1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Dinmeyen Kırmızı…
Dinmeyen Kırmızı…

Dinmeyen Kırmızı…

Zaman o kadar hızlı geçiyor ki, Bazen fark edemiyorum, Hangi ayın hangi günü olduğunu… Yine de bu zaman içerisinde Kaç vakit, Kaç saniye, Kaç ay geçse, Seni düşünmediğim tek bir gün henüz olmadı… Ölümsüz aşklara gıpta ederdim, Hâ

A+A-

 

 

Zaman o kadar hızlı geçiyor ki,

Bazen fark edemiyorum,

Hangi ayın hangi günü olduğunu…

Yine de bu zaman içerisinde

Kaç vakit,

Kaç saniye,

Kaç ay geçse,

Seni düşünmediğim tek bir gün henüz olmadı…

 

Ölümsüz aşklara gıpta ederdim,

Hâlbuki her insan da bunu yaşarmış,

Kaybettikten sonra ancak anlayabiliyor,

Tutunamadım,

Senden sonra…

Taşlaşan kalbim

Artık yok olan ruhumla yaşıyorum…

 

Anılar nerede yaşar?

Merak etmişimdir zaman zaman,

Sahi gerçekte nerede saklarız anılarımızı?

Deniz kokan bir şehirde mi?

Yoksa ahşap kokusunun gizli kalmış bir köşesinde mi?

 

Yürüdüğümüz yollar,

Baktığımız çevre çoğu zaman gölgemiz olur,

Oysa yüzümüz sabahları açan çiçekler için vardır,

Bizi kederle sarıp sarmalayan hüzünler için değil…

 

Kalbi,

Ruhu ve bedeni kan kaybediyor,

Senin,

Benim,

Onun…

 

Dudakları dikenli,

Elleri sahte dokunuşları taşıyanlara yasaktır,

Öpüşmek,

Dokunmak,

Gözleri sadece ölü şehrin ufkuna bakabilir,

 


Dinmeyen kırmızı,

Dinmeyen sensizlik…

İnsanı en çok kanatan ayrılık değildir aslında,

İyileştiğini sanıp yarasını göstermektir,

Nereden bilebilirsin ki, acını sadece güneşin çocuklarına gösterebileceğini…


Ayrılıklar yorgundur kalbimde,

Sesleri hiç çıkmıyor eskisi gibi,

En çok sen olmadığın zaman fısıltılarını duyabiliyorum ayrılığın,

Sen zaten yoksun ki…

 

Baktığım yeri göremiyorum,

Sanki karanlık bir tünelde yürüyorum

Ara sıra başımı kaldırıp gökyüzüne baktığımda,

Bana gülümseyen yıldızları zar zor görüyorum…


Bazen siliyorum ayrılığın kanayan yarasını ve

Bakıyorum umudu tükenmiş olan her şeye,

Yabancıyım kendime,

Yabancıyım sevdiğim her şeye…

 

Kaybettiğim ruhumu,

Yitirdiğim nefesimi,

Ararım hiç aramadığım yerlerde…

Zaman o kadar hızlı geçiyor ki,

Bazen fark edemiyordum…

Bu geçen zaman içerisinde,

Kaç vakit,

Kaç saniye,

Kaç ay geçerse geçsin,

Seni düşünmediğim tek bir gün henüz olmadı…

 

Tutunamadım,

Senden sonra…

Taşlaşan kalbim,

Artık yok olan ruhumla yaşıyor…

 

Konuşamıyorum eskisi gibi,

Dilim sürgünde,

Sır bıçaktır yaseminlerin koynunda,

Konuşursa yaseminler kesilecek,

Buna da dayanamaz sürgün sesler…

 

Havada uçuşuyor sevdalar,

Yeni bir mevsimi müjdeliyor,

Bir daha konuşamayacak olsa da,

Bir daha dokunamayacak olsa da,

Uçuşan sevdalar kanayan yaramızı her zaman bilecektir…

 

Havada uçuşuyor kayıp sevdaların dokunuşları,

Başımı kaldırdıkça vuruyor bana unutamadığım sevdan,

İçimdeki çocuk çıkacaktır bir gün,

Koşacaktır içimdeki ölü kentin tepesine,

Ben olmasam bile,

Sen olmasan bile,

Kimse olmasa bile,

Sürgündeki kelimelerimiz,

“Seni seviyorum” diyecektir…

 

 

 

 

Bu haber toplam 910 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler