1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DOWNER, EROĞLU VE GÜNEY
 DOWNER, EROĞLU VE GÜNEY

DOWNER, EROĞLU VE GÜNEY

Lizbon Anlaşmasından sonra AB’nin ortak Dış Politika ve Güvenlikle ilgili almak istediği düzenlemeler için gerçekleşecek ilk toplantı Güney Kıbrıs’ta olacak. Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı içinde bu gerçekleşecek. Kıbrıs’ın, AB Dö

A+A-

 

 

 

Lizbon Anlaşmasından sonra AB’nin ortak Dış Politika ve Güvenlikle ilgili almak istediği düzenlemeler için gerçekleşecek ilk toplantı Güney Kıbrıs’ta olacak. Kıbrıs’ın  AB Dönem Başkanlığı içinde bu gerçekleşecek.  Kıbrıs’ın, AB Dönem Başkanlığı için gerek Türkiye’den, gerekse Kuzey Kıbrıs’tan gösterilen sert ve söylemde de aşağılamaya dayalı tepki, etkili olmadı. Yani, “tahrik ve tahkir” siyaseti işe yaramadı. Zaten olamazdı da.

Başbakan İrsen Küçük Brüksel’e gitti. Ancak orada daha ziyade AP Parlamentosu grup başkanları ile görüşüldü.  Cumhurbaşkanı da daha önceden  Brüksel’e gitti, görüşmeler yaptı. Şimdi önümüzdeki günlerde Sayın Füle, Kıbrıs’a gelecek ve Cumhurbaşkanı ve Başbakanla da görüşecek. Bu görüşmeler ne isterse olsun olumludur. Ancak bu aşamada verimli değildir. AB Dönem Başkanlığı meselesinden hareketle olumlu sonuç almayı sağlayamaz. Çünkü bu temel çoktan kaybedildi.

 Neden mi? Çünkü Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı nedeni ile gösterilen, ancak sonuç vermeyen sert tepkilerin gölgesi verimi engelledi. Bu sert tepkilerle de kendimizi süreçlerin dışına ittik. Halbuki, Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığı bilinen bir süreçti. Olacağı biliniyordu. Bu süreç önceden, Kıbrıs sorunun çözümü için BM nezaretinde sürdürülen görüşme süreci devam ederken, stratejik olarak ne yapılacağı ele alınarak karşılansa ve siyaset üretilse idi, bugün çok başka olurdu.

Eğer, BM nezaretinde sürdürülen görüşme sürecinde. Sırf görüşmeleri çıkmaza sokma amacı ile aylarca Çapraz Oy ve benzeri noktalarda havanda su dövülmemiş olunsaydı. Ocak 2010 da sunulan Paket temelinde görüşme sürdürülseydi. Açıkça zamana oynayan güneyin egemen güçlerinin istediği ortam, bu  sözde sertlik siyaseti güdülecek diye sağlanmamış olunurdu. Çünkü güneyin egemen güçleri, AB dönem Başkanlığını düşünerek zamana oynama yoluna girmişti. Bugün bu gerçekleşti. AB Dönem Başkanlığına onlar açıkça, BM nezaretinde  sürdürülen görüşmelerde bir ilerleme olmadan girdiler. Hem de suçlanmadan ve dışlanmadan.

 Güneyin sahip olduğu; 1964 statükosunun belirleyiciliğinde, AB Dönem Başkanı oldular. Üstelikte BM görüşme sürecini 2013’e aktardılar. Bize de şimdi  Güven Artırıcı Önlem ile ilgili ne yapabiliriz kaldı?. Ne acıdır ki Kıbrıs Türk muhalefet ve çözüm yanlıları da bugün, Eroğlu gibi Güven Artırıcı Önlemler Görüşmesine, kötünün iyisi olarak yaklaşmaktadırlar.. Yani ilginçtir bugün, Eroğlu da Maraş ve benzeri Güven Artırıcı Önlemleri ele almak istiyor, Çözüm yanlıları da.

