitim
sistemlerinde belirlenmiş olan bireysel, toplumsal ve evrensel amaçlar doğrultusunda özel
olarak yapılandırılarak rahatlıkla kullanılabilmektedir. Bundan dolayıdır ki, belirli eğitimsel
amaçlar için hazırlanmış olan sinema filmlerinin bireyler üzerindeki etkisi, klasik ders
kitaplarının etkisinden ve öğretmenlerin düz anlatım tekniklerinden çok daha fazla etkin ve
kalıcı olmaktadır.
Sinema filmlerinin estetik farkındalığı da artırdığı, estetik bakış açısı kazanan bireylerin de
önemli bir öz disiplin kazandıkları bilinmektedir. Estetik farkındalık, yani doğal ve yapay
çevredeki ayrıntıları ve harmoniyi fark edebilme becerisi, çocukların farklı sanat dallarında
çalışmaya yönlendirilmesiyle kazandırılır. Çocukta, ilk bakışta görülemeyen ayrıntıları
görmeye ve herkesin yeterince dikkat etmediği biçimleri fark etmeye yönelten sanat eleştirisi
disiplini, estetik algı ve beğeni çocuğun içinde bulunduğu biçim dünyasını araştırır ve
şekillendirir. Sanat yoluyla insanlar kişisel bütünlüğe kavuşur ve böylece toplumsal bütünlüğe
doğru yol alırlar. Estetik eğitim ve sanat eğitimiyle birlikte bir şeyleri yapma, görme, algılama,
estetik duyarlılık, herhangi bir sanat ürünü üzerinde tartışarak düşünme, hem öğrenme hem de
değerlendirme sürecinin evrelerini oluşturmakta ve bireyleri geliştirmektedir. Özellikle
düşüncelerini bir grup içerisinde anlatan küçük yaştaki çocukların biçim, form, oluşum ve
işleyiş arasındaki bütünlüğü fark etmeleri onları oldukça motive etmektedir. Sanat eğitimi alan
çocukların deneysel zenginlik duygularının da oldukça geliştiği bilinmektedir.

 

Bu yazı toplam 1720 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar