1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Dinsel Eğitimin Sakıncaları...
Dinsel Eğitimin Sakıncaları...

Dinsel Eğitimin Sakıncaları...

Dini inanç ve ideoloji kaygısından uzak, bireyin özgürlüğüne ilgi ve yeteneğine açık, akılsal, bilimsel veya sanatsal verilere dayalı laik eğitim, hukuk devletinin en belirgin özelliği olmalıdır. Eğer bu ülkede hukuk devleti sistemine sahip özgür bir to

A+A-

 

 

Dini inanç ve ideoloji kaygısından uzak, bireyin özgürlüğüne ilgi ve yeteneğine açık, akılsal, bilimsel veya sanatsal verilere dayalı laik eğitim, hukuk devletinin en belirgin özelliği olmalıdır.

Eğer bu ülkede hukuk devleti sistemine sahip özgür bir toplum varsa, tüm yurttaşlarına hizmet veren laik bir eğitime de sahip olması gerekmektedir. Ancak bu demek değildir ki, din(ler)e ait bilgiler öğretilmeyecektir. Elbette öğretilecek... Nasıl ki fizik, kimya, biyoloji... kendi mantık ve yöntemleriyle konularını aktarmaktadır, din de kendi konularını, dinsel verilere ve kutsal metinlere dayanarak öğretmelidir.

Ancak şunlar olmamalıdır. Dünya, evren, doğa olayları dini bilgilere dayalı olarak açıklanması; bireye, kendini ve toplumsal yaşamını din merkezli algılattıracak bir zihniyeti kazandıran eğitimin verilmesi; ibadetin zorunlu tutulması...

Bu bağlamda şu ayrımı yapmak kaçınılmazdır. “Din eğitimi” ile “dinsel eğitim” aynı şey değildir. Farklıdır.

Bu iki eğitimi farklı yapan nedir?

Din eğitimi; eğitim bilimi ilkeleri kullanılarak bir dinin veya dinlerin tanıtılması, bilgilerinin aktarılmasıdır. Okullarda okutulmakta olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri buna örnek olarak verilebilir. Oysa dinsel eğitim; din kurallarını ön planda tutarak, belli bir dinin telkin ettiği yaşam biçimini veya önerdiği ibadeti yerine getirmek üzere verilen eğitimdir. İmam Hatip liselerinde olduğu gibi... Dünya görüşü, yaşam biçimi dine göre şekilleniyor. Haspolat Meslek Lisesi’nde açılmak istenen İmam Hatip bölümünde de böyle bir eğitim verilecektir.

Din eğitimi varken, neden dinsel eğitim Kıbrıs Türk eğitim sisteminin içinde ilk kez oluşturulmak isteniyor. On sekiz yaşına kadar normal liselerde eğitimini tamamlayan bir öğrenci isterse üniversite düzeyinde İlahiyat fakültesini tercih ederek bu alanda eğitim alabilir. 

Dinsel eğitimin, örgün eğitim sitemi içerisine oluşturulması şu gerekçelerle sakıncalıdır:

1.Dinsel eğitime olan talep, toplumsal yaşam koşullarından kaynaklanmaktadır. Bireyin özgür iradesiyle yaptığı bir seçim değildir. İçinde yaşadığı ve her gün boğuştuğu sosyal, ekonomik, kültürel koşulların dayatması sonucu olarak zorunlu bir yöneliştir.

2.Eğitimde fırsat eşitliğine aykırıdır. Toplumda gelir ve eğitim düzeyi düşük olan Türkiye kökenli göçmen işçi ailelerin ve Karpaz gibi kırsalda yaşayan ailelerin çocuklarının gittiği okullara dönüşeceklerdir. Sosyal kökenlerine göre alacakları dinsel eğitim onların hayat başarılarını olumsuz etkileyecektir. Karpaz’da bir işletme sahibi, avukat, marangoz, turizmci olma olanağı daha on dört yaşında ellerinden alınmaktadır. Kendilerine devlet eliyle sunulan dinsel eğitim, yaşıtlarına göre toplumsal yaşama katılmalarında eşitsizlik yaratmaktır.

3.Eğitimin toplumsal hareketlilik yaratma işlevi sınırlanmaktadır. Alt sınıflardan gelen çocukların eğitimle üst sınıflara tırmanma olanağı dinsel eğitimle engellenmektedir. 

4.Yönlendirme yaşı çok erken. Gelişmiş ülkelerde yönlendirme on sekiz yaş sonrasına erteleme gayretleri varken, on dört yaşındaki bir çocuğa dinsel eğitim verilmesi doğru değildir. Üstelik bu yönlendirme çocuğun ilgi, istek ve kabiliyetlerine göre değil ailesinin ve içinde yaşadığı toplumsal koşulların etkisiyle olmaktadır. Gelecekteki yaşamını etkileyecek böyle bir kararın, rehberlik hizmetleri desteği alınmadan, öğrencilerin görüş ve düşünceleri alınmadan yapılması sağlıksız ve adil değildir.

5.On dört yaşındaki bir çocuğa dinsel eğitim verilmesi, yorumlama ve analitik düşünme becerilerinin gelişmesini olumsuz etkilemektedir. Böyle bir dönemde çocukların zihni dogmatik bilgilerle dolarken, kişiliği de inanç ve itaat kültürüne göre şekillenecektir.

6.Programın amacı belli değil. Haspolat Meslek lisesine İmam Hatip bölümü açarak örgün eğitim içerisinde köprübaşı oluşturmak istemenin amacı nedir? İyi yetişmiş öğretim kadrosu ve program yok, bilimsel verilere dayalı kitaplar yetersiz... Buna rağmen neden bu girişimde bulunulmak istenmektedir? Bu programı tamamlayan mezun fazlaları ne olacak?

7.Kamu bütçesinden dinsel eğitime kaynak ayrılması doğru değildir. Bu konuda yapılan tartışmalar iki kesimde toplanmaktadır. Birincisi dinsel eğitimin özel bir eğitim olduğundan ve kişilerin seçeneğine bırakıldığından(!) kamu bütçesinden pay ayrılmasını uygun görmemektedir. Diğer kesim ise bireysel ve toplumsal niteliği olduğundan pay ayrılması gerektiğini savunmaktadır. Her ne şekilde olursa olsun, kamusal kaynakların dinsel eğitim için kullanılmaması gerekmektedir.

8.Programların açılması ahlaksal ve hukuksal değildir. Din düzeni sever ve oluşturma gayretindedir. Ancak kötü düzen de dinsel eğitim aracılığıyla dini değerleri ve inancı kötüye kullanmayı sever. Böylesi programlar açılırken gelecekte topluma nelere mal olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Dinsel eğitimle bilgi inanca, eyleme ve yaşam biçimine dönüştürülmek istenebilir. Dini değer ve inançlar kullanılarak dinsel eğitimle bireyde gerek örtük gerekse açık dönüşümler gerçekleştirme çabaları ahlaksal değildir. Böyle bir programın açılması da hukuksal değildir.

Ortaya konan bu gerekçeler ışığında Haspolat Meslek Lisesi’ndeki İmam Hatip programının açılması kararını yöneticiler, siyasi kaygılardan uzak olarak bir kez daha gözden geçirmelidirler. Atılacak adımların topluma neye mal olacağını iyi düşünmelidirler. Kıbrıs Türk Eğitim sistemi bilgi çağının gereğine göre yeniden yapılandırılması, modernleştirilip geliştirilmesi gerekirken, gereksiz açılımlarla önü tıkanmakta, zaman kaybedilmektedir.

Gerekirse öğretmen sendikaları ve diğer sivil toplum örgütleri birlikte imza kampanyası başlatabilirler. “Dinsel eğitime hayır! Laik ve bilimsel eğitime evet!” imza kampanyalarıyla on binlerce imza toplanabilir. Bu imzalar hükümete, meclise, TC Elçiliğine, Eğitim Bakanlığına, Din İşleri Dairesi’ne sunulur. Yerel, Türkiye ve uluslararası haber ajanslarıyla paylaşılabilir...

Gerek sivil toplum örgütleri üzerinden, gerekse kampanyalarla Kıbrıs Türk toplumunun kendisini ifade etmesi sağlanmalıdır. Konu toplumsal olduğundan, toplumun konuşması gerekmektedir.

Dinsel eğitimin getireceği sonuçları iyi düşünmek gerekmektedir. 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1410 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler