1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Dizlerimin üzerine çöküp af diliyorum...”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Dizlerimin üzerine çöküp af diliyorum...”

A+A-

 

 

***  Sırbistan Cumhurbaşkanı Tomislav Nikoliç, Srebrenitsa katliamı için özür diledi. Bosnalılar ise Nikoliç’in ‘soykırım’ kelimesini kullanmasını bekliyor.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Tomislav Nikoliç, 1995’te yaklaşık 8 bin Boşnak’ın öldürüldüğü Srebrenitsa katliamı için özür diledi. Nikoliç, ‘devlet adına’ özür dileyen ilk Sırp lider olmasının yanı sıra, bugüne kadar yaşananları “çatışma” olarak niteleyen resmi söylemin dışına çıkarak ilk kez Sırp güçlerin “suç işlediğini” söyledi.
Bosna devlet televizyonunda yayınlanan ‘Interview 20’ adlı programda konuşan Nikoliç, “Srebrenitsa’da işlenilen suç için diz çöküp Sırbistan adına af diliyorum. Devletimiz ve halkımız adına herhangi bir birey tarafından işlenen suçlar için özür diliyorum” dedi. Ancak Nikoliç, “soykırım” kelimesini kullanmadı. Bir kısmı YouTube üzerinden yayınlanan röportajın tamamının 7 Mayıs tarihinde yayınlanacağı açıklandı.
Katliamda yakınlarını kaybeden kişilerin kurduğu Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subasiç ise Nikoliç’in samimiyetinden emin olmadığını söyledi. Subasiç, “Birinin dizleri üzerine çöküp af dilemesine ihtiyacımız yok. Sırbistan Cumhurbaşkanı ve Sırbistan’ın soykırım kelimesini söylediğini duymak istiyoruz. Samimi bir hareket olduğuna bu şekilde inanırız” diye ekledi. “Sırbistan’ın uluslararası mahkemeler tarafından alınan kararları kabul etmesini istiyoruz” diyen Subasiç, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Srebrenitsa katliamını “soykırım” olarak nitelediğini hatırlattı.

AB şart koştu
Avrupa Birliği’ne üye olmak isteyen Sırbistan’a Bosna ile ilişkilerini düzeltmesi şart koşuluyordu. Geçtiğimiz hafta AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’ın arabuluculuğuyla, Sırbistan ile Kosova arasında Brüksel’de ilişkileri normalleştirme amaçlı bir anlaşma imzalanmıştı. Bu anlaşmadan sonra Avrupa Birliği Komisyonu, Sırbistan’ın üyelik müzakerelerine başlaması konusundaki görüşünü pozitif olarak açıklamıştı.

‘Miloşeviç’in adamı’
Nikoliç “devletimiz adına” ifadesini kullansa da bir devletin resmi olarak özür dileyebilmesi için meclis kararı gerekiyor. Sırbistan’dan böyle bir adım atılıp atılmayacağına dair bir açıklama yapılmadı. Geçen yıl seçilen Nikoliç, “Srebrenitsa’da soykırım yoktu” demişti. Nikoliç, Bosna Savaşı sırasında iktidarda olan aşırı milliyetçi Sırp Radikal Partisi’nin üst düzey isimlerinden biriydi. Lahey’de soykırımdan yargılanmış olan Slobodan Miloşeviç’in hükümetinde başbakan yardımcılığı yapan Nikoliç, eski cumhurbaşkanına yakınlığıyla tanınıyor. Ancak Nikoliç, son seçim kampanyasında daha ılımlı bir profil çizmişti.

Uluslararası mahkemeler ‘soykırım’ diyor
Bosna Savaşı sırasında, Bosna Hersek’in Srebrenitsa kentinde 11 Temmuz 1995 tarihinde resmi kayıtlara göre 8 bin 373 Boşnak erkek, Sırp milisleri tarafından öldürüldü. Acısı hâlâ taze olan katliamda kadın ve çocukların da öldürüldüğü belgelerle kanıtlandı. Birleşmiş Milletler’in Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etmesi üzerine gönderilen 400 silahlı Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önleyememişti.
Sırp lider Radovan Karadziç ve Bosnalı Sırpların eski komutanı Ratko Mladiç, Bosna Hersek’te yaptıkları katliamlar sebebiyle Birleşmiş Milletler Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (ICTY) yargılanıyor. Slobodan Miloşeviç ise 11 Mart 2006’da savaş suçlarından yargılandığı sırada Lahey’de ölmüştü. ICTY ve Uluslararası Adalet Mahkemesi (ICJ) Srebrenitsa katliamını soykırım olarak tanıyor.
(MİLLİYET – 29.4.2013)

***

BİANET.ORG

“Kayıplar geçmişimizdir, geçmişimizle yüzleşelim...”

***  Türkiye’de İHD Diyarbakır Şubesi’nin DİHAA desteğiyle başladığı “Kayıplar Geçmişimizdir, Geçmişimizle Yüzleşelim” projesi kayıpların akıbetine ulaşılmasını ve toplu mezarların açılmasını hedefliyor.

Türkiye’de İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Avrupa Birliği Demokrasi ve İnsan Hakları Aracı’nın (DİHAA) desteğiyle “Kayıplar Geçmişimizdir, Geçmişimizle Yüzleşelim” adlı bir proje başlatıyor. Altyapı çalışması tamamlanan ve uygulama aşamasına getirilen projeyle kaybedilenlerin akıbetine ulaşılması ve toplu mezarların açılması hedefleniyor.
Proje kapsamında bir yıl boyunca saha çalışması, halk toplantıları, kamuoyunu bilgilendirici faaliyetler yapılacak, bir veri tabanı oluşturularak, yaşanan olaylar kayıt altına alınacak.
Kayıplar Haftası nedeniyle de 18-19 Mayıs’ta düzenlenecek çalıştayda da geçmişle yüzlemenin önemi, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılmasının yol ve yönetmeleri ve toplu mezarlar konusunda yapılması gereken çalışmalar tartışılarak, bu konuda bir yol haritası ortaya çıkarılacak.

“Çalışma hakikat komisyonuna zemin olabilir”
İHD Diyarbakır Şubesi dört yıldır “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” sloganıyla çeşitli eylem ve etkinlikler gerçekleştiriyor. Bu eylemlerde dile getirilen “kayıplar bulunsun, failler yargılansın” talebi ise henüz karşılık bulmadı.
Şubenin 2011 yılındaki raporunda 253 toplu mezar ise hala açılmayı bekliyor. Bitlis’te olduğu gibi bu mezarların kepçelerle özensiz bir şekilde açılması, toplu mezarların Minnesota Protokolü’ne göre açılması ve delillerin sağlıklı bir şekilde muhafaza edilmesini vurgulayan İHD’yi mezarların açılmasını durdurma noktasına getirdi.
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici İHD olarak yıllardır kayıplar, faili meçhul cinayetler ve toplu mezarlara ilişkin kapsamlı araştırmalar yaptıklarını ancak bu çalışmaların yetersiz olduğunu belirlediklerini ifade etti. Bilici, çalışmayı daha sistematik ve bilimsel yöntemlerle yürütmeleri gerektiği sonucuna vardıklarını ve bu projeye bu nedenle ihtiyaç duyduklarını söyledi.

“Barış için hakikatler ortaya çıkarılmalı”
“Bu ülkede geçmişte çok büyük kirlilikler yaşandı. 30 yılı aşkın süren savaş beraberinde büyük yıkımlar getirdi” diyen Bilici barışın sağlanması için hakikatlerin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi:
“Kayıplar, faili meçhuller ve toplu mezarlar yaşanan bu tahribatın en somut gerçekliğidir. Bu ülkede binlerce kayıp olduğunu biliyoruz. Yine binlerce faili meçhul cinayetin yaşandığı artık herkes tarafından bilinmekte. Bölgemizde 300’e yakın toplu mezarda binlerce insanın bedeni yatmakta.Bu gerçekler ortada dururken, kimse elimiz-kolumuz bağlı durmamızı beklemesin.

"Evet, içinde bulunduğumuz bir barış süreci var ama bizler gerçek bir barışın sağlanabilmesi için hakikatlerin ortaya çıkarılması gerektiği inancındayız. Yok efendim, ‘nasıl olsa barışıyoruz, ne gereği var bu kadar acıları deşmeye’ demeye kimsenin hakkı yoktur. Çünkü bu coğrafyada çok kirli olaylar yaşandı ve bunun mağdurları var. Bugün biz elimizi çeksek de, bu mağdurlar kabul etmeyecektir.
"Nitekim dünya deneyimlerine baktığımızda; gerek Arjantin olsun, gerek Güney Afrika veya diğer başka ülkeler olsun geçmişleriyle yüzleşmeden toplumsal barışı sağlamamışlardır. Bu nedenle hakikatleri ortaya çıkarmaya ve geçmişle yüzleşmeye mutlak ihtiyacımız var.”
(BİANET.ORG – 29.4.2013)

Bu yazı toplam 1424 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar