Bir aydır dünya futbolunun gündemine oturan Dünya Kupası pazar günü oynanacak İspanya-Hollanda finali ile son bulacak. Herkes tahmin ve yorumlara çoktan başladı bile...
Hatta meşhur ahtapot bile İspanya kabındaki midyeyi tercih ettiğinden dolayı abuk sabuk işlerle uğraşan medya da İspanya demeye başladı.
Onlar dediği yada ya da ahtapot midyeyi yediği için değil, nedenleri ile ben de İspanya diyorum. Nedeni ise son 2 yıldır gerek ulusal gerekse kulüpler bazında yaptıkları çıkış ve oynadıkları futboldur.
Özellikle Barcelona kulüp bazında yapılan çıkışa en büyük örnektir. En iyi ve en çok pas yapan takım, kaleye en kolay ulaşabilen takım olarak son yılların dünyadaki en iyi takımı olarak nitelendirebiliriz Barcelona’yı...
Göz kamaştırıcı pas trafiği ile rakip takımı yoran ve bloklarını alt-üst eden bir anlayışları var. Bu anlayışı olduğu gibi ulusal takımlarına yansıtan hocaları Del Bosque ayni başarıyı bu dünya kupasına sistemi değiştirmeden yansıttı.
Ulusal takımın yarısı Barcelonalı oyunculardan kurulu. Takımın omurgasını oluşturun Barça’lı oyuncular hızlı ve yüksek isabetli paslarla rakibi çökertirken bulunan 1-2 golle İspanya’yı finale taşıyan düşüncenin uygulayıcısı oldular.
“Total Futbol” denince akla gelen birkaç isimden biri olan efsane Hollandalı J. Cruyuff’un da “Hollandalıyım ama İspanya kazanacak” demesi bence boşuna değil...
Yıllarca Barcelona’da top oynayan, hocalık yapan ve kendini Katalan gibi hisseden bu Hollanda’lı efsane duygularıyla değil mantığıyla hareket ettiğini bilmek için kahin olmaya gerek yok.
Hollanda futbolu ve alt yapısı ile dünyada en önemli futbol merkezlerinden bir tanesi. 1974 ve 1978 Dünya Kupalarında finalde iyi oynadıkları halde kaybettiler. İkisini de ev sahibi olan takımlara karşı oynadılar.
1974’te Batı Almanya’nın, 1978’te Arjantin’in ev sahipliği yaptığı kupada kazanan ev sahipleri olurken, Hollanda gönüllerde taht kurmuş ama şampiyon olamamıştı.
“Kazanırsan şampiyonsun kaybedersen hiçsin” düşüncesine katılmıyorum. Hollanda kaybeden ama futbolda ekol olan bir ülke olmuştur hep.
Bu kupada finalde yer alırlarken “tarafsız sahada” final oynama şansını nihayet elde ettiler. %49 elbette şampiyonluk şansları olduğunu söyleyebilirim. Ama bu Hollanda 1974 ve 78’in “Total Futbol’unun Hollandası değil. Tam tersine o ekolun yani Total Futbol’u Cruyuff gibi futbol dehaları ile ülkelerine transfer eden ve şu anda en iyi uygulayan İspanyollardır.
Bloklar arası iletişimde kopukluklar yaşayan ama bireysel yıldızları Roben ve Schneider gibilerle finale ulaşan Portakalların 3. kez geldikleri ve ilk kez tarafsız sahada oynayacakları finalde kaybetme ihtimalleri kazanma şansından maalesef daha fazla.
Ben göze hoş gelen, bloklar arası iletişimi bol pas ile sağlayan ve rakibi dağıtan güzel futbolları ile İspanyollar şampiyon olurlar diyorum.