1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Doktora ve Askerlik
Doktora ve Askerlik

Doktora ve Askerlik

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, uzun süredir tartışılan askerlikte saklı, yoklama kaçağı, bakaya veya firara düşenlere yeniden askerlik hizmetini yerine getirmesine hak tanıyan Birleştirilmiş Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nı oybirliğ

A+A-

 

 

         Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, uzun süredir tartışılan askerlikte saklı, yoklama kaçağı, bakaya veya firara düşenlere yeniden askerlik hizmetini yerine getirmesine hak tanıyan Birleştirilmiş Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nı oybirliğiyle onayladı. Ayrıca bu yasa ile KKTC’de doktora eğitimi alanların da yurt dışında doktora eğitimi alanlar ile aynı şartlarda yüksek öğretime dayalı bedelli askerlikten yararlanmalarının konusunda da yeni düzenlemeler getirdi.

 

          Öncelikle bu yasanın kısa bir tarihçesine bakalım: Yüksek öğretime dayalı bedelli askerlik yasası 80’li yılların sonunda “yurt dışında, her türlü eğitimden sonra 7 yıl süre kalanları” kapsıyordu… Sonra yurt dışındaki doktora eğitimleri bu süreden sayıldı… Derken sadece doktora değil, yüksek lisans eğitim süresinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gündeme geldi… Ardında da 7 yıllık süre, sanıyorum 4 yıla indirildi… Şimdi ise sadece yurt dışında değil, ülkemizdeki doktora öğrencilerinin de bedelli askerlikten yaralanması sağlandı…

 

Bu durum yurt içinde ve yurt dışında doktora eğitimi alanlar arasındaki askerlik hizmetleri açısından var olan eşitsizliği ortadan kaldırdığını yönünde yorumlanabilir... Ancak yasanın bu hali, Kuzey Kıbrıs Türk toplumuna gelecekte çok ciddi ekonomik ve sosyolojik yaralar açacak gibi…

 

         Zaten üniversite diplomalı binlerce işsiz gencimiz varken, dünyanın en akademisyen ama işsiz ülkesi olmaya da aday oluyoruz. Aklında doktora eğitimi olmayan, bu yönde bir eğitim almayı düşünmeyen genç erkeklere, “gidip doktora yapın, askerlikten kurtulun” mesajı veriliyor…

 

Öte yandan hangi üniversite olursa olsun ülkemizdeki doktora eğitimin oldukça pahalı olduğu ortada… Bu yönüyle de “parası olan askerlikten kurtulsun, olmayan paşa paşa asker olsun” deniliyor…

 

         Oysa ülkemizin nitelikli ara elemanı ihtiyacının varlığı tartışılmaz… Meslek liselerimiz her geçen gün kan kaybediyor…. Meslek yüksek okullarımız her geçen gün biraz daha az tercih edilir duruma geliyor… Kendi teknisyenini, marangozunu, tamircisini, demirci ustasını, kuaförünü, berberini, inşaatçısını, bilgisayarcısını ve daha birçok alandaki ara elemanını yetiştirmek istemeyen tek ülke gibiyiz… 

 

         İşte tamda bu nedenlerden dolayı ana muhalefet partisi, askerlik yasası ile ilgili mesleki eğitimi teşvik edecek kapsamlı öneriler vermeye hazırlandığı basında yer aldı. Dilerim bu önerilen sırf ana muhalefetten geldi diye reddedilmez.

 

Ve yine dilerim ki bir ülkenin sosyolojik yapısını derinden etkileyecek bu tür yasalar çıkartılırken toplumsal gelişim ve eğitim planlamasının temel alınması gerekliliği bu kez hatırlanır…

 

 

 

 

 

 

BURAYA DİKKAT   

 

Eğitimde “Akıl Tutulması” Devam Ediyor

 

Eğitimde tam bir akıl tutulması yaşıyoruz… Şaka gibi ama inanın şaka değil… Her geçen gün sorunlar biraz daha büyüyor ve çözülmez hale geliyor…

 

KTOEÖS’ün ortaokul, lise ve meslek liselerinin dönem sonunda karne vermeme eylemi günlerce tartışıldı… 15 günlük “şubat tatili” bitti, okullar ikinci döneme başladı. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’ndan hiçbir yetkili sorunu çözmek için sendikayla görüşme ihtiyacı duymadı… Neden diyalog kurulmuyor ya da kurulmak istenmiyor! Anlaşılır gibi değil…

 

Haspolat Meslek Lisesi’ndeki ilahiyat bölümü sorununa, külliye ve Hala Sultan İlahiyat kolejli tartışmaları eklenince bu konularda sendika tarafından ortaya konan grev ve eylemlerin haklılığı kendini gösteriyor. Ancak bakanlık, sorunları diyalog yoluyla çözmek yerine sadece açıklama yapmakla yettiği için sorunlar daha bir çözülemez hale geliyor…

 

Hal böyle olunca da sendika olayın vahametine dikkat çekmek için farklı eylem biçimleri deniyor. Haspolat’taki cadır eylemi bunun bir örneği… Eğitimin, dini unsurların olmadığı her yerde yapılabileceğini anlatan anlamlı bir eylem… Ancak, Eğitim Bakanlığı bütün bunlar yokmuş gibi davranıyor… Oysa yokmuş gibi davranınca sorunlar çözülmüyor, aksine daha bir karmaşık hale geliyor… Kısacası eğitimde akıl tutulması devam ediyor…

 

 

 

 

 

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

Problemi Yaratan Beyin

 

Okullarda ikinci dönem başladı… Ancak eğitimdeki problemler bitmek bilmedi… Bitmek bir yana katlanarak arttı…

 

“Problem çözme konusunda neden başarısız olur?” sorusuna yanıt aramak için literatüre bakınca şu tespitle karşılaştım: “Problem çözmede başarısız olmanın temel nedeninin, davranışsal olarak agresif olmalarına karşılık sürekli bir sorundan diğerine atladıkları ve sonuçta hiçbir çözüm bulamadıklarını saptamıştır. Diğer bir durum da başarısız problem çözücülerin tek bir problem üzerinde diğerlerini göz ardı edecek şekilde yoğunlaşmaları ve sonuç elde edememeleridir. Oysaki çoğu zaman bir sorun diğer sorunlarla iç içedir.”

 

Albert Einstein’e göre “problemi yaratan beyinle, aynı problemi çözmek mümkün değildir”. Kısacası, karşılaştığımız problemleri çözmek için ya bakış açımız ve yaklaşımımızı ya da bu problemi ortaya çıkaran beyinleri değiştirmemiz gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1411 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler