1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'DİYET LİSTESİ YOK, METABOLİZMA ÇALIŞTIRMA VAR'
DİYET LİSTESİ YOK, METABOLİZMA ÇALIŞTIRMA VAR

'DİYET LİSTESİ YOK, METABOLİZMA ÇALIŞTIRMA VAR'

Beslenme ve Sağlık Uzmanı Nil Ayşe Gürman Stella Aciman'a anlattı

A+A-

 

 

 

Stella Aciman

 

Çoğumuzun kilolarla başı derttedir. Yine çoğumuz herhangi bir günde, bir diyetisyenin kapısını çalmışızdır. Yine birçoğumuz, her yıl piyasaya çıkan bir dolu diyet kitaplarını kütüphanemizde koyacak yer bulamaz hale gelmişizdir. Tüm bu çabalara karşın, hayatımızdaki bu kısır döngüyü bir türlü kıramayız. İki kilo verir, üç kilo geri alır adeta bir mehter takımı hızıyla çabalar dururuz.

“Siz hiçbir insana ‘iki ay hiç bozmadan bu diyeti yapacaksınız!’ diyemezsiniz. İnsanların bir sosyal hayatları da var. Yeri geldiğinde tatlı ihtiyaçları var. İçki içmek isteyebilirler.  Bana telefon edip soruyorlar, hallediyorum. Biraz tacize giriyor ama önlemlerimi almak zorundayım. Bana bir gece önce yediklerini söylüyorlar. Ben hemen o gün yiyebileceklerini söylüyorum. Böyle olunca da kilo almıyorlar, kendilerini suçlu hissetmiyorlar ve motive oluyorlar. Hepsinden öte programları bittiğinde kiloları nasıl geri almayacaklarını öğrenmiş oluyorlar”

Yukarıdaki kulağa hoş gelen cümlelerin sahibi Beslenme ve Sağlık Uzmanı Nil Ayşe Gürman. Alışılagelmiş söylemlerin dışında bir çalışma sistemi ile beni etkileyen Nil Ayşe Gürman’ı sizlerle de tanıştırmak istedim.

 

GÜRMAN: “KİLOLU İNSANLARIN ÖZGÜVENİ YOK”

Beslenme ve sağlık uzmanıyla, diyetisyen arasında ne gibi farklar var?

Kıbrıs’ta beslenme uzmanı var ama beslenme ve sağlık uzmanı olarak bir tek ben varım. Bize daha çok kan tahlillerinin nasıl okunması gerektiği okutuldu. Beslenme ve sağlıkta, kilo vermeye yönelik değil de insanların beslenme alışkanlıklarını düzeltici bir yöntem uyguluyorum. Diyet listesi vermiyorum, kalori hesabı yapmıyorum. İnsanların metabolizmalarını çalıştıracak yöntemler uyguluyorum. Diyetisyenler ise genel olarak şişmanlatmaya, zayıflatmaya yönelik çalışmalar yapıyorlar.

 

Buraya bir görüşmeci geldi, ona nasıl bir sistem uygularsınız?

İlk önce arkadaşça davranırım çünkü kilolu insanların özgüven eksikliği vardır. Biraz dışlanmışlık hissi oluşmuştur. Olmadıklarını söyleseler de, ya aileden ya eşlerinden gelen bir tepki vardır. Ya da dış çevreden gelen bir etki vardır. O yüzden ilk etap arkadaşça sohbet etmekle geçer. Bu arada neden kilo aldığının belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Bu görüşme aşağı yukarı bir saat sürer ki, bu kişinin psikolojisini çözmeye yarar. Çünkü ben diyetisyen değilim, beslenme ve sağlık uzmanıyım. Benim asıl görevim kan değerlerini değerlendirip ona göre bir beslenme programı hazırlamak ve kişilerin kilo vermelerini sağlayabilmek. Ama esas hedefim o kan değerlerini normal seviyeye çekebilmektir. İnsanların sıkılmadan, her zaman uygulayabilecekleri, usanmadan yapabilecekleri bir program hazırlamak isterim. İdeal kiloya ulaşınca kişiyi kilo koruma dönemine alırım. O dönemde kişiyi 2-3 gün serbest bırakırım. O günler içinde her gün beni aramak zorundadırlar. Ne yediklerini, içtiklerini nasıl vakit geçirdiklerini bana söylemek zorundadırlar. Yani insanları motive ediyorum. Yaptıkları hataları söylüyorum ki, beni bıraktıkları zaman bir daha kilo almalarını engelleyim diye.

 

 

Peki, kilo veremeyenlere ne gibi çözümler uyguluyorsunuz?

Her gün görüşme ayarlarım, bir saatimi onlara ayırırım. Onların sadece diyetle ilgili değil, hayatları hakkında konuşmalarını sağlarım, çünkü stres önemli bir faktör. Bazı kişiler stresliyken daha fazla yemek yerler, bazıları ise yemeği bırakır. Ama bana gelenlerin %90’ı stres altında olduklarında hemen buzdolabına yönelirler. Amacım onların biraz psikolojilerini düzeltmek. Onları bu buzdolabı ortamından kurtararak, sağlıklı yiyeceklere yönlendirmeye çalışırım.

 

HERKESE FARKLI UYGULAMA

Genelde diyetisyenlerin elinde belli bir liste vardır. Bu listeyi kişinin kilosuna, alacağı kaloriye göre  değiştire değiştire Ayşe’ye, Fatma’ya, Mehmet’e verirler ama sonuç olarak hepsi aynıdır Bu doğru bir sistem mi?

Bu sistemi doğru bulmadığım için ben kendi sistemimi yarattım. İlk başta insanların kendilerine yarayacak besinleri kan tahlilleri sonuçlarını inceleyerek buluyorum.

 

York testi gibi son yıllarda moda olan testleri mi yaptırıyorsunuz?

Hayır, York testi falan yaptırmıyorum. Öncelikle kişilerin sağlık bilgilerini alıyorum. Ona göre kan tahlili istiyorum. Çünkü 45-50 tane kan testi var. İnsanın bütçesini bir hayli zorlar. Kişiye ‘uykunuz rahat mıdır, eklem ağrılarınız var mıdır, çok fazla kilo alıp verdiniz mi, menopoz tahlili hiç yaptırdınız mı, son altı ay içinde yapılmış kan tahlili raporunuz var mı, kalbinizde sorun var mı, görme bozukluğunuz var mı, ailede şeker hastalığı var mı?’ gibi bir sürü soru soruyorum. Bu sorulardan sonra kan tahlili belirleniyor. Sonuçta yaklaşık 10-15 kan tahlili çıkıyor. Bu da çok masraflı olmuyor. Sonuçlara göre mesela kolesterolü yüksek olan kişiye karides vermiyorum, trigiliseriti yüksek olana meyveyi daha az veriyorum. Ailesinde şeker hastalığı olan birine şekerli meyveler vermemeye özen gösteriyorum.

 

Ne kadar zamanda hazırlıyorsunuz böyle bir beslenme programını?

Yaklaşık 2 gün sürüyor. Bazı insanlar daha çabuk olmasını ister, o zaman geceleri de çalışır ve 24 saatte bitiririm.

 

13 YAŞINDA AMA KOLESTEROLÜ 300

 

Size gelen görüşmecilerin hepsinden kan tahlili istiyor musunuz?

Yaptırmaya çalışıyorum, gençler hariç. Çünkü 18 yaş altı gençlerde çok fazla sorun olacağını düşünmüyorum. Ama çok fazla kilolu gençlerden kan tahlili istiyorum. Çünkü 13-14 yaş çocuklarında da artık kolesterol olduğunu fark ettim. 13 yaşında bir çocuk var mesela, kolesterolü 300. Bu da hep fast food alışkanlığından oluşuyor.

 

Yani diyet listeleriniz kişiye özel diyebilir miyiz?

Evet, diyet listelerim kişiye özeldir.

 

Glisemik indeks mi, kalori hesabı mı kullanıyorsunuz?

Hiç biri… Çünkü bazı insanların spor yapma alışkanlıkları vardır. Kaç kalori harcadığını bilemezsiniz. Bazı insanlar çok spor yapar. Bazı insanların şekeri vardır, bazı insanların şekeri çok düşüktür. Bazılarının yüksek tansiyonu vardır, bazılarının yoktur. Bir zamanlar glisemik indekse çok inanırdım ve kullanırdım diyetlerimde. Ama bu insanların şekerlerinin çok düştüğünü fark ettim ve kullanmaktan vazgeçtim. Sonra kişilere göre glisemik indeks ve kalori hesabı olarak belirliyorum. Yani sonuçta ikisini birbirinden ayıramıyorum.

 

 

Spor yapmadan zayıflamak mümkün mü?

Tabii ki mümkün. Ben görüşenlerime ‘her zaman yapabileceğiniz bir spor dalını seçin, her zaman yapamayacaksanız hiç yapmayın’ diyorum. Benim düşüncem bu, çünkü sporu bıraktığınız anda kilo alıyorsunuz. Yürümek en iyisidir ve her zaman yapılacak bir aktivitedir. Ben görüşenlerime ilk 2 hafta spor önermiyorum, çünkü bazı insanlar programa adapte olurken zorlanırlar. Öncelikle kendi sistemimle onları alıştıkları beslenme programından ayırıyorum. Dolayısıyla ilk hafta bocalarlar. Çok fazla açlık hissi duyarlar. Ama ilk hafta sonunda bana geldiklerinde ‘midemiz çok rahatladı ve mutluyuz ‘ derler. İkinci hafta sonunda ise ‘hiç açlık duymadıklarını ve gözlerinin doyduğunu söylerler.

 

Acıkmadan yemek yememek diyebilir miyiz?

Evet, zaten acıkmanın ne olduğunu unuttuk artık diyebilirim. Bünyemiz makine gibidir zaten. O yüzden 3 saat sonra otomatik olarak mide çalışmaya başlıyor. Aslında o hissedilen açlık değil ama bizler öyle sanıyoruz ve hemen yemek yiyoruz, bu yanlış.

 

ARA ÖĞÜNLER KİŞİYE GÖRE DEĞİŞİYOR

 

Ara öğünleriniz var mı?

Mesela şeker intoleransı olan kişilerde ve şeker hastalarında ara öğün yok. Ama ülser hastası veya genç bir kişiye, ara öğün alışkanlığı olup da onsuz yaşayamam diyenler için ara öğünümüz var.

 

Ara öğün olarak neler veriyorsunuz?

Klasik ara öğünler veriyorum. Mesela bir bardak ayran, 1/2 fincan leblebi, bir meyve ve yanında iki adet badem gibi yiyecekler. Aslında ara öğünler de kişilere göre değişiyor tabii ki. Havuza denize gidenler var… Onlara ‘bir meyve yiyeceksin ve denize gideceksin’ diyemezsiniz. Bu gibi durumlarda fazladan bir-iki yiyecek veriyorum onlara. 4-5 saat spor yaparak 45 kilo veren bir görüşenim var mesela; bu kişiye bir meyve veremem tabii ki, orada düşer bayılır. Bir sandviç veririm. Proteinli yiyecekler veririm. Ama asla protein tozu vermem çünkü çok karşıyım. İnsanların proteini doğal gıdalardan yeterince alabileceklerine inanıyorum.

 

Son yıllarda NLP, Power plate, kavitasyon gibi bir takım ürünler çıktı piyasaya. Bu aletlerin zayıflatmaya katkısı var mı?

Bu tür aletler diyet programıyla birlikte uygulanırsa faydası var tabii.

 

Peki, yine son yıllarda moda olan York Testi gibi bir takım gıda tolerans testleri hakkında ne söylersiniz?

İngiltere’de okuduğum dönemlerde York testi bizler için bir ilah gibiydi. Sonra 1-2 York testi örneği gördüm.  2 tanesi Baflı, diğer ikisi de Lefkoşalı’ydı ve testlerin hepsi hemen hemen birbirinin aynısıydı. Mesela anne ve çocuğun York testini gördüm hemen hemen aynıydı. Sonuçta genetik faktörler var tabii ki. Genetik faktörler önemli, yaşadığımız yer, yediğimiz yiyecekler de çok önemli. Mesela siz her sabah kahvaltısında aynı yiyecekleri tüketiyorsunuz; peynir, ekmek, domates, salatalık gibi… Bunları yiyen insanların başka tür bir kahvaltıya geçtiğinde daha fazla kilo verdiğini fark ediyorsunuz. Ve peyniri çok yediğini düşünerek sabah kahvaltısı yerine akşam yemeğinde veriyorsunuz. Çünkü peynir çok yendiği için metabolizma yavaşlamış. Demek ki bu kişinin peynire karşı intoleransı oluşmuş. O zaman bu peyniri öğlene veya akşama atalım… York testlerinde de bu çıkıyor zaten. Kişi her gün peynir yemişse peynire karşı %40-%50 intoleransı çıkıyor. Mesela Türk insanı mayalı yiyeceklere, glutenlilere, buğdaylı yiyeceklere çok düşkün. Geçmişimizden gelen bir alışkanlıktır bu. Her gün aynı yiyecekleri tüketirseniz metabolizmanızın çalışmasını nasıl bekleyebilirsiniz ki. Yani bedeni değişik yiyeceklerle besleyerek diğer yiyecekleri birazcık unutturmak gerekiyor.

 

 

İstisnalar olsa da diyetlerde genelde sabah kahvaltılarında bir avuç kadar peynir, domates, salatalık, 2 dilim ekmek gibi yiyecekler verilir. Siz bu yiyeceklerin dışında neler veriyorsunuz?

Sabah kahvaltısında yenilecek her şeyi veriyorum. Yumurta mesela… Yanında peynir olmadan da yenilebilir. Kolesterolü olana badem veririm. Yoğurt çok güzel bir kahvaltıdır, özellikle Almanların, İngilizlerin, Fransızların kullandığı bir kahvaltıdır. Sütle birlikte müsli, corn flakes…Tavuklu sandviç güzel bir seçenektir. Yani peynirin alternatifi çoktur sabah kahvaltısı için.

 

16-20 YAŞ GENÇLERİ OBEZİTE KONUSUNDA BİLİNÇLİ

 

Yani bedeni sürekli çok çeşitli besinlerle beslemek gerekiyor diyorsunuz..

Evet, değişik besinler yemek ve değişik vitaminler almak… Ki metabolizmayı hızlandırmak açısından çok önemli. Her öğün aynı besinleri tüketirseniz bir müddet sonra metabolizma bu yiyeceklere alışıyor ve giderek yavaşlamaya başlıyor, dolayısıyla kilo veremiyorsunuz. Üstelik sürekli aynı vitaminleri almış oluyorsunuz. Ve tabii ki su çok önemli, herkes günde en az 2.5-3 litre su içmeli.

 

3 litre su fazla değil mi?

Gün içine böldüğünüzde fazla değil. 4 litreden sonra böbrekler için çok zararlı.

 

Sağlıklı beslenmede detoks var mı?

Kişilere göre değişiyor verdiğim detoks. Herkese değil, gereksinimi olana veriyorum. Biliyorsunuz genelde insanlarımız oturarak klimalar altında çalışıyor. Dolayısıyla vücutta şişkinlik oluyor. O şişliğin atılması için bir güce ihtiyacımız var. Detoksu bu yüzden veriyorum.

 

Kıbrıs’ın şişmanlık haritası nasıl?

1978-79’tan sonra şişmanlık artmaya başladı. Henüz Amerika’daki sınıra erişmedik ama görüntü o ki yaklaşıyoruz onlara. Yalnız 16-20 yaş gençleri bayağı bilinçli obezite konusunda. 16-20 yaş gurubu gençler spor salonlarına gidiyorlar. Türkiye ve Amerika’yla karşılaştırdığımızda, bizim gençlerimiz daha çok spor yapıyor. Fast food yiyecekler de çoğaldı. Ailelerde de suç var tabii. Özellikle çalışan anne babaların evinde yemek pişmiyor ya da bir öğünü anneanne veya babaanne pişiriyor. Akşamları oturuyorlar ‘pizza mı, hamur işi mi yesek?’ diye düşünüyorlar dolayısıyla da fast fooda saldırıyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1627 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler