1. YAZARLAR

  2. Tamer Öncül

  3. DÜNYA ŞİİR GÜNÜ’NDE BULUŞALIM…
Tamer Öncül

Tamer Öncül

Yazarın Tüm Yazıları >

DÜNYA ŞİİR GÜNÜ’NDE BULUŞALIM…

A+A-

“Şiir Bugün Ne İşe Yarar?” diye bir dosya konusu seçmişti Turnalar dergisi 57. Sayısına… (Özetle) şöyle yanıtlamıştım ben de:

“İşe yaramak” kavramı bir meta çağrışımı yapsa da; şiirin meta olmadığını söylemeye gerek yok…
Toplum içinde statü kazanma peşinde koşan kimilerinin “şiiri bir araç olarak kullanma” çabalarındaki gülünç başarısızlığın nedenlerinden biri de, bunun farkında olmamaları; sanatsal üretimi, (sıradan bir) meta üretiminden farksız görmelerinden değil mi?
Ama onların aklında öncelikli olan, sanatın metalaştırıldığı dolaşım aşaması olduğu için, üretim süreci (ve gerekli donanım) konusunda kafa yormazlar…
“Güzel/ süslü laflar” seçip; vitrin süsleyecek bir metin yap(z)mak yeterlidir! “Zaten estetik dediğiniz şey cicli bicili; albenisi olan bir güzellik değil mi?!!!”
Hem kalıcılık da neymiş? “Tüket at, yenisini al tüket at… çağını” yaşıyoruz nasıl olsa!
Piyasalara bu tür ürünler doluştukça, “şiirin gündemden düştüğü, etkisini kaybettiği, insansızlaştığı;  “elitist” bir yapıya büründüğü; bu nedenle işlevsizleştiği ve anlamsızlaştığı tartışmalarının da sonu gelmez…
Bu ve benzeri tartışmalar sürerken, şiir önüne yığılan molozları aşıp;  kendi yatağında akmaya devam eder…
Günümüzde, şiirin geniş kitlelerin gündeminde olmadığı; kitleler üzerindeki (ajitatif) etkisini yitirdiği; işlevsizleştiği vb. söylemleri bir “olumsuzlama” olarak algılanıyorsa, orada bir yanlışlık vardır…
Şiir, tüketim peşinde koşan “geniş kitlelerin” değil; sanatın peşinde koşanların derdi olagelmiştir hep…
Şiir, “güzel/çirkin; iyi/kötü; ahlaklı/ahlaksız ve benzeri göreceli “değerler” arasına hapsolup/genel için doğru kabul edileni seçme; ve bundan “yarar gözetme” kaygılarıyla yaratılamaz…
Ne de, “içgüdüsel”(ilhamla) üretimle yaratılabilir…
Üretim pratiğinde “yarar gözetme”, şairin özgürlüğünü kısıtlamakla kalmaz; şiirin bizzat kendisini de kısıtlar…
Ütopya’nın/büyük gerçekliğin peşine düşmeyen şiir, gerçekten ne işe yarar?
Sanal dünyanın burgacındaki, yalan yaşamlardan kendini soyutlamayan şiir ne işe yarar? 
İnsansız, plastik, sahici olmayan, yazmak için yazılan, sanal dize öbeklerini “şiir” diye “piyasa”ya sürenlerin amacı sanat üretmek mi?
Yaşamın tüm alanında olduğu gibi, emek ürünü olan şeylerin, onu üreten insandan daha değerli hale geldiği; üretimin amacının, insani gereksinimleri karşılamaktan uzaklaşıp; nitelikli olanın değil; insanın ve doğal çevrenin aleyhine olan, sayısal olanın önemsendiği bu çağda; şiirin de bu Barbarlık Hali’ne eklemlenmek istendiğini görmezden gelemeyiz..

***
SANATÇI VE YAZARLAR BİRLİĞİ DÜNYA ŞİİR GÜNÜ BİLDİRİSİ:

Şiir yaşama dokunur, yaşam şiire...

21 Mart Dünya şiir günü. Şair için her gün şiir günü... Her an her dakika sözcüklere dokunmasa da bizi çevreleyen, gözümüze düşen ne varsa ona dokunmaya düzeltmeye ve kozmik bir armoninin parçası olmaya çalışıyor şair... Düz anlamları yeniden kurgulayarak anlam bozmalarından daha sağlam anlam kurgulama işçiliği zihin becerilerine sahip olmayı gerektirir. Şairlik böyle bir zihinsel becerinin inşa ettiği özerk bir kişiliktir. Her yerde ve hiçbir yerde olabilme durumu, beden ve bedensizlik arasında esneyen tinsellik, şairlik hallerini besleyen metafiziksel kapılmalar olsa da dünyanın acısına akıl yıpratan bir duyarlık öznesidir.

Sanatçı ve Yazarlar Birliği olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da şairlere ve şiirlere dikkat çekme günü olarak düşünülmüş bu günde toplanıyoruz. Şiirlerimizi okuyoruz. Şiirin okunduğu an şiirin yazıldığı anın tekrarıdır aslında; bu tekrar şiirin yaşamasını sağlayan, ona seste beden veren eylemin kendisidir aslında.

Dünyanın her yanı kanıyor. Acı çeken bir bütünün mutlu parçaları olabilmek tehlikeli bir duyu yitiminin göstergesidir. Doğrudan yaşamın içinden tanık olduğumuz ya da kitle iletişim araçlarının sürekli pompaladığı aldırmazlık hallerinden algıladıklarımızla insanlığın büyük bir ontolojik yarılmaya teslim olduğunu görürüz.

Şiir tüm bu olumsuzluklar karşısında sadece bir tanıklık durumuyla yetinemez elbette. Dile getirme vazifesini yerine getiren ve vicdanın sözcülüğünü yapma durumuna düşen bir etkinlik de değil şiir. Ama tüm yıkıntılar arasından doğrulabilmek ve hayata yeniden tutunabilmek için bir direnç kaynağıdır. Haykırmaktır, erdemin sözüdür, sesidir... Ve her şeyden önce kendini bilmektir...     

Ümit İnatçı
KT. SYB. Bşk.

21 Mart Pazartesi, 2016

Bu yazı toplam 1244 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar