1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DOĞRULAR / YANLIŞLAR :II...
DOĞRULAR / YANLIŞLAR :II...

DOĞRULAR / YANLIŞLAR :II...

Geçen hafta aynı başlık altında yazdığım yazıya oldukça benzer bir yazı(çok daha kapsamlı olarak) aynı günkü Gaile dergisinde Hakkı Yücel tarafından yazıldı… Hakkı Yücel, (iki hafta önce) gaileli sohbetler’deki konuşması ve Adres Kıbrıs’

A+A-

 

 

Geçen hafta aynı başlık altında yazdığım yazıya oldukça benzer bir yazı(çok daha kapsamlı olarak) aynı günkü Gaile dergisinde Hakkı Yücel tarafından yazıldı…

Hakkı Yücel, (iki hafta önce) gaileli sohbetlerdeki konuşması ve Adres Kıbrıs’taki (Cenk’le yaptığı) söyleşide söylediklerine geniş kapsamlı bir açıklama yapma gereksinimi duymuş anlaşılan… İyi de yapmış… (Kısa alıntılar yapacağım bu yazının tümünü okumanızı, kesinlikle öneririm)

Hakkı yücel söz konusu yazısında, “Doğrular/yanlışlar” sorunsalını şöyle açımlıyor…

Buradan bakınca, Marx’ın verili koşullardan hareketle 19.ncu yüzyılın sanayi kapitalizmine yönelik ayrıntılı çözümlemeleri, solun temel talebi olacak olan dünyayı değiştirmeye yönelik imkânları sorgulaması ve bu bağlamda çıkarsamalarda bulunması; ezilenlerin özgürlük, eşitlik , adalet mücadelelerinde önemli bir dönüm noktası olmakla beraber; tarihsel serüveni içinde bu dinamik-diyalektik düşüncenin giderek, değişmez sabiteler halinde algılanıp sistematize edilen bir bilime dönüştürülmesi, verili koşulların çok farklı mahiyetler kazanacağı yeni zamanlarda sorunlarla karşılaşacak, o sabitelerin yetersizliği ya da geçersizliği açığa çıkacaktır. Nitekim 21.nci yüzyıla girerken yaşanan gelişmeler ışığında yerleşik üretim biçimi ve üretim ilişkilerinin değişiklikler göstermeleri, emeğin niteliğinde yaşanan mahiyet değişiklileri, büyük ve homojen sınıflar ayrışmasının parçalı bir karaktere bürünmesi, bu bağlamda tarihin devrimci öznesi İşçi Sınıfı’nın nicel ve nitel değişikliklere uğraması, yeni toplumsal kesimlerin ve taleplerin görünürlük kazanmaları, yeni bir dönemin -zaman ve mekân ilişkisinin- gerçekleri olarak gündemdedir . Bu parçalanma hâli, modern aklın ve de ideolojilerin, ‘gerçek’i homojen bir bütün olarak algılayıp oradan çıkardığı ‘doğru’suna kesinlikler atfeden, çıkarsamalarını dayatan otoriter düşünce sistematiğini bozmuştur; gerçek karşısında onu yetersiz ve eksik kılmıştır. Ait olduğu zaman-mekân ilişkisi bağlamında karşılığı olan eski ‘doğru’lar, yeni dönemin koşulları ve ortaya çıkardığı imkânlar dahilinde yıpranmaya, geçerliliğini yitirmeye, bir başka ifadeyle yeni ‘yanlış’lar haline gelmeye başlamışlardır.

Evrensel ölçekte solun, diyeti çok ağır ve bundan sonra atacağı adımlarda büyük dersler çıkarmasının gerekli olduğunu düşündüğüm gelişim tarihinin özetle çizdiği ‘büyük resim’ kanımca budur. 12 Eylül’e gelirken Türkiye Solu ve o sol içinde kendi mütevazı varlığıyla yer alan, büyük oranda oradan yetişen, şu an üzerine konuştuğumuz o dönemin genç Kıbrıslı Türk solcuların maceraları da bu kapsama dahil edilebilir. 12 Eylül Rejimi bütün kesimleriyle bu solun üzerinden bir silindir gibi geçer, onu ezer ve darmadağın eder. Bu zalim süreç rejimin vahşetini gözler önüne serdiği kadar, ona direnemeyen solun konumunu açığa çıkarması ve kendiyle hesaplaşmasını tetiklemesi bakımından da bir nirengi noktası teşkil etmektedir.  Ancak bu hesaplaşmanın kapsamını genişleten ve ertelenmez kılan esas gerekçe 20.nci yüzyıl sonu itibarıyla evrensel ölçekte solun yaşadığı yenilgidir. Bu yenilgi solun ideolojik-zihinsel konformizmini sarsar, kendisiyle yüzleşmesinin ve hesaplaşmanın kaçınılmazlığını işaret eder. Bu sol adına yeni bir epistemolojiyi, yeni bir zihniyet dünyasını, yeni düşünce-hareketi içerecek söylemin oluşturulmasını gerektiren, yani ‘ontolojik’ dönüşümünü harekete geçirecek olan yeni bir sürecin başlangıcıdır. 

(…)

“Yeni Sol, eskisi gibi olmayacaksa da, sıfır noktasından başlayacak bir düşünce-hareket olmayacaktır. Birikimlerinden ve deneyimlerinden yararlanmak, dersler çıkarmak üzere yüzleşmek ve hesaplaşmak zorunda olduğu, doğruları ve yanlışlarıyla, geçmişi -“tarihsel gerçekliği”-, verili koşullarını gözeterek karşılık vermek zorunda olduğu bugünü -“güncel gerçekliği”- ve idealize ettiği büyük hedefine ulaşmak için mücadele vermeyi sürdüreceği gelecek tahayyülleriyle -“ütopik gerçekliği”yle- hemhal olan ve ‘ahlâki’ tutarlılığı ısrarla gözeterek buradan önermelerde bulunan bir sol düşünce-hareket olacaktır.”

 

Hakkı arkadaşımın (ve benim geçen haftaki yazımda) vurguladığı(m) gibi; “sorgulayıcı, eleştirel ve yaratıcı akla dayanan ve  eşitlik, özgürlük, adaletarayışıyla biçimlenen; özveri, dayanışma; dürüstlük ve üretkenlik gibi insani değerlere önem veren SOL, dünün “DOĞRU ve YANLIŞLARI”ndan çok; bu gününü GERÇEKLİĞİ’ne odaklanıp; YENİ SİYASETLER üretme görevi vardır…

Çoğu o günlerde de (fark edilip) tartışılan yanlışları sıralamakla; yeni DOĞRULAR’a ulaşmak mümkün olmayacağı gibi; onlara takılıp kalmanın, YENİ SİYASETLER üretmeye de bir yararı olmayacağına inanıyorum…

Geçmiş  inkarcılığı” yapmak ne kadar yanlışsa; “Geçmişle hesaplaşma” adına “Geçmişe takılıp kalmak” da o kadar yanlış olacaktır…

 

Bu haber toplam 736 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler