1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DR.KÜÇÜK’ÜN ‘MÜFTÜ TEPKİSİ’...
DR.KÜÇÜK’ÜN ‘MÜFTÜ TEPKİSİ’...

DR.KÜÇÜK’ÜN ‘MÜFTÜ TEPKİSİ’...

Dr.Fazıl Küçük’ü, bu toplumun liderliğinde çok önemli adımlar attığı gerçeğiyle, “layıkıyla” daha bir incelenmesi gereken “lider” olarak değerlendiriyorum. “toplumsal varoluş” mücadelesinin her alanında bir “

A+A-

Dr.Fazıl Küçük’ü, bu toplumun liderliğinde çok önemli adımlar attığı gerçeğiyle, “layıkıyla” daha bir incelenmesi gereken “lider” olarak değerlendiriyorum. “toplumsal varoluş” mücadelesinin her alanında bir “varlık”, “özne” olarak Kıbrıs Türkü’nün “laik, Atatürkçü” duruşunun da en önemli bekçilerinden ve savunucularındandı.

Nitekim; Kıbrıs Türkü’nün, İngiliz sömürge yönetimine karşı verdiği milli mücadele içinde önemli bir yere sahip olan “Maarif Mücadelesi”nde, Dr.Küçük; gerek en eski lisemiz olan “Türk Lisesi”nin isminin, sömürge yönetimince “İslâm Lisesi”ne dönüştürülmesinde, gerekse Türkiye’den kendi haberleri bile olmadan ve bu gelişmeyi rastgele gazetede okuduğu; Kıbrıs’a Müftü gönderilmesi karşısındaki tepkisiyle şunu da görüyorduk ki; “din açısından” Kıbrıs Türkü’nün “zaafı olduğu” inancı hep inanılır olmuştur. Bunu düzeltmek için de “anavatan” yetkilileri kendilerine “görev addetmişlerdir”.

Gündemimizde “İlahiyat Fakültesi” ve devamı niteliğinde bazı “yatırımlar” var. Amaç nedir? Bunu zamana bırakmadan da görmek mümkündür. Ama zaten neredeyse son on yıldır şu Kıbrıs Türk Toplumu’nun “Türkçülüğü” ya da “dini bağlılığı-bağsızlığı” ağızlara ve politikalara sakız edilmedi mi dış çevrelerce?

Biraz geçmişe gidelim ve bu konularla ilgili bir gelişmeyi hatırlayalım.

Dr.Fazıl Küçük; 12 Şubat 1951 tarihinde Fetva Emini (müftü) olarak (Kıbrıs’a) gönderilen Yakup Celal Menzilcioğlu’nun Kıbrıs’a gelişini ve onun kişiliği ile ilgili görüşlerini şöyle anlatmıştı:

“Günün birinde Türkiye gazetelerinde bir yazı görüyorum. Pek yakında, 1931 İsyanı’nda lağvedilen Müftülük makamı için Türkiye’den bir müftü getirileceği müjdeleniyordu. Müstemleke Hükümeti’nin bizimle istişarede bulunmadan Türkiye’den getireceği müftü “Menzilcioğlu” idi... Müftü Mencilcioğlu ilk vaazını yapacaktı. Bu; gazetelerde halka duyurulmuştu. Büyük bir merakla öğle namazında çok kalabalık toplandı. Ön sırada oturmuş, Denktaş’la dinliyorduk. Büyük bir hâyâl kırıklığına uğramıştık. Müftü ilk günden Kıbrıs Türkleri’nin dinsizliğinden, imansızlığından söze başladı. Bir şey demeden vaazını bitirmesini bekledik. Çamiden çıkarken denebilir ki halkın yüzü düşmüş; herkes birbirine ‘ne biçim Müftü?’ diyerek camiden ayrılıyordu.

“Yine bir gün camide vaazı nasihat ederken Atatürk’ten bahsetmiş, ‘Allah taksiratını (günahlarını) affetsin. Daha arkası toprağa değmedi’ der demez dinleyenlerin büyük ekseriyeti hemen ayağa kalkarak camiyi terk etmişti.”

Kıbrıs’a özel bir anlaşma ile müftü olarak görevlendirilen Menzilcioğlı bu toplumun ruh halini daha öğrenmeden, bu toplumu tanımadan Atatürk aleyhtarı davranışıyla Kıbrıs Türkü’nden hemen tepki görüyordu. Başta Halkın Sesi gazetesi olmak üzere Müftü’nün yaptıklarına tepkisini ortaya koyarak bir kamu oyu oluşmuştu. Bu haberler Türkiye’ye kadar ulaşmış ve Türkiye’den konuyu araştırmak için gazeteciler gelmişti. Bunlardan biri de Zafer Gazetesi yazarlarından Mümtaz Faik Fenik idi. Bakınız Fenik ne yazmıştı döndüğü zaman:

“...Bundan bir buçuk ay kadar evvel Müftü Efendi’den yapılan şikayetleri her tarafta dinlemiş ve hayretler içinde kalmıştık. Müftü Hazretleri Kıbrıs’a varır varmaz, orasının başka bir devlet idaresinde bulunmasından faydalanarak, adeta Türkiye’deki kanunları, Türkiye’deki inkılapları tamamen unutur gibi davranmış, kara kaplı kitaplarla bir takım garip fetvalar vermeye,şuna buna kafir demeye başlamıştı...Kıbrıs’ın münevver Türkleri, memleketimizdeki inkılapları tamamıyle benimsemişler ve böylelikle Türkiye ile tam bir kültür anlayışı ve medeniyet birliği vücuda getirmişlerdi. Müftü Efendi’nin anlamadığı işte bu idi. Memnuniyetle söyleyelim ki 28 Mayıs’tan itibaren Kıbrıs’taki Müslümanlar için Türk Medeni Kanunu’na,  muvazi bir kanun kabul edilmiştir. Bu kanunun hazırlanmasında Kıbrıs’taki münevver Türklerin, hakimlerin büyük bir tesiri ve emeği vardır. Bunlar Kıbrıs Türkleri’nin yükselmesi için ellerinden gelen bütün gayretleri sarfetmektedirler. Bu itibarla hele bundan sonra Kıbrıs’ta kara kaplı kitaplara bakılarak fetva çıkaran Müftü’ye (ihtiyaç yoktur)...

Bugün sizce ne yapılmak isteniyor? Yarım asır sonra yine aynı plak mı çalınmaya başlıyor...

 

(Kaynak:  Halil Sadrazam, “Kıbrıs Türkü’nün Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr.Fazıl Küçük”, Kastaş Yayınları, s:43-44-45, 1996, İstanbul)

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2001 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler