1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Dün, bugün ve yarın !
Dün, bugün ve yarın !

Dün, bugün ve yarın !

Bugünlere geleceğimiz dünden belli değil miydi? Kirlenenin sadece Lefkoşa olmadığını, büyük ölçüde Kıbrıs Türk siyasi kültürü ve bu ülkedeki sistem olduğunu dünden başlayarak tartışmadık, söylemedik mi? Bu ülkede yaratılan başıbozuk, hukuk dışı ve keyfi

A+A-

 

 

 

 

Bugünlere geleceğimiz dünden belli değil miydi? Kirlenenin sadece Lefkoşa olmadığını, büyük ölçüde Kıbrıs Türk siyasi kültürü ve bu ülkedeki sistem olduğunu dünden başlayarak tartışmadık, söylemedik mi?

Bu ülkede yaratılan başıbozuk, hukuk dışı ve keyfi düzenin sürdürülemez olduğunu Kıbrıs sorununun çözümünün çok önemli olmakla birlikte, çözüme kadar kendi evimizi yaşanılır kılmamız gerektiğini konuşmadık, ele almadık mı? Bu ülkede, rüşvet, adam kayırmacılık ve partizanlıkla bir yere varılamayacağını, Türkiye’ye şükran türküleri ile, biat kültürü ile bir yere varamayacağımızı ülkenin aklıselim, sağduyulu insanları, Kıbrıs sevdalıları anlatmadı, tartışmadı, bunun on yıllarca mücadelesini vermedi mi?

Ülkedeki sürdürülemez ekonomik yapının, daha adil, daha üretken, daha kontrollu yönetilmesi gerektiğinin mücadelesi yıllarca verilmedi mi?

Şunu galiba unutuyoruz, 1974 sonrası Rauf Denktaş odaklı Kıbrıslı Türk siyasi seçkinleri için birinci hedef, Kıbrıs’ın kuzeyinde kurulan siyasi yapı yani KKTC’nin ayrı devlet olarak korunması, benimsetilmesi ve tanıtılması üzerinde şekillenmiştir. 1974 sonrası “elde edilen” ekonomik değerlerin, paylaşımı ve dağıtımı ile oluşturulan adaletsiz ve gayrı yasal düzene karşı verilen mücadele, tam da bu adaletsizliği ortadan kaldırma ve kendi kendine yeten, siyasi kayırmacılıktan arındırılmış adil bir toplum yaratma mücadelesiydi. Bu mücadele sayesinde dünden bugüne, Kıbrıslı Türk ilericileri çok büyük bedeller ödeyerek “Denktaş rejimi” diye tanımladıkları bu sisteme karşı etkin bir mücadele verdiler. Demokratikleşme, sivilleşme, sosyal adalet ve memleketi yönetme amacı ile ortaya konan tüm projeler ve yapılan eylemlerin özünde bu saptama yatır.

Bu toprakların küçük sanayiden üretimden koparılması, ya da devlet olunduğu iddiası ile ABAD kararının yaratılması Kıbrıslı Türklerin suçu mu?

Bu ülkede yaşayan insanlara dün “dayatılan” ve uygulanmaya çalışılan ekonomik sisteme ve paketlere yönelik tepki boyutunun en az bugünkü kadar olduğunu ne çabuk unuttuk? UBP-Denktaş ikilisinin yaratmış olduğu “ucube”nin sorumluluğu neden herkese ait olsun?

Açıktır ki, bugüne dair yeni tartışmalar ancak geçmişteki mücadeleler üzerine kurulursa anlamlı ve güçlü olur. Yoksa genelleştirme yaparak ya da mücadele kapasitesi ve geçmişini yok sayarak, tüm mücadeleyi ve kesimleri aynı torbaya koyarak dışlamak toplum olarak kendi kendine ihanet etmenin en kolay yoludur.

Kıbrıslı Türkler, Türkiye’de değişen her hükümetle yeni bir uygulamaya mecbur bırakılmayacak kadar güçlü olmalıdırlar. Buna karşın hemen herkesin Türkiye hükümetleri ile “sağlıklı, dengeli” ilişkiler kurma isteğinin açık olduğu ortadadır. Bunun dışında bir istek veya beklenti dönemi dünde kalmıştır. Kıbrıslı Türkler kendi kendilerini yönetebilecek kapasitededirler. Buna kimsenin gölge etmemesi, Kıbrıslı Türkler adına karar almaması, her hangi bir iç veya dış konuda baskı uygulamaması için ihtiyaç olan diyalog ve iletişim kanalları açık olmalı ve kararlı durulmalıdır.

Dolayısıyla gün Kıbrıslı Türklerin, öncelikle kendi kendini yönetecek projeleri geliştirme günüdür. Bunu her “ne pahasına olursa olsun” yapmak durumundadırlar ! Her siyasi partinin bu yönde toplumsal sorumluğu vardır ve siyaset kurumunu sorgulatmak yerine demokrasiye sahip çıkmak ve siyasetin görevini yerine getirmesini sağlamak en gereklisidir.

Bugün ülkemizi ve sistemi temizleme, yeniden yapılandırma günüdür. Kendi kendimizi yönetebildiğimiz ölçüde sorunlarımıza çare üretebilir ve demokrasiyi daha ileri bir noktaya taşıyabiliriz.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 943 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler