1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. DÖNÜŞÜM YARATMAK
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Yazarın Tüm Yazıları >

DÖNÜŞÜM YARATMAK

A+A-

Koşullarımız ne olursa olsun anlamlı bir hayat yaşamak bizim elimizde yine de. En zor durumlarda bile sözümüzü söyleyerek, hayata küçük bir katkı yaparak izimizi bırakmamız mümkün. Mucizeler bekliyorsak bilmemiz gereken asıl mucizenin biz olduğumuz. Tüketerek mutlu olmamız, başkalarının üstüne basarak yükselmemiz dikte ediliyor ya, aslında tam tersi. Var olanı güzelleştirip korumak ve üretmek kadar insanı mutlu edemez hiçbir şey. Başkalarıyla el ele yükselmek, gücü paylaşmak ise ezici hiyerarşik modellerden çok daha gönendirici.

Hayatın katı gerçekleri karşısında bu söylediklerimin hayalci, uçucu, naif gevezelikler olduğunu düşünüyorsanız bizi içine çektikleri o karanlığın parçası olmuşsunuzdur belki siz de. Hayretle izliyorum her güzelliğin ardında bir art niyet arandığını, her iyi niyetin kötülüğe çevrildiğini, her olumluluktan feci biçimde kuşku duyulduğunu, gerçekten temiz olana kara çalma girişimlerini.

Birilerini sevmek ve güvenmek istiyorsun ama bir başkaları hemen o kişiye dair kötücül bir bilgi paylaşıyor seninle. Bu bilginin kaynağı ne, bu gerçek mi bilme olanağın yok. İşittiğin şey içini bulandırıyor ve hevesini kırıyor ama. Hiç inanmasan bile sevdiğin ya da sevmeye başladığın birisi hakkında böyle yargılar olması kalbini kırıyor.

Belki de bütün mesela bazı insanları idealize etmeye, tanrılaştırmaya eğilimli oluşumuz. Gerçek sevgi bir insanı olumlu ve olumsuz özellikleriyle bir bütünlük algısı içinde sevmektir oysa. Gerçek bir insan, hataları, zaafları da olan bir insandır. Gerçek bir insan maskesiz bir insandır ama. Rol yapan, olmadığı biri gibi davranan birini sevmek zor olmanın ötesinde olanaksızdır kimi zaman. Neden rol yaptığını anlayıp şefkat de duyabilirsiniz belki ama sevebilmek için gerçek birini ararsınız.

Birini sevebilmek için bir iç tutarlılık ararım ben. Çok farklı çevrelerden, bizden çok farklı düşünen insanları da sevmek mümkündür böyle olunca. Biz katılmıyoruzdur görüşlerine ama kendi içlerinde bir tutarlılık taşımaktadırlar. Çeşitli tonlarda kendini gösteren ırkçı, faşist, ayrımcı, zenofobik yaklaşımlar dışında her farklı bakış değerlidir bana kalırsa. Bazı insanların ise belirgin bir görüşü, bir hayat algısı bile yoktur. Hayatta kalma ve kendi esenliklerini sürdürme güdüsüyle hareket ederler. Çıkarları nerdeyse oraya yönelirler. Maskelerini takıp baloya katılırlar.

Sevgisizdir bazı insanlar. Size baktıklarında gözlerinden okursunuz bunu. Kimileri sizi görmezler bile. Onlar için yok hükmündesinizdir.  Sizden kaçınmalarının ya da sizin birilerinden kaçınmanızın çok çeşitli nedenleri olabilir. Kimi insanlar kendi ilan ettikleri bir savaş içinde sizin amansız düşmanlarınızdırlar ama. Onların gözünde değeriniz öylesine düşüktür ki sizi ezip geçmeye hazırdırlar her an.

Sevmeyi bilmemek ne acı bir varoluş biçimidir bir insan için. Sevginin bir hafiflik hali, insanı yıkıma götürecek bir zaaf olarak görüldüğü eril bir kamusal alan var oysa. Burada aslolan ilkeler ve kurallardır ve bunları zayıflatacak duygusallıklara, esnekliklere yer yoktur. Araçların amaç haline geldiği, insanlara hükmetmeğe başladığı katı ve acımasız bir alandır bu. Kurallar ve ilkeler bu yüzden hep germiştir beni. Kurallar ve ilkeler esnemedikleri sürece adaletsizliğe alan açarlar çünkü çoğu durumda.

Pek çok toplumsal dönüşüm katı ve acımasız yasalara, miadını doldurmuş kurallar ve ilkelere karşı çıkanlar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Benim önerdiğim kuralsızlık ve ilkesizlik değil bunların sürekli gözden geçirildiği, baskı mekanizmasına dönüşmesinin engellendiği aracın bir amaca dönüşmesinin önüne geçildiği bir yaklaşım. Her durumda çözüm için sayısız seçenekler olmasına rağmen bize ezberletilene takılıp kalabiliyoruz.

Önemli olan bizi yönlendirenin adalet duygusu ve sevgi olması.

Kötülüğü neden göremiyor ve onun hükümranlığına izin veriyoruz diye düşünürüm çoğu zaman. Aslında korkuyoruz belki de ondan. Bizi yok edebilecek gücünden korkuyoruz. Bu ise yenilgiye, berbat bir dünyaya rıza göstermek demek.

Mucize sandığımız değişimleri yaratmak bizim elimizde aslına bakılırsa. Önce kendi içimizde bir dönüşüm yaratsak; sevgiyle hareket eden sahici insanlar olabilsek çok şeyi değiştirebiliriz dünyada.

Bu yazı toplam 2124 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar