1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Egemen Bağış ne demek istedi?
Egemen Bağış ne demek istedi?

Egemen Bağış ne demek istedi?

Yıllardır bitmeyen Kıbrıs sorunu hepimizi yedi bitirdi. Kaç insanımız bu sorun yüzünden dünyanın başka köşelerinde, başka coğrafyalarında yaşam sürdürüyor. Kaçı oralarda kaldı, artık dönmeyecek. Ne kadarı dünyanın öbür ucunda İngiltere’de, Avust

A+A-

       

 

Yıllardır bitmeyen Kıbrıs sorunu hepimizi yedi bitirdi. Kaç insanımız bu sorun yüzünden dünyanın başka köşelerinde, başka coğrafyalarında yaşam sürdürüyor.

Kaçı oralarda kaldı, artık dönmeyecek.

Ne kadarı dünyanın öbür ucunda İngiltere’de, Avustralya’da, Kanada’da kendisinin, çocuklarının, şimdi de torunlarının geleceğini kurtarmaya çalışıyor.

Kıbrıs Türkü yarım yüzyılı aşan Kıbrıs sorunu ile beraber yaşamaya alıştırıldı sanıldı.

En başta “çözümsüzlük çözümdür” felsefesinin sahipleri Kıbrıs Türkünün buna alıştığını ve bu sorunla beraber yaşayabileceğini sandı.

Böyle olmadığı Annan planı sürecinde anlaşıldı.

Kıbrıs Türkü 2002-2004 sürecinde topyekün ayağa kalktı.

“Yeter. Bu böyle gitmez. Şimdi çözüm zamanı. Çözüm ve AB üyeliği ile birlikte dünyaya bağlanacağız” dedi.

Bu süreç Rum tarafının hayır duvarına çarparak dağıldı.

Kıbrıs Türkü en büyük hayal kırıklığını 24 Nisan 2004 akşam saatlerinde güneyden gelen % 76’lık hayır oylarıyla yaşadı.

Hepimiz kırıldık.

Çoğumuz uzun bir süre Kıbrıs’ın güneyine geçmedi. Bugün hala yalnızca bu nedenle geçmek istemeyen çok insanımız var.

Kolay değil bütün dünyanın desteğini alan ve bizim tarafta % 65 evet denilen BM çözüm planına Rumların dörtte üçü hayır diyerek çözüm hevesimizi kursaklarda bırakmıştı.

***

Buna rağmen kuzeydeki çözüm yanlıları çözüm umutlarını sürdürdü. Çözümü zorlamaya devam etti.

Ne var ki artık AB üyesi olan Rumlar bizim kadar heyecanlı değillerdi. Zamana oynamaktaydılar.

Sonuçta zaman uzadıkça çözüm umutları da azaldı. Ayrılıkçı güçlere yeniden gün doğdu.

Önce 2009 yılında CTP-BG seçimi kaybederek iktidarı UBP’ye devretti. Ardından da Cumhurbaşkanı Talat seçimi kaybederek yerini Eroğlu’na bıraktı.

Bu yeni durum çözüm çabalarını da etkiledi.

Süreç çözüme doğru ilerleyeceğine, geriye gitti.

Süreci geriye götüren de çözüme inanmayan ve masaya “Kıbrıs sorununun çözülemeyeceğini BM’ye ve herkese kanıtlamak” için oturan Eroğlu ve ekibi oldu.

Bu tesbiti ben dahil bazı arkadaşlar çoktan gündeme getirdik. Ama içeride estirilen fırtına ve manüpülasyonlar sayesinde çoğu kimse bizi felaket tellallığı yapmakla suçladı.

Böyle olmadığı Greentree 2’den sonra anlaşıldı.

Şimdi çoğu kimse Eroğlu’nun uzlaşmaz çizgisinden ve görüşme sürecinin geriye gidişinden bahsetmeye başladı.

Buna rağmen Eroğlu geri adım atmıyor.

Türkiye’de her geçen günle beraber daha da çok “milliyetçi ve muhafazakar çizgiye oturan AKP’nin” desteğini de alan Eroğlu için artık atış serbest oldu.

AKP’nin Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakerecisi Egemen Bağış  “KKTC’nin Türkiye’ye ilhak edilmesinin” de bir alternatif olduğunu söylemesi üzerine Eroğlu daha da çoştu.

Eroğlu önceki gün UBP’li kadınları kabulünde masada bir anlaşma için çaba sarf ettiklerinin bilinmesi gerektiğine dikkat çekerek “Ama eğer masadan bir anlaşma olmadan kalkarsak, biliniz ki KKTC devleti devam edecektir. Bunu dünyanın gözüne sokmak istiyoruz” dedi.

Bir taraftan masada federasyon görüşeceksiniz öbür taraftan da sizi ziyaret eden taraftarlarınıza “KKTC’yi dünyanın gözüne sokmak”tan bahsedeceksiniz.

AB’de ve AB ülkelerinde her fırsatta masada federasyon görüşüldüğünü ve bu çerçevede bulunacak çözüme Türkiye’nin desteğinin tam olduğunu söyleyeceksiniz, öbür yandan da içe seslenirken “iki liderin uzlaşarak ayrılıp 2 ayrı devlet şeklinde, ya da KKTC’nin Türkiye’ye bağlanması da mümkün olabilir, bütün bu opsiyonlar masadadır” diyeceksiniz.

O zaman dünyada inandırıcılığınızı yitirdiğiniz bir yana, ayrılıkçılar dışında Kıbrıs türkünü dikkate almayan bu politikalar nedeniyle Kıbrıs Türk halkını da üzersiniz.

Kıbrıs Türkü artık alıngan bir toplum oldu.

2004 referandumunda çözüme hayır diyen Rumlara kırıldı. kırgınlık hala devam ediyor.

Kendisine sormadan 1950’lili yılların “Taksim ve ilhak” politikasını ısıtıp yeniden önümüze koyan Egemen Bağış’a da kırıldı. Üstelik eleştiriler karşısında Kıbrıs Türk muhalefetini “Rum sempatizanı ve okuduğunu anlamamakla” suçlaması karşısında daha da büyük bir dargınlık yaşadı.

Evet alıngan bir toplum olduk.

Artık geleceğimizin ne olacağına biz karar vermek istiyoruz.

Başkalarının bizim adımıza tasarrufta bulunmasını istemiyoruz.

Çocuklarımızın ve torunlarımızın nasıl bir ülkede ve nasıl yaşayacağına özgürce karar verecekleri bir çözüm istiyoruz.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1017 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler