1. YAZARLAR

  2. Fatma Azgın

  3. Dr.Kaya Beye saygı ve sevgilerle
Fatma Azgın

Fatma Azgın

Yazarın Tüm Yazıları >

Dr.Kaya Beye saygı ve sevgilerle

A+A-

(Kıbrıs Türk Tabipler Odası’nın girişimi ve Ahmet Tolgay ile Dr.Filiz Besim’in çalışmalarıyla, Dr.Kaya beyin Kıbrıs’taki hekimlik ve toplumsal yaşamını detaylarıyla içeren bir kitap hazırlandı. Bu kitap 18 Temmuz Cuma 19.30’da Tabipler Birliği lokalinde tanıtılacak ve onu anlatan konuşmalar yapılacak..
Kaya beyin, bu kitap için “sunuş” yazısı yazmamı istemesi beni onurlandırmıştır.
Aşağıda okuyacağınız onu anlatan bu yazı, 1972’de başlayarak günümüze kadar devam eden meslek dayanışmamız, sağlık sistemi oluşturma çabalarımız, siyasi ve sosyal dostluğumuz ve beni bu güne kadar sağlıklı tutmaktaki çabalarının asla karşılığı olmaz.. Aşağıda okuyacağınız bu sunuş yazısı, bu mükemmel insana bir kez daha saygı ve sevgilerimi iletmek için bir araç olmuştur   F.A )

Dr.Kaya Bekiroğlu Kıbrıs’ın Topluma Hediyesidir
Kıbrıs Türk Tabipler Odası, tıp mesleğine ve meslek örgütüne büyük hizmetleri geçmiş, uzun yıllar Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin de başkanlığını yapmış Dr.Kaya Bekiroğlu hakkında, geniş kapsamlı bir kitap çıkarma hazırlığındadır. Bu kitapta sanırım onun yaşam hikayesi, hekimliği ve kişiliği gözler önüne serilecektir.
Kitabın editörlerinden Ahmet Tolgay, bu kitaba sunuş yazısı yazmamı rica etti. Bu isteğin Kaya beyden geldiğini belirtmesi beni fazlasıyla heyecanlandırdı.
Onun hakkında yazacağım yazıyı beğenmezse çok üzülürüm..Çok zeki, titiz ve kesin kararlı bir şahsiyettir. Bir şeyi beğenmemeye karar vermişse fikrindan asla dönmez.
Birkaç aydan beridir, bu görev ve sorumluluğu layıkıyla nasıl yerine getirebilirim, Kaya beyi en iyi şekilde nasıl anlatabilirim düşüncesindeyim. Usta hekimliğini kuru kuru anlatmakla bu görev bitmez. Onun ‘insan’ yanını, karakterini ve özelliklerini de vurgulamam gerekir diye düşünürüm.

Kıbrıslıtürkler’in siyasi sosyal tarihine baktığımız zaman bu adanın çok değerli meslek sahipleri, bilim insanları, sanatçılar, gazeteciler ve yöneticiler yetiştirdiğine tanık oluruz. Sadece Kıbrıs’ta değil, dünyada da isim yapmış çok sayıda saygın insanlarımız vardır. Bu isimlerle ilgili bir yazı okuduğumda ‘bu Kıbrıs’cık kimler, kimler yetiştirmiş!’ demekten kendimi alamam…

Yazıya konu olan kişi itibarıyla Kıbrıs’ın yakın tarihinde yetiştirdiği sevgi ve saygısını kazanmış hekimlerden söz etmek istiyorum.
İlk sıraya Dr.Hafız Cemal’i (Lokman hekim) koyuyorum. Yaşadığı dönem itibarıyla da en eski. 1990’lerin başında hekim olarak ülkesine gelmiş ve hekimliğin yanı sıra toplumun sosyal örgütlenmesine, yeni kurumlar açılmasına hizmet etmiş, çeşitli okullar açmış, ilk kez özel hastane kurmuş, hasta yakınlarının kalabileceği mekânlar yaratmış, Kıbrıslıtürk eczacı yetişmesini teşvik etmiş ve başarmış üstün bir insan. Ne üzücüdür ki, bu değerli hekim, o dönemin gericileri tarafından aleyhine yapılan propaganda ve tehditler nedeniyle İstanbul’a göçmek zorunda kalmıştır. İstanbul ve Türkiye’de de isim yapmış Dr.Hafız Cemal, tıp tarihine geçmiş bir kişidir.

