GÜNEY KIBRIS, İSTANBUL ULUSLARARASI GENÇLİK ORKESTRALARI FESTİVALİ’NDE
Bu başlık gayet güzel ve normal. Yani sanat dünyası için alışılagelmiş bir başlık. Türkiye’de bir ilk olarak geçiyor haber “klasikbatımüziği” adlı internet sitesinde. 6 farklı ülkeden gençlik orkestralarının da İstanbul’da buluşmasından övgüyle bahsediyor ve devam ediyor haber; İstanbul tarihinde ilk kez gerçek bir uluslarası gençlik orkestraları festivaline ev sahipliği yapıyor. Vokaliz Organizasyon ve Gençlik Orkestraları Derneği tarafından düzenlenen bu festival İstanbul’ da yeni bir gelenek oluşturmaya hazırlanıyor. Bence de muhteşem düşünülmüş bir organizasyon. Özelikle, Güney Kıbrıs’taki genç müzisyenlerin davet edilmesi daha da mutluluk verici olsa gerek. Evet, bu güzel organizasyon 6 Temmuz’da başladı ve Ağustos ayına kadar da devam edecek. 6 Temmuz’da Amerika’nın ünlü gençlik orkestrası Palo Alto Chamber Orchestra’yla başlayan festival, bütün bir yaz boyunca İstanbul’un büyülü mekanı tarihi Aya İrini’de birçok farklı ülkeden gençlik orkestralarını ve gençleri İstanbullu müzikseverlerle buluşturacak.
Bu organizasyona bizim gençlerimiz de katılmak istemezlermiydi? İşte, benim esas üzerinde durmak istediğim konu da bu zaten. Gün geçtikçe gerileyen ve yobazlaşan sanat yaşamımız bir de devlet tarafından desteklenmeyince, bu gibi gelişmelere sadece uzaktan imrenerek bakmakla yetiniriz. Bu yüzden değilmidir ki, en acınacak kesimleri sanat dünyası oluşturuyor. Sanat dünyasıyla demek istediğim, akademik sanat dünyasıdır. Sakın, bunun dışındakiler üzerlerine almasınlar. Akademik sanat dünyasının ve müzik sanatçılarının, bir türlü biraraya gelip de birlikte çalışamıyor olmalarını da ben, çeşitli ihtiraslara yoruyorum. Kullandığım “İhtiras” kelimesine vermek istediğim anlamı ise, sizlere bırakıyorum. Sözlük anlamından yola çıkarak çeşitli tanımlamalar yapabilirsiniz. Artık hiçbirşeyin içinde yokuz gibi. Sadece müzik sanatçıları değil, resim, seramik, sanatçıları ve diğer branşlardaki sanatçıların da üretimden koptuklarını ya da kopmak zorunda bırakıldıklarını üzülerek izlemekteyiz. Bir toplumun yokoluşu, sadece havayollarının artık uçuş listelerinen silinmesiyle olamayacağı gerçeği dururken, sanatının, zanaatının ve bu yaşamın insanlarının da yok olması, esas yokoluşun habercileridir. Tanrı yolumuzu açık etsin ve hepimize yardımcı olsun. Biraz İstanbul’daki organizasyondan bahsedelim; 6 Farklı Ülkeden Genç Müzisyenler İstanbul’da! 6 Temmuz’da Aya İrini’de Amerika’nın en iyi gençlik orkestralarından Palo Alto Chamber Orkestra’ sı sahne aldı. 3 Ağustos’ta İngiltere’nin en büyük gençlik orkestrası London Schools Symphony Orchestra, 4 Ağustos’ta Türksoy üye devletlerinden oluşan Türksoy Gençlik Oda Orkestrası, 15 Ağustos’ta İsviçre’nin en köklü orkestralarından Jugend Sinfonie Orchester Bern, 18 Ağustos’ta Türkiye’yi yurt dışında da başarıyla temsil eden, ünlü şef Cem Mansur yönetimindeki Uluslararası Gençlik Senfoni Orkestrası ve son olarak 29 Ağustos’ta sahne alacak olan Kıbrıs Gençlik Senfoni Orkestrası takip edecek. Konserlerin tamamı tarihi yarımadada, Aya İrini de saat 21.00’da gerçekleşecek. İstanbullu müzikseverler dünyanın birçok farklı yerinden gelmiş olan genç yetenekleri bu büyülü atmosferde izleme şansını yakalayacaklar. İstanbul’un yeni ve “gerçekten” uluslararası bu festivalinin ilk adımına sizler de tanık olmak ve orkestralar hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek istiyorsanız festivalin resmi web sitesi olan www.iyof.org’ a göz atabilirsiniz.
Keşfedin: NINO JOSELE
Lenny Kravitz, Alicia Keys, Elton John, Calamaro, Serrat, Bebo Valdes gibi önemli isimlerin yanı sıra flamenko ustası Enrique Morente ile de çok kez ortak çalışmalar gerçekleştirmiş olan İspanyol gitarının en yetenekli isimlerinden Niño Joselenin sevilen çalışmalarının yer aldığı Espanola albümü müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Sanatçı aynı zamanda flamenko üstadı ve besteci Paco de Lucíanın son albümünde ikinci gitarist olarak yer almasıyla yeteneğini çok geniş bir kitle karşısında kanıtlama fırsatı buldu. Enrique Morente ile konserlere de çıkmış olan Niño Josele, bu özel albümüyle unutulmaz bir flamenko ziyafeti sunmaya hazır!
Haftanın Albümü : BRENDAN PERRY - ARK
Dead Can Dance grubunun iki üyesinden biri, İngiliz şarkıcı/multi-enstrümantalist Brendan Perrynin 2. solo albümü Ark müzikseverlerin beğenisine sunuldu. Albümün yayımlanmasından önce hayranlarına bir sürpriz yapan ve albümde yer alan, kendi kaydettiği Utopia singleını ücretsiz olarak indirebilme fırsatı sunan sanatçı, uzun süre merakla beklenmiş olan bu yeni albümünde dünyanın durumuna ekolojik, politik ve dinsel açıdan değiniyor ve gelecek için müziğiyle bir umut ışığı sunuyor. 1999 çıkışlı ilk solo albümü Eye Of The Hunter ile gerek dinleyiciler gerekse müzik eleştirmenleri tarafından yoğun ilgiyle karşılanan Brendan Perry, Ark albümüyle de dikkatleri üzerine çekeceğe benziyor..
Karşınızda; ELIZA DOOLITTLE!
İngiliz şarkı ve söz yazarı Eliza Doolittleın ilk stüdyo albümü Eliza Doolittle 20 Temmuz’da raflardaki yerini aldı. Skinny Genesden sonra yayımlanan albümün ikinci singleı Pack Up, İngilterede müzik listelerinin üst sıralarına hızlı bir yükseliş gerçekleştirdi. Stevie Wonderdan Minnie Rippertona, Destinys Childdan Joni Mitchell ve Arctic Monkeyse, çok geniş bir yelpazede farklı isimlerden/gruplardan etkilendiğini açıklayan ve uzun süre caz klüplerinde de çalmış olan sanatçı, tarzını soul karışık pop, bir parça meyve, baharat, tuz ve fındık ile.. şeklinde tanımlıyor. EMI Music...