Güneyin egemen güçleri buna karşı mı? Bence değil. Çünkü fiilen AB Dönem Başkanı olduktan sonra ve 2012’ de sona erdikten sonra, 2013’te başlayacak olan BM süreçlerinde AB dönem Başkanlığı da yapan bir ülke ve toplum olarak çok başka bir siyasi temelde işe başlayacaklardır. Üstelikte bunu açıkça yapıyorlar. Üstelikte 2013’e dair de, hareket hatlarının ip uçlarını, Sayın Downer’e gösterilen tepki ile de gösteriyorlar. Ama ne acıdır ki Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun söyledikleri de onların ip uçlarını güçlendiriyor. Niyetlerine destek oluyor..

DOWNER’E GÜNEYDEN  TEPKİ, KUZEYDEN DE ÇELME.

Bakın, Sayın Downer’e dönük, güneyde sert ve “seçimlere müdahale ediyor” temelinde açıklamalar yapılıyor. Tepkiler gösteriliyor. Neden? Çünkü Sayın Downer açıkça,  Talat ve Eroğlu ile görüşmeleri sürdüren Hristofyas döneminde üzerinde uzlaşılan noktaların ve kağıtların, yeni görüşme sürecinde masada olacağını söyledi. Yeni seçilecek liderin, bunları göz ardı edemeyeceğini ifade etti. Vay sen misin bunu yapan.  Downer’e dönük güneyde bağnazlar yaylım ateşi açtılar. Çünkü onlar, her şeyin yeni baştan ele alınmasına dönük zamana oynama oyununa devam etmek istiyorlar.

Hal böyle iken bizde durum ne? Gazetelerde bir demeç. Cumhurbaşkanı Eroğlu bir açıklama yapıyor. 20013’e kadar Güven Artırıcı Önlemler üzerinde durmayı ve 2013’te başlayacak olan süreçte ise, her şeyin yeniden başlaması gerektiğini, hatta parametrelerin dahi ayni olamayacağını söylüyor. Sayın Downer’in ,’ iki liderin üzerinde anlaştığı noktalar geçerlidir ve bu masada olacak’ dediği,  yani görüşmenin bir nevi, kaldığı yerden devam edeceğine dair yaklaşımına dönük olarak, Downer’e saldıran, Güneyin Bağnazlarının tezleri ve yaklaşımları  ile ayni temelde görüş ifade ediyor Sayın Eroğlu. Her şey yeniden başlasın! .

Ancak, en ilginci, Kıbrıs Türk sivil toplumu ve çözüm isteyen çözüm güçleri de buna karşı da ses vermiyor. Ne yani, artık bu en hayati konumuzda, inisiyatifi hem güneyin, hem de kuzeyin bağnaz ve çözümsüzlükte gizli gizli anlaşan güçlerinin eline mi bıraktık? Eğer bu ele alınmaz ise yine ayni olgu gözleri, 2002-2003 ve 2004 sürecinde olduğu gibi kör edebilir.  Dolayısı ile 20013 sonrası da, bugün olduğu gibi, tren kaçtıktan sonra, “bu iyi ve doğru trendi” diye arkasından koşmaya başlayacağız. Özellikle Sayın Eroğlu buna son derece önem vermelidir. İki kez değil, üç ,dört kez düşünmelidir. Çünkü bugün peşinden koştuğu tren, dün kötü trendi deyip binmek istemediği trendir.  Şimdi de “her şey baştan olacak” diye  20013’e dönük ettiği büyük büyük laflarla da zaman kaybettikten sonra, yine “aman bu iyi trendi” diye arkasından koşmak  gibi bir tekrardan, en başta onun kaçınması gerekir.

Bu yüzden toplumsal muhalefet, Downer’in sözünü iyice yorumlamalı. Güneyin bağnazlarının ona gösterdiği tepkiyi ve Eroğlu’nun güneydeki bağnazlarla  benzerlik gösteren yaklaşımını da değerlendirmelidir. Şimdiden açık tavır alınmalıdır. Çözüm için, önümüzde olacak olan bu süreçte, görüşme masasında, BM önünde liderlerin üzerinde anlaştığı konuların masada kalması ve her iki tarafı bağlaması, ayrıca yakınlaşılan konuların silinmemesi talebi öne konmalıdır. Yeni görüşme sürecinin, bu zeminde başlaması için  ister Rum, isterse Türk olsun tüm Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan kamuoyu şimdiden bilgilendirilmelidir..

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 896 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler