1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Dört Kıbrıslıtürk’ün öldürülmesine Akritas Örgütü Başkanı olarak İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis de karıştı…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Dört Kıbrıslıtürk’ün öldürülmesine Akritas Örgütü Başkanı olarak İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis de karıştı…”

A+A-

POLİTİS gazetesinin “Kıbrıs: Cezalandırılmamış Suçlar Dosyası”nda Eylence barikatından alınıp “kayıp” edilen dört Kıbrıslıtürk’ün öyküsü yayımlandı…

 

 

s1-026.jpg

Lefkoşa, 13 Ağustos 2018 (T.A.K.): 31 Aralık 1963’te Eylence Barikatı’ndan geçişte tutuklanan Piroi (Gaziler) köyünden Hasan Ahmet Skordo (41), Lefkoşalı Hasan Yılmaz Ahmet  (25), Bodamyalı (Dereliköy) Erdoğan Ahmet (25) ve  Kaymaklı’dan Hasan Mehmet’in (33) kaybolması ve öldürülmesi olayına, zamanın İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis’in, “Akritas” örgütü başkanı olarak bizzat karıştığı ortaya çıktı.

Mihalis Theodoru imzasıyla Politis “Kıbrıs: Cezalandırılmamış Suçlar” dosyasının bugünkü bölümünde, adı geçen 4 Kıbrıslıtürk’ün Aralık 1963’te kaybolmasından, 2009’da Lefkoşa’nın Lithrodonda’da kalıntıları bulunana kadar, akıbetiyle ilgili en son bilgileri, RMMO’dan tuğgeneral rütbesinde emekli olan bir Kıbrıslırum’un, Kıbrıslırum polisine verdiği ifadeye dayanarak aktardı.

Dosya’nın bugünkü bölümünü “Cinayetlerden Önce Bakana Telefon… 31/12/1963’te, Polikarpos Yorgacis’in Telefonla Aramasından Sonra 4 Kıbrıslıtürk Kayboldu”  başlığıyla aktaran gazete, 4 Kıbrıslıtürk’ün, iki toplum arasında başlayan Lefkoşa merkezli çatışmaların 10’uncu günü olan 31 Aralık 1963 günü Eylence’de kurulmuş barikatta, sabah saat 09.00’da tutuklandığını yazdı.

Gazete olayla ilgili Kıbrıslırum polisinin versiyonunu şu şekilde aktardı:

“Kıbrıslıtürkleri taşıyan 4-5 salon tipi araba, bir kamyon ve Birleşmiş Milletler askerlerini taşıyan iki araba, Eylence’de kurulan barikattan güvenle geçmeyi beklerken, Lefkoşa’nın Türk bölgesinden Lurucina” (Akıncılar)–Bodamya(Dereliköy)- Ay Sozomeno (Arpalık) istikametine doğru bir konvoy oluşturdu. Araçların önü, Eylence milis grubu üyeleri tarafından Larnaka ve Mağusa otobüslerinin katkısıyla kesildi ve milisler, araçlarda mühimmat aramaya başladı. Konuyu soruşturan memurların başsavcılığa verdiği bilgi notundan ortaya çıktığı üzere, o saatte tesadüfen barikattan, üssü Pedagoji Akademisi’nde bulunan bölüğün komutanı geçiyordu.”

Gazete olayı anlatmaya, 31 Aralık 1963 sabahı Eylence’deki barikatta yüzbaşı olarak bulunan, emekli tuğgeneralin polise verdiği yazılı ifadeye dayanarak şöyle devam etti:

“Polislerin başı çavuş kendisine yaklaştı ve Kıbrıslıtürklerin arabalarından birinde mühimmat bulunduğunu söyledi. Polis çavuşuna ‘durumun ordunun yönetiminde olduğunu’ belirterek ‘tutuklanacak Kıbrıslıtürklerin kendisine teslim edilmesini’ istedi. 4 Kıbrıslıtürk’ü bir Kıbrıs Ordusu asteğmeni ve Eylence milis grubundan oldukları anlaşılan 3 silahlı kişi tutukladı. 4 tutuklu Kıbrıslıtürk, Pedagoji Akademisi binasına götürüldü. Orada, (bugün ölü olan) asteğmen yüzbaşıdan (emekli tuğgeneral) ısrarla, 4 tutukluyu kendisine teslim etmesini istedi. Yüzbaşı bu talebi reddetti ve o zaman İçişleri Bakanı olan Akritas örgütü başkanı Polikarpos Yorgacis’e telefonla ulaştı. Yorgacis kendisine, Türkleri asteğmene teslim et direktifi verdi ve kendisiyle bizzat konuşacağını söyledi. Gerçekten de tutukluları asteğmene teslim etti ve bölüğünün üssüne geri döndü. Bu, kalıntıları Maşera ormanı yanındaki Lithrodonda’nın dışındaki bir zeytin bahçesinde bulunduğu 2009’a kadar Skordo, Hasan Yılmaz Ahmet, Erdoğan Ahmet ve Hasan Mehmet’in akıbetiyle ilgili son bilgiydi. Kalıntıların bulunması sırasında, cesetlerin aynı noktaya gömülmediğinin saptandığına dikkat çekiliyor.

