1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Devlet Okulu Mu? Özel Okul Mu?
Devlet Okulu Mu? Özel Okul Mu?

Devlet Okulu Mu? Özel Okul Mu?

Uzun süredir yazmak istediğim bir konu… Ancak bir türlü denk getiremedim, kısmet bugüneymiş… Aslında biraz da ülkemizdeki özel okulların “tam burs”, “okulunu bitirene kadar tam burs” ve benzeri reklamları bu yazıyı yazm

A+A-

 

 

Uzun süredir yazmak istediğim bir konu… Ancak bir türlü denk getiremedim, kısmet bugüneymiş… Aslında biraz da ülkemizdeki özel okulların “tam burs”, “okulunu bitirene kadar tam burs” ve benzeri reklamları bu yazıyı yazmam gerektiğini düşündürdü… Yazının başlığından da anlayacağınız gibi biraz çetrefilli bir durum… Öyle kolay kolay yanıt verilecek bir soru değil, belki de o yüzden yazmamışımdır bugüne kadar…

 

Neyse esas soruyu gelelim, “çocuğunuz devlet okuluna mı, özel okula mı gitmeli?” Bu sorunun yanıtı kolay gibi duruyor… Hemen “ekonomik durum iyi ise elbette özel okula gitmeli” dediğinizi duyar gibiyim… Hatta bazılarımız; “ekonomik durumum iyi değilse bile, ben bulur buluştururum onu özel okula yollarım” yanıtını verecektir… Ama yanıt gerçekten bu kadar kolay mı? Ya da daha farklı bir ifadeyle, doğru yanıt bu mu?

 

Bana göre “çocuğumu devlet okuluna göndermek istemiyorum” anlayışı oldukça yanlış, daha doğrusu “çocuğum bir devlet okulunda okumasın diye onu özel okula göndereceğim” düşüncesi yanlış…

 

Her şeyden önce aile ekonomik koşullarını zorlayarak çocuğunuzu bir özel okula gönderdiği zaman, ailenin iç dengeleri bozuluyor, mutsuz, huzursuz ve rahatsız edici bir ortam oluşuyor. Bu da özel okulun çocuğunuza katacağı olumlu durumlardan çok daha fazla olumsuzluk yaşatacaktır.

 

Hiç kuşku yok ki; özel okullar, altyapı ve donanımsal anlamda devlet okullarından çok daha iyi… Sınıflardaki öğrenci sayıları daha düşük ve konforlu… Ayrıca taşımacılık, kıyafet, ders araç gereci, öyle yemeği gibi çok daha fazla hizmet verdiği de aşikar… Ancak bunlar hepsinin de fazladan ücrete tabi olduğunu unutmayınız…

 

Öte yandan çocuğunuzun, seçilmiş bir öğrenci grubu içinde olmasını istiyor olabilirsiniz… Çocuğunuzun arkadaşlarının, farklı alışkanlıklar, farklı kültürel davranışlar, farklı değerlere sahip olmasını istemiyorsunuzdur. Bu yüzden özel okulda okumasını istiyorsunuzdur… Ya da özel okullarda daha iyi bir “İngilizce” eğitimi verildiğini düşünüyorsunuz… Aslında bütün bunlara söyleyecek lafım yok ve hepsi de anlaşılır isteklerdir. Ancak şunları da unutmayın; öğretmen niteliği, öğretim programı içeriği ve eğitim-öğretim uygulamaları açısından özel okulların, devlet okullarından artı bir değeri yok. Hatta bazı (ne yazık ki bazı) devlet okullarının bu anlamda çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.

 

Lafı çok uzatmadan yukarıdaki soruyu kendimce yanıtlayayım… Yani “ben çocuğumu hangi okula göndermeyi düşünüyorum?” açıkçası özel okula göndermeyi düşünmüyorum. Çocuğumu; en rahat, en huzurlu, fazla zaman kaybetmeyecek biçimde ulaşabileceği, aile bütçemin dengelerini bozmayacak (gelecekte çok daha ciddi ekonomik ihtiyaçları olacak), mümkünse evime en yakın bir devlet okuluna göndermeyi düşünüyorum.  Böylelikle, ona daha fazla uyuma vakti, eve gelip gitmesinde kolaylık, onun daha çok spor yapması, daha çok konsere ve sinemaya gitmesi ve eğer başarabilirsim daha çok kitap okumasını sağlayacak diye düşünüyorum...

 

Elbette ki benim içinde çocuğumun arkadaşlarının kimler olduğu önemli, ancak onu sırf farklı kültürde yetişmiş arkadaşları olmasın diye özel okula gönderirsem, bu onun için yarardan çok zarar getirecektir. Çünkü o aileleri ve o çocukları yok saymak, onları ortadan kaldırmaz… Dahası çocuğumun, onların bu ülkedeki varlığından haberdar olmasını, yaşamını nasıl etkilediğini, kendisinin yaşayarak öğrenmesini isterim…

 

Belki son söz olarak şu söylenebilir. Elbette okul seçimi önemli… Ancak ondan çok daha önemlisi; çocuğunuza düşünmeyi, öz benliği, öz güveni ve yaratıcılığı kazandırmak, onu geleceğin aydın bireyi haline getirmektir. Bütün bunlar açısından bakıldığında da ülkemizdeki ne özel okulların ne de devlet okullarının birbirlerinin önüne geçemediğini rahatlıkla söyleyebilirim.

 

 

 

 

 

AKLINIZDA BULUNSUN

 

2012 – ÖSYS Kontenjanları

 

         2012-2013 öğretim yılı için KKTC liselerinden mezun olan KKTC uyruklu öğrencilerin için YÖK’ten istenen yüksek öğretim kontenjanları açıklanmıştı. Çeşitli alan ve türdeki toplam kontenjan sayısı 153 oldu.

 

Geçtiğimiz günlerde ise 2012-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu (ÖSYS Kılavuzu 2012) ÖSYM tarafından resmi web sitesinde yayımlandı. İşte 2012-2013 ÖSYS yükseköğretim programları ve kontenjanları kılavuzu ve öne çıkan detaylar:

 

·        Geçen yıla göre toplam kontenjan sayısını, yaklaşık %20 artışla 937 bin 676 oldu. Bu rakam oldukça yüksek… Açık öğretim programları da düşünüldüğünde Türkiye’de ilk kez tercih yapacak öğrenci sayısı ile program sayısı birbirine denk bir hale geldi…  

·        Toplamda %20’lik bir artış olsa da geçen yıl doldurulamayan birçok programda bu yılki kontenjan sayıları düşürülmüş; Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji gibi temel bilimlerde ciddi bir azalma var. Bunların yanında Hukuk, Kamu Yönetimi, Halkla İlişkiler, Gazetecik alanlarında da azalmalar var.

·        Kontenjan sayısı artan yüksek öğretim programlarının başında; Tıp ve Sağlık Bilimleri, Psikoloji, Sosyoloji, Felsefe alanları ve mühendislikler bulunuyor.

·        Ancak bütün bunların yanında en kötü haber yine ülkemiz adına geldi: ÖYSM tarafından yayımlanan “2012-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu”ndaki KKTC üniversitelerinin kontenjan sayılarında geçen yıla oranla %3,2 azalma oldu…

 

 

BİLİYOR MUYDUNUZ?

                           

 

Hayattaki Roller ve Cesaret

 

Ne yazık ki ülkemiz insanlarını mutsuzluk duygusu sarmış durumda… Ancak bu durumun en büyük sorumlusunun yine kendimiz olduğunu biliyor muydunuz?  Sürekli olarak, kendi çıkarımıza olduğu düşüncesiyle başkalarının istek ve beklentilerine evet diyen insanlar kendi kişiliklerini yeterince geliştirememiş, özgüveni zayıf, kendisiyle barışık olmayan, bağımlı ve en önemlisi de mutsuz insanlardır. Bu durum bizi amaçsız bireyler haline getirip mutsuz ediyor. Aşağıdaki ifadeler tam da bu durumu anlatıyor ve fazla söze gerek bırakmıyor:

 

“İnsanlar huyları ve hayattaki rolleri itibariyle 3’e ayrılırlar;

-      Kendi oturduğu dalı kesenler,

-      Başkasının bindiği dalı kesmekle uğraşanlar,

-      Başkasının dalını kesiyorum zannıyla kendi dalını kesenler…”

Refik Halit KARAY

 

“Amaçları en net olanlar ve onu elde etmek için yola çıkanlar en cesur insanlardır.”

Thucydides

 

 

 

 

 

GÜLMECE

 

Okul Bitince

 

         Delikanlı okulu bitirdikten sonra müracaat ettiği mağazada çalışmak üzere ise kabul edilmiş. Büyük bir sevinçle ertesi gün işe başlamak üzere mağazaya gelmiş. Mağaza yöneticisi sevecen ve sıcakkanlı bir şekilde delikanlıyı karşılayarak;

-       “Hoş geldin”   diyerek ve delikanlının eline bir süpürge tutuşturur ve şöyle devam eder;

-       “İlk önce şu süpürgeyle arka taraftaki rafların altını temizleyiver”

Delikanlı kızgınlığı yüzünden belli olacak şekilde;

-      "Ben üniversite mezunuyum".

Yönetici bunun üzerine bir adım geriye çekilerek,

-      "Özür dilerim, bilmiyordum. Süpürgeyi bana verirsen nasıl temizlik yapman gerektiğini gösteririm"

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1470 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler