1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. “Dimitris çok yardımsever bir insandı...”
“Dimitris çok yardımsever bir insandı...”

“Dimitris çok yardımsever bir insandı...”

“Kayıp” Dimitris Konstantinu’yu kardeşi Yannis Konstantinu anlatıyor... “Dimitris çok yardımsever bir insandı...” Ciberunda’da çam ağaçlarının altında oturuyoruz ve “kayıp” Dimitris’in kard

A+A-

 

 

 

 “Kayıp” Dimitris Konstantinu’yu kardeşi Yannis Konstantinu anlatıyor...

 

“Dimitris çok yardımsever bir insandı...”

 

 

 

Ciberunda’da çam ağaçlarının altında oturuyoruz ve “kayıp” Dimitris’in kardeşi Yannis Konstantinu’yla konuşuyoruz, Elena Nikiforu da çevirmenliğimizi yapıyor. 1974’te kardeşi “kayıp” edilen Yannis Konstantinu’yla röportajımız şöyle:

 

SORU: Bay Yannis, kaç yaşındasınız?

YANNİS KONSTANTİNU: 50 yaşındayım. Annemin adı Eleni, babamın adı Nikiforos. Ciberundalı’yız. Dokuz kardeştik biz... Altı erkek, üç kız... Ben yedinci çocuğum, Dimitris altıncı çocuktu... Hristakis, Lukia, Kostas, Dimitris, Andreas, Stella, Panayota, Yannis ve Savvas...

Kardeşim Dimitris, 20 Temmuz 1974’te askerliğini tamamlayacaktı. Aspro Mutti (Bozdağ) – Sihari (Kaynakköy) yöresindeki birlikte normal askerliğini yapmaktaydı ve henüz 19 yaşındaydı...

 

SORU: Askerliğinden önce ne yapıyordu Dimitris?

YANNİS KONSTANTİNU: Dülger olarak çalışıyordu. Evde de tamiratlar yapıyordu, kapıları, pencereleri yapıyor veya tamir ediyor, dolap yapıyordu...

 

SORU: Nasıl birisiydi Dimitris?

YANNİS KONSTANTİNU: Çok iyi bir insandı, herkesle çok iyi geçinirdi, cesur birisiydi... Askeri birliğindeki herkes onun çok iyi bir insan olduğunu, sevecen olduğunu, ayrıca da yakışıklı bir genç olduğunu söylerdi. 

Ailemiz çok yoksul bir aileydi, hiçbir zaman özel olarak istediği bir yiyecek ya da içecek olmazdı, evde ne pişmişse onu yerdi. Annesini, babasını çok severdi, annemle babam da onu çok severdi... Dimitris çok yardımsever bir insandı, herkese yardım ederdi... Çok çalışkandı ve neşeli birisiydi... Dimitris için çok pozitif bir insandı ve bu onun karakteriydi diyebilirim...

Leymosun’da kalıyordu çünkü dülgerlik işi Leymosun’daydı... Biraz futbol oynardı... Haftasonları Ciberunda’ya geldiğinde annesiyle babasına bahçede ya da tarlada yardıma giderdi.

 

SORU: Neler ekerdi aile, ne yetiştirirdi?

YANNİS KONSTANTİNU: Patates ekerdik, fasulya ekerdik, kendimiz için yetiştirirdik bunları, evde bulunsun diye kendi yiyeceğimizi yetiştirirdik. Dimitris boş vakitlerinde ayrıca adaçayı toplayıp bunları satmaya çalışırdı, birkaç kuruş cep harçlığı çıkarsın diye. Leymosun şimdilerde Ciberunda’dan 45 dakika uzaklıktadır ama o günlerde neredeyse bir-iki saat alırdı Leymosun’a gitmek... Dimitris Pazartesi günleri otobüsle giderdi Leymosun’a ve Cumartesi günleri geri dönerdi köyümüze.

Dimitris ilkokulu bitirdikten sonra dülgerlik mesleğini öğrenmişti, sonra da bir dülgerin yanında iş bulmuştu Leymosun’da.

 

SORU: Aile en son ne zaman görmüştü Dimitris’i?

YANNİS KONSTANTİNU: 15 Temmuz darbesinden önce görmüştük kendini. Köye gelmişti... Girne’yle Ciberunda arasında epeyi bir mesafe olduğu için askerliğini yaparken çok sık gelemezdi köye... İki-üç ayda bir ancak gelebilirdi. Darbeden önce gelmişti ve onu görmüştük...

 

SORU: “Kayıp” olduğunu ne zaman duymuştunuz?

YANNİS KONSTANTİNU: En son Temmuz ayında gelmişti Ciberunda’ya... Savaş çıktıktan sonra aktif olarak onu aramaya başlamıştık... Babam onu aramaya gitmişti... Babamla en büyük kardeşimiz Hristakis gidip onu bulmaya çalışmıştı, Dimitris’le birlikte olan Mihalis’i bulmaya gitmişlerdi...

Çeşitli şeyler söylendi ancak biz Mihalis (Mike) Efthyvulu’nun ifadesinin doğru olduğuna inanıyoruz. En son onunla birlikte olan şahıs Mihalis idi...

 

SORU: Dimitris’in “kayıp” olduğu ortaya çıkınca, bu aileyi nasıl etkilemişti?

YANNİS KONSTANTİNU: Annem gülmeyi unutmuştu... Annem da, babam da, çok sevdikleri oğlularının akibetini öğrenemeden bu dünyadan göçüp gittiler. Hiç olmazsa biz öğrenelim akibetini kardeşimizin...

 

STELLA NİKİFORU (“Kayıp” Dimitris’in kızkardeşi): Dimitris “kayıp” olduğunda 1974’te ben 14 yaşındaydım ve tam olarak anlayamamıştım ne olduğunu... Fakat annem ve babam çok etkilenmişti, tüm aile etkilenmişti... Annemin pek çok sağlık sorunu ortaya çıktı, ölürken bilinci tam olarak yerinde olmasa dahi, Dimitris’i hatırlıyordu ve onun adını sayıklayarak öldü gitti annemiz... Annem hastanedeydi ve “Eve gitmeliyim” diyordu, “oğlum Dimitris eve gelecek, onun için eve gitmeliyim...”

Annemiz Dimitris’in dönmesini bekledi ölünceye kadar ve ne zaman resmini görse ağlamaya başlıyordu... Her defasında ağlıyordu... Babam da aynı durumdaydı...

 

SORU: Tek bir çocuğunuz da olsa, dokuz çocuğunuz da olsa, hiç farketmiyor...

STELLA NİKİFORU: Evet... Acıları çok büyüktü...

 

YANNİS KONSTANTİNU: Dimitris “kayıp” olduktan sonra babam asla herhangi bir düğüne ya da yemeye içmeye gitmedi, oğlu için ağlıyordu, çok üzgündü, hiçbir eğlenceye katılmadı...

Hayatlarının sonlarına doğru artık Dimitris’in fotoğraflarını duvardan indirmiştik çünkü o kadar çok ağlıyorlardı ki fotoğraflarını görünce...

 

SORU: Sizce ne olmuştu Dimitris’e?

YANNİS KONSTANTİNU: Gerçekten ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Mihalis’in ifadesine göre dağdan aşağıya inmeye başladıklarında, birbirlerini kaybetmişlerdi... Dimitris dağlarda kayıp olmuş olabilir, vurulmuş olabilir, yaralanmış olabilir... Tam olarak ne oldu, bilmiyoruz...

 

 

 

 

Bu haber toplam 664 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler