Olası UBP-TDP hükümet modelini onaylıyor musunuz?

Evet( 34%)
Hayır( 65%)


159 kişi oyladı.
 Salih Sarpten

 Birikim Özgür

 Dr Filiz Besim

 Fatma Azgın

 Sevgül Uludağ

 Ünal Fındık

 Kutlay Erk

 Fayka Kişi

 Ödül Aşık Ülker

 Tamer Öncül

 Neriman Cahit

 Neşe Yaşın

 Eralp Adanır

 Tufan Erhürman

 Mert Özdağ

 Ozan Ceyhun

 Dr. Hasan Alicik

 Doç.Dr Mehmet Çaglar

 Vedat Yorucu

 Mehmet Ekin Vaiz

 Levent Özdağ

 Sinan Dirlik

 Ferdi Sabit Soyer

 



 
 
 Niyazi Kızılyürek
:  niyazi@ucy.ac.cy  
Aslında Hepimiz Melankoliğiz!
28/07/2010 - YENİDÜZEN

Aslında Hepimiz Melankoliğiz!

 

Aslında bu ülkede hepimiz melankoliğiz, çünkü hepimiz yasını tutamadığımız büyük kayıplardan muzdaripiz. Örneğin, hayatı boyunca bu ülkenin Yunanistan ile birleşmesini savunan biri kendisini günümüz Kıbrıs’ında nasıl hisseder acaba? Bir zamanlar Enosis ülküsü için hayatını ortaya koymuş bir Kıbrıslı Rum bugün Kıbrıs’ın yarısında Türk bayrağının dalgalandığını görerek yaşarken ağır bir hüzün veya melankoli duygusuna kapılmaz mı? Ya Taksimci bir Kıbrıslı Türk’e ne demeli? 1950’li yıllardan beri Anavatan’ın kollarına atılmak için onca fedakârlık yapan, mücadele eden ama sonunda adanın parçalandığını görse de Taksimin bir türlü gerçekleşmediğini yaşayan biri kendini nasıl hisseder? Üstelik, romantik Anavatan’ın bütün büyüsünü yitirdiği, Annan Planı gibi bir plana “evet” dediği, bunu da her an tekrarlayabileceğini ima ettiği bir ortamda Taksimci bir Kıbrıslı Türk melankolikleşmez mi? Kıbrıs Türk toplumunun kumarhanelerle kuşatıldığı, kullandığı malın mülkün mahkemeler tarafından sorgulandığı, Mesarya ovasının dışına hiç bir şey satamadığı bir vaka iken, Taksimci Kıbrıslı Türk melankolik olmasın da kim olsun?

Sonra, Kıbrıs Cumhuriyetçilerini düşünün. Adamlar 1960’lı yılların ortasında Enosisin mümkün olamayacağını anlayıp yollarını Pan-Helenizm’den ayırdılar. Romantik Anavatan Yunanistan’ı “çıplak kertenkele” ilan edip Kıbrıs Cumhuriyetine dört elle sarıldılar. Ortakları Kıbrıslı Türkleri bir biçimde başlarından savarak cumhuriyeti kendi başlarına yönetmeye başladılar. Her şey “yolunda” giderken bir sabah uyandılar ki ne görsünler; Yunan Cuntasının tankları Makarios’un sarayını basmış, bir kaç gün sonra da Türk tankları adayı güney ve kuzey diye ikiye ayırmış.

Ya KKTC’cilere ne demeli? Kosova bağımsızlığını daha dün ilen etti ve tam 69 devlet tarafından tanındı. Bugün de Uluslararası Adalet Divanı Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin uluslararası hukuka aykırı olmadığını söylüyor. Demek ki Kosova’yı tanıyanların sayısında artış olacak. Oysa KKTC ilanı uluslararası hukuk bakımından “geçersiz” ilan edildi. Yani “yok” hükmünde. Bu konuda yakın gelecekte kimsenin fikrini değiştirmeye niyeti olmadığı da görülüyor. Ayrıca, “egemenim”, “kendi kaderimi tayin etme hakkım vardır” deyip duran ama itfaiyesini bile kendi yönetemeyen bu insanlar, bir de basının önünde gerçek egemen tarafından maaşlarının hesabını vermeye zorlanınca ne hissederler? Bu arada, kaderini tayin edecek olan “kendi”nin iyice tanımlanamaz hale gelmesi de cabası…

Gelelim solculara. Ülkemizde Marksizm’in çocukları en çok “Kıbrıs’ta Barış Engellenemez” sloganını seviyorlar ama gelen giden barışa takoz koyuyor. Üstelik bunların bazıları solcu… Ve barış, Kaf dağının arkasında…

Ya anayasada bile görünmeyen Maronitler, Ermeniler, Latinler ve susturulmuş göçmenlerle cinsel yönelimlerinden ötürü dışlanan insanlar ve de ataerkil kalıplar içine sıkıştırılmış kadınlar nasıl melankolik olmasınlar? Aşağılanan, hor görülen göçmenler ne yapsınlar?

Gelelim federalistlere. Sabah akşam “farklılık içinde birlik”, “çok-kültürlü demokrasi”, “tanınma siyaseti” ve “federal devlet” deyip duruyoruz ama yaşadığımız ülkenin insanları lale tarlasında bir papatya görmeye bile tahammül etmiyorlar. “Kendinden” saymadıkları hiç kimsenin haklarından söz etmedikleri gibi, birbirlerini tanımak için zerre kadar merak duymuyorlar. Federal devlet kuracaklarını ileri süren siyasi elitler ise bir yandan yabancı diplomatlar gibi “çözüm temennisinde” bulunuyor, diğer yandan da etnisite motorlarını tam gaz çalıştırıyorlar.

Velhasıl melankolik bir ülkeyiz biz. Üstünde oturduğumuz yer, altında kayıplarımızın yattığı bir mezarlığı andırıyor.  Fakat bizi bu melankoliye sürükleyen şey, birbirimize karşı kazanmak istediğimiz savaşlarda uğradığımız kayıplardır. Narsisit bir melankoli hali ile sadece “kendi” kayıplarımıza takılıp kalmazsak ve birbirimizle olan derin ilişkisellikten kaynaklanan “ortak kaderimizi” duyumsayabilirsek, melankolimizi belki yaratıcı ve dönüştürücü bir güç olarak yaşayabiliriz. Belki geçmişte büyük kayıplara yol açan birbirimizi yok edici bağımlılık ve iç içeliğimizden başka bir gelecek kurarız. Yine kaderi iç içe, yine bağımlı ama bu kez birbirimizi çoğaltan, yok eden bir bağımlılık değil!

Aksi halde, her birimiz “şahane” mezarlığımızın bir köşesinde kendi kayıplarına ağlamaya devam edecek ve hayat akıp giderken biz yaşamdan kopmuş melankolikler olarak sadece geride bıraktığımız kayıplarımızla ilgileneceğiz…  

 

 

 

 

 


HONDA S2000

'Kayıp' yakınları ve katliam kurbanlarının yakınları bir araya geldi

Teşekkür Ederim!

ÜRETMEYEN BİR TOPLUM HALK OLAMAZ

'Pablomatas’ı ailem kurtarmıştı...'

Hakiki Türkler-Hakiki Kıbrıslılar-II

Eğitimdeki Çelişkiler

TDP’den toplu istifa sesi!

'Cemevi’ne saygı gösterilmesini istiyoruz'

PHUKET...CENNETİN BAŞKA TARİFİ


Sel Yine Kapıda

'Küçük Küçük' adımlar!

UBP’NİN ORTAK ARAMA SENARYOSU VE OYUNCULAR?!

Üniversiteleşme Politikası da Sorgulanmalı

Lapta Başpınar’ı Villa Olmuş

ÇÖZÜM İÇİN KIBRIS SOLU İNİSİYATİF ALMALI

Kıbrıs’ım canım benim...

17 yaşındaki bir gencin gözünden siyaset ve gelecek!

TDP’den toplu istifa sesi!

AĞUSTOS ÇİÇEKLERİ

Bu Haber 1388  Defa Okunmuştur:
İlişkili Haberler:

Iliskili Haber Yoktur
Haber Arama:
 Yorumlar:
  Ne güzel bir yazı. Niyazi bey Kıbrısta hayallerden ve varsayımlardan sıyrılıp doğruyu yazan sayılı yazarlardan. Kendisini beğenerek takip ediyorum...
 
7/28/2010 4:14:50 PM 
 Abdullah Dem 

  SAYIN KIZILYUREK,TOPLUMSAL GAILE''LERMIZIN BIR BASKA YONUNU GOZLER ONUNE SERDINIZ.TESEKKURLER..(KENDI ADIMA) DEPRASYON,BUNALIM VE STRESS YUKLU MELANKOLIKLIGIN TUM SUCUNU SECMENLERE YUKLEYEBILIRMIYIZ??. DUNYA UZERINDE HIC BIR ULKEDE,BIZIM YONETICILER GIBI KENDILERINDEN EMIN,TUTTUKLARI YOLUN CENNETE CIKACAGINA INANMIS GORUNEN BASKA YONETICI YARATIKLARA RASLAMAK IMKANSIZ SANIRIM!! BAZEN KENDI KENDIME SORUYORUM, BUNLAR GERCEKTEN NE YAPTIKLARININ FARKINDA DEGILLER MI? MELANKOLIK BIR TOPLUM YARATIP ONLARI YONETME BECERISI KAZANMIS YONETICILERE HAS UYUM SAGLIYACAK BIR TERIM NE OLABILIR SIZCE? MELANKOLIKLIGI KONTROL EDEBILME BECERISINI TANIMLAYAN BIR TERIM!!
 
8/5/2010 3:00:20 AM 
 AYDIN KALEMSOR 

 

© 2008 Yeniduzengazetesi.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi/kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya yazarlara ait yazılardan dolayı Yeni Düzen sorumlu tutulamaz. " Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YeniDÜZEN veya yeniduzengazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz."




Web Tasarım :
Web-Art Bilişim