RÜZGAR EKENLER FIRTINA BİÇECEKTİ!…
Nisan 2009 seçimlerine gidilirken, “UBP gökyüzü sınır” diyerek aklına gelen her vaadi verdi… İşse iş, terfiyse terfi, ekonomiyi iyileştirmek için ilgili örgütler ne dediyse kabul dedi, kamu kesiminde örgütlü sendikalar ne istediyse yazılı – imzalı – mühürlü verdi…
Yurttaşa “Dile benden ne dilersen” dedi, “söz, istediğini yapacağım, yeter ki bana oy ver” dedi… Ekonomi zorda, yurttaş sıkıntıda; denize düşen yılana sarılır der gibi yurttaş aldığı vaatlere ve sözlere güvenerek UBP’yi tek başına hükümet yapacak kadar destekledi… UBP’nin ektiği rüzgar tohumları tutmuştu… Mesele hasata ve harmana kaldı; ve ekinde anlaşanlar, hasatı harmanda kavga etmezmiş…
Meğer ekilen yalan rüzgarları imiş, tohumlar ürün vermedi, hasat yok, harman hiç olmayacak…
Fırtına koptu; öyle görünüyor ki dineceğe de benzemiyor ve silip süpürüp gidecek… UBP, yalan rüzgarlarını ekerken bunu düşünmeliydi, cahillik etmişse halka şimdi söylemeliydi… Söylemiyor… Ama fırtına koptu geliyor…
UBP hükümeti hala daha ekonomik sıkıntıları aşmak için ekonomik temelde ve akılda proje başlatmazsa ve bundan ısrarla kaçınıp, devlet bütçesinden tasarrufu da ekonomik önlem diye düşünüyorsa, bu fırtına dinmeyecek… Hükümetin aldığı ve dahasını almaya çalıştığı mali önlemler pazar faaliyetlerini geriletecek ve ekonomiyi küçültecek… Fırtına da büyüyecek…
Gariptir ki, iş kesimi de, kamu çalışanlarının maaşlarının geriletilmesini ve tüketicinin yani kendi müşterisinin fakirleşmesini, “memurizm” dediği rejimin reforme edilmesi gibi algılıyor ve destekliyor. Bu da başka bir rüzgar ekmektir… Müşterinizin fakirleşmesine destek verdiğinizde bileceksiniz ki sattığınız mal ve hizmetler fakirleşen müşteri tarafından tüketilemeyecek, bileceksiniz ki fakirleşmesine destek verdiğiniz müşteriniz can havliyle sizin üstünüze fırtına gibi esecek ve bileceksiniz ki fakirleşen müşteriniz alternaftif rekabetçi pazarlardan yani Güney’den alış-veriş yapacak… Ve şikayetçi olmaya da, ne hakkınız, ne de yüzünüz olmayacak…
Ve bu arada da, Başbakan ‘Yedi-buçuk Sekiz’ İrsen Küçük’ün maaşlarla ilgili olarak Türkiye Başbakanı’na söylettirdiği aşağılayıcı sözler ve ardından Türkiye basınında çıkan yorumlar Kıbrıslı Türkleri derinden yaraladı…
Rüzgar rüzgar üstüne ekiliyor, fırtına fırtına üzerine kopuyor… Sosyal ve ekonomik dağınıklık ve yıkıntı, öfke ve hışımla buluştu… Siyaset parlamentodan çıktı, sokağa dökülüyor; siyaset fırtınası sokakta sert esmeye başladı… Kıbrıs sorununun yıl sonuna kadar çözülmesi üzerine uluslar arası ilgi ve baskı yoğunlaşırken, Kıbrıslı Türklerin bu iç yapısı ve bu yapının mutsuz tepkilerinin Türkiye’ye yönelttiği sitem ve eleştiri okları, konjonktüre koşut bir durum değildir.
Siyaset buna çare üretmelidir… Önce rüzgar ekenler ya ortaya ürün koyacak ve ekinde anlaştıkları ile harmanda kavga çıkarmayacak, ya da fırtına karşında hatalarını itiraf edip, özür dileyip hep birlikte çare arayacak… Yaşanmakta olan ekonomik sıkıntılar, ekonomik akıl ve önlemlerle aşılır; ekonomik önlem almayı maliyeciye teslim etmek ise büyük hatadır… Ama maliyeci de bu arada kendi gelirlerini toparlamalıdır, giderlerinden kısarken, kendi gelirlerini de toplamalıdır. Bunun da püf noktası, ekonomide faal olan tüm aktörleri kayıt altına almak ve vergi kaçaklarını önlenmektir… Vergi ödenmez, vergi toplanır; bu kavramla hareket edilmelidir. Kendi gelirlerini toplayamayan maliyenin, bu nedenle bütçesi açık veriyor diye çalışanlarının gelirlerini kısması ve onların satın-alma gücünü azaltması, ekonomiye bir darbedir…
Siyaset bugünkü sorun ve sıkıntılara çözüm yollarını mecliste bulmalıdır; bulamazsa sokaktaki siyasetin bulacağı çözümlere, doğru veya yanlış bakılmaksızın, boyun eğilecektir. Durum nazik ve kırılgandır; kırılması gereken rüzgara tohum ekenlerin mibzerleridir ama öyle görünüyor ki ekonominin makinaları kırılacak… Siyaset sonradan bunu tamirle uğraşacağına, şimdiden kırılmayı önlemeli ve ekonomiyi tüm unsurları ile çalışır hale getirmelidir.
Ana muhalefet partisi olarak CTP-BG bu aşamada sorumluluk bilinci ile davranıyor. UBP azınlık hükümetinin gelecekteki ortağı olma hevesine kapılan tüm diğer partiler de bilmelidir ki gündemleri mevcut ekonomik iklim ve program içinde hükümet ortağı olma konusu ile doluysa, bir rüzgar da onlar ekecek ve fırtınayı onlar da kapılarında bulacak…
Siyaset hata yapmamalı; ekonominin tüm aktörleri hatalı rol kesmemeli… Fırtına Pazartesi gün eseceğe benziyor. Fırtınanın şiddeti, UBP’nin ve onun hükümetinin ve onun azınlık hükümetine dışarıdan destek verenlerin ve onun azınlık hükümetine ortak olma niyetiyle suya-sabuna dokunmaktan kaçınanların duruşlarını ve tutumlarını, gerçeklere ve ekonomik akla uygun hale getirmesiyle düşecek…
Rüzgar ekenler, kapısında bulduğu fırtınayı görmezlikten gelip yok sayarsa, sorunlar derinleşecek; panik olmadan fırtınayı dindirecek önlemler almaya kalkarsa sorunlar çözüm sürecine girecek… Siyasetin ve ekonominin rüzgar eken rençberlerinin dikkatine…