"Bunları asmayalım da besleyelim mi?"
Türkiye'de demokrasinin ayaklar altına alındığı, insanların işkencelerde inim, inim inlediği, yargısız infazların günlük uygulama haline geldiği 12 Eylül Türkiye'sinde soruldu bu soru halka! Hem de ülkenin başındaki zat tarafından.
"Bunları asmayalım da, besleyelim mi ?" diye sordu "netekim Paşa" sonra da astırdı tek, tek gencecik insanları.
Emir komuta zinciri içinde bir solcu, bir sağcı, hadi bir solcu daha, öyle mi o zaman bir sağcı daha "asalım" mantığı ile asıldıktan sonra olanak bulup da bağımsız bir mahkemede yargılandıkları takdirde belki de bir çoğu beraat edebilecek sol ve sağ görüşlü gençler asıldılar.
Onları asanlar yıllarca gençleri kışkırtıp birbirlerine düşürenler sonradan anılarını kaleme aldıklarında "isteseydik darbeyi bir yıl önce yapardık" derken vicdanları sızlamadı.
İşte anavatan Türkiye'de cunta gençleri katlederken yavruvatan Kıbrıs'ta olanlar belki bu yargısız infazlar sırasında idam sehpasına kurban vermediler. Ama onlar da cuntanın ne anlama geldiğini çok iyi bilmekteler.
Portekiz cunta generalleriyle hesaplaştı.
İspanya cunta generalleriyle hesaplaştı.
Yunanistan cunta albaylarıyla hesaplaştı.
Arjantin cunta generalleriyle hesaplaştı.
Şili cunta genralleriyle hesaplaştı.
Her demokrasinin sınavıdır karanlık geçmişi ile hesaplaşmak ve insan haklarını ayaklar altına alara korumakla yükümlü oldukları vatandaşlarına "kan kurturanlardan" hesap sormak.
Sıra Türkiye'de!
12 Mart tarihinde çocuktum babamı alıp götürdüler. Suçu "yazar" olmaktı.
12 Eylül tarihinde delikanlıydım babamı alıp götürdüler, Suçu "yazar" olmaktı. Valizi hazırdı.
Yazarlara işkence yaptılar. Sendikacıların ağzına silah soktular. Politikacılara "dışkı" yedirdiler. Gençler ise tamamen sahipsizdi ve onlara işkenceler altında sözde itiraflar imzalatmakla yetinmeyip ,dam sehpalarında astılar.
Solcu, sağcı, MHP'li, DevGenç'li ayırt edilmeksizin idam sehpalarında katledildiler.
12 Eylül 2010 günü Türkiye aslında yeni bir Anayasa hakkında karar vermeyecek. Türkiye'yi karanlıklara gömenlerin zorla kabul ettirdikleri bir anti.demokratik Anayasa'yı tarihin çöplüğüne atma şansı yakalayacak!
Önerilen Anayasa elbette bir sosyaldemokrat için ideal olanı değil. Ancak "Türkiye'nin yüz karası bir Anayasa mı yoksa eksiklikleri olsa da daha sonra düzeltilme şansı olan yeni bir Anayasa mı?" sorusona cevap açık ve net olmak zorunda.
CHP'li dostlarım ile bu konuyu hep tartışacağım. Sosyalist Enternasyonal'e üye tüm sosyaldemokrat partiler şu anda CHP'nin Anayasa Tartışması konusunda izlediği politikayı anlayamamaktalar. Sosyaldemokratlar olarak tartışmak zorundayız. Generallerin Anayasası'nı savunmak durumuna düşmek sosyaldemokrasi için talihli bir durum değil.
MHP'li dostlarım ile de tartışmaya devam edeceğim. "12 Eylül" Türkye için bence solcular için olduğu kadar "ülkücüler" için de bir "kara leke". Solcular ile sağcıları birbirine düşürenler hesap vermeleri gerekirken solculara ve sağcılara işkence yapan ve onları idam edenler değil mi? MHP'liler için zor olmalı "12 Eylül Anayasası'nı" savunur konumda olmak.
12 Eylül Referandumu'nda "12 Eylül Cuntası ve Zulmünü" unutmadan tavır almak "12 Eylül'de yitirdiklerimize" bir vicdan borcumuzdur bence!
Dedim ya tüm dostlarla dostça tartışmalıyız "Evet" ya da "Hayır" kararını vermeden önce.
Necdet Adalı'ları, Mustafa Pehlivanoğulları'nı ve 18'inde bile olmamasına rağmen katledilen Erdal Eren'leri unutmadan!