Olası UBP-TDP hükümet modelini onaylıyor musunuz?

Evet( 35%)
Hayır( 64%)


157 kişi oyladı.
 Salih Sarpten

 Birikim Özgür

 Dr Filiz Besim

 Fatma Azgın

 Sevgül Uludağ

 Ünal Fındık

 Kutlay Erk

 Fayka Kişi

 Ödül Aşık Ülker

 Tamer Öncül

 Neriman Cahit

 Neşe Yaşın

 Eralp Adanır

 Tufan Erhürman

 Mert Özdağ

 Ozan Ceyhun

 Dr. Hasan Alicik

 Doç.Dr Mehmet Çaglar

 Vedat Yorucu

 Mehmet Ekin Vaiz

 Levent Özdağ

 Sinan Dirlik

 Ferdi Sabit Soyer

 



 
 
Özerk Yenidüzen ve Demokratik Sol CTP
30/07/2010 - yeniduzen.com

 

Özerk Yenidüzen ve Demokratik Sol CTP

 

Mutlu AZGIN 

Aklımca, sanalından reeline basın dünyamızın en renkli kalemi Nazım Beratlı’dır...

Bir okuyucunun (en azından benim) merakla takip edebileceği türden...

Öngörülmezdir!

Ne ve nasıl yazacağı belli onca sıkıcı yazıcının aksine Nazım Beratlı’da biçem, içerik ve konu zenginliği vardır...

Kaleminin efendisidir!

Geniş kelime haznesi,cümle çeşitlemeleri, Türkçe örgüsü ve diller-arası anlatım kurgusu insana zevk verir...

Heyecanlı ve diridir!

Yazılarında kurduğu diyalog,polemik ve yer yer kışkırtıcı dil, okuyucuyu pasif tarafsızlıktan aktif katılımcı pozisyona dönüştürür...

Virtüözdür!

Birçok yazısı “canlı” performansı andırır, çok iyi hazırlanılmış konserlerde dahi farklı yorum ihtimali ve hata riski düşünülürse;dengeli,akılcıl ve eskitircesine üzerinde çalışılmış “kayıtlı ve takılı plak” geleneğini reddeder gibidir...

Fevri ve samimidir!

Ne yazacağı ve nasıl yazacağı konusunda en yetkili merci bireyselliğidir, duygusal patlamaları ve çelişlikeri görünmez kılmak adına “siyaseten doğrucu akıl mühendisliğine” tenezzül etmez...

Haslıkelam, Nazım Beratlı’nın bir gazetede yazması veya yazmaması ,meseledir!

 

 

Yeni dünya, yeni medya, yeni birey,yeni toplum ve yeni Yenidüzen

Yenidüzen’de kaleme aldığı en son yazısının başlığı “ bu son mektup”tan da anlaşılacağı gibi kadrolu ve rutin yazıcılıktan ayrıldığını okuyucuyla paylaştı ve yine verimli tartışmalara zemin oluşturabilecek düşünceleri  serpiştirmekten geri durmadı “bu  son kadrolu”  yazısına.

Yazısının önemli satır başlıkları arasında birinci vurgu yaptığı “siyasetçi ve yazıcılık” ayrımı gelir. Çok haklı şekilde kendi yazıcılık macerasını siyasetçiliğini öncellediğini vurguluyor. Bildiğiniz üzere Yenidüzen gazetesi aktif siyasi yaşamla yazmaya başlayan birçok insana ev sahipliği yapmıştır. Ama, bu durum sanırım yeni  bir alışkanlıktır. Zira Yenidüzen önceleri üç farklı yazar kadrosuyla yayınlanıyordu. Bir yanda partinin düşüncelerini ve gündelik olaylarla ilgili siyasetlerini işleyen resmi sözcüler, diğer yanda “yazıcılık yapabilecek” partili “bireyler” ve son olarak, baskıcı koşullar ve gönüllülük esasına dayalı yapılan yazıcılıkla ortaya çıkabilecek muhtemel riskleri önlemek için yedekte vazife bekleyen fedakar insanlar. Tabii, koşulları hatırlamakta fayda var; CTP’nin düşüncelerini kitlelerle buluşturma sıkıntısı yaşadığı zamanlardan bahsediyoruz. Bir anlamada gazetenin parti bülteni kimliğiyle çıktığı dönemler.

 

1980’li yılların sonuna gelindiğinde Kıbrıslı Türkler yeni tarz profesyonel gazetecilikle tanışır. Yerli sermaye birikimleriyle (dönemin) oluşturulması ve sürdürülmesi imkansız oldukça masraflı bu yatırım, ana sermaye birikimini  KKTC dışında faaliyet gösteren şirketlerinden kazanan/oluşturan bir Kıbrıslı Türk yatırımcı tarafından, Asil Nadir, yapılacaktır. Kıbrıs Gazetesi “çağcıl” ihtiyaçlara karşılık veriyor ve kitlelerin çok kısa sürede desteğini alıyordu. Dünyadaki  sürece koşut Kıbrıslı Türkler bir yandan “uzmanlık” ve “ilgi” alanlarını (avantaj-dezavantaj tartışması bir yana) daraltıyor/derinleştiriyor ve bu durum şüphesiz profesyonelliği ve “meslek örgütlenmelerini” hayatın merkezine koyuyordu. Eş zamanlı ,Türkiye’de 1990’larla birlikte (özel kanallar) adeta patlayan medya sektörü Kıbrıslı Türkler’in profesyonel işçiliğe ilgisini artırıyor ve aynı zamanda 90’ların ortasıyla birlikte internet çağı bütün bir birey,toplum ve medya ilişkisini; içeriğini ve çerçevesini yeniden düzenliyordu.

 

CTP’de kültür ve gelenek sancısı: Profesyonel Devrimcilikle karşılanamayan yeni ihtiyaçlar

 

Üst yapıdaki değişimleri  de hatırlamaya çalışalım: CTP 1990’larla birlikte “emekçi halkın ideoloji (sınıf) ve kadro” partisi kimliğinden “emekçi halkın demokratik kitle partisi” kimliğine geçişin doğum sancılarını çekmekteydi; kimilerinin “ideolojisizleşme”  ve açılım yerine “çözülme” olarak nitelendirdiği bu dönemin gelgitleri hala yaşanmakla birlikte,  değişimin gerekli ve kaçınılmaz olduğu bir vakıaydı. Böylesi hızlı ve baskılayıcı bir süreçten geçen birey, toplum ve medya, Yenidüzen’in İlçeler aracılığıyla yardım amaçlı satışının organize edilmesine kadar vardırılacak günlerin yaşanmasına neden oluyor, müdavim destekçiler tarafından bile okunmaz hale geliyordu. Piyasanın aktörü konumundaki “müşteriler”  bir kenara, “dayanışmacı” kitle dahi gazetenin değişmesini ve okunabilir hale getirilmesini istiyordu. Bu aynı zamanda “profesyonel devrimci gelenekle” yönetilemez/karşılanamaz yeni ihtiyaçların habercisiydi; artık geriye, en kötü zamanlarda gazetenin çıkması için binbir zorlukla mücadele veren cefakar “profesyonel devrimciler” önünde saygıyla eğilmek,anısını yaşatmak ve fakat işi erbabına yani “profesyonel meslek” sahiplerine, bırakmak kalıyordu. Şimdiki kadro ve gazetedeki “yeni durum”  ve “yeni anlayış”ın işbaşı yapacağı haberi (katılımcılar hatırlayacaktır)dahi dönemin Kurultay (2001) salonunda büyük bir heyecan uyandırmaya yetmişti. Herkesin konuşmadığı, kimisinin nedenlerini bilmediği ancak hissedebildiği ve duyumsadığı “değişim ihtiyacı”nı destekçi kitle büyük bir umutla kucakladı ve sahiplendi.

Yeni anlayış yeni kadrolarla (profesyonel meslek) işe koyulmuş ve kısa sürede Yenidüzen destekçisi kitle dışında yeni kitlelerle, yeni okuyucularla, yeni Yenidüzen’i buluşturmuştur. Kuzey Kıbrıs medyasında önemli bir konuma ve okunurluğa sahip bir gazete haline gelmesini sağlayan işte bu yeni anlayışla göreve getirilen yeni kadrolardır. Yeni anlayış doğrultusunda parti yönetimi gazetenin sahibi olmaya devam ediyor ancak meslek sahiplerine ve gazete yönetimine “özerklik” tanınıyordu. Çok yoğun kitlelerin paylaştığı bu yeni yönetim anlayışı birçok küçük ölçekli toplantı salonlarında ve etraflı atölye çalışmalarında defalarca (tekrarlıyorum, defalarca) desteklenmiş ve sahip çıkılmıştır. Yani, ortada yeni anlayışla ilgili herhangi bir soru işareti veya tartışma kaldırır bir durum hiçbir zaman gelişmemiştir. Zaman zaman yeni durum etrafında şekillenen yeni ilişkiler bazı küçük ve doğal krizlere neden olmuşsa da, temel anlamda yeni anlayışın değiştirilmesi ciddi anlamda ve geniş ölçekli tartışılmaya açılmamış, böyle bir ihtiyaç hissedilmemiştir. Yani mesele özerklik-merkezilik,iş-görev,patron-işçi konusundan çok, özerkliğin gerçekleştirilebilme koşullarıdır ve farklılaşan “profesyonellik” anlayışıdır.

 

Özerk ilişkilerin gerçekleştirilme koşulları ve  yeni dilin örgütlenmesi

CTP-BG Yenidüzen’in sahibidir, ve MYK tüzüğün amir hükümleri uyarınca kendisine verilen görevleri ifa ederken, gündelik gelişmelerle ilgili operasyonel ve yönlendirici erkin icra organdır. Haliyle MYK üyeleri partilinin sahibi olduğu gazeteyle ilgili gelişmelerde ilk muhataptır. Özellikle parti politikaları çerçevesinde yazı yazmayan, veya parti politikalarını eleştiren yayınların gazetede yer alması, parti bülteni dışındaki her yayın organının gerçeği olabileceği görüşünden hareketle, “sahibinin sesi” olmaktan çok “sahibinin sesini, en yoğun ve yüksek biçimde duyurabileceği yayın organı” olarak algılanması, sanırım ilişkilerin daha sağlıklı gelişmesinde önemli rol oynayacaktır.

Nazım Beratlı MYK üyesi kimliği ile yazıcı kimliğinin “çoklu ilişki çatışkısı”na neden olduğundan yakınıyor yazısında. Haklılık payı olabilir tabii, ancak Yenidüzen’de yazan MYK üyesi başka yazarların olduğu gerçeğinden hareketle bu konuyla onların nasıl bunca zaman başa çıkabildiklerini de merak etmiyor değilim. Zira ortada ifade ettiği biçimde “yeni çelişkiler” varsa, diğer MYK üyeleri de sözünü ettiği türden bir kriz içinde olmaları gerekir.

 Nazım Beratlı’nın yazıcılık macerası siyasetçiliğini öncellemesine rağmen, rahatlıkla söyleyebilirim, MYK üyesi olmak yazı yazmaya devam etme konusunda iki kez düşünmeyi gerektirecek bir durumdur. Ancak, Nazım Beratlı’nın söylediği anlamda değil, ki bu tartışmayı buraya taşımayı uygun bulmuyorum. Daha ilginç olanı, MYK üyesi bazı siyasilerin “yazıcı birey” gibi davranmaya başlamaları ve asli sorumluluklarıyla ilgili konularda dahi yazmaktan geri durmaları, dahası parti sözcülerinin çeşitli kanallarla irdelediği bayatlamış konular üstünde tekrar tekrar kalem oynatmaları sonucu ortaya çıkan disiplinsiz ve dağınık durum insanın kafasında farklı soru işaretleri uyandırıyor; tabii Nazım Beratlı’yı tenzih ederek söylüyorum.

 

İlişkisel,partisel  ve toplumsal rollerde kıvam ayarı

Bu nedenle bu işin de bir “kıvamı”nın tutturulması gerektiğini düşünüyorum. Kategorik olarak MYK üyeliği kendi başına “yazıcılık edememe” anlamına gelmeyeceği gibi, tersi, kontrolsüz çoğaltılacağı anlamını da taşımamalıdır, eğer niyet “görev” yapmaksa! Ve tabii, MYK üyesi yazıcı yalnızca kendini temsil etmediğini bilmeli ve kurduğu her düşük cümleyle partiliyi düşürdüğünü, eskimiş gündem üzerinde ahkam keserken partiliyi gündem dışına ittiğini ve yazı içinde yaptığı aklı almaz bilgi hatalarıyla partili olumsuzladığının ayırdına varmalıdır. Kırk yıllık bir partinin MYK üyesi olmuş insanlarına herkesin her işi yapamayacağı gibi çok temel bir düşünceyi hatırlatmak bana düşmez sanırım. Ha şayet niyet bireysel yazıcılıksa, bu noktada Nazım Beratlı’nın dediği gündeme gelir ve neyin neyi öncellediğine bakılır, dahası ne dediğine ve nasıl yazdığına. Böylelikle “niyet” anlaşılacaktır.

Nazım Beratlı çok güçlü bir kalem; keşke MYK üyesi olduğu için Yenidüzen’den ayrılmak zorunda kalmasaydı. Keşke meseleyi kalın kategorik çizgiler çerçevesinde değerlendirmek yerine ( patron-işçi,iş-görev) olayın “ilişkisel” boyutunun düzenlenmesi ve tanımlanması üzerinde yoğunlaşılsaydı. Zira Yediler’de kurşun harflerle dizilen, ve matbaasının önünde ölümüne direniş yapılan bir gazetenin yerinde saymadan, geriye düşmeden daha da ileriye götürülmesi için mücadeleye çok önemli katkılar koyabileceğini düşünenlerdenim. Yenidüzen’de yazı yazmak her şeyden önce kurşun harflerin dizgicilerine ve matbaa direnişinde aktif rol alan insanların anısına ve amaçlarına saygı duymak, ve bu hedefleri yükselterek ileriye taşımaya çalışmaktır. Bu görev ve sorumluluk bilinci, kendi başına herhangi bir organ üyeliği sıfatıyla oluşabilecek ilişkisel çelişkilerin bile üstündedir. Lakin ne gelir elden, Nazım Beratlı’ya yeni profösyönel  işinde başarılar dilemekten gayrı.

Bitiriken, yazısında alıntıladığı eski Başbakan’lardan Sayın Hakkı Atun’la olan diyaloğu, olur da gözden kaçmıştır diye ve felsefesi üzerinde daha çok düşünüleceğini umarak buraya taşımak istiyorum, ve tabii Sağ gelenek içinde demokratlık yapmaya çalışan kurumun lideri olduğunu hatırlatarak...

Nazım Beratlı: Ben buradan Marx’tan girip Lenin’den çıkıyorum, rahatsız olmuyor musunuz?

Hakkı Atun: Doktor altında imzan yok mu? Sen bizi sadece adımız mı demokrat sandın?

 

 

        

 

 

 

 

 

Mandırada çifte bayrak

Yarım asırlık bölünmüşlüğün gölgesinde barış özlemi

Emekli maaşlarının geleceği üzerine istişare

Bir Portre, Bir İnsan

Güzelyurt bölgesinin küçük köyü Çamlıköy…

‘Verisiz, verimsiz’ tartışma geleneği!

Bir Portre, Bir İnsan

Ahlak sorununa yasal çözüm

BU OLAY YALNIZCA SARAYÖNÜ KRİTERİ Mİ?

Ahlak Sızılar...


Özeleştiri ve Uşşicikler: Siyasi hobbalarda eleştiri biçimi

Bir Portre, Bir İnsan

Üveyik yok, avı var

AYIP OLUYOR!

Emekli maaşlarının geleceği üzerine istişare

Gard-iyan ve sürekli gard sendromu: İletişimsel Otoritecilik

Yuvalı kuş katliamı

DP’de özeleştiri zamanı!..

Mandırada çifte bayrak

Ahlak Sızılar...

Bu Haber 1134  Defa Okunmuştur:
İlişkili Haberler:

Iliskili Haber Yoktur
Haber Arama:
 Yorumlar:
  1980’lerin sonundan itibaren hayatymyza giren Kybrys gazetesi’nin o yyllarda “Ça?cyl” ihtiyaçlara kar?ylyk verdi?inden dem vurmu?sunuz. Dü?ünüyorum da acaba ?u anda bile kaç gazetemiz gerçekten “ça?cyl” de?il ama “ça?da?” yayyncylyk anlayy?yyla okuyucuya ula?yyor?Ya da kaç basyn yayyn çaly?any,ça?cyl’la ça?da?’yn kelime olarak ne anlama geldi?inin farkynda?Bu nüanslary ortaya koyup da kalem oynatabilen kaç kö?e yazarymyz var peki?Nefesine her güvenen borazancyba?y her kalemine güvenen de gazeteci-kö?eyazary oluyor bizim ülkede.Sanyrym profesyonelli?in ne anlama geldi?i de tarty?tyrylmalydyr bu noktada!
 
7/30/2010 7:19:02 PM 
 Davut Ki?ni? 

  Kullandığınız dil çok ağır Mutlu bey. Gazetede günlük dili kullanın.
 
8/6/2010 4:47:04 PM 
 Ercan İpekçi 

 

© 2008 Yeniduzengazetesi.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi/kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya yazarlara ait yazılardan dolayı Yeni Düzen sorumlu tutulamaz. " Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YeniDÜZEN veya yeniduzengazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz."




Web Tasarım :
Web-Art Bilişim