1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Devletten ilgi yok
Devletten ilgi yok

Devletten ilgi yok

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

         Okullarımızın yeni açıldığı bu dönemde toplumumuzun geleceği çocuklarımıza eğitim veren Pamukşekerim Kreş ve Anaokulu’ndayız bu hafta. Okulun kurucusu ve sahibi Hüseyin Hocaoğlu ile sohbet ediyoruz. 0-3 yaş Sosyal Hizmetler Dairesi, 3-6 yaş ise Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı denetiminde olmalı ama ne yazık ki okul açıldı açılalı tek bir yetkili gelmedi diyor Hocaoğlu. Ekonomik sorunları olsa da en iyi şekilde hizmet vermeye çalışıyor Pamukşekerim...

Devletten ilgi yok

 

Dilek ÖNCÜL

·        Yenidüzen: Pamukşekerim Kreş ve Anaokulu ne zaman hizmet vermeye başladı?

·        Hocaoğlu: Okulumuzun inşaatı  2008 yılının Temmuz ayında tamamlandı. Gerekli izinleri aldık ve başladık. Tabii bu okulu açma fikri  şöyle gelişti... Benim küçük kızım okul öncesi öğretmenliğini okurdu Yakın Doğu Üniversitesi’nde. Ona bir iş imkanı sağlamak istedim ve burayı yaptım. Yaparken çok hevesliydik ama zaman şunu getirdi bize; çok fazla kazancı yok bu işin. Çünkü özel iş yerlerine Devletin herhangi bir katkısı, herhangi bir yardımı yok. Bir de üniversitelerin  böyle küçük küçük kuruluşları yok etmek için ellerinden geleni yaptığı bir dönemde biz bu işe giriştik. Kısmet. Kısmetten ziyade de olmaz. Okulumuzda 0-3, 3-6 yaş ve bir de etüt bölümümüz vardır. 0-3 yaş alt katta, 3-6 yaş ikinci katta, etüt de üçüncü kattadır. Bu bina olduğu gibi okul olarak inşaa edilmiştir. 1450 metre karedir toplam alanı. 460 metre kare oyun parkımız var. Üstü kapalı çim halı saha. Arka tarafta 280 metre kare dış mekan oyun alanımız var kauçuk kaplı. Hemen hemen her türlü olanağımız var. Öğretmenlerimize gelince, üniversite mezunu 11 kişi var. Okul Öncesi öğretmenlerimiz ve Psikolojik Danışmanlarımız var. 4 tane temizlikçi, bir tane ahçı var. Bir de müdürümüz var. Emekli ilkokul öğretmeni. Yıllarca Devlette öğretmenlik yapmış bir kişi; Müesser Erenler...

“FAİZLER MALUM. ÖDEDİKLERİMİZ BOŞA GİDER”

 

·        YD: Okulun inşaasında ne gibi sıkıntılar yaşadınız?

·        Hocaoğlu: İnşaata başladığımızda açıkcası Kalkınma Bankası’na müracaat ettik. Projemizle beraber gittik. Var olan bütçemizle alt girişten daha yukarıya çıkamadık, gerekli krediyi de alamadık. Çünkü kreş gibi okullara Kalkınma Bankası’nın kredi vermediğini söylediler ve bizi geri gönderdiler. Peki biz bu krediyi nasıl alabiliriz diye düşündük. Amacımız yatırım yapmak. Bana dediler ki mandıra yaparsan sana kredi veririz. Benim mandıra yapmaya param var dedim. 15-20 bin TL ile olacaksa bu okul, o kadar paramız var yapabiliriz dedim. Olmadı. Kendi imkanlarımızla yaptık. Bankalardan borçlandık. Özel bankaların faizleri malum. İlk zaman daha yüksekti, şimdi biraz daha düştü gibi görünür ama değil aslında. Her üç ayda bir katlana katlana ödediklerimiz boşuna gider. Malını ipotek koyduktan sonra özel sektör verir, faizine de bakar. Ödedin ödedin, ödemedin çeker yok pahaya satar malını, parayı alır. Şimdilik geçiniyoruz. Bizim işimiz kaçak-köçek bir iş değil. Her şey kayıt altında, izinli.

 

·        YD: Kobigem oluşturuldu. Size bir katkı sağlayabilir mi?

·        Hocaoğlu: Şimdi küçük esnafa 5 bin-10 bin TL verme ile bizim işlerimiz dönmez. Bizim sadece  her sene en az 20 bin TL bu kırılan dökülen oyuncaklara ödediğimiz bir meblağ vardır. Atılan giden mallar. Küçük esnaflara gidip kayıt olsan sana vereceği kredi 5 bin, 10 bin. Ama bize yeterli değil. ben benzinciyim de aynı zamanda. Biz hiçbir sınıfa kayıtlı değiliz. Benzinciyiz ama ne esnafız ne sanaatkarız ne ziraatçıyız ne de turizmciyiz.Sınıfı belli olmayan bir kesimdir benzincilik de. Tabii eğitim küçük esnafcılığa girer mi girmez mi bilmem. Biz kendimiz birlik kurmaya kalktık, onu da başaramadık. Kreşçiler Birliği. Başaramadık çünkü herkes kendi ekmeğinin peşindedir. Yani bir çatı altında toplansak diye düşündük, birlik kurmaya çalıştık kreşçiler olarak ama olmadı.

“İNSANLARIMIZ GEÇİNEMİYOR”

 

·        YD: Ekonomik durum sizi nasıl etkiliyor?

·        Hocaoğlu: Ben 2008 yılında okulu açtığımda ilk 350 TL aylıkla başladım çocuklara bakmaya. Ama bir baktık gördük ki ayın sonunda her ay biz cebimizden para vermeye başladık çalışanlarımıza. O zaman ben dedim ki okulumuzun ücreti bugünden itibaren asgari ücretin yarısı olacak. Bundan sonra asgari ücret değiştiği müddetçe fiyatlarımız da değişecektir. O zamanki değere göre dedik ki 600 olsun çocukların bakımı. O gün bu gündür hâlâ daha 600 liraya bakıyoruz çünkü asgari ücret yükselmedi. Yükseldi ama gıdım gıdım, 50 lira 50 lira. Ama biz onun yarısıdır diyemedik çünkü insanlarımız geçinemiyor bile. Çocuğuna nasıl versin bu parayı. Mecburen 600 lirada kaldık, değiştiremedik. Çocuklarımız artarak geliyor ama yine de yeterli değil. Çünkü bizim okulumuzun resmi izni 257 öğrencidir. Biz 257 öğrenciyi imkanı yok bulamayız. Çünkü dediğim gibi üniversiteler her geçen gün nüfuslarını çoğaltıyorlar ve velileri de şöyle tehdit ediyorlar; bize getirmezseniz ana sınıfına veya dört yaşa, ilkokula kayıt yapmayız. Bizim ilkokulumuz yok. Olmadığı için 4-5 yaşlardan yana sıkıntımız vardır. Tabii bir de daha ucuza olan yerler var ama bu yatırıma göre de bizi kurtaran fiyat bu.

 

·        YD: Eklemek istediğiniz...

·        Hocaoğlu: Benim eklemek istediğim şu...Bu memlekette gerçek vatandaşlar olarak yatırım yapmayı çok arzu ederiz ama biraz da takdir ve yardım bekleriz. Gerçek vatandaşlar takdir ve yardım almadığı müddetçe böyle bu şekilde devam edip gideceğiz. Yani kendi yağımızla kendi ciğerimizi kavuracağız. Mesela bir turizmci olsa gider ilgili bakanlığına ben bir jeneratör alacağım ben bir UPS,  bilgisayar alacağım der ve gümrük muafiyet belgesi alır, yapar. Biz Bakanlığa gittik müracaat ettik. Dedik ki bir jeneratör alacağız okulumuza. Eğitim Bakanlığı’ndan bize  bir kağıt verdiler uygundur diye. Ekonomi Bakanlığı’na Gümrük ve Rusumet Dairesi’ne gittim; bana dedi ki özel okullara vermeyiz, reddetti müracaatımızı.

 

·        YD: AB Projeleri var; onlara baş vurdunuz mu?

·        Hocaoğlu: Şimdiye kadar hiç başvurmadık ama bu sene bir proje var. Ona müracaat edeceğiz, onun hazırlıkları içindeyiz. Okulda herhangi bir yere bir tiyatro salonu, bir sinema salonu yapacak olursak da projesini gösteririz, bize yardımcı olacaklarını söylediler. Teknik bazda. O mefruşatı döşeyecek, Film makinesini verecek. Bir hazırlık yapıyor okulumuzun müdüresi. Belki bunu olsun yapabiliriz. Devletten ilgi yok. Bugün hangi Eğitim Bakanı ya da Çalışma Bakanı veya Sağlık Bakanı çıkıp da böyle kreşleri gezdi. Dedi ki ne yapar bu insanlar acaba. Yani bu kadar kreş var, bu kadar insan çocuklarını emanet eder, ne gibi yerlere emanet ederler acaba diye gezip bir baktılar mı? Bu, Çalışma Bakanı’nın da vazifesidir, Sağlık Bakanı’nın da Eğitim Bakanı’nın da vazifesidir. Bu üç bakanlığın muhakkak özellikle de Çalışma Bakanlığı’nın gelmesi gerek. Kayıt dışı işçilik konusu. Sen çalışanının sosyal sigortasını, ihtiyat sandığını, özlük haklarını vermediğin müddetçe seni giderler şikayet ederler, hemen ensenizdedirler. Gelin denetleyin de o zaman. Hakikaten öyle midir acaba. Bu insanlar vazifelerini yerlerine getiriyorlar mı? Sadece işte gazetelerde kayıt dışı işçi çalıştırmayın, müracaat edin bize, şikayet edin, onu yapın bunu yapın diyorlar. Gezme, denetleme yok. Kreş ve ana okul işleri eğitimin temel taşıdır. Bu çocuklar bu okulda ne öğrenirse yarın ilerde hayatta onlara hep bunlar derstir, temeldir. Bizim amacımız hem vatana millete faydalı olmak, insanlarımıza iş imkanı sağlamak hem de kaliteli, temiz çocuklar yetiştirmek.

 


 

“Türkiye’nin aldığı tedbirlerle işler yürümez”

 

·        YD: Ülkenin ekonomik durumu ne size? 2013-15 yılı protokolü hazırlanıyor, alınan ekonomik tedbirler var...

·        Hocaoğlu: Vallahi bu memlekette yani bizim hükümetin veya başımızda hükümet edenlerin aldıkları tedbirlerle bu işler yürümez. Çünkü başımızda olanlar kendileri bir karar üretmez. Türkiye’nin aldığı tedbirlerle bu işlerin olacağını düşünürler. Biz de şunu deriz; Türkiye’nin aldığı tedbirlerle bunun içinde bu işler yürümez. Çünkü rum tarafında benzin yükselir bizde de yükselir. Yani biz Rum Tarafının ekonomisine bakarız burdaki işleri yaparken. Adı hükümetimiz var ve zannederik hükümetimiz kendi denetler bu işleri, değil.

 

·        YD: Sizce ne yapılmalı?

·        Hocaoğlu: Ona biz karar veremeyiz. Biz vatandaşız. Biz ‘bakanız’ sadece.

 


“Kapıya kilit vurdum 100 kişi aç kalır”

 

·        YD: Yeni öğretim yılımız başladı...Hedefleriniz neler?

·        Hocaoğlu: 2008’de açılışı yaptığımızda tek bir Devlet erkanı benim açılışıma gelmedi. Kaç defa etkinlikler yaptık; 23 Nisan töreni, okul gösterileri yaptık. O zamanın eğitim bakanını davet ettik. Hiç kimse icabet etmedi, gelmediler. Yani buranın varlığından dahi haberi yoktur başımızdakilerin, Eğitim Bakanlığının. Ben defa defa şimdiki yönetimi de davet ettim, geliniz görünüz yaptığımız işleri denetleyiniz, bir yardım yapabilirseniz yapınız dedim. Biz de halka hizmet ederiz neticede. Halka hizmet ederken yanımızda kaç kişi vardır ekmek yer. Burda yaptığım işten karnım doymazsa yarın kapıya kilidi vururum 28-30 kişiyi sokağa atarım. 28-30 kişi ile beraber 100 kişi aç kalır. Ama ilgi yok. Biz bekleriz ki gelsinler görsünler ve takdir etsinler. Bir takdir bize yeter. Biz bundan sonra ne katkı isteriz ne para ne pul. Hiçbir şey istemeyiz; sadece bir takdir isteriz.

 

 


Bir cümleyle

Ekonomi: Kötüye gider

Para: Araç

Döviz: İşimiz yok

Hükümet: Bize yakın olsun

Eğitim: Kreşte başlar

Medya: Yangına körükle gider

 

 

 

 

Bu haber toplam 788 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler