1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DÜELLO
DÜELLO

DÜELLO

Aylardır tartışılıyordu. Nihayet Bakanlar Kurulu, “sorumlu hükümet” edasında Lefkoşa Belediye Başkanı’nı zorunlu izne gönderdi. Sadece seçilmiş belediye başkanını değil, seçilmiş belediye meclis üyelerini de. Belediye Başkanı’nı

A+A-

 

 

Aylardır tartışılıyordu.

Nihayet Bakanlar Kurulu, “sorumlu hükümet” edasında Lefkoşa Belediye Başkanı’nı zorunlu izne gönderdi.

Sadece seçilmiş belediye başkanını değil, seçilmiş belediye meclis üyelerini de.

Belediye Başkanı’nın yerine kaymakamı, meclisin yerine de 6’sı bakanlık temsilcilerinden oluşacak bir komisyon atadı.

Yani Bakanlar Kurulu Lefkoşa Belediyesi’ne el koydu. Artık çöpleri kabine toplayacak!

Açıkçası bu kararın Anayasaya’ya uygun olup olmadığının tartışılması bile abestir. Bakanlar Kurulu’na böyle bir yetki veren bir Anayasa varsa, zaten bu demokrasiye sığmaz.

O yüzden kararın gerekçesi ya da hukuki zemini beni çok da ilgilendirmiyor.

Muhtemelen mevcut Anaysa ve yasalar kapsamında verilen karar hukuki de değildir. Ancak bu karardan sonra buna zamanında karşı çıkacak bir hukuk mekanizması var mıdır, emin olamıyorum. Eğer varsa, umalım ki kendini göstersin. O yüzden konunun hukuki zemini ortaya çıkan bu tablonun karşısında ayrıntı kalıyor.

En başından ortaya çıktığı gibi, Lefkoşa Belediyesi’nde yaşananlarda Cumhurbaşkanı dahil, Bakanlar Kurulu ile belediye meclisin de sorumluluğu vardır.

Usulsüz ve gayrı yasal borçlanmalara temlik verip çanak tuttukları, partizan istihdamları dayattıkları için.

6 ayda bir denetleme yapmak gibi yasal bir görev tanımı olan Sayıştay, daha önce bu denetimleri yapmadığı, raporlarını hukuk dairesine göndermediği için sorumludur.

Polis Genel Müdürlüğü, siyasi davrandığı, hukuk sürecinin işlemesine katkı sağlamadığı için sorumludur.

Başsavcı, süreci yeterince etkin yönetemediği için.

Peki bu durumda Belediye Başkanını izne gönderen hukuk nerededir?

Bu Bakanlar Kurulu’nu hangi merci izne gönderecek?

Ne yazık ki, Bakanlar Kurulu’nun bu cüreti, bu ülkenin aslında hukuktan ve demokrasiden de nasibini almadığını ortaya koyuyor.

Üstelik Savcılığın da adını kullanarak hukukun siyasetin uhdesinde hapsolduğu gerçekliğini de su yüzüne çıkarıyor.

Yoksa bir hukuk insanının kolay kolay seçilmiş bir belediye başkanının izne gönderilmesine çanak tutacağını düşünmek istemiyorum.

Bu süreç aslında sadece hükümetin değil, her kesimin sınavıdır.

Belediye Başkanlarının, muhalefet partileri ve sendikaların. Hatta bu süreçte en çok acı çeken çalışanların.

Bu konuyu tek başına Lefkoşa Belediyesi üzerinden okumak büyük bir hata olur.

Ama sadece Lefkoşa Belediyesi üzerinden okuyacak olsak bile, açıktır ki yaşananlar siyasi bir düellodan farklı değildir.

Yoksa sadece belediye başkanının gönderilmesi ile bir kurumun mali krizinin ortadan kalkmayacağı, açıktır.

Çeşitli usulsüzlük ve yolsuzluklarla ilgili hukuki süreç devam ederken ülkenin yönetenlerinin bunu tamamen göz ardı etmeleri ise ibretliktir.

Eğer her fırsatta seçilmişler, bir Bakanlar Kurulu kararıyla görevden alınacaksa, bundan sonra seçimden ya da yetki paylaşımından demokrasiden bahsedilmesi de düşünülemez.

Eğer Lefkoşa Belediye Başkanı istifa etmeliyse, O’ndan önce bu kararı 2012’de ülke tarihine geçiren kabine istifa etmelidir.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 636 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler