1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. “DÜNLE KALIR CANCAĞIZIM… DÜNE AİT NE VARSA…”
“DÜNLE KALIR CANCAĞIZIM…    DÜNE  AİT  NE  VARSA…”

“DÜNLE KALIR CANCAĞIZIM… DÜNE AİT NE VARSA…”

“DÜNLE KALIR CANCAĞIZIM… DÜNE AİT NE VARSA…”

A+A-

 

Neriman CAHİT

‘Yılbaşına mek parmak kaldı…’ derken o da geçti…
Çoğumuzun sandığı gibi: ‘Basit bir tarih ve basit bir çizgi’ değildir Yılbaşı…
Ne de, sandığımız gibi: ‘Hiçbir şeyin değişmediği gerçeği…’ Her iki durumda da müthiş yanılırız…
Hiçbir ‘zaman parçası’ iki defa yaşanılmaz… Tıpkı, bir nehirde iki defa yıkanılamayacağı gibi…
Değil mi ki sen değişirsin, nehir değişir… Ve, çevren… Ve çevreni kuşatanlar…
Onlar da değişir… Hatta gölgen bile…
Sen, istediğin kadar ‘dünle ilgili, düşünce, hayal ve hayat kırıntılarını eşelemeye çalış… Yavaş yavaş akşam karanlığı gibi, ‘unutkanlık’ iner üzerine…
Ve, koyu bir yorgunluğa dönüşür her şey… Ve…
“Dünle kalır cancağızım
Düne ait ne varsa…”

***
Hep, ‘sonra’lar kuşatır hayatımızı…
Sonra… İşte
Sonra… İşte hatırlarsın yavaş yavaş…
Gülten Akın’ın dediği gibi: “İşte, artık yaşlandım…”
Bir nehirde iki defa yıkanılmaz…
Dünkü ‘SEN’ değilsin her şeyden önce sen…
Her gün, bir parça daha ağırlaşırken yükün… Ağırlıklarını yavaş yavaş ‘unutuluşun girdabına’ salarsın… Çoğu kez, ‘umurumda değil’ sanırken… Yüreğinin ve belleğinin nasıl da yavaş yavaş seni ‘yalancı çıkarmalarının’ girdabına kapılarak…

***
Seziyorum, damla damla sonsuzluğa gidişini ömrümün… Belli bir yaşın üzerinde her yıl, büyük bir şanstır…
Bazen içimin en dolu olduğu zamanlarda, uygulayamayacağım kararlar alırım:
“Artık, kendime dönük yaşayacağım… Ve, ‘en güzel eserim, ömrümdür…” düşüncesini hayata geçirmeye yoğunlaşacağım…

***
Bizim çocukluğumuzda yaşam şartları çok zordu… Bu zorlukları aşıp da bir yerlere varmak sonucunda mutluluğu yakalardık ki… Müthiş ve çok güzel bir olaydı…
Annemizin, iki kamış parçası, bir düğme, küçük bir bez parçasından yaptığı bebek… Bakaralardan (makara), taşlardan, düğmelerden, renkli ipliklerden yaptığımız oyuncaklarımız, büyüklerimizin – özellikle de nenelerimizin – meselleri…
Şimdi çocukların her şeyi var…
Mutlu doğuyorlar ama mutsuz, tatminsiz yaşıyorlar…

***
Herkesin fark etmediği bir gerçek var: Ananın rolü çok büyüktür çocuğun eğitiminde… Çünkü eğitim çocuğun ilk (5) yılında mayalanır… Ondan sonra, okul ne yaparsa yapsın… Derinlerdeki o mayadır aslolan…
Bir de: “Geleneği çoğaltarak üreten kadınlardır…
Çok zordur aslında…
Ama, bana göre: ‘Keşke, kızlarına bu geleneği aşılamasalar…

BIKTIM…
Saatlerce süren, ‘Politik tartışmalardan bıktım… Hele de, özel misafirliklerde dahi, insanların ya hep birlikte televizyona bakmalarından ya da politika konuşmalarından… Akıp giden zamana acımamak elde değil… Ör., Geçen gece, bir misafirlikte, onca güzel şey paylaşılabilecekken… Tam dört buçuk saat yüksek sesle ve gelişigüzel ‘politika’ tartışıldığı gibi…
Eve geldim, başım – sinirlerim kazan…
Uyu, uyuyabilirsen… Çaresiz kalkıp, bir mum yakıp oturdum saatlerce… Ve misafirlikte, inatla, hiç konuşmadığım konu ile (Tabii, Kıbrıs konusu)  ilgili onca soruyu temizlemeye çalıştım uyku kanalımdan… Ama, ağır aksak bir kervan gibi geçidini sürdürdü sorular… Ör:
“Ortak Devlet” diye tekrarlar dururuz…
Peki biz, ‘Ortak Devlete’ ne katacağız… Ya Evrensel Dünyaya…
Toplumun, kendine güveni yok edildi…
Bize, yıllardır ‘edilgen bir kişilik’ empoze edildi durdu…
Üç ayrı pasaport taşıyan ‘insanımızda’ bile kendine güven ve rahatlık durumu yok… Özetle insanımız öyle, politikacılarımızın çoğu ve tüm kurumlarımız öyle…
Her şeyin, kendi dışımızdan kotarılıp bize dayatılması.. Müthiş bir ‘değersizlik duygusu’ veriyor…

***
PEKİ…
KENDİMİZE AİT NEYİMİZ KALDI Kİ…

------------------------------------------------------------------------------------------------


ÇEVRE BİLİNCİ VE KÜLTÜR…

Bazen kendi kendime, bazen de arkadaşlarla – ‘Toplumsal Konuları’ tartışırız bir araya geldiğimizde… Geçtiğimiz günlerde yine öyle oldu… Bir arkadaşın daveti ile ‘öğle yemeğinde’ buluştuk birkaç arkadaş…
Arkadaş, peşin ön düşüncelerini ortaya koydu: “Bu yemekte ‘şundan – bundan’ bahsedeceğimize, gelin ağırlığı: ‘Çevre Bilinci ve Kültür olan konulardan’ konuşalım”  deyince, arkadaşlardan böylesi bir yemek için, ‘ağır bir konu itirazı’ yapılınca, bir arkadaş: “Kahveyi de bende içeriz ve konuşuruz, tartışırız da” deyince herkesin keyfi yerine geldi…

ÇEVRE BİLİNCİ… KÜLTÜR ve YEREL YÖNETİMLER…
Sonuçta, yemekten sonra, o arkadaşın evinde toplandık… Kısa olmak kaydı ile, isteyenin de not alabileceği iznini de alınca sonuçta bu yazı çıktı ortaya…

***
Çevrenin temizliği ve onun için de ‘kültürel ortamların’ zenginleşmesi gerek…
Bunun için de, ‘ETİK OLARAK’, bunun, toplumumuzda yerleşmesi şart…
KÜLTÜR SÜREKLİLİK İSTER
Bunun bilincine vararak… Artık, derme çatmalıktan, gecekondu yöntemlerinden kurtulmamız da…

***
Bu noktada, ‘Yerel Yönetimler’ unsuru kendiliğinden girer gündeme…
Yerel Yönetimlerse, bugün dünyada, ‘demokrasinin beşiği’ olarak kabul ediliyor…
KKTC, 21. yüzyıla akarken – artık – yeni kavramların peşinde olmalıdır… Ama, kabul etsek de etmesek de, olması gereken dinamikler ve açılımın çok gerisindeyiz…
Bizden önce, bu topraklarda yaratılmış düşünce, mimarlık, insan ilişkileri adına ne varsa: Bunlar bizim, ‘Yaşama sevincimiz ve boyutlarını, büyütüp geliştireceğimiz alanlar olmalıdır…
Şair: “İnsan, yaşadığı yere benzer…” der…
İnsan yaşadığı yere benzerse, bir Lefkoşa’yı, bir Mağusa’yı, Girne’yi, Karpaz’ı vb. birbirinden ayıran ve birleştiren öğeler vardır… 
Önemli olan da bunlardır…

------------------------------------------------------------------------------------------

66. SONE

Vazgeçtim bu dünyadan
tek, ölüm paklar beni.
Değmez bu yangın yeri,
avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş
inancın en seçkini.
Değil mi ki yoksullar
mutluluktan habersiz.
Değil mi ki ayaklar,
altında insan onuru.
O kız oğlan kız, erdem
erdem dağlara kaldırılmış…

Ezilmiş, hor görülmüş
el emeği, göz nuru…
Ödlekler geçmiş başa,
derken mertlik bozulmuş…

Değil mi korkudan
dili bağlı sanatın.
Değil mi ki çılgınlık
Sahip çıkmış düzene…

Doğruya doğru derken
eğriye çıkmış adın…
Değil mi ki kötüler
kadı olmuş Yemen’e.
Vazgeçtim bu dünyadan…

Dünyamdan geçtim ama…
seni yalnız komak var…
O koyuyor adama…

WİLLİAM  SHAKESPEARE

Bu haber toplam 353 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 194. Sayısı

Adres Kıbrıs 194. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler