UBP_nin Genel Başkanı kim olmalı?

İrsen Küçük( 13%)
Ahmet Kaşif( 19%)
İlkay Kamil( 12%)
Tahsin Ertuğruloğlu( 12%)
Hüseyin Özgürgün( 2%)
Ersin Tatar( 1%)
Hasan Taçoy( 32%)
Zorlu Töre( 1%)
Resmiye Canaltay( 3%)


2745 kişi oyladı.
 Cenk Mutluyakalı

 Tayfun Çağra

 Sami Özuslu

 Dr Filiz Besim

 Fatma Azgın

 Sevgül Uludağ

 Ünal Fındık

 Kutlay Erk

 Fayka Kişi

 Ödül Aşık Ülker

 Tamer Öncül

 Neriman Cahit

 Neşe Yaşın

 Tufan Erhürman

 Mert Özdağ

 Ozan Ceyhun

 Dr. Hasan Alicik

 Doç.Dr Mehmet Çaglar

 Vedat Yorucu

 Levent Özdağ

 Asım Akansoy

 Sinan Dirlik

 



 
 
Ortak hayaller ve Endülüs’te sosyalizm
26/07/2010 - gaiLe

Ortak hayaller ve Endülüs’te sosyalizm

İlksoy Aslım

                             ailksoy@yahoo.com

 

Giriş

         Gaile’nin 11 Temmuz 2010 tarihli sayısında yer alan “Sol gelecek veya ortak hayaller” başlıklı yazımda seçim sonrası Kuzey Kıbrıs’ın durumunu kısaca değerlendirirken neo-liberal politikaların buraya olan yansımasını da anlatmaya çalışmıştım. Bu bağlamda özellikle gündemdeki politikaların çalışanları her geçen gün güvencesizleştireceğine işaret etmiştim. Bunun dışında, sol düşüncenin hayal üretmesi ve bu hayallerin gerçekleşebilir olması gerektiğini vurgularken, solun elindeki belediyelerde alternatif bir yaşam tarzının örneklerinin gösterilmemesini büyük bir eksiklik olarak saptamıştım

Gaile’nin 18 Temmuz 2010 tarihli sayısında Tufan Erhürman’ın çok önemsediğim yazısında bugünkü düzen içinde alternatif çıkış yollarının neler olabileceği tartışıldı. Elinizdeki yazıda ise, “kapitalizm içinde sosyalist vahalar yaratılabilir mi?” sorusuna yanıt aranacaktır. Bu anlamda, yazıda, sol dünya görüşünü benimsediğini düşünenlere yeni ufuklar açacağı inancıyla Endülüs’te küçük bir belediyeye sahip Marinaleda’nın yakın tarihi anlatılırken, onun ekonomik, siyasi ve sosyal alanlarda nasıl örgütlenip, bu örgütlenmeyi 30 yıl nasıl korudukları gündeme getirilecek, ayrıca bu deneyi günümüze taşıyan insan unsuru üzerinde durulacaktır. Önemle belirtilmelidir ki, bu yazı hazırlanırken 2009 ve 2010 yıllarının yayınları taranmış, konuya en fazla ilgi gösteren Birgün gazetesi yazarlarından da özellikle yararlanılmıştır.    

 

Marinaleda’nın ve Gordillo’nun birleşen “yazgısı”

Marinaleda İspanya’nın Endülüs Bölgesi’nde 2.700 kişilik küçük bir kasabadır. Uzun yıllar İspanya’nın diğer bölgeleri gibi faşist Franco’nun zülmü altına yaşamıştır. Franco yönetiminin yerel yönetimlere biçtiği misyon merkezi iktidarın bekçileri olmakla kısıtlıdır. Yani belediyeler yerel bir hizmet, dayanışma ve mücadele birimi olarak örgütlenmemiştir.

1970’lerin sonunda Marinaleda işşizlik ve yoksulluk içinde kıvranmaktadır. Özgür Mumcu eski Marinaleda’yı şöyle anlatır: “Avrupa’daki tarım krizi İspanya’nın Endülüs Bölgesi’ndeki Marinaleda kasabasını da vurmuştu. Makineleşen tarımın hazırlıksız yakaladığı kasabada işsizlik yüzde 65’lere varmış, küçük kasaba sesini açlık grevleriyle duyurmaya çalışmaktadır. Tarlalarda neden hiç çiftlik hayvanı göremediğini soran gazeteciye, kasabalılardan biri ‘Burada yaşam bitti, her şeyin soyu tükendi, yakında bizim de soyumuz tükenecek ve burada ölüp gideceğiz’ diye cevap vermektedir.”

Franco diktatörlüğü çöktükten sonra 1979 yılındaki ilk yerel seçimlerde Marinaleda’da büyük bir değişim yaşanır. Bu seçimlerde tarım işçileri ve sosyalistler ortak bir adayla belediye seçimlerine katılırlar ve genç bir devrimci önder olan Juan Manuel Sanchez Gordillo başkan seçilir. Başkan Gordillo aristokratların kullanılmayan arazilerinin kasabalıya dağıtılması eylemlerinde dikkatleri üzerine çeker. Marinaledalıların eylemleri ve hak talepleri yıllarca devam eder. İlk somut sonuç 1991 yılında elde edilir. Bölgesel hükümet, kasabanın 12 kilometre kuzeyindeki toprakları onlara kiralar.

Marinaledalılar için toprağa erişim tek başına sorunu çözemezdi. Kendi ürettikleri ürünleri işleyip satmalıydılar. Böylece ögütlenip gıda sanayine girdiler. Bunu yaparken tarımsal ürünlerini çeşitlendirdiler ve pancar, havuç, biber, enginar, brokoli, zeytin gibi ürünler başta olmak üzere tarıma dayalı bir sanayi oluşturdular. Marinaledalılar kendilerine kiralanan toprağın kimseye ait olmadığına, kendilerinin bugün için kullanıp geleceğe bırakacakları bir kaynak olduğuna inanmaktadırlar. Bunu yapabilmek için belediye ile sendikalarını bütünleştirdiler ve toplamda 8 tane olan kendi kooperatiflerini kurdular. Ve her yerde işsizlik varken Marinaleda’da işsizlik oranını sıfıra düşürdüler.

 

İdeoloji ve liderliğin önemi

El Mundo gazetesi Marinaleda’yı “Marks’ın, hayatta olsaydı yaşayacağı” bir kasaba olarak nitelendirmektedir. Marks’ın mirasının takipçisi Sosyalist Belediye Başkanı Gordillo kapitalizmi, “terörist bir sistem” olarak görmekte ve onu “eşitsizliğe ve şiddete dayalı bir sistem” şeklinde değerlendirmektedir. Gordillo’ya göre bu sistem binlerce Afrikalıyı yaşatmak yerine parayı zenginin cebine koymakta ve insanlık suçu işlemektedir. Dünyadaki kapitalist krizi zenginlerin yarattığına inanan Gordillo “krizin acısını fakirler çekiyor” demektedir.

Gordillo, belediye başkanı ama bireyci değil ve Marinaledalıların örgütlülüğüne, mücadelesine inanmaktadır. Gordillo, Marinaleda’da verilen mücadeleler sonucunda yaşanılır bir sistem kurulduğunu belirtmekte ve bölgede gerçek bir demokrasinin hâkim olduğunu söylemektedir. Bütün kararları halk ile birlikte aldıklarını söyleyen Gordillo, “herhangi bir mahallede sorun var ise, mahalleli ile konuşup, tartışıp ortak çözüm yolları bulmaya çalışıyoruz. Orayı yöneten halkın kendisidir. Konuttan tutun da vergilendirmeye kadar, her şey halkın istek ve kararları ile gerçekleşiyor” demektedir. Gordillo, bölgede temel tüketim ihtiyaçları, konut, eğitim gibi sorunların yaşanmadığını, herkesin eşit haklara sahip olduğunu vurgulamaktadır. Belediye Başkanı pek rastlanmayan tarzda bir yönetici. Sağa sola emir yağdırma yerine, yapılması gereken bir iş varsa o işin ucundan tutan biri. Gocunmadan masa taşımakta, sahne hazırlamakta, perde indirmekte ve hatta çöp toplamaktadır. 

Marinaledalılar örgütlenmeyi temel gereklilik olarak görmektedirler. İşçileri, Tarım İşçileri Sendikası (SOC) içinde ve değişik birliklerde örgütlediler. Öncelikli hedefleri, yukarıda bahsedildiği gibi, toprak reformunun yapılmasıydı. Bunun gerçekleşmesi için çok mücadele verdiler. Çünkü Endülüs’te toprak sahiplerinin yüzde ikisi ekilebilir arazinin yüzde ellisine sahipti ve dönüşümün gerçekleşmesi toprak reformu yapılmadan mümkün değildi. Toprak sahibi olmak demek, bir üretim aracına sahip olmak ve onun üzerinden iş yaratmak, istihdam alanları açmak demekti. Belli ki, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve hemen her anayasanın çalışmayı ve iş sahibi olmayı bir hak olarak sayması Marinaledalıları motive etmişti. Sendikal örgütlenme yanında, politik örgütlenmeye olan inançla İşçi Birliği Kolektifi’nde (CUT) örgütlendiler ve 1979’da bu örgütlülükle yerel seçime katıldılar. O seçimde mutlak çoğunluğu sağlayarak belediye başkanlığını kazandılar. Ve o günden bugüne mutlak çoğunlukla her seçimi kazanmaktadırlar.

Bu örgütlenme çalışmalarında sosyalistlerin çıkardığı en önemli sonuç, “iş ve toprak için yürütülen mücadeleye bütün Marinaledalıların katılımını sağlama”nın yaşamsal önemde olduğudur.

 

Marinaleda’da sorunların pratik çözümü

Gordillo yönetimi, karşılaştığı en önemli sorunlarından biri olan işsizliği, “işsizliğe karşı mücadele eden birlikler” kurarak, toprak sahipliği ve kooperatifleşme ile çözdü. Çünkü dayanışmacı bir ekonomi kurulunca herkesin bir işi olacağı açıktı. İşsizliğe karşı mücadele temelli örgütlenmeler zamanla politik bir nitelik kazandı. Sorunlar her mahallede oluşturulan komiteler aracılığı ile tartışıldı. En önemli yeniliklerden biri belediyenin tüm bütçesini açık hale getirmek oldu. Böylece her yurttaş o bütçenin şekillenmesinde söz sahibi olabildi.

Kullandıkları tarım makinelerini koymak için yaptıkları binanın giriş duvarında “Tierra Utopia” (Ütopya Toprakları) yazısı asılıdır. Marinaledalılar “Ütopya Toprakları”na 350 hektar zeytin diktiler, bunun sonucunda 12-13 yaşlarında 100.000 tane zeytin ağacına sahip oldular. Bugün yılda 3 milyon ton zeytin üretip işleyerek zeytinyağına çevirmektedirler. Yılda 1 milyon kilo enginar topluyorlar. 50 hektar alana pamuk dikili. Biber üretimi bütün yıl boyunca devam ediyor.

Kooperatiflerde herkes aynı ücreti alıyor, gruplar halinde çalışıyorlar, nerede işçiye ihtiyaç varsa oraya gidiyorlar. Kendi markalarını satıyorlar. Yakın çevredeki yerleşkelerde kendi marketleri var. Tüketiciyle üretici arasında yakınlaşma ve dayanışma talep ediyorlar. Kendi marketlerinin dışında da başka marketlere toptan satış yapıyorlar. Kooperatiflerden kâr payı dağıtmıyorlar, daha başka insanlara istihdam yaratabilmek için yatırımlar yapıyorlar.

Bugün Marinaleda Belediyesi bir konut sahibi olmayı eğitim ve sağlık hakkı gibi evrensel bir hak olarak görmektedir. Belediye, bu felsefe çerçevesinde hareket ederek Marinaleda’nın dışındaki araziyi kentleşmeye açık kamu arazisi ilan etti. Böylece, o arazi kendi evine sahip olmak isteyen gençlere karşılıksız olarak verilebilmektedir. Belediye, onlara evlerini yapabilecekleri malzemeyi sağlamakta, destek olmaktadır. Bu şekilde, 100 metrekare bahçesi olan 3 odalı 300 ev inşa edilebilmiştir. Evlerde oturanlar ayda 15 Euro ödüyorlar. Ev sahibi olabilmek için 2 yıl boyunca Marinaleda’da çalışmak ve yaşamak yetiyor. Evlerin kullanım hakkı veriliyor ama satılamıyor, spekülasyon amaçlı kullanılamıyor.

Marinaleda’da spor salonları, kültür merkezleri, yüzme havuzları gibi birçok yatırımlar yapıldı. Havuza sürekli girmek ayda sadece 3 Euro. Futbol takımı ve futbol sahaları var. 1991 yılından beri Kasaba Meclisi’nin yönettiği TV kanalları mevcut. Çocuklar için kreş yaptılar. Çocuklarını bu kreşe bırakan aileler çocuklarının yiyeceği 3 öğün yemek de dahil ayda sadece 12 Euro ödüyorlar. Kreş, 07.30-21.00 saatleri arası açık. Ayrıca her çocuk için ailelere yıllık 600 Euro yardım yapılıyor.

Mevcutlar yanında mevcut olmayanlar da var Marinaleda’da. Örneğin temizlik işçisi, yerel polis gücü ve zabıta için hiç kimseyi istihdam etmiyorlar. Özel güvenlikçi de yoklar arasında. Yerel polis olmadığı için, belediye bütçesinden ona ayrılan yıllık 250.000 Euro başka işler için kullanılmakta. Marinaleda pırıl pırıl çünkü herkes belli günlerde kasaba için birlikte veya gruplar halinde çalışıyor. Bu günlerde gönüllülük temelinde çalışarak sokaklar temizlenmekte, yolların inşası tamamlanmaktadır. Burada asıl amaç insanların, işçilerin yalnızca para için çalışılmayacağını kavramalarını sağlamaktır. Bu aynı zamanda Marinaledalıların birlikte yaşamasını ve dayanışmasını da pekiştiren bir pratik olmaktadır.

Belediye Başkanı ve belediye meclis üyeleri maaş almıyor. Belediye Başkanı aynı zamanda tarih öğretmeni ve hâlâ çocuklara tarih dersi veriyor. Başkan, lise öğretmeni maaşıyla geçiniyor ve onun maaşı da herkesle eşit: 1.200 Euro. Endülüs Parlamentosu’ndan da parlamenter maaşı alıyor ama bu maaşını sendikaya, sosyal ve kültürel çalışmalara bağışlıyor.

Marinaleda New York Times’ta

New York Times Marinaleda’yı haber yaptı yakın zamanda. “Kapitalizmin aptallığına cevap; İspanya’da bir kasaba” diye yazarak.  Makale, işsizlik oranının yüzde 21’i bulduğu İspanya’da bu “komünist adacık”ın nasıl çevre köylerden, hatta Madrid ve Barcelona gibi uzak şehirlerden iş arayanları çektiğini, krizden bunalanların Marinaleda’ya nasıl imrendiğini anlatıyordu.

Başkan Gordillo, “Serbest pazarı görünmez elleriyle her şeyi tıkır tıkır işleten bir tanrı yerine koydular. Devletin ekonomide bir rolü olabileceğinden söz etmek günah sayılmaya başlanmıştı. Şimdi, ekonomiyi insanların hizmetine sokmanın zorunluluğunu görüyoruz” diyordu New York Times’a. Gordillo, Marinaleda’da gerçekleştirilenin, yani küresel kapitalist sistem içinde tek tek sosyalist yaşam örnekleri yaratmanın çok zor, ama olanaksız olmadığını anlatıyor gazeteye. Biliyor ki Marinaleda’daki kapitalizme alternatif duruş, kapitalist sistem tarafından hep bir tehdit olarak görülecek ve Marinaledalıların yaptığı ilk hatada, gösterdiği ilk zayıflıkta, oradaki topluluğu ezip yok edecek. Ancak yine Marinaledalı sosyalist belediyenin dünya solunun bir parçası olarak görev ve sorumlulukları da bulunmakta. Akıntıya karşı kürek çektiklerini, her fırsatta önlerine her türlü engelin çıkarılacağını bilseler de “başka başka yerlere de örnek olmak, düşlerimizdeki yarının toplumuna dair bir model ortaya koymak zorundayız” diyor Gordillo. Başkan, sonuç olarak, asıl amacın kapitalizmi küresel düzeyde alt etmek olduğunu hiç akıldan çıkarmamak gerektiğini de vurguluyor.

 

Sonuç

Gordillo, Marinaleda’daki modeli yerel yönetimler açısından “sosyalist” olarak tanımlıyor. Başkan, “insan ve insanın gereksinmelerini merkezine koyan bir başka sisteme ihtiyacımız var” demektedir. O, bugün devletin ve ekonomide kamunun rolünün altını çizmek, dayanışmayı ve insan haklarına mutlak saygıyı merkezine alan bir anlayışı yükseltmek için uygun bir zamandan geçildiğine inanmaktadır.

 Marinaledalılar, “barış ve eşitlik üzerine ve herkesin hakları paylaşması, katılımı üzerine bu hayali kurduk. Bize göre insani bir hayat ve etik önemlidir, ekonomi değil. Bizim bugün yaptığımız hayallerimizi bu günden yaşamak. Sınıfsız toplumu beklemedik, hayallerimizi bugünden kurduk” diyorlar.

Başkanları Gordillo 7 kez hapsedilmiş, iki suikast girişiminden kurtulmuş ama hâlâ Marinaleda’nın belediye başkanı. Marinaledalılar bugün hedeflerini daha da büyüttüler. Ordunun terk ettiği 60.000 hektarlık bir araziye talip oldular ve bu arazinin belediyeye verilmesini istiyorlar. Daha fazla toprak daha fazla özgür insan yaratabilmek için.

Gordillo, solcu bir belediye başkanının tekrar tekrar seçilebilmesinin şöyle açıklamaktadır: “Sol, konuşmayı ve vaaz etmeyi bırakıp bir örnek yaratmalı. Solcu bir lider bir yerde bir yönetici pozisyonu kazandığında bunu bir ayrıcalık olarak görmemeli ve temsil ettiği insanlarla tamamen aynı koşullarda yaşamalı, kavgaya en önde koşmalı, o kavganın nimetleri paylaşılırken en geride durmayı becerebilmelidir.” “Bu tavrı gösterebildiklerinde halkla kolaylıkla bütünleşebileceklerdir” diyor Başkan Gordillo.

Dünyanın her yerinde Marinaleda yaratmak mümkündür ve bunun yolu inanç ve mücadeleden geçmektedir. Tabi, “solun mücadele tarihi”nin öğrettiği olgu mutlaka hatırlanmalıdır. “Hiçbir örnek asla kopyalanamaz çünkü her ülkenin kendi özgül koşulları bulunmaktadır.” Bunu bilmekle birlikte insanın içinden, sol görüşlü olduğunu ifade eden partilerin kendi programları içine Marinaleda gibi bir örneği koymayı düşünseler, solcu belediyeler de bundan “esinlense” düşüncesi geçmiyor da değil hani! O zaman Başkan Gordillo’nun hayalleri belki bir nebze olsun gerçekleşebilir. Ne dersiniz?!

 

 

Feminist Atölye

Kıbrıslı Türkleri sosyal güvensizliğe mahkûm etmek istiyorlar!

Geçmişi yeniden yaşamak! Mart 1964 (3)

'Bildiğimiz Dünyanın Sonu'

KKTC’deki ekonomik sorunlara milliyetçi çareler veya çözümler

'Ezilenlerin Pedagojisi'

Yerellik, yerli yapıtlar ve evrenselliğe açık olmak

Feminist Atölye

Vamık Volkan Hoca’nın tavsiyesi

'Yerellikten evrenselliğe edebiyat'


CTP keskin virajda!

Geçmişi yeniden yaşamak! Mart 1964 (2)

Vamık Volkan Hoca’nın tavsiyesi

Solun ekonomi politiği ve siyasi irademiz

Feminist Atölye

'Yerellikten evrenselliğe edebiyat'

Dostluğuna değer verdiğim arkadaşım Tufan’a yanıt

Bir EV KADINI, GENDİ-GELEN bir KEDİ ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Ağustos Sıcağının Titrek Buğusunda

Belaruslu 'Ağır' Öyküler

Bu Haber 1171  Defa Okunmuştur:
İlişkili Haberler:

Iliskili Haber Yoktur
Haber Arama:
 Bu haber ile ilgili henüz yorum yoktur...
 

© 2008 Yeniduzengazetesi.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi/kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya yazarlara ait yazılardan dolayı Yeni Düzen sorumlu tutulamaz. " Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YeniDÜZEN veya yeniduzengazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz."




Web Tasarım :
Web-Art Bilişim