1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Derviş Eroğlu Yeniden Düşünmeli
Derviş Eroğlu Yeniden Düşünmeli

Derviş Eroğlu Yeniden Düşünmeli

Eskiden olsaydı Derviş Eroğlu belki de Denktaş’ın “Kıbrıs Görüşüne” sadık kalır, iki-devletli konfederasyon dışındaki çözüm formüllerini reddeder, federal devlet kurmak için müzakere masasına oturmazdı. Ne var ki, 2004 Referandumlarından

A+A-

 

 

Eskiden olsaydı Derviş Eroğlu belki de Denktaş’ın “Kıbrıs Görüşüne” sadık kalır, iki-devletli konfederasyon dışındaki çözüm formüllerini reddeder, federal devlet kurmak için müzakere masasına oturmazdı. Ne var ki, 2004 Referandumlarından sonra ve mevcut konjonktürde böyle bir çizgide politika yapmak kolay değildir. Nitekim Derviş Eroğlu da seçimi kazandıktan sonra BM Genel Sekreterine müzakerelere Sayın Talat’ın bıraktığı yerden devam edeceğini bildirdi. Bu aslında Sayın Eroğlu için radikal bir siyaset değişikliği anlamına geliyordu, çünkü Mehmet Ali Talat Dimitris Hıristofyas ile vardığı mutabakatlarda Kıbrıs’ta tek egemenliğe, tek yurttaşlığa ve tek uluslar arası kimliğe dayalı federal bir devlet kurulmasını kabul etmiş, ayrıca, iki lider çeşitli müzakere başlıklarında ileri düzeyde görüş birliği sağlamıştı.

Derviş Eroğlu’nun siyaset değişikliği ve “Talat’ın bıraktığı yerden devam edeceğini” açıklaması, hem içeride hem dışarıda olumlu karşılandı. Sol muhalefet de dahil olma üzere, pek çok kesimden destek gördü. Ve lakin müzakerelerde gelinen nokta şunu gösteriyor ki, ya hiç bir ilerleme sağlanmadı ve Sayın Talat’ın bıraktığı yerde kalındı ya da Kıbrıs Rum tarafının ısrarla belirttiği gibi geri adım atıldı.

Talat ile Hıristofyas’ın ileri derecede görüş birliğine vardıkları en önemli konulardan biri Yürütme konusudur ki, bu konu Kıbrıs Sorunu’nun en esaslı konularından birini oluşturuyor. Yürütmede Dönüşümlü Başkanlık rejimini benimseyen taraflar, Yürütmenin oluşturulmasını da Çapraz ve Ağırlıklı Oy ilkelerine bağladılar ve bu konuda anlaşmaya çok yaklaştılar. “Yaklaşmışlar” demek belki daha doğru olur, çünkü bu konuda yazılı bir metin görmüş değiliz. Fakat geçenlerde BÇM’nin örgütlediği bir etkinlikte konuşan Dimitris Hıristofyas’ın anayasa danışmanı Tomazos Çelebis’in söylediklerine bakılırsa, bu konuda iki lider arasında çok küçük bir görüş ayrılığı kaldı. Çelebis, bakanların sayısının 9-5 mi 8-5 mi olacağı ve ilk seçimde ağırlıklı oyun %10’la sınırlanması gibi konular hariç, bu başlığın sonuçlandırma aşamasına  geldiğini ileri sürdü. Etkinlikte hazır bulunan Özdil Nami Çelebis’i yalanlamadı, bilakis doğruladı.  

Öyle anlaşılıyor ki, Sayın Eroğlu bu konuda “Talat’ın bıraktığı yerden” devam etmedi ve Yürütme başlığını yeniden tartışmaya açtı. Yine Çelebis’in anlattıklarından anlıyoruz ki, bu konuda tıkanıklığı aşmak üzere Greentree İki’de BM bir ara formül hazırladı fakat Türk tarafı buna da yanaşmadı.

Kıbrıs Türk toplumunun seçilmiş lideri elbette konulara istediği gibi yaklaşmakta serbesttir. Fakat Kıbrıs müzakerelerinin zeminini oluşturan, başta BM Kararları olmak üzere, taraflar arasında varılmış mutabakatlar vardır. Denktaş-Makarios, Denktaş-Kipiranou, Talat-Papadopoullos ve Talat-Hıristofyas mutabakatları bunların başında gelir. Ayrıca, Sayın Eroğlu’nun BM Genel Sekreterine ve dolayısıyla da dünya kamuoyuna verdiği taahhütler var. “Talat’ın bıraktığı yerden devam etmek” gibi… Bu yüzden Yürütme konusunda ortaya çıkan zorluk Türk tarafını müzakere sürecinde zor duruma düşürmüşe benziyor.

Ayrıca, hatırlatmakta yarar var; hem Talat-Hıristofyas hem de Eroğlu-Hıristofyas görüşmelerinde ele alınan ve ilerleme sağlanan başlıklar, buna Yürütme de dahildir, daha çok Kıbrıs Rum tarafının Türk tarafına karşı esneklik göstermesi gereken konuları içeriyor. Türk tarafının esnemesi beklenen konular Mülkiyet ve Toprak konularıdır ki, Mülkiyette ilerleme sağlanamadığı gibi, Toprak konusu henüz görüşülmüş bile değildir. Özersay’ın Kathimerini’ye söylediği gibi, Türk tarafı “çok taraflı görüşmeye gitmeden bir kaç gün önce” toprak konusunu konuşmak istiyor.

Açıkçası, bu tablo Türk tarafının aleyhinedir. Bu durumda dünyaya şöyle seslenen bir Kıbrıs Rum tarafına kim ne diyebilir: “Nüfusun % 18’ini oluşturan Kıbrıslı Türklere yönetim ve güç paylaşımında eşitlik tanıyoruz. Dönüşümlü başkanlık sistemi öneriyoruz ve ağılıklı oy sistemiyle %78 ile %18’in ağılıklarını eşitliyoruz. Kıbrıslı Türklerin tamamen kendilerinin yöneteceği bir bölgeye sahip olmalarını kabul ediyoruz. Bunların karşılığında mülkiyet ve toprak -ki bizim tapulu malımızdır- konularında açılım bekliyoruz!”

Gerçek olan şudur ki, Kıbrıs’ta federal bir devlet oluşturmak için Kıbrıs Rum tarafı Yürütme ve Güç Paylaşımında, Kıbrıs Türk tarafı da Mülkiyet ve Toprak konularında esnek davranmalıdır. Şu ana kadar bildiğimiz tek gerçekçi çözüm formülü budur. Kıbrıs Rum tarafının Yürütme ve Güç Paylaşımı konusunda esneklik gösterdiği ortadadır. Türk tarafından beklenen Yürütme konusunda zorluk çıkarmak değil, bu dosyayı kapatıp Mülkiyet ve Toprak konularında ilerleme sağlanmasına yardımcı olmaktır. Öyle anlaşılıyor ki, Çapraz Oy ilkesi Sayın Eroğlu’nun içine sinmedi. Kanaatimce, bu konuda Kıbrıs Türk toplumunun lideri yeniden düşünmelidir. Federal Kıbrıs devletini dönüşümlü olarak yönetecek devlet başkanlarının yurttaşların tümünden onay almaları demokratik meşruiyetin olmazsa olmaz  bir ilkesidir. Ağırlıklı çapraz oy, aralarında büyük nüfus farkı olan iki toplumun ağırlığını eşitliyor. Yani, Bir Kıbrıslı Türk, Dört Kıbrıslı Rum’a eşit sayılıyor. Böyle bir uygulama federasyonlarda eşitlik ilkesinin bir gereği olduğu gibi, siyasi elitleri aşırı milliyetçi politikalardan uzaklaştırır ve toplumları siyaseten birbirine yakınlaştırır. Mehmet Ali Talat’ın geçenlerde Knala Sim’de söyledikleri oldukça isabetlidir: böyle bir yakınlaşmayı istemeyen birinin federal devlette zaten işi yoktur.

Ayrıca, bir noktanın altını daha çizmeliyiz: Ağırlıklı Çapraz Oya dayalı Dönüşümlü Başkanlık sisteminde Kıbrıslı Türklerin de federal cumhuriyetin başkanlık koltuğuna oturacak olmaları Kıbrıs Rum toplumu tarafından kolay kabul edilen bir uygulama değildir. Dimitris Hıristofyas bu öneriyi yaptığı için yerden yere vurulmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı bu konuya hem esastan benimsemeli, çünkü Kıbrıslı Türklerin Federal Cumhuriyetin başına geçme kapısını açıyor, hem de taktiksel olarak bu öneriye sahip çıkmalı. Çünkü hem karşılıklı suçlama oyununun (Blame Game) nasıl sonuçlanacağını hem de çok-taraflı uluslar arası toplantının yapılıp yapılmayacağı büyük ölçüde buna bağlıdır. Kısacası, her şey Sayın Derviş Eroğlu’nun bu konudaki tutumunu gözden geçirmesi gerektiğine işaret ediyor.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1295 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler