Sizin 3 kez Başbakanınız: “Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa”
İstanbul Boğazının Kandilli mevkiinde bir yalı “Kıbrıslı Yalısı”...belki duymuşsunuzdur şimdiye kadar ya da ilk kez duyuyosunuz böyle bir yalının olduğunu. “Kıbrıslı Yalısı”; üç değişik sultana sadrazamlık (Başbakanlık) yapmış olan Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın yalısıdır. 64 metrelik bir rıhtıma sahip bu yalı 1840’tan beri aynı ailenin mülkiyetinde. Iraklı Kral Faysal ve Şair Yahya Kemal, yalıda kalmış isimlerden bazıları...
Hani son yıllarda Kıbrıslı Türkler için dile getirilen; tembel, asalak, idare edilir düzeyde akılsız gibi yaklaşımlar konusunda “derinlemesine” araştırmaya başladım. Belki bazıları unutmuştur diye; Kıbrıslıların zamanında (hatta günümüzde de) Anadolu’da “idareci-yönetici-yol gösterici” olduklarını. Öncelikle gelelim bizim Paşa’ya...
Mehmet Emin Paşa; 1813 yılında Kıbrıs’ın Baf kazasına bağlı Magunda köyünde doğdu. Hazine kethüdası Mehmet Emin Ağa’nın kardeşi olan babası Hüseyin Efendi, 18.yüzyılın başında Kıbrıs’ta meydana gelen kolera salgını sonrasında, nüfusu artırmak amacıyla adaya Anadolu’dan getirilen göçmen bir aileye mensuptu. Baf kasabasındaki Sibyan Okulu’nu bitirdikten sonra, İstanbul’daki amcası, Hazine-i Hümayun Kethüdası Kıbrıslı Mehmet Emin Efendinin yanına gönderilen küçük Mehmet Emin, onun yardımıyla Sultan Mahmut’a tanıtılarak, İstanbul’daki Enderun’a girmiştir. Hazine Odası çıraklığı da yapan Mehmet Emin, 1828’de kurulan Hassa 4. Alayı’nın 2. Taburu’nda Asakir-i Mensure yüzbaşısı oldu. 1833’de Namık Paşa ile birlikte Londra’ya giderek bir süre orada kaldı. İki yıl da Paris’te kalıp yüksek öğrenim gördükten sonra, Abdülmecit’in tahta çıkışı ardından İstanbul’a döndü ve kolağası oldu. Miralay rütbesini aldıktan sonra 1839’da Tophane’ye tayin
edildi. Ardından mirlivalığa yükselerek Tophane Meclisi üyeliğine seçildi. 1840’da Dar-ı Şura-yı Askeriye üyesi oldu ve redif askerleri toplamak üzere Sinop, Ankara, kastamonu ve Bolu’ya gitti. 1844’de Akka Kale Komutanlığı, 1845’te Kudüs’te mutasarrıflık, 1848’de Vezirliğe yükselerek Londra Sefiri oldu. 1853’de Sinop’ta vali, daha sonra da Kaptan-ı Derya olarak görev aldı. Mustafa Naili Paşa’nın azli üzerine, 24 Mayıs 1854’de Reşit Paşa’nın tavsiyesi ile Sadrazam (Başbakan) olur. Abdülmecid zamanında başlayan Kırım savaşını uygun bulmadığı için 6 ay sonra görevinden alınır. Temmuz 1855’te ise Tanzimat Meclisi’nin bakanı olur. 1858’de ikinci defa Kaptan-ı Deryalığa ve aynı yıl 75 bin kuruş maaşla Meclis’i Ali’ye tayin edilir. 1859’da ikinci kez Sadrazam (Başbakan) olur ama sert huylu olup üstten gelen emirlere uymadığı ve kabine ile de anlaşmazlığa düştüğü gerekçesiyle üç ay sonra azledilir. Zihni İmamzade, ertesi gün mührü almaya gelen kişiye, “Efendiniz beni çocuk oyuncağı mı sandı?” dediğini yazmaktadır. (duyun duyun da örnek alın bugünküler...). 5 ay sonra, Haziran 1860’da, onun zengin deneyiminden yararlanmak isteyen Padişah tarafından
üçüncü defa yeniden Sadrazamlık (Başbakanlık) görevine getirilmesi eleştirilere yol açar. Mehmet Emin Paşa’nın; aynı zamanda Rumeli Müftülüğü görevini de yürüttüğü kaydedilmektedir. Sultan Abdülaziz’in ordu ve donanmayı güçlendirme, Mehmet Emin Paşa’nın da Islahat’ı yerinme getirme isteği üzerine uyuşmazlığa düştüklerinden, bir yıl sonra, 6 Ağustos 1861’de görevinden alınır. 1861’de ikinci defa Edirne Valiliği’ne atanır ve burada 3 yıl kalır. 1865 ve 1866 yıllarında da Meclis-i Ali’de görev yapan Paşa, 1866’da Muradda Osmani Nişanı ile taltif edilir. 1867 yılında Yüksek Mahkeme Başkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra başka görev yapmamıştır.(1)
Yani; şu bizim Kıbrıslılardan Mehmet Emin Paşa’mız, 3 kez Osmanlı İmparatorğluğu’nda “Başbakanlık” yapmış, altındakileri yönetmiştir. Hani söylüyorum, bir not düşülsün belleğe. Mehmet Emin Paşa’nın ailesi de, yani diğer kök Kıbrıslılar da önemli yerlerde yer aldılar. Mesela oğlu İbrahim Edhem Mesud Bey; Türkiye’nin ilk filozoflarından ve yüksek yargı organı olan Şura-yı Devlet’te “başkanlık” yapmış, valilik ve nazırlıklarda bulunmuş, ayrıca 1895’te Descartes’i Türkçeye çeviren birisiydi.(hani tembeliz ya, nasıl olur da bu işleri yapıyorlar...) torunlarından biri olan ve geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren, “yaşayan en büyük Türk denizcisi” olarak anılan, Çapa Tıp’ta görev yapmış Prof.Dr.Süleyman Dirvana, diğer bir torun ise; 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti nezdindeki ilk TC Büyükelçisi, Kurmay Yarbay Mehmet Emin Dirvana’dır.(2)
*(1): “Kıbrıs’ın Yetiştirdiği Değerler”-Ahmet An-2002-Ankara
*(2):ntvt-14 ve 18