1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Dr.Turhan Korun’un anımsattığı Prof.Dr Derviş Manizade
Dr.Turhan Korun’un anımsattığı Prof.Dr Derviş Manizade

Dr.Turhan Korun’un anımsattığı Prof.Dr Derviş Manizade

Dr.Turhan Korun, Havadis gazetesinin Pazar günleri dağıttığı Poli ekinde, Kıbrıslıtürk kimliği ve yaşamını anlatan şahane yazılar yazıyor. Kendisini yıllardır tanırım. İlk önce abimin sınıf arkadaşlığından, sonra rahmetli Ali Korun’un kardeşi olmas

A+A-

        

 

Dr.Turhan Korun, Havadis gazetesinin Pazar günleri dağıttığı Poli ekinde, Kıbrıslıtürk kimliği ve yaşamını anlatan şahane yazılar yazıyor.

Kendisini yıllardır tanırım. İlk önce abimin sınıf arkadaşlığından, sonra rahmetli Ali Korun’un kardeşi olmasından ve sonraları meslek hayatımızda aynı yol üzerinde çalışmamızdan ve siyasi dostluktan sıkı arkadaşlığa uzanan bir tanışıklık..

Kıbrıs’ı ve Lefkoşa’yı her insanları ile ve her yönüyle doya doya yaşamış ve yaşamakta olan bir kişidir.

Anımsıyorum; sabah kliniğine gelmeden uğradığı pek çok şahsiyetler vardı. Bu kişi cumhurbaşkanı da olabilir, ayakkabı boyacısı da, güzel kahvaltı hazırlayan kebapçı, sandüviçci, ciğerci de, ülkenin meşhur avukatı da, meslektaşları da, siyasi partilerin yetkilileri de...Tabii, zaman zaman ülkenin gündemine göre ziyaret ettiği insanlar değişebilir, ve günün değişik saatlerine yayılabilirdi.

                                                                              ****

Dr. Turhan’ın çok geniş kültürü vardır. Kıbrıs yanısıra Türkiye’yi de çok iyi tanır. Siyasetiyle, kültürü ile, müziği ile, dili ve edebiyatı ile..

En büyük özelliği ise hafızasının güçlü olması, geçmişte olan her olayı, kişileri ve söyledikleriyle hatırlamasıdır. Bu ona doğanın bir lutfudur. Bu yaştan sonra da devam etmesini dilerim..Belki de hafızasında biriktirdiği bilgi ve kültür hazinesini belgelemek için, birkaç yıldan beri Havadis gazetesinde kültür-siyaset makaleleri yazmaya başlamıştır. Onu her Pazar günü okumak benim için büyük keyif haline gelmiştir. Umarım gazetesi, bir türlü halledemediği internet sayfasını düzenler ve bu yazılar tüm dünyaya ulaşır.

                                                                           ******

Dr.Turhan, en son okuduğum yazısında,  benim de eczacılık fakültesi öğrencisiyken “tıbbi ilkyardım” dersini gördüğüm rahmetli Prof.Dr.Derviş Manizade’yi anlatıyor.

Manizade sadece doktor ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi profesörü olarak ünlenmemişti. Kıbrıs ve Türkiye derin devleti ve şahsiyetleriyle de içli dışlı olması ile tanınıyordu. İstanbul’da yaşar ama Kıbrıs’ta yaşarmış gibi her olaydan haberi olurdu.

Onun kuşağından gelenlerin çoğu milliyetçi insanlardı. Atatürkçü olmakla da övünüyorlardı. Ancak, herkes de Prof.Manizade gibi derin devletin tüm unsurlarıyla ilişki içinde değildi. Örneğin; rahmetli dayım Prof.Dr.Necdet Sezer (Cerrahpaşa Göz Kliniği şefi), bizim okulun ünlü hocası Kasım Cemal Güven onun kadar “içerili” sayılmayan daha sivil insanlardı.

 

1968 öğrenci olaylarında Manizade’den Kıbrıslı Türk Tıp öğrencilerine nasihat!

 

Turhan Korun, 1968’de öğrencilik döneminde İ.Ü.deki boykot ve işgal olaylarına değinerek, üniversite öğrenclerinin eylem ve sonuçlarından başarılı çıkması nedeniyle  olacak, bir gün Prof.Manizade tarafından kendisi de dahil 5 Kıbrıslı tıp öğrencisini fakültedeki odasına çağırdığını anlatıyor.

Hoca, ilmi araştırma nedeniyle 6 ay süre ile yurtdışında kalacağını söylüyor ve endişelerini dile getirip nasihat veriyor:

“Bana söylendiğine göre, gaybubetimde Kıbrıs kültür derneğini olağanüstü kongreye götürüp, yönetimi ele geçirecekmişsiniz. Bunu yapmamanızı tavsiye ederim. Yaparsanız başınızı büyük bir belaya sokacaksınız. Bütün dışişlerini, emniyeti karşınıza alacaksınız..(Kuydul’a bakarak T.K) Bütün bunlar senin başının altından çıkıyor.”

T.Korun anlattığına göre, Kıbrıslı 5 tıp öğrencisi böyle bir kongre çalışmaları olmadığını, güle güle Avrupa’ya gidebileceğini, gönlünün rahat olmasını, gözünün arkada kalmamasını söyleyerek hocaya sonsuz bir garanti verirler. Hoca rahatlar..

Kuydul dayanamayıp sorar:”Hocam size bu bilgi emniyetten mi?”

Prof Manizade cevap verir: “Eh.. Biraz da emniyetten...”

                                                                     *****

Dr. Korun yazısında, Derviş Manizade’nin “içerili” oluşuna bir başka örnek verir.

İstanbul’daki Kıbrıslı öğrenciler, 1964 Kıbrıs olayları nedeniyle, Özel Harp Dairesi tarafından Zir köydeki eğitimleri başlatılmadan, Prof.Manizade’den hemen askeri eğitim alma talebinde bulunurlar. Hoca,  MAH mensubu kurmay albay Tüsamettin Tuğaç ile temas kurup zamanın genel kurmay 2. başkanı Memduh Tağmaç ile görüşmelerini sağlar. Ertesi gün, 20 şer kişilik öğrenci grupları askeri eğitime başlar....

Korun’un anlattığı ve hocanın “içerili” olduğunu gösteren başka bir olay daha var. Ankara’da kalmak zorunda kalan R. Denktaş’ın Karpaz’a çıkması ve Rum hükümetinin onu tutuklaması üzerine Ankara’daki Kıbrıslı öğrenciler hükümet aleyhine gösteri yapar. Ankara’dan bilgi uçurulması üzerine, Prof. Manizade, İstanbul’da da aynı eylemin olmaması için Kıbrıslı öğrencileri (elebaşlarını) yeniden çağırır. Öğreciler, böyle bir hareket içinde olmayacakları garantisi verince içişleri bakanı Faruk Sükan’ı arayarak :” Ver müjdeyi, asayiş berkemal sayın bakan, içiniz rahat olsun!” der.

                                                                     *******

Prof.Manizade’nin öğütleri, hakkımdaki yanlış bilgileri

Derviş Manizade, dayım Necdet Sezer ile yakın arkadaştı. Bu nedenle ona sadece “tıbbi ilk yardım” derslerinde değil, dayımın evinde de rastlardım.

1975 yılında, yapılan hesapların aksine, KTFD Kurucu Meclis’ine seçilince, solcu olduğum keşfedilmiş ve “derinciler” tarafından hakkımda yalan yanlış haberler üretilmeye başlanmıştı.

O dönemlerde dünyanın tanıdığı Filistinli gerilla Leyla Halit vardı. Benim Filistin kamplarında eğitim gördüğümü yaymaya başladılar. Bu dedi-koduya, Paris’ten aldığım haki renkli verev etekli sade bir elbiseyi Meclis’te giymemin rolü oldu mu acaba diye düşündüğüm olmuştur. Bu haber yanlıştı, ömrümde o topraklara hiç gitmemiştim..Ama yalanlamak fayda etmiyordu..

Bir gün Derviş Manizade Lefkoşa’daki eczaneme geldi. Benimle konuşmak istiyormuş..

“Şimdi Denktaş beyin ofisinden geliyorum, senin Filistin kamplarında eğitim gördüğünü söylüyorlar. İnanamadım, Fatma, Necdet Sezer’in yeğenidir, böyle birşey yapamaz dedim. Sakın kızım böyle işlere girişme, dayının ruhu sızlar” demesin mi?

Ben de ona “Hocam, gitseydim gurur duyardım ve herkese açıklardım. Ama yok öyle bir şey!”dedim

Rahatlamıştı... “Gidip haber vereyim bari” diyerek ayrıldı.

Bana inanmıştı..90’lı yıllarda, her yaz, Datça Aktur’da buluşurduk. En büyük Yasemin ağacı onun evinin bahçesindeydi. Sabah erkenden denize girerdi. O yıllarda bacağımı kırmış ve ameliyat geçirmiştim. Ortopedist olduğundan, ameliyattan sonra çekilen röntgenleri ona götürüp  göstermiştim. Dr.M.Hami’nin yaptığı ameliyatı çok beğenmişti. Yıllar geçtikçe denize giremediğini, tekerlekli sandalyede dolaştırıldığını izlerdim. Yine de uzun denecek bir süre yaşadı..Sanırım, hayatı boyunca mutlu oldu.

                                                                             *****

Dr.Turhan Korun, Manizade’nin Türkiye devletine ne kadar bağlı olursa olsun önce Kıbrıslı olduğunu belirtiyor. Kıbrıslı hastalara ve öğrencilerine çok yakınlık gösterdiğini vurguluyor. Yazısını şöyle tamamlıyor: “Eh..Biraz da emniyetten” deyip onu rahmetle analım.”

 

 

 

 

  

 

 

 

 

Bu haber toplam 2129 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler