1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DÜNYADA ÖZGÜRLÜKTEN ANLAMAYAN KESİMDEN ÖZGÜRLÜK MÜ BEKLİYORUZ?
DÜNYADA ÖZGÜRLÜKTEN ANLAMAYAN KESİMDEN ÖZGÜRLÜK MÜ BEKLİYORUZ?

DÜNYADA ÖZGÜRLÜKTEN ANLAMAYAN KESİMDEN ÖZGÜRLÜK MÜ BEKLİYORUZ?

YILLARDIR DEĞİŞTİRİLEMEYEN ANAYASA VE BAZI YASALAR Yıllarca KKTC Anayasası’nın başta geçici 10. maddesi ve demokratik ve şeffaf toplum olma doğrultusundaki haklarla ilgili maddelerin değişmesi veya en azından 1985 yılında 12 Eylül esintileriyle haz

A+A-




 

YILLARDIR DEĞİŞTİRİLEMEYEN ANAYASA VE BAZI YASALAR

Yıllarca KKTC Anayasası’nın başta geçici 10. maddesi ve demokratik ve şeffaf toplum olma doğrultusundaki haklarla ilgili maddelerin değişmesi veya en azından 1985 yılında 12 Eylül esintileriyle hazırlanan ve kabul edilen, ancak o günden beridir tek bir virgülüne dahi dokunulamayan Anayasa’nın değiştirilebilirliğini düzenleyen bir değişikliğin yapılabilmesi için mücadele verildi ancak maalesef hem Mecliste 34 oy hem de referendum gerektiğinden bu şartları sağlamak mümkün olamadı ve dünyanın en static ve değiştirilemez Anayasası ünvanına sahip olduk!

 

Yıllarca Anayasa değişikliği istemleri hep bir engelle karşılaştı ve bu maalesef mümkün olamadı! Hatta CTP ağırlıklı koalisyon hükümetleri döneminde de 34 oy sağlanamadığından bu değişiklik gerçekleşemedi ancak topluma bu yanlış aktarıldığından dolayı CTP de bundan muzdarip oldu...

 

Anayasa değişikliği ile birlikte yıllardır seçim ve halk oylaması yasası, siyasal partiler yasası ve Meclis iç tüzüğünde de değişiklikler talep edilmesine rağmen yine çeşitli engellere çarpıp bunlar da gerçekleştirilemedi ne yazık ki!

 

1 TEMMUZ’UN ÖNE ÇIKARTILMASI

Müzakereler sürerken son 8 aydır Kıbrıslı Rumların AB dönem başkanlığını yürüteceği 1Temmuz-31Aralık tarihleri öne çıkartılarak sert ve kesin açıklamalar yapılması, Türkiye ile AB ilişkilerinin Başkanlık düzeyinde yürütülmeyeceğinin açıklanması, tüm bunların etkisi ile bu dönemde müzakereleri yürütmenin mümkün olamayacağının dünyaya duyurulması ve 1 Temmuz sonrası federasyon dışında başka planların gündeme gelebileceği ve B Planları spekülasyonları bizleri bugünlere kadar taşımış ancak müzakerelerin negative etkilenmesini gerçeklemiştir...

 

TÜRKİYE’DE ERGENEKON OLAYI VE ORDUNUN KIŞLAYA KONULMASI

AKP başlangıçta gerek Türkiye’de gerekse Avrupa ve Dünya’da endişeyle bakılan bir parti konumundayken, önce Kıbrıs Türk Halkının iradesi ile ortaya konan referendum süreci eylemleri, ardından AKP’nin Kıbrıs’ta çözüm sürecinde “bir adım önde olma” politikaları; ardından “Ergenekon” soruşturmaları; Güneydoğu’da demokratik açılımlar; AB müzakere sürecinde yapılan yasal ve Anayasal değişiklikler, ve nihayetinde “ordunun kışlaya sokulması ve sivil yönetimin etkin olmaya başlaması” süreçleri, AKP’nin Dünya’daki algısını da pozitif yönlere çekmiş; bunun neticesinde de ekonomik krize rağmen Türkiye istikrarlı bir biçimde bu krizi en hafif sıkıntılarla atlatma süreci yaşamıştır.

 

Bütün bunlar olurken, Kıbrıs’ın kuzeyine baktığımızda, başta özellikle Anayasa’nın 10. Maddesinin Türkiye’nin aksine ordunun başat durumda olmasını sağlamakta, federal çözüm, barış ve demokrasi isteyen Kıbrıs Türk Halkı güçlerinin eleştirilerini almakta, bir yerde UBP yönetimi ile gayet uyumlu çalıştığı gözlenen AKP yönetimini belli açılardan sıkıntıya sokmaya başlamakta, en azından çelişki yaratmaktadır.

 

NELER OLUYOR?

İşte tam da böylesi bir konjonktürde, ansızın, Anayasa değişikliği ile birlikte seçim ve halk oylaması yasası, siyasal partiler yasası, Meclis iç tüzüğü ve bunların da ötesinde Kıbrıslı Türklere Özgürlük arayışlarının çeşitli B Planları ile gündeme getirilmesi, Başkanlık sistemi tartışmaları, Kıbrıs Türk Devleti olgusunun yeniden gündeme getirilmeye çalışılması, Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisinin “toparlanıyoruz” toplantıları yaparak görevinden ayrılması ve benzeri konular üzerinde önemle durulması ve buzdağının altında yatanları öngörmeye çalışmamızı gündeme taşımaktadır...      

 

İNANÇ OLGUSUNUN İSTİSMARI

 

Din: İnsanın dünyayı anlamaya çalıştığı uzun tarih boyunca, bir kişiden bir başkasına geçen; genellikle doğa üstü, kutsal ve ahlâki öğeler taşıyan davranışlar, fikirler ve hikâyelerden oluşan bir inanç felsefesidir...


Din üzerinden insanlara seslenenler bu konuda kitleleri kendilerine bağlama konusunda başarılı da olmuşlardır;


Çünkü milyarlarca beyinde, kitapta veya binada güvenle depolanmalarını sağlayacak bütün doğru püf noktaları içeren, güçlü duyguları ve alışılmadık deneyimleri canlandırırlar. Gerçek soruları cevaplayan mitler yaratırlar ve bu mitler, test edilememezlikle ve vaatlerle korunur. Ve tekrar tekrar daha fazla kişiye aktarılır.


Tarih, ilerleyen bir nesiller dizisidir. İnsan türünün içinde inşa edildiği “sonsuzluğa” doğru ilerleryen bir süreç.  Merkezinde ise insan ırkının sonsuz ilerlemesi vardır.  Algı sistemlerimiz dünyanın uygun modellerini inşa etmek üzere ve daha sonra ne olacağını ön görmek üzere evrimleşmiştir.


Dinler, mem-gen birlikte insan evriminde çok büyük rol oynamışlardır.

 

Memler (Mem: en küçük kültür parçası) artık modern teknolojiyi kullanarak yayıldıklarına göre, dinler de gerilemek durumundadır; çünkü dini inançlar, başka şeyler yapmak üzere tasarlanmış beyin modüllerinin yan ürünleriydi.

 .
Tüm dinler ve ezoterik bilgi, evrim sürecine katkı yapmıştır.  Dini inanç genetik avantaj da sağlamıştır.


Örneğin dinler; potansiyel olarak kirlenmiş olan yiyecekleri yemeyi yasaklar, ensest ve diğer riskli cinsel ilişkilere karşıdır ve inanları geniş ve iyi korunmuş ailelere sahip olmak konusunda teşvik eder.


İşte bu türden örnek olaylar, inananların genlerine fayda sağlamıştır.


Dinler, bir zamanlar genetik avantaj sağlayan şeylerin yan ürünleriydi.


Bugün ise bir ”gişe” haline dönüştürüldü.


AKP, UBP ve benzeri siyasal partilerin cennete bilet kestikleri bir “gişe”ye.


Günümüzde, KKTC’de dincilerin ve “dindarların” "fikir münakaşası" yapmalarını, özgürlük mücadelesi vermelerini bekleyemeyiz...


Onların, yani dini siyasete alet edenlerin misyonları vardır; insanın özgürlüğünü elinden alıp, inançlarından dolayı imana sığınan ve dini siyasete alet etmeden inançlarını kendileri ile inandıkları Tanrıları arasında yaşayan insanların Tanrı' ya kul olmaları için uğraşırlar.


AKP hükümetinin üyelerine sorun isterseniz : " özgürlük nedir?", diye.


Tamamına yakınının cevabı: " insanın tanrıya koşulsuz inanıp tevekül etmesidir", olacaktır.


Bunların özgürlük anlayışları, insanların kendilerine inanıp-itaat etmeleri ile sınırlıdır.


Bizler, AKP’den ve UBP'den KKTC için yeni Anayasa yapıp insanî değerleri ve özgürlüklerini güvence altına almalarını bekliyoruz!!!


NE ACIDIR Kİ, DÜNYADA ÖZGÜRLÜKTEN ANLAMAYAN KESİMDEN, ÖZGÜRLÜK BEKLİYORUZ!!!





 

Bu haber toplam 931 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler