1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. Durgunluklar ve Çelişkiler Nerelere Varacak?! …
Kutlay Erk

Kutlay Erk

Yazarın Tüm Yazıları >

Durgunluklar ve Çelişkiler Nerelere Varacak?! …

A+A-

TL’nin ana akım dövizler karşısında önemli oranda değer kaybetmesiyle başlayan ekonomik kriz halen devam ediyor, çok yakında sona erecek gibi de değil… Kuzey Kıbrıs’ta ekonomi dolaylı nedenle ama doğrudan ve şiddetli bir şekilde sarsıldı; artçıllar da devam edecek…   

Hükümet ekonomi durgunluğa girmesin, pazar faaliyetleri devam etsin diye önlemler almaya çalışıyor. Halkın değişik kesitleri ise kendi özeline dokunuyor veya kendi özelini ihmal ediyor diye bu önlemlere karşı çıkıyor. Demokrasi var, muhalefet olacak; ekonomi durgunluğa girince, yani pazar faaliyetleri azalma sarmalına girince ama hepsi birden aynı çökecek.

Ev sahipleri hükümetin aldığı önlemi yasalara aykırı buluyor, kabul etmiyor… Kiracı kirasını ödeyemezse sokağa… Peki de yasalar ev sahibine kiracı mı bulacak?! Yeni kiracı bulamayan ev sahibi kira bedelini düşürmedikçe evi boş kalacak; sonunda düşürüp kiracı bulacağına, hükümetin aldığı önlemlerle kiracısı ile barış için de yaşasa ya… Çelişkiler…

Kamu çalışanları fazla mesaisine dokundurtmaz… Eylem yapacaklar… Demokrasi var, eylem yapmak hakları… Bozulan ekonomik durum devleti de fakirleştirmiş ise ve maaşları bile ödemekte sıkıntı duyacaksa, kamu çalışanlarına mevcut oranlarda fazla mesai ödeneğini ödeyemeyecekse, demek ki fazla mesai olmayacak, kamu çalışanı “fazla mesai hakkıma dokundurtmam” derken, fazla mesai ücreti alacak çalışması da kalmayacak… Ama devlet işleri aksayacakmış, onların umuru değil; kendilerinin de devlete işleri düştüğünü unutuyorlar… Örneğin, fazla mesai çalışmayan hastanelere hemşirelerin ve yakınlarının da işi düşeceğini unutmak gibi… Çelişkiler…

Tüccar emtia satış fiyatlarını anında artırdı; demokrasi var, hakkı… Ekonomide ise talebin fiyat karşısında bir kırılma noktası var… Daha pahalı olunca, toplam cironun azalması olası; tüketici satın alamıyorsa, fiyatı anında artırılmış emtiayı tüccar stokunda ne kadar tutabilecek, dayanıklı mal olsa bile stokta bekleme maliyetini nasıl karşılayacak?!… Bu maliyeti de fiyata eklese emtianın fiyatı daha da pahalı olacak, satış ciroları sönme sarmalına girecek… Çelişkiler…

Bankalar kredilerde vadeyi uzatacak ama belli ki kredi alış-verişi aşamasında imzalanan anlaşmanın diğer koşullar, özellikle faiz, aynı kalacak. Demokrasi var, hakları, ortada imzalanmış anlaşma var… Borçlu ömrü billah bankaya borçlu kalacak gibi; ödeyemezse ipoteğine el konulacak… Konulacak da ne olacak; ipotekten alınmış o kadar mal pazarda açık artırmayla satışa çıktığında değer mi bulacak?!. Banka, “bulduğu kadar, eksilirse, borçlu borçlu olmaya devam edecek” diyebilir… Demokrasi var; borçluda candan başka ne kalmış ki borcunu ödesin… Çelişkiler…

Altı aylık süre içinde yabancılara taşınmaz mal satışında hane miktarına artış getirildi; daha fazla ev ve daire satılsın, ekonomiye taze para girsin… Satış işleminin vergilerinde de bu süre için artış yapıldı… Evet satışlar olacak, satış anlaşmaları yapılacak, taraflar imzaları atacak ama tapu işlemleri altı ay sonrasına sarkacak; vergileri normaldeki düşük orandan ödemek için… Ne murat edildi, ne sonuç alınacak?! Çelişkiler… Ve durağan ekonomi koşullarında çelişkiler gider de gider…

Kıbrıs sorunu da, son bir yıldan beri durağan… Eylül’ün sonuna doğru hareketlenme bekleniyor ama önünü görebilene bravo… Anastasiadis “Bıraktığımız yerden devam” diyor; o zaman niye bırakmıştınız yani?! Çelişki işte… Akıncı “Bıraktığımız yerden devam olmaz” diyor ama Guterres Belgesini ara anlaşma gibi imzalayıp devam etmeyi öneriyor… Bu belge ‘Bırakılan yer’ belgesi değil mi? Çelişki işte… Türkiye-ABD ilişkileri gerildi ya, Rum tarafı “Komşuda pişer, bize de pay düşer” umuduyla çözüm sürecini uzatmayı ve Türk-Amerikan geriliminden nemalanmayı kurguluyor. Diğer taraftan da UNFICYP’in görev süresinin uzatılmasında geçen Temmuz ayında mızıkçılık eden ABD’nin aynı konuda gelecek Ocak ayında frene basma olasılığı var; bu durumun kendileri için korku senaryosu olduğunu Rumlar da endişe ile izhar ediyor… Ne olacak şimdi?! Çelişkiler…

Kıbrıs sorunu sürecinde BM Güvenlik Konseyi’nde Rum tarafının acentesi rolünü oynamış olan Rusya, şimdilerde Türkiye ile stratejik ortaklık kurma aşamasında, “Hiç bu kadar yakın işbirliğinde olmamıştık” diyor Rus Dış İşleri Bakanı Lavrov… Rus Devlet Başkanı Putin ise daha ileri giderek "Türkiye ile ilişkilerimiz hem derinleşiyor hem de yeni içeriklerle zenginleşiyor. İş birliğimiz bölgesel ve ekonomik konularda artıyor" dedi. Rumların Truva Atı saf mı değişecek?! İşin garibi, AB’nin lider ülkesi Almanya da Rusya ile özellikle enerji konusunda çok stratejik işbirliğine giriyor; Rus doğal gazı AB tüketimine daha ucuz fiyattan sunulabilecek. AB daha önce Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi saf dışı bırakan Rum–Mısır–Yahudi doğal gaz işbirliğinin AB pazarına doğal gaz sunma projesine sıcaktı, şimdi Rusya ile mutabık kalınan Kuzey Akım 2 projesinin ateşine kapıldı. Bu konuda ABD Başkanı Trump’ın tehdidini özelde Almanya, genelde AB takmadı; ne olacak şimdi şu Rum–Mısır–Yahudi doğal gaz projesinin hali… Çelişkiler… Ve durağan uluslararası ilişkiler koşullarında çelişkiler gider de gider…

Kuzey Kıbrıs ekonomisindeki ‘durağanlık–çelişkiler’ ilişkisi pek de dostane ortam kurgulayacağa benzemiyor; hele ki, bütçenin kayıpları için Türkiye’den beklenen katkı alınamaz ki alınması sürpriz bir gelişme olacak ve ‘alevli resesyon’ dönemine girilirse… Kıbrıs sorununda ‘İki cami arasında kalmış beynamaz’ hallerindeki Kıbrıs Rum tarafı ile cami ve namazla başı hoş olan Kıbrıs Türk tarafının, Kıbrıs sorununda yaşanan ‘durağanlık-çelişkiler’ ilişkisini Eylül sonlarında New York’ta pek de dostane bir gelişmeye dönüştüreceğe benzemiyor; hele ki BMGS Guterres özel misyon verdiği Bayan Lute’un raporundan çözüme ulaşılacağına dair ilham alamamışsa…

Marx, çelişkilerin devrim koşullarını oluşturduğunu, çelişkilerin neden olduğu ‘antagonistik /düşmanca’ ilişkilerin çatışmalarının da devrimle sonuçlandığını anlatır. Bütün mesele süreci yönetmekte, yoksa devrim derken karşı-devrim de olabilir…

Bu yazı toplam 1351 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar