1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DOME HOTEL
DOME HOTEL

DOME HOTEL

Özerklik konusunun tartışıldığı bir dönemdeyiz..Kamu Kurumlarının sorunlarını aşmak için öne sürülen tek bir tez vardır. Özelleştirme. Bunun sorunları çözeceği iddiası öne sürülmektedir. Örneğin bu konuda ifade edilen bir görüş vardır. O da özelleştirme i

A+A-

 

Özerklik konusunun tartışıldığı bir dönemdeyiz..Kamu Kurumlarının sorunlarını aşmak için öne sürülen tek bir tez vardır. Özelleştirme. Bunun sorunları çözeceği iddiası öne sürülmektedir. Örneğin bu konuda ifade edilen bir görüş vardır. O da özelleştirme ile ilgili olarak adım atılırsa, özel sektörün önünün açılacağı iddiasıdır.

Ancak bu tartışmalar içinde, var olan ve üstü örtülmeye çalışılan bir değer, bütün haşmeti ile gündeme yeniden girdi. Buda DOME HOTEL örneğidir. Özerkleştirmeye soğuk bakılan bir dönemde bunun yeniden, hem de yargı kararı ile gündeme girmesi çok önemlidir. Bunun üzerinden şimdi, KOOP SÜT’ te ele alınmalıdır. Buranın KOOP’lara ve çalışanlara devri meselesine, hükümette kim olursa olsun, toplumsal muhalefet ve yurdu seven herkes dikkatini vermelidir. Destek olmalıdır.

Çünkü, KTHY meselesi var. Devreden çıktı. Ne oldu? Özel sektörün önü mü açıldı? Evet. Ama bu alanda faaliyet gösteren bir tane Kıbrıs Türk özel sektör kuruluşu yok.  KTHY’nın her şey yanında, ülkeye kazandırdığı bir değer vardı. O da Kadın ve Erkek, bir hayli insanımızın havacılık alanında, çeşitli dallarda bilgi ve deney sahibi olması idi. Şimdi bu birikimin az bir kısmı, başka hava yollarında görev yapıyor. Geri kalanı da devletin bürokratik alanında bir maaşla çalışmaya başladı. Yani her şey yanında havacılık alanındaki toplumsal birikim heba oldu. Bundan sonra havacılık sektörü ile ilgili kaç tane insanımız bu alanda yetişebilecek?

ELETRİK VE TELEKOMÜNİKASYON.

 Şimdi gelelim Elektrik meselesine. “ Deniz altından gelecek, onun için özerkleştirmeden vazgeçtik meselesine”. Bu satırların yazarı, 1994’te enerjiden sorumlu Tarım Bakanı olunca şoklarını yaşamıştı. Elimizde Dikmende o günlerde çalışamaz durumda bulunan 20 MW ‘lık ve Teknecikte 20 MW’lık bir santral ve bir de kurulduğu günden itibaren çalışmayan 18 MW’lık Gaz tribünleri vardı.  Elektrik enerjisi de güneyden geliyordu 1974’ten itibaren. Üstelikte ona da para ödemiyorduk. Halktan da üretmediğimiz ve beleş aldığımız elektrik enerjisinin parası da toplanıyordu. Ancak çivi çakılmamıştı.

Özellikle, 1980 sonrası meraklısı bakabilir Meclis Tutanaklarına, CTP  ve TKP milletvekilleri sürekli olarak,” derhal Termik santral yapımına girilmesine” dair görüş ve düşünce dile getiriyorlardı. Hakkını yerim yazmazsam. CTP Milletvekili Ergün Vehbi, bu konuda müthiş görüşler, eleştiriler ve öneriler yapıyordu. Ancak UBP ve Denktaş iktidarı buna kulak kapamıştı. Hatta konu ile ilgili bir de Meclis araştırma raporu da hazırlanmıştı. Santral kaçınılmazdır diye.

Ne oldu? Termik santral için 1991 de temel atıldı. Bakın, iki yılda bitmesi gereken santralin, ben Tarım Bakanlığını devraldığımda daha bir kazanı bitmiş ve kaba inşaatın da hemen hemen 4’te üçü bitmişti. İşte bu koşullarda 1994’te Tarım Bakanı oldum ve CTP Hükümetin ortağı oldu diye, 1974 ‘ten beri kuzeye UBP döneminde elektrik veren güney, elektriği kesti.  Kaldık ortada. Şokları yaşadık. Önce acil olarak Dikmen’deki santrali ve 1974’ten beri çalışmayan Tekneciktekini devreye soktuk. Aylarca insanlara günde 4-5 saat elektrik verdik. Kimi gün vermedikte.

 Ne sıkıntılı günlerdi? Ta Termik santral devreye girene ve girdikten sonra yaşadıklarım, yalnız ben değil, KIB-TEK yönetimindeki arkadaşlar ve çalışanların yaşadıkları yazılsa ki bir gün yazacağım, kalın bir kitap olur. Şimdi,” bu ülkeye ne yaptınız ki” diye oturduğu yerden, yazı ve söz üretenleri gördükçe de üzülüyorum. Kendi geçmişindeki değerleri, güncel siyaset adına silenlerin hiçbiri, yeni bir şeye imza atamaz.

İşte o aşamada, Mahmut Adiloğlu’nun Başkanlığında ve Türkiye’den bir uzman ki daha sonra AK Partiden Siirt milletvekili oldu. Öner Gülyeşil beyin koordinasyonunda,   KIB-TEK Yönetimi ve çalışanları ile hummalı bir işe giriştik. Hedefimiz 9 ayda, 60 MW’lık iki buhar santralini devreye sokmaktı. Ama bu alanda bir sorun daha vardı. Ülkede, Termik santral çalıştıracak çeşitli dalardaki mühendis ve teknisyen yoktu. Bilgi birikiminin kırıntısı yoktu. Uzman insan yoktu. Önümüze iki seçenek çıktı. Ya bunlar Türkiye’den getirtilecek, ya da eğitilecek. Hemen santral yapımı devam ederken sınavla genç insanlar işe alındı. Bunlar yurt dışına ve Türkiye’ye eğitime yollandı. Çok kabiliyetli insanlardı. Santral biterken, 9 ay sonra Termik santral alanında bilgili insanlar da yetişti. Hazırdık. Şimdi bu toplumun yüz akıdır, bu konudaki uzmanlarımız ve her alanda yetişmiş insan gücümüz. Yani halkımız, bu alanda bilgi birikimine, söze sahiptir.

Şimdi deniyor ki “elektrik Türkiye’den gelecek, bunun için Özerkleştirme rafa kaldırıldı”. Şimdi bunun olduğunu düşünün. Bu demektir ki Kıbrıs Türk halkı, KTHY kapatılmasından sonra olduğu gibi, bir başka stratejik alanda da bilgi birikimini öldürecek. Yalnızca taşıma su ile değirmen döndürecek bir hale gelecektir. Peki o zaman havacılık, elektrik, telekomünikasyon gibi stratejik  alanlarda kendi bilgisini, insanını, emek, bilgi ve üretkenlik temelinde var edemeyen bir halkın varlığı ne olur? Taşıma su ile devlet, toplum , varlık mı sürdürülür? Ha, Polisi, askeri, parayı  yönetememek olgusuna, bu mentalite ile eğer  havacılığı, elektriği telekomünikasyonu ve diğer stratejik alanları da eklerseniz, o zaman tam havaya bakarsınız, denizden elektrik gelirken, siz de denizin dibini boylarsınız, toplumsal varlığınız Atlantis gibi olur..

DOME HOTEL

Bunun için DOME Hotel örneği çok değerlidir. Derviş Eroğlu’nun düşmanlığı ile bu güzel adım, 19 Nisan sonrası yok edilmeye çalışıldı. Ama, DOME HOTEL çalışanları bu örneği yaşattı. Şimdi davayı da kazandılar. Bu dava kazanıldı ya. Hemen Vakıfların çok dar görüşlü ve maalesef Eroğlu’ sözcülüğünü yapan yöneticileri, hemen Polis’e koştular. Ve abuk sabuk iddialarının soruşturulmasını talep ettiler. Her şey zaman içinde aydınlığa çıkar. Yalan hızlı gider, ama gerçek onu geçer.

 Şimdi, DOME Hotel konusunda bize inanılmaz engel çıkaran sağ ve sol statükocular, bizi, devlet kapitalizmi ile Neo- Liberal hoyratlık arasına sıkıştırmak isteyenler, bu örneği o gün, daha doğmadan öldürmek istemişlerdi. Şimdi bu konuda çok yol yüründü ve şimdi çok önemli bir örnek oluyor.. CTP Hükümetinin ülkeye kazandırdığı yığınla yeni olgunun, öldürülmek istenmesine karşın, hala gelecek için ışık saçan değer olması çok önemlidir.

 O zaman bu kararı alırken, Bayram Karaman arkadaşıma  şöyle söylemiştim. “Bayram, devrimciyiz farklı  ve değişik olanı ele almalıyız. Bilinmeyene yelken açmalıyız. Bu olay şimdi teorik olarak mümkündür. Ama sorumluluk bu alanda sizlere aittir. Çünkü teorik olarak mümkün olabileni pratikte göstermezsek, bil ki kendi elimizle tüm kamu varlıklarına dönük yağmaya ve kamunun çökertilmesine yol açacağız”.  DOME HOTEL çalışanları, çok lugatlı ve art niyetli darbelere karşın, bir değeri var ettiler. Başardılar. Kendi kendini yönetmenin, kamu kurumlarının işletilmesinin çalışanlara devri ile de olanaklı olduğunu kanıtladılar. Özerklikte olanaklıdır.

Bu biliyor musunuz, yalnız Kuzey Kıbrıs’a değil, tüm dünyaya dönük var edilen güzel bir örnektir. Dünyada günümüzde, devlet kapitalizmi ile neo- liberal düzenlemelere karşı gelişen, “ Halk Sektörü” denen anlayışında bir örneğidir bu.  CTP’nin Siyasal Tezlerinde, bu yeninin temel teorik düzenlemelerini görmek olanaklıdır.. Bu ülkede özel sektör ve onun yanında, kendini yöneten DOME Hotel gibi, narinciye de üreticilere devrettiğimiz fabrikalar gibi, Özerk Kurumlar, Elektrik, Telekomünikasyon ve KOOP’lar. Bunları içine alan “Halk Sektörü” ile Özel Sektörün bütünlüğünü oluşturmak çok önemli bir olgudur. Bunun için siyaset dünyasını, medyayı, akademik dünyayı, siyaset tartışmaya döndürmek gerekir. Bunun öncülüğü de CTP ve diğer demokrat ve  sol güçlerde olmalıdır.

 Yoksa dünün emek verilen değerlerini, küçük hesaplar adına es geçtikçe bir yere varamazsınız. Varsın, CTP Hükümeti hata yaptıydı demeye devam edin, ama ortaya çıkan ve günümüzde değer olan güzel olgulara dönükte, CTP’ye, ya da şu veya bu kişinin işine yarar demeden, o olgulara da değer verin. Çünkü, günümüzde toplumsal çöküşe karşı, toplumsal dinamiği harekete geçirecek düşünsel üretimlere ihtiyaç vardır. UBP’nin iş başında olması buna engel değildir. Düşünce üretilecek ki bu değere dönüşsün. “Seçin beni da kurtarayım sizi”, statükoyu yaşatmaktan başka bir şey getirmez.. Buna başlamadan evvel de ne olur gidin ve DOME HOTEL’ de bir kahve için. Tahir Seroydaş’a, Bayram Karaman’a, Dome Hotel’in tüm emekçilerine teşekkürler….

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 755 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler