Yarın, Kuzey Kıbrıs genelinde yerel seçimlere gidiliyor.
Özellikle, belediye başkan adayları arasındaki mücadele amansız bir şekilde devam ediyor. Bu başkanlık çekişmesinin bir tanesi de batının en ucundaki Belediye olan Lefke Belediyesi’nde yaşanıyor.
Bir tarafta yılların belediye başkanı olan ancak, Lefke halkına verecek bir şeyi kalmayan, motivasyonu sıfırlanan ve bir takım spekülasyonların odağında olan Mehmet Zafer, diğer tarafta ise, Lefke’de spor denince, bu batı ilçesini spordaki dirilişine öncülük eden ve Lefke’yi bu sezon yeniden Birinci Lig’e taşıyan Teoman Oktay.
Yıllar önce, futboldaki başarısıyle ünlü “KARADAĞ GEÇİLMEZ” sloganını tüm Kıbrıs’a yayılmasına neden olan Lefke Türk Spor Birliği’nin, bu vizyonuna Teoam Oktay ile ulacağına eminim.
Bu vizyona, aynı zamanda bugüne kadar istenmeyen ve Lefke için yaratılan “HOLİGAN LEFKE” imajını da süratle “CENTİLMEN LEFKE” imajına dönüştürme çabası da gösteren Teoman Oktay’ın “ADAM GİBİ ADAM TEOMAN OKTAY” söylemiyle, Lefke Belediye başkanlığına yakışacağına inanıyorum.
Teoman Oktay’ın spor vizyonundan da öte, bir inşaat mühendisi olarak, yıllarca çevreci kimliği ile ön plana çıkarken, bölge halkı için sivil toplum örgütlerindeki çalışmalarıyle de adeta bir fenomen olmuştur.
Lefke bölgesinde yiğit ve sözünün eri, tuttuğunu koparan ve en önemlisi yüreği Lefke sevigisi ile çarpan bir Lefke Sevdalısı olan Teoman Oktay, Belediye Başkanı seçilmesi halinde Lefke’nin vizyoyunun değişmesinde önemli bir rol oynamasının, Lefke için büyük bir şans olduğunu düşünüyorum.
BAKAN ÇAVUŞOĞLU’NDAN YANLIŞ MI YÖNLENDİRİLİYOR?
Aslında Kuzey Kıbrıs’ta Spor Bakanlığı yapmak, ateşten gömlek gibi bir şeydir. Özellikle, siyasilerin potansiyel oy ambarı olarak görülen spor kulüpleri tarafından, kulüp çıkarlarını ön plana çıkarılarak, bir santaj enstrumanı olarak kullanılması siyasilerin spordaki yumuşak karnı olarak yorumlanıyor.
Her Spor Bakanı’nın değişmez kaderi olan bu olgunun dışında, kendilerini devlet ile özdeşleştiren bazı kurumların Spor Bakanları üzerindeki baskılarının da göz ardı edilmediği gerçeği de ortada duruyor.
Her ne hal ise, spor ile fazla ilgisi olmayan kişilerin sürekli Spor Bakanı olarak atandığı Kuzey Kıbrıs’ta, müzik öğretmeni Kemal Dürüst’ten sonra, Edebiyat öğretmeni Nazım Çavuşoğlu’nun Spor Bakanlığı görevine atanması, UBP’nin bir parti politikası gereği olduğunu gösteriyor.
Huyum kurusun, Spor Bakanlığına atanan kişinin icraatları başlamadan, bir takım öngörüler ile eleştirmeye başladığım ve bazı yağdanlık spor yazarları tarafından eleştirildiğim bu yöntemimde, söz konusu Spor Bakanlarının da serzenişlerine tanık oldum.
Bu bağlamda, son Spor Bakanı Nazım Çavuşoğlu, ODTÜ ödül töreninde, derin hoşgörüsü ile yaptığım ilk eleştiri hakkında gülümseyerek serzenişte bulunmuştu.
Ben de, bu konunda daha dikkatli ve duyarlı olacağım sözüni vermiştim.
Ne var ki, verdiğim sözün kulaklarda tınlaması dinmeden, geçtiğimiz günlerde sadece bir çelenk koyma ile kutlanan Olimpizm gününde, ülkede iki Olimpiyat Komitesi olmasına rağmen, sadece Eyüp Zafer Gökbilen’in başkanı olduğu KKTC MOK’u koluna takıp gitmesi, Bakan Çavuşoğlu’nun büyük bir falsosu olarak ortaya çıktı.
Bu konunda yaptığım araştırmada, Bakan Çavuşoğlu’nu yanlış yönlendirenlerin kurmayları olduğu iddiaları ortaya atıldı.
Eğer, bu durum gerçek ise, Bakan Çavuşoğlu’nun olaya el koyması ve Spor Bakanı olarak, her iki Olimpiyat Komitesi’ne de eşit mesafede bakması gerekir diye düşünüyorum. Yoksa, spordaki ilk adımında sınıfta kalan bir öğretmen olacaktır diye düşünüyorum.
SIFIRLANAN FUTBOL FEDERASYONU
Seçildiği günden beri yanlış ve skandal icraatlarıyle futbolun üzerine bir kabus gibi çöken Ömer Adal başkanlığındaki Futbol Federasyonu bugün olağan mali genel kurula gidiyor.
Kulüplerden olan alacaklarını çatır, çatır alan Futbol Federasyonu ne var ki, hakemlere ve kulüplere olan mali yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınıyordu.
Bunun için de mazaret olarak, devletten alacaklarını devletin bir türlü ödememesi olarak gösteriyordu.
Ne var ki, bu mali genel kurula gidilirken, Maliye Bakanı Tatar’dan gelen bir açıklama “kazın ayağının” öyle olmadığını gösteriyordu. Buna göre Maliye Bakanı Tatar’ın, Futbol Federasyonu’nun devlete ödemesi gereken 400,000 TL KDV borcunu ödememesi sonucu, Spor Bakanlığı ile Futbol Federasyonu arasında imzalanan protokol gereği, devletin Futbol Federasyonu’na ödemesi gerek son 600,000 TL’lik dilimi askıya aldığı öğrenildi.
Futboldaki iki yıllık icraatlarıyle şaibeli bir duruma düşen Futbol Federasyonu, mali durumu ile de adeta sıfırlanıyordu.

Şükrü neden uyuyor? Hüseyin Kıral ile Kamil Kolcu’nun Şükrü Burağan’ı uyuttuklarının resmidir.