Anne-babamdan ve çevremden duyduğum diğer bir değerli hekim, Dr.Rauf beydir. Annem, Rauf beyin hem yetişkinlere hem de çocuklara baktığını memnuniyetle anlatırdı. Dikkatimi çeken önemli bir nokta anneme 1940’larda diyet yaptırmasıdır. Ekmek yerine önerdiği RYVITA‘yı yıllardır ben de kullanıyorum..
Yine bilim alanında uluslararası takdire layık görülmüş, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapmış dayım Dr. Necdet Sezer ve ilk yardım dersi hocalığımı yapmış Prof. Dr. Derviş Manizade’yi de anmak isterim.
Baf bölgesinde halkın sevgisini kazanmış Dr. İhsan Ali, Lefkoşa’dan babama ve bana çocukken hekimlik yapan Dr.Fikret Rasım’ı anmadan geçemiyeceğim.

Her İnsanın İyi Bir Doktoru ve Avukatı olmalı…
Bu aklı bana kimin verdiğini anımsamıyorum ama yaşam mücadelesi içinde, bu seçimleri çok iyi yaptığıma ve bu yüzden  huzur bulduğuma inanırım.
İşini ve mesleğini en iyi şekilde yapanlara her zaman saygı duyarım ve her konuda en iyi olan insanlarla iş yapmayı severim.
‘Dr. Kaya’ ismini ve ününü daha okul sıralarındayken duyardım. Hastalarını  başarılı ameliyatlarla ve tedavilerle sağlığına kavuşturduğu anlatılırdı. Sadece Türkler değil, Rum hastalarının da sevgi ve takdirini kazanmıştı. Çünkü  1963’e kadar Lefkoşa genel hastanesinde hekimlik yapmıştı. O dönemlerde henüz hekimlikte branşlaşma yoktu. Kaya Bey genel cerrah olarak beyin ameliyatları dahil her ameliyata girerdi. Diğer yandan hastalık tanısına yardımcı olacak bugünkü teknoloji yoktu. Bu nedenle hastaya tanı koymak hekimin maharetine kalmış birşeydi. Böyle olunca, hekimin genel hekimlik bilgisi, hastanın klinik durumu ve elle muayene ön plana çıkardı. 

Kaya Bey benim hem doktorum, hem de toplumsal konumumuz nedeniyle sık sık birlikte çalıştığım bir insandır...
Meslek örgütlerimizdeki görevlerimiz nedeniyle Kuzey Kıbrıs’ın sağlık alanında gelişmesi için önerilen bütün sağlık planlama toplantılarında buluştuk.
1970’lerden günümüze verdiğimiz çabaların ürününü göremedik ne yazık... Sağlık konusu giderek daha dejenere ve daha kötü bir hal aldı. Bugüne kadar tüm bakanlar ve hükümetler, ‘sistem,sistem’ dediler ama, çalışır bir yöntem bulamadılar.
İkimiz de hastanelerin ‘full time’ çalışması görüşünü savunuruz. 2000 yılında geniş kapsamlı ‘sağlık master planı’ çalışmasına katılmıştık... Kaya Bey ‘full time’ın anlamını şöyle yazdırmıştı: ‘Hekimler ve sağlık elemanları, sabahtan akşama kadar çalışmalıdır.’

1972 yılında adaya eczacı olarak dönüp eczane açtığımda, kliniğinin bana yakın olması nedeniyle, birliklerimizin balolarında, sağlık konusunu irdeleyen toplantılarda buluşurduk. İlk dikkatimi çeken şey, reçetelerinde çok az ilaç yazmasıydı. İlaçları özel isimleri ile değil ‘etken madde’ olarak yazardı.
1975 Şubat ayında, ikimiz de KTFD Kurucu Meclisin’e meslek örgütlerimiz tarafından seçilip gönderilmiştik. Daha sık görüşür ve tartışır olmaya başladık. Kaya Bey ‘establishment’ dediğimiz, Denktaş beyi destekleyen kurulu düzen yanlısıydı. Ben ise 68 kuşağından, kendisini ‘solcu’ olarak kabul eden ve benimle aynı görüşleri savunan diğer örgütlerden seçilip gelen meclis üyeleri ile hareket eden birisiydim.
Bu nedenle, anayasa ve diğer yasalarda fikir ayrılığımız olurdu. Kaya bey de diğer hekimlerin çoğu gibi, hekimlerin eleştirilmesinden hoşlanmaz ve hekimleri ‘en üstün meslek sahibi’ olarak görürdü. O dönemde toplumda da bu kanaat yaygındı.(Halen azalsa da devam ediyor). Bir gün mecliste, bana karşılık verirken aynı tavır içine girince, söz aldım ve ona ‘hekimleri tanrı olarak görüyorsunuz’ dedim.
Daha sonraki yıllarda da siyasi görüşlerimiz ve gruplarımız, partilerimiz hep ayrı oldu. Uzun yıllar rahmetli Denktaş Bey’i destekleyen ve yakın dostluk kuran bir insan olarak neden sağlık bakanı yapılmadı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Ya hekimliği bırakmak istemiyordu, ya da çok prensip sahibi oluşu,  fikirlerinden taviz vermeyişi nedeniyle ‘uyumsuz’ kabul ediliyordu. Örneğin Kaya Bey sağlık bakanı olsaydı, hastahanelerde çalışan hekimlerin ‘full time’ hizmet vermesi düşüncesinden dönmezdi. Denktaş bey istese bile!
Aslında Kaya Bey Denktaş Bey nedeniyle yanında göründüğü sağ partilerin çoğu politikalarını beğenmezdi. O sadece Kıbrıs sorunu ile ilgiliydi.

Kaya  Bey  Kendi Kuşağı yanısıra İleri Kuşakları Yaşamayı Sever
Yıllar içinde dostluğumuz çok ilerledi.  Kendinden sonraki neslin ve gençlerin düşünce sistemlerini, onların yeni yaklaşımlarını ve konulara bakışını hep merak ederdi.
Sürekli kitap okuduğu ve sık seyahat ettiği için, hekimlikte, teknolojide, bilgide ve kültürde yaşanan gelişmeleri yakından izler. Bu nedenle de aramızdaki yaş farkına rağmen arkadaş olabildik.
Hiç bir zaman uyuşmadığımız konu Kıbrıs sorunu idi. Kaya bey Denktaş bey çizgisindeydi, ben ise her zaman barışçıl bir çözümü, Annan planını destekledim. Türklerin hakları yanısıra Rumların haklarını da gözettim. 1970-90 yılları arasında çoğu insan CTP’lileri dışlar, “komünist, Rumcu” ithamları yaparken Kaya beyden böyle yorum duymadım. Dediğim gibi o yeni görüş ve kuşaklara ilgi ile bakardı.
Kıbrıs konusunda bakış açımı önemser ve sorardı. Geçmişte birkaç sefer çözüme yaklaşacağız gibi hava estiğinde; “Seninle şerefe şarap içeceğiz” demişti. Bir süre önce yine Kıbrıs sorununu açtı beni yokladı..Baktı aynı görüşümü sürdürüyorum “Rumlar bize bir şey vermiyor be Fatmacık” dedi..

1993 yılında Show TV’de Güneri Civaoğlu’nun düzenlediği “Basın Kulübü” canlı yayınında Türkiye’li ve Yunanlı gazetecilere ilaveten beni de Denktaş bey muhalifi olarak davet ettiler. Yer yerinden oynamıştı..Yığınla insan akıl veriyor, niye benim seçildiğim konusunda spekülasyon yapıyordu. Yüküm çok ağırdı..
Kaya bey imdadıma yetişti. Ona Denktaş beyin özelliklerini ve bana karşı tutumunun ne olabileceğini sordum. Bana bazı taktikler verdi. Bunları bu yazıda açıklamak istemiyorum..Fakat Denktaş beyin hangi tavırları sergileyeceğini ve ne yapmam gerektiğini o kadar doğru söyledi ki o programdan anlımın akıyla çıktığımı sanıyorum.
O programdan sonra Kaya bey ve 4-5 hekim beni Denktaş beyin ofisinde gerçekleşen Cumartesi toplantılarına davet ettiler. Politika dışında serbest sohbet toplantısıydı. Denktaş bey UBP ve Eroğlu ile köprüleri atmıştı. Bu  nedenle bana, muhaliflere ve CTP’lilere daha ılımlı yaklaşıyordu.
Ocak 2013 te Denktaş beyin 1.ölüm yıldönümünde, BRT beni ve  Kaya beyi canlı yayına çıkardı. Rahmetlinin insani yanlarını, karakter analizi yaptık..

Kaya bey ile bir de ‘Terazi Burcu’ muhabbetimiz vardı. Kendisi gerçek bir terazidir. Bu burçlar kararsız görünürler ama kararları vardır ve yokmuş gibi davranırlar, belki yakınlarından onay isterler.
Kendi dönemindeki arkadaşları anlatır; ev alacağında ‘alayım mı almayayım mı?’ diye sorar dururmuş. Hastalarına, akut bir durum yoksa ‘hemen ameliyat yapalım’ dememiştir. Yıllarca mustarip olduğum safra kesesi sorunumda ‘acaba ameliyat yapalım mı?’ demesini ben yanlış manada anlayıp ameliyatı geciktirmiştim. O hastasının da  karar vermesini isterdi. Ben ise ameliyat olmasam da idare edebilirim diye düşündüm. Ameliyat ilk tercihi değildi. Hafif sarılık geçirince ‘gördün mü başımıza gelenleri’ deyip beni azarladı. Ameliyat artık şarttı. Eşim ameliyat öncesi Kaya Bey ve ekibini yemeğe çıkarmak istedi. Kabul etmedi. ‘Dur bakalım ameliyat yaptığımız zaman açıp göreceğiz, herşey yolunda gitsin ve sonrasında çıkarız’ demişti.
Ameliyat oldum, başarılı geçti ama hemşireler yan odadaki hastanın ilacını bana yazdılar ve uyguladılar. Ben farkettim. Üstelik pankreas hastalarında kullanılan bir ilaçtı. Ben, eşim ve Kâmran Aziz çok üzüldük. ‘Pankreas hastası mı oldum?’ diye endişelendik. Ertesi gün cerrah Alpay Bey’e bu ilacı neden kullandıklarını sordum. ‘Fatma hanım yanlışlıkla verdiler, merak etmeyin kötü etkisi olmaz, Kaya Bey’e de söylemeyin, yoksa hastaneyi başımıza yıkar’ dedi. Ben hem o doktorlara acıyordum, hem de Kaya Bey’in fikrini almak istiyordum. 1 gün 1 gece bu konuyu düşündüm ve Kaya Bey’e durumu anlattım..Gerçek çılgına döndü. Koridordaki trolilere tekme vurdu. Başhamşireyi aradı ve hemşirelerin çok dikkatsiz olduğunu kırıcı bir dille anlattı. 

Kaya bey sürekli düşünen bir insandır. O saatlerinde kendisine konuşursanız sizi duymaz bile. Bazan çok neşeli, nüktedan, kibar bir insandır. Bir şeyin yanlış olduğuna ve haksızlık yapıldığına inanırsa çok sert tartışmalara girebilir. Tıp konusunda çok iddialıdır ve eleştiri kabul etmez. Ancak tartıştığı insanlara küsmez ve kısa bir süre sonra hiç birşey olmamış gibi dostluğa devam eder.
Böylesine zeki, sıradışı, mesleğini ve inandığı düşüncelerine, hayat görüşüne sıkı sıkıya bağlı zor bir insanla evli olan diş hekimi Gönül hanımı takdir etmemek elde değil. Belli ki, Kaya beyin üstün niteliklerini her zaman  ön planda tutmuştur.

Kaya bey ailece ameliyatlarımıza girdi. Sağlık sorunlarımızda onun fikrini almadan hiçbir adım atmadık, yanlış teşhis veya tasa verici durumlardan onun sayesinde kurtulduk. Halen daha ikircikli konularda önce ona danışır sonra gerekli uzmana gideriz. Onun şimdiki gibi sağlıklı, güçlü dimağı ile çok uzun yaşamasını isterim.

“Fatmacık”tan, “ordinariyus profösör”üne, dostluğu ve hekimliği için  sonsuz teşekkürler....

Bu yazı toplam 2569 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar