1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DÜŞÜNCE SAVAŞLARI
DÜŞÜNCE SAVAŞLARI

DÜŞÜNCE SAVAŞLARI

Bildiğimiz, hatta emin olduğumuzu sandığımız pek çok şey yanlış. Bilgi, bir telefon oyunu gibi kulaktan kulağa ve değişim geçirerek dolaşıyor çünkü… Okumadığımız kitaplar, görmediğimiz filimler, tanımadığımız insanlar hakkında bir fikrimiz var artık

A+A-

 

Bildiğimiz, hatta emin olduğumuzu sandığımız pek çok şey yanlış. Bilgi, bir telefon oyunu gibi kulaktan kulağa ve değişim geçirerek dolaşıyor çünkü… Okumadığımız kitaplar, görmediğimiz filimler, tanımadığımız insanlar hakkında bir fikrimiz var artık. Belki kendimiz hakkındaki fikrimiz bile yanlış.

Sayısız anlatılar sunuluyor bize sayısız kişiler hakkında… İnandırıcılık taşıyor kimisi… Bir de şu “dediydim, dediydi” anlatısı var ki karşısında kimse duramaz. Sonuçta bir alıntılama durumu filancanın filancaya dediği hakkında. Karşımızdaki çok emin, sorgulanamaz biçimde bir başkasının rezilliğini anlatıyor bize…

Kimle konuşsak iyiler ve kötülerin listesini çıkarıyor karşımıza. Kara listeye kazınmış kötülere dair kesin kanıtlar varmış gibi konuşuluyor. Sen bunu nasıl bilmezsin bu herkesin malumu gibi bir edayla aktarılıyor çoğu zaman.

Şimdilerde bu iyiler ve kötüler anlatısını destekleyecek afili cümleler, grafik tasarımlar alanı sosyal medya iş başında. Çok da hakim olmadığımız bazı konularda çarpıcı cümlelerle oluşturulmuş yargılar sunuluyor bize. Onca hız içinde durup düşünmeden, detaylarını araştırmadan belleğimize yerleşiyor bunlar.

Eminim sizin de başınıza gelmiştir. Bazen birisi ortak geçmişe dair bir anlatı kurar ve hayretle dinlerim. Farklı zaman ve mekanlar birbirine karışmış, kimi bilgiler çarpıtılmış, çok önemli detaylar dışarıda bırakılmıştır. Genelde birisini bir doğrultuda etkilemek için kurulmuştur bu anlatı.

Günümüz birilerini etkileme randevularıyla dolu zaten. Gerekli materyal dosyaya konuluyor, uygun kıyafet giyiliyor ve görüşmeye gidiliyor. Geçenlerde böyle bir görüşmedeydim derneğimize yardımcı olabilecek bir Avrupa Milletvekili ile… Kendine ya da kurumuna dair parlak cümlelerin kurulduğu, kartvizitlerin değişildiği, özgüven edalarının takınıldığı böyle bir hayat söz konusu biliyorum. Bir zamanlar daha sıklıkla yaptığım şeylerdi. Böylesi etkileme toplantılarında,  ne kadar kendin olursan ol, ne kadar dürüst olursan ol yine de bir kirlenme duygusu var nedense…

Bazen önceden duyduklarımdan ötürü yargılar oluşturduğum biri hakkında farklı bir anlatı dinlerim ve hangisi gerçek diye çelişkiye düşerim. Bildiğim tek gerçek şudur ki her konuşan başkaları için cümleler kurarken en çok da kendini anlatmaktadır. Kendi duruşunu, bakışını, belki kıskançlığını, hırsını, öfkesini ve mutsuzluğunu ele vermektedir.

Karalanmakta olan kişi ile ilgili saptamalardan nasıl emin olabiliriz. Son yıllarda hayat bunun üstüne gibi sanki. Sohbetler birilerini mahkum etmek üzerine… Bir türlü emin olamam birileri için söylenenlerden. Kestirmeci yargılar gibi gelir çoğu… Adaletsizlik yapmaktan korkarım ve eleştiri kervanına katılmaktan çekinirim.

Kesinlik, hoş bir şeydir kuşkusuz; insanın kanını ateşler. Ama sonsuz bir iç rahatlığıyla ulaşılan bir kesinlik olmalı bu… Adalet hiçbir zaman tam tecelli etmese bile adalet duygusuyla hareket etmek önemlidir yine de…

Kimi isimler bazı çevrelerde soğuk rüzgar etkisi yaratır. İsimle birlikte yüzler buruşur ve kara listedeki kişiye dair etiketler çıkar ortaya… Biraz deşilse yalan yanlış, dolaşımda olduğu için kulağa çalınan bilgiler verilecektir.

Bizimle aynı doğrultuda düşünüp davranmayanları kara listeye almak gibi bir anlayış var. Tehlikeli olan bu… Birileri bizden farklı düşünebilir ve farklı tercihlerde bulunabilir. Bu iyi bir şeydir ayrıca… Kabul edilemez olan başkalarına zarar veren, başkalarının hayatına kast eden tercihlerdir. Irkçılık, faşizm, savaş kışkırtıcılığı ya da bunlara dolaylı olarak hizmet eden, bu dünyadaki her türlü zulme yardım eden duruş anlayışlardır hiç düşünülmeden mahkum edilmesi gereken.

İnsanlarla ilgili kendi deneyimlerimi başkalarının anlattıklarından daha çok önemserim ben… Tut ki bu bile şaibelidir bazen. Yanlış anlamış olmak mümkündür.

İçten olan, kendi içinde bir anlam ve gerekçe taşıyan, biz katılmasak bile saygı duyulmaya ve üzerinde düşünülmeye değerdir. Çıkar için yapılan sahtelikler, takınılan edalardır sorunlu olan.

Duruş şöyle mi olmalı acaba:  Ben böyle düşünüyorum, bunun için çok önemli gerekçelerim var ve size anlatabilirim. Siz farklı düşünüyor olabilirsiniz. Buna saygı duyarım. Gerçeği bulmak için birbirimizi ikna etmeye çalışabiliriz. İkna edemezsek de ortaklaştığımız noktalarda birlikte hareket edebiliriz. Çok uzlaşmaz görüşlerimiz mevcutsa herkes kendi yoluna gider.

Böyle olmuyor ama farklı düşünene karşı şiddet uygulamak alışılmış olan… Sözlerle, davranışlarla geliyor bu şiddet. Sonuçta yaralılarla doluyor cenk alanı… Değer mi birbirimizi bu kadar acıtmaya?

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 992 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler