UBP_nin Genel Başkanı kim olmalı?

İrsen Küçük( 13%)
Ahmet Kaşif( 19%)
İlkay Kamil( 12%)
Tahsin Ertuğruloğlu( 12%)
Hüseyin Özgürgün( 2%)
Ersin Tatar( 1%)
Hasan Taçoy( 32%)
Zorlu Töre( 1%)
Resmiye Canaltay( 3%)


2745 kişi oyladı.
 Cenk Mutluyakalı

 Tayfun Çağra

 Sami Özuslu

 Dr Filiz Besim

 Fatma Azgın

 Sevgül Uludağ

 Ünal Fındık

 Kutlay Erk

 Fayka Kişi

 Ödül Aşık Ülker

 Tamer Öncül

 Neriman Cahit

 Neşe Yaşın

 Tufan Erhürman

 Mert Özdağ

 Ozan Ceyhun

 Dr. Hasan Alicik

 Doç.Dr Mehmet Çaglar

 Vedat Yorucu

 Levent Özdağ

 Asım Akansoy

 Sinan Dirlik

 



 
 
 Salih Sarpten
:  sarpten@mebnet.net  
Şu Külliye Meselesi!
26/07/2010 - YENİDÜZEN

Şu Külliye Meselesi!

 

KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan ekonomik protokolle göre alınan siyasi kararlar uzunca bir süredir en önemli gündem başlığı olarak öne çıkıyor. Ülkeyi yangın yerine çeviren bu kararlar oldukça uzun bir süre daha gündemde kalacak gibi…

Bu toz dumanın arasında bir de Başbakanların, basın önündeki maaş tartışması ortaya çıkınca iyiden iyiye bu ülkeyi kim ve nasıl yönetiyor soruları zihinlerde derinleşmeye başladı…

Lefkoşa’da, mimarisi Türkiye’deki Selimiye Camii’ni andıracak cami içerecek külliye inşaatı için  protokol imzalanması bütün bunlara tuz biber oldu…

İyi de eğitimi tartıştığımız bu sayfada bunların ne işi var diyeceksiniz… Hemen yanıt vereyim; Bütün bunlar tam da “eğitim” ile ilgili, üstelik doğrudan ve temelden…

İki başbakan arasında söyle bir diyalog yaşansa mesela…

-      Sayın başbakan, sizin orda kaç okul var?

-      160 – 161

-      Peki, sayın başbakan, kaç cami var?

-      Eee işte 182 ye kadar çıkıyor.

-      Olsun biz yine de sizin oraya bir cami daha yapalım üstelik külliyesi ile beraber.

Kuşkusuz yukarıdaki gibi bir diyalog yaşanmamıştır. Ancak yaşananların zihinlerdeki yansıması az-çok diyalogdaki gibidir…

Böyle bir camiye ihtiyaç duyulmadığı aşikar. Üstelik Lefkoşa’nın ivedilikle okula ihtiyacı varken… Çocuklarımız sınıflarda tıklım tıklım eğitim alırken, her kayıt döneminde anne-babalar, çocuğunu hangi okula kayıt ettirmesi konusunda sıkıntı yaşarken, okullarımızda donanımın yetersizliği ortada iken, kısacası her alan ve kademede Lefkoşa’nın okula ihtiyacı olduğu gün gibi açık iken niye böyle bir caminin yapımında ısrar var? İnşaatının bir an önce başlatılması için niye yoğun bir telaş var?

Bu sorulara mantığın verdiği tek yanıt; “kültürel gelişmeye müdahale etmektir” ama öyle ama böyle kültürlenmeyi etkilemektir…

Çünkü kültür; düşünce, konuşma ve her türlü aksiyonu içeren ürün demektir... Kültür, insanların öğrenme kapasitesine dayalı, dille, düşünceyle ve geleneklerle her türlü bilgiyi, görgüyü, örf ve adetleri sonraki nesillere taşıyan gelenekler dizisi demektir… Çünkü kültür; eğitimle, disiplinle, sosyal tecrübeyle gelişmişliğinin yanında moral ve entelektüel gelişmişliktir… Çünkü kültür, entelektüel ve estetik çalışma ile elde edilen gelişmelerdir; medeniyetin entelektüel ve sanatsal içeriğidir, görgü, düşünce ve zevk gelişmişliğidir…

İşte bütün bunları değiştirmenin en kestirme yolu, kültüre direk müdahale etmektir…

Öte yandan tüm bunlar da eğitimin işidir. Eğitim, kültürlenmenin olmazsa olmazıdır… Yani okul yerine cami yapmak; çağdaş ve bilimsel eğitime, olumsuz yönde çifte müdahale etmektir…

Üstelik toplum içinde kültürel farklılıklarının derinleşmesine yol açma gibi ciddi sıkıntılar doğurabilecek bir kültürel müdahaledir…

Bu müdahale; yaşayış ve düşünüş tarzımızda, günlük ilişkilerimizde, sanatta edebiyatta, dinde, eğlencelerimizde, davranışlarımızda kendini gösterecektir. Çünkü kültür, öğrenilmiş davranışlar ve bu davranışların sonuçlarından meydana gelmiş bir bütündür. 

Kısacası bütün bunlar; bile bile lades demekten başka bir şey değildir…

 

 

 

Biliyor muydunuz?

 

 

Külliye

         Külliye, cami ile birlikte medrese, imaret, türbe, kütüphane, hamam, aşevi, kervansaray, çarşı, tekke, zaviye binalarından oluşan yapılar topluluğudur.

         İslam toplumunun oluşumunda şehirlerde mahallelere hayatı külliyeler çevresindeki mimari yapıda yoğunlaşmaktaydı.

         Külliye, İslam toplumunun vakıf hukuku sistemi ve hayrat kavramını geliştirmesiyle ortaya çıkmıştır. Merkezindeki yapı camidir. Cami, özellikle Cuma namazlarındaki toplanma yeri, tören ve müzakere merkezi olma özelliğini taşımaktaydı. Külliye, bu merkezi tamamlayan yapıların bütünüdür.

         Yukarıda da anlatıldığı gibi tarihsel süreçlerde, İslam toplumunun oluşturulmasında külliyenin oldukça büyük önemi vardı. Kuşkusuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile beraber Atatürk tarafından tekke ve zaviyelerin kapatılması, bireylerin ve toplumun yüzünü çağdaş ve bilimsel dünyaya dönmesindeki en önemli unsur olmuştur.



 

Gülmece

 

Yalan Uydurma

Delikanlı ile kız arkadaşı baş başa kalabilecekleri bir yer bulamayınca, yol kenarına park etmiş bir kamyonun altına girerler. Bir süre sonra bir düdük sesi ile irkilirler. Delikanlı başını kaldırmadan, tepelerinde duran bir polisle konuşmaya başlar.

Polis sert bir ifade ile;

-      "Ne yapıyorsunuz burada".

Delikanlı;

-    "Görmüyor musunuz, kamyonu tamir ediyorum" diye yanıt verir.

Polis gülerek karşılık verir;

-      "Başka bir yalan uydursaydın keşke: Kamyon tamir edilirken sırt üstü yatılır. Sen yüz üstü yatıyorsun. Kamyon tamir edilirken ceket çıkartılır. Sen pantolonunu çıkartmışsın. Üstelik biraz etrafına baksaydın kamyonun gideli saatler olduğunu fark ederdin.”

 

 

 

 

Okumuş muydunuz?

 

Dünyada barışı sağlamak isterseniz;

politikacıları ortadan kaldırın yeter, halklar anlaşır.

 

Bernard Shaw

 

 

 

Aklınızda Bulunsun

 

Kuyudaki Eşek

Günlerden bir gün, köyün birinde, adamın birinin eşeği, kuyuya düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın! Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm...

 Hayvancık saatlerce acı içinde kıvranmış, bağırmış kendi dilince.
Ayıptır söylemesi, anırmış yani.

Sesini duyan sahibi gelip bakmış ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hissedip köylüleri yardıma çağırmış. “Ne yapsak, ne etsek de eşeği kuyudan nasıl çıkarsak?” sorularına çare bulunamadı.

Sonunda karar verilmiş: “Eşeği kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek, eşeği işkence çektirmeden tez vakitte öldürmek.” Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak atmışlar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe dökmüş. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükselip sonunda yukarıya kadar çıkmış.

Hayat bu! Bazen bizim de üzerimize abanır. Ne bazen? Çoğu zaman... Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar olabilir. Bunlarla baş etmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil; dökülen toprakları silkeleyip, ayaklarımızın altına aldığımız o topraklar sayesinde yükselmek ve aydınlığa çıkmaktır.

Kör kuyulara düşsek bile...

 

 

 

 


Daha çok insan ölecek

Trikomo’dan acı hatıralar...

İÇİMİ KEMİREN SORU

Bitti mi -3-

Siyasette cesur hakikat anlatıcılarına ihtiyacımız var!

KIBRIS’IN KUZEYİNDE YENİ SOL...

Cafer Bahaddin de 'kayıt altına' alınıyor...

CTP-BG’NİN SİYASETTE YENİ TEZLERİ VE ETKİLERİ

KKTC-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ ÜZERİNE

SAĞLIK NASIL PEŞKEŞ ÇEKİLİR?


Sel Yine Kapıda

Sene 1945

UBP’yi karıştıran yemek

'Federasyon bilinmediği için ürkütüyor...'

KKTC EKONOMİSİ’NDE NELER OLMUŞ? 4

'Küçük Küçük' adımlar!

Üniversiteleşme Politikası da Sorgulanmalı

UBP’NİN ORTAK ARAMA SENARYOSU VE OYUNCULAR?!

ÇÖZÜM İÇİN KIBRIS SOLU İNİSİYATİF ALMALI

Lapta Başpınar’ı Villa Olmuş

Bu Haber 1450  Defa Okunmuştur:
İlişkili Haberler:

Iliskili Haber Yoktur
Haber Arama:
 Bu haber ile ilgili henüz yorum yoktur...
 

© 2008 Yeniduzengazetesi.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi/kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya yazarlara ait yazılardan dolayı Yeni Düzen sorumlu tutulamaz. " Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YeniDÜZEN veya yeniduzengazetesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz."




Web Tasarım :
Web-Art Bilişim