(Okurlarımıza not: Bu bilgi sanırız doğru değildir. Bizim bildiğimiz kadarıyla bu dört “kayıp” Kıbrıslıtürk, dördü birlikte gömülmüş vaziyette aynı toplu mezarda bulunmuştu. Kayıplar Komitesi’nin kazıları sırasında bu mezar yerine gitmiştik ve orada bulunan yetkililer, dört “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün aynı mezarda gömülü olduğunu bize göstermişti. Sevgül Uludağ.)

Emekli tuğgeneral ayrıca, sonradan öldürüldüklerini duyana kadar 4 Kıbrıslıtürk’e ne olduğunu bilmediğini, bu bilgiyi kendisine getirenleri hatırlamadığını, tetikçileri de tanımadığını söyledi.”

Gazete, “Skordo’nun Yanındaydılar Diye Öldürüldüler” başlığıyla ayırdığı bölümde, Rum polisinin 4 Kıbrıslıtürk’ün öldürülmesiyle ilgili araştırması, o zamanlar toplumlararası çatışmalar çerçevesinde faaliyet gösteren “iki devlet dışı örgüte” kadar dayandığını ancak araçlarda mühimmat bulunduğu iddiasını ve tutuklanan 4 Kıbrıslıtürk’ten bazılarının 1958’de kurulan TMT’nin mensubu olduğunu teyit etmediğine dikkat çekti.

Bu ihtimalin, 4 “kayıp”la ilgili Kıbrıslıtürk medyasında çıkan ölüm ilanlarına dayandırılmış olabileceğini ancak Eylenceli milislerin, Hasan Ahmet Skordo’nun TMT’de olduğundan emin olduklarını kaydeden gazete, 4 Kıbrıslıtürk’ten en az birinin, sadece Skordo’nun öldürülmesine şahit olduğu için öldürüldüğünden Eylenceli Kıbrıslırumlar tarafından ‘kurban olduğuna’ inanıldığına işaret etti. Gazete, “sadece Skordo’ya eşlik ettiği için öldürülen Kıbrıslıtürk, köylüsü (Lurucina’da/Akıncılar) 25 yaşındaki Hasan Yılmaz Ahmet’ti” ifadesini kullandı.

Kıbrıslırum polisinin, 4 Kıbrıslıtürk’ün hangi şartlar altında öldürüldüğünü ve Pedagoji Akademisi’nde asteğmene teslim edilmelerinden sonra ne olduğunu 2013 sonuna kadar bilmediğini belirten gazete, bu tarihten sonra araştırmalarını “Athienu” (Kiracıköy), Dali ve Lithrodonya’ya genişletti ve tutukluları teslim aldığı sırada asteğmene eşlik eden 4 silahlı kişiyi saptama çabalarını sürdürdüğünü yazdı.

Gazete “Buldukları Mühimmat Değil, Skordo’ydu… Katilin, EOKA mücadelesi sırasında 4 Kıbrıslıtürk’ten Biri Tarafından İşkence Gördüğü Anlaşılıyor” başlığıyla ayırdığı bölümde ise 31 Aralık 1963 sabahı genç yaşında Eylence’deki Kıbrıslırum barikatında olan bir kişinin, emekli tuğgeneralin Kıbrıslıtürklerin tutuklanmasıyla ilgili anlattıklarını Politis’e doğruladığını ancak birçok yerinde düzeltmeler yaptığını belirterek, anlattıklarını şöyle aktardı:

“31 Aralık 1963’te İngiliz askerlerinin bindiği iki BM aracı, İngiliz üslerinin askeri araçlarından başkası olamaz çünkü BM Barış Gücü o dönemde henüz kurulmamıştı. Eylenceli Kıbrıslırumlar açısından konvoy bile yoktu. Boş bir Kıbrıslıtürk kamyonu, içerisinde İngilizlerin bulunduğu iki araç, ortalarında da üç yolcusu bulunan Peugeot marka tek kabin araç vardı. Araç aranmak üzere durdurulduğunda, bir çoban (bugün hayata değil) Peugeot’nun içerisindeki Hasan Ahmet Skordo’yu tanıdı ve bilgiyi vermek için milis grup polislerine koştu. Eylenceli Kıbrıslırum, o sabah tutuklanan Kıbrıslıtürklerin 4 değil 3 kişi olduğunda, yani Piroi’den (Gaziler) Lefkoşa’ya kadar birçok sebeple ünü yayılan Skordo’nun Peugeot’sundakilerin tutuklandığında ısrar ediyor. Skordo, kendisini tanıyan Kıbrıslırumlar tarafından ‘kuvvetli’, iri kıyım ve birçok kavga veya olaya karışan birisi olarak anlatılıyor. Politis’e konuşan Eylenceli Kıbrıslırum’un anlattığına göre Skordo’nun 1950’li yılların sonunda EOKA mücadelesi sırasında İngilizler için sorgu memuru olarak çalıştığı anlaşılıyor. Bu bilgi Kıbrıs Ordusu asteğmeninin Skordo’yu, Polikarpos Yorgacis’in de emriyle teslim almadaki ısrarıyla ilintilidir. Politis’e konuşan Eylenceli Kıbrıslırum, Eylence barikatından alınan Kıbrıslıtürklerin katilinin, daha önce Skordo’nun EOKA dönemindeki işkencelerinin kurbanı olduğunu ortaya koyuyor. Skordo’nun Peugeot’da olduğunu polislere haber vermek için konvoy boyunca koşan Kıbrıslırum çoban (bugün hayata değil) Kıbrıslıtürklerin kalıntılarının bulunduğu 2009’a kadar, Skordo’nun öldürülmemiş olmasından ve gelip kendisinden intikam almasından korkuyordu. Sürülerini, Eylence ve Piroi (Gaziler) arasında aynı otlakta otlattıkları için birbirlerini tanıyorlardı.”

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – POLITIS – Mihalis Theodoru – 13.8.2018)


BASINDAN GÜNCEL…

 “İki ailenin anıları…”

s2-021.jpg

Demetra and Andreas Hristodulu 44 yıl sonra Türk ordusunun Ağustos'ta ilerlemesi sonucu köylerini terk etmelerini hatırlıyor. Bavullarında çok az eşya ile anne, baba, çocuklar, dede, nene köyleri Lefkoşa ilçesindeki Palekithro'yu terk ettiler. Aile kısa sürede köylerine dönmeyi bekliyordu. 44 yıl sonra aile hala Strovolos 3 bölgesinde göçmen evlerinde kalıyor.

Andreas çok sayıda arabanın köyü terketmesini hatırlıyor. Önce Strongilos, sonra Aşşa’dan  geçerek güvenlik için İngiliz Üsleri içindeki Xylotymbou'ya gittiler. Andreas, Timbu havaalanı yolunu izleyenlerin Türk askerleri tarafından tutuklandığını belirtti. Demetra, savaş uçaklarının üzerlerinden uçmasını hatırlıyor. Palekythro'dan ayrılırken Demetra dönüp köyüne baktı. Köyden kara dumanlar yükseliyordu.

15 Ağustos'ta aile Xylotymbou'da kiliseye gitti. Kilise ağlayan insanlarla doluydu. Üç aile bir ay Xylotymbou'da kaldı.

Köyden ayrılmadan bir hafta önce Demetra değerli eşyaları topladı. Eşi ile birlikte evin yanındaki limon ağacının yanına bir çukur kazarak sakladı. 29 yıl sonra bu eşyaları buldular. İşgal altındaki bölgede köydeki evlerinde yaşayan Kıbrıslıtürkler Emine ve Yüksel, fotoğrafçı olan kızları Katia ile annesine selam gönderiyor, ziyarete gelmesini söylüyordu. Emine giden herkese Demetra'yı soruyordu.

Sonuçta Demetra işgal altındaki bölgeye geçmeye karar verdi. Eve varınca Yüksel'in limon ağacının altını kazdığını gördü. Demetra ona ne yaptığını sordu. Yüksel eşine "Emine Katia'nın annesi burada" diye bağırdı. "Dışarı çıktılar, beni kucakladılar. Bizim limon ağacının altında sakladığımız eşyaları geri verdiler. Bunlar arasında altınlarım, mücevherlerim de vardı…” Demetra, Emine ve Yüksel'in değerli eşyaları bularak sakladıklarını belirtti. "Dönüşte barikatta polis 29 yıl sonra eşyalarımızı bulduğumuza inanamadı. Hala insanlık var dedi" diyor.

Nitsa Yeorgiu Papahristodulu'nun Christodulu ailesinden farklı bir hikayesi var. "Ben Kontemenos'tanım” (Kördemen) diyor. "İstilanın ilk aşamasında bombalanmıştık. Ben, annem, babam ve iki çocuk. Aile 6 Ağustos'a kadar Kontemenos'ta kaldı. Sonra Agios Georgios Manastırı'na geçti. Oradan Kabuti köyüne gittiler. 14 Ağustos'a kadar orada kaldılar. Babam ayrılmamız gerektiğini söyledi ve Kakopetria'ya gittik.”

Nitsa, 19 yaşında kayıp olan kardeşi Nicholas'ın resmine bakıyor.

Nicholas, Bellapais bölgesinde askerdi. Kayıp oldu ve bulunmadı. Aile en sonunda Lefkoşa'ya geldi ve Strovolos'a yerleşti. Nitsa'nın anne babası Akaki (Akaça) köyüne gitti. Babası 1998'de kayıp oğlunun acısını taşıyarak vefat etti. Annesi Vasiliki yalnız kaldı ama Akaki'den ayrılmadı. Vasiliki oğlunun resmi ile gömülmeyi vasiyet etti ve vasiyeti yerine getirildi. Kontemenos'u ziyaret ettiklerinde evlerinde askerlerin kaldığını gördüler. Türk askerleri evlerine yaklaşma izni vermediler. Nitsa, Chryseleousa şapelini ziyaret etmek istedi ama sadece temellerini buldu.”

(KIBRIS HABER AJANSI – 12.8.2018)

Bu yazı toplam 667 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar