İşte “Dini Bilgiler Kursu”
Sağolsun Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Nazım Çavuşoğlu dün uzunca süre Kanal SİM’de stüdyoda sorularımızı yanıtladıktan hemen sonra sözünü tuttu ve o müfredatı bana ulaştırdı.
Hangi müfredat?
Kamuoyunda Kuran Kursu diye bilinen...
Ama bakanlığın “Dini Bilgiler Öğretimi” dediği kursların müfredat programı...
Altında bakanlık Talim Terbiye Dairesi Müdürlüğü’nün mühürü de var.
Yani “resmi” bir evrak bu...
2010 Yaz Dönemi için hazırlanmış.
1 Temmuz’da başladı, 31 Temmuz’da, yani yarın sona eriyor kurslar...
Bugüne kadar içeriğiyle ilgili çok konuşulmadı.
Daha çok “okulda yapılması yasal mı değil mi” boyutu ve “Bu kurslar laik eğitimle bağdaşıyor mu” düzleminde ele alındı mesele...
Konu geçen yıl da gündemdeydi aslında ve yine bu köşede geçen sene uygulanan müfredata ilişkin bilgiler aktarmıştım.
Geçen yıl başka yöntemlerle bulmuştum programı... Bu yıl sağolsun bakan Çavuşoğlu gönderdi.
Peki ama neler var bu yıl 1350 civarında çocuğun devam ettiği “Dini Bilgiler Öğretimi Kursları Öğretim Programı”nın içeriğinde?
Yorum yapmadan, sadece bazı ünite başlıklarını alt alta yazayım. İsteyen istediği yorumu yapsın...
**
Ünite-1: İTİKAT...
* Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şahadet’i öğreniyoruz...
* İman ve imanın 6 esası: Allah vardır ve birdir... Allah peygamberler göndermiştir... Ahiret vardır... Meleklere inanırız... Kutsal kitaplarımız... Kaza ve kader...
ÜNİTE-2: İBADET...
* İbadetlerimiz...
* Temizlik imandan gelir...
* Namaz kılmayı öğreniyoruz...
* Namaz kılmayı öğreniyoruz...
* Oruç tutmayı öğreniyoruz...
* Kutlu yolculuk Hac...
* Paylaşma ve yardımlaşma ibadeti olarak kurban...
* Zekat ve sadaka...
* Allah’a yakarış: Dua ve tövbe...
ÜNİTE-3: SİYER...
* Hz. Muhammed’in hayatı: Peygamberlik öncesi... Mekke dönemi... Medine dönemi... Kişiliği ve örnekliği... Peygamberden davranış örnekleri...
ÜNİTE-4: AHLAK...
* Güzel söz ve davranışlarda bulunmak: Ahlak... Kul hakkı... Temizlik... Doğruluk... İslam sevgi dinidir... Fil Suresi... Kafirun Suresi...
**
Temmuz ayı boyunca çocukların aldığı ve Eğitim Bakanlığı’nın denetiminde olduğu söylenen “Dini Bilgiler Kursu”nun yazılı içeriğinde bunlar var.
“Seviye-1” bu...
Demek ki daha yüksek seviyeleri de var kursların.
Bakan Çavuşoğlu “Kuran kursu değil” diyor.
Eğitimin battığının resmi!
Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Nazım Çavuşoğlu Kuzey Kıbrıs’ta eğitimin battığını söylüyor.
Artık bakan düzeyinde de böyle konuşuluyorsa vay halimize!..
Atatürk Öğretmen Akademisi (AÖA) giriş sınavından çıkan sonucu anlatıyor bakan:
367 öğrenci girmiş sınava...
Sadece 65’i “mülakata çağrılma” hakkı elde edebilmiş.
Yaklaşık 7’de 1 yani...
Ama asıl vahim rakam bu değil...
Geriye kalan 302 adayın puanı bile hesaplanmamış!..
Çünkü “her bölümden en az 5 net doğru” gerekiyordu sınavda...
Matematik, Fen, İngilizce, Türkçe ve Sosyal Bilgiler...
Bu beş branşta 5’er neti çıkmamış 302 adayın!..
Bu yüzden “hesaplama dışı” bırakılmışlar.
“Üniversite sınavında neden Şırnak’tan bile geri kaldığımızın resmidir bu” diyor Eğitim Bakanı...
Bakan böyle diyorsa, vatandaş ne desin ki artık!
Bir “deli” kuyuya taş atarsa...
Yandık ki ne yandık!..
Eğer bir deli bu ülkede kuyuya taş atarsa, bin akıllı zor çıkarır.
Dün yaşadık, gördük...
Hangi “deli” attı, bilinmiyor.
Ama bilinen şu ki o “deli” herkesi inandırdı.
“Benzinciler saat 13.00’te kapanacak” cümlesini kim kurduysa maşallahı var.
Zira 5dakika içinde Dipkarpaz’dan Limnidi’ye her tarafa ulaştı!..
Duymayan kalmadı.
“Yahu, kim söyledi size?”
“Duydum.”
Medyanın gücü...
Ama hangi medyanın?
“Dedikodu medyası”nın!..
Kuzey Kıbrıs’taki en güçlü medya bu...
Kulaktan kulağa...
Mişler, mışlar...
İnsanları ispatlı-şahitli konulara inandırmak zordur, ama dedikoduya inanmaya hazırdır herkes...
Aşk-ı Memnu’ya mı bağlamak lazım bunu?
Entrikalı, dedikodulu dizilere mi?
Belki onların da etkisi var.
Ama galiba esas mesele “otoriteye güvensizlik”te yatıyor.
“Her an herşey olabilir” algısı sokağa hakim olmuş.
Siz “emeklilerden vergi almayacağız” derseniz...
Siz “kazanılmış haklara dokunmayacağız” diye söz verirseniz...
Siz “KTHY’yi kurtaracağız” derseniz...
Ve dönüp tüm bunların tersini yaparsanız, olacağı bu değil miydi?
Yoksa bir “deli”nin marifeti değildi dünkü akaryakıt paniği...
Çok daha “akıllı” işiydi!..