1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Derinya’da askeri bölgede yeni kazılar…
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Derinya’da askeri bölgede yeni kazılar…

A+A-

KAZILARDA SON DURUM… KAZILARDA SON DURUM…


Kayıplar Komitesi’nin gerek 1963, gerekse 1974 “kaybı” Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın gömü yerlerini aramakta olduğu kazılara adamızın kuzeyinde ve güneyinde devam ediliyor.

Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Ofisi’nden aldığımız bilgilere göre, Kayıplar Komitesi kazı ekipleri Derinya bölgesinde askeri bölgede yeni bir kazı başlattılar.

Kayıplar Komitesi’nin Aya İrini (Akdeniz), Voni (Gökhan), Galatya, Boğaz, Minareliköy, Alemdağ (Aghirdaki), Gönyeli ve Konia’daki kazıları da sürdürülüyor.

Kazı ekiplerinde bulunan tüm arkeologlarımıza, şirocularımıza ve diğer çalışanlara “Çok kolay gelsin” diyoruz.

 


 

Yaşamını Larnaka’da sürdüren Emine Hanım, Voice of the Island’a konuştu:

“Evet bu ada kaldıramayacağı kadar kötü bir mazi biriktirmiş fakat unutulmaması gerekiyor ki bu kötü mazinin içerisinde günümüze kadar sürdürülmüş çok güzel dostluklar, arkadaşlıklar ve anılar var…”

 

“Larnaka’ya yerleşip, yaşamımı burada sürdürmekten pişman değilim”
Böyle başlıyor söze sevgili Emine ablamız. Güzel bir hafta sonu gezimizde rastlıyoruz Emine ablaya, Larnaka (Tuzla)’nın o dar sokaklı Türk mahallelerinde. Emine abla 1967 İnönü doğumlu ve 4 çocuk annesi. Yıllar önce, 2001 yılında, en büyük çocuğunun geçirmiş olduğu bir trafik kazası sonucu maddi sıkıntılar yaşamışlar ailece ve Kuzey Kıbrıs’tan ayrılarak İngiltere’ye göç etmek istemişler.
Larnaka’ya gidip de o güzelim Türk mahallelerini ziyaret etmemek mümkün değil tabii ki. Voice Of The Island ailesi olarak bizde defalarca gitmiş olmamıza rağmen tekrardan bu dar sokaklarda dolaşıyoruz.  Daha önce evlerine konuk olduğumuz ve oğlu Veli Kerlo ile hoş bir sohbet gerçekleştirdiğimiz Emine ablayı ziyaret ediyoruz. Kahvesini yudumlarken karşılıyor bizleri ve başlıyor bunca yılın birikmiş duygularını tek tek anlatmaya:

“2001 yılının sıcak Temmuz ayında, yaşamış olduğumuz ekonomik problemlerden dolayı Kuzey Kıbrıs’tan ayrılmak zorunda kaldık. O zamanlar 3 çocuk annesiydim ve en büyük çocuğum geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu ekonomik olarak büyük bir çöküntü yaşamıştık. Ailece çocuklarımıza daha iyi bir gelecek ve daha iyi bir yaşam sağlayabilmenin yollarını aramaya başladık.”

em-001.jpg

V.O.I:  Larnaka’ya yerleşmenizin özel bir sebebi var mıydı?

“Aslında herkes gibi buraya gelirken bizim de tereddütlerimiz vardı. Maalesef çok acı ve üzücü olan bir geçmişi var Kıbrıs’ımızın. O dönem burayı sadece geçiş olarak kullanmaktı düşüncemiz, Kuzey Kıbrıs’tan o yıllarda yurt dışına çıkabilmek zordu ve maalesef bizim o kadar bekleyecek ne zamanımız nede durumumuz yoktu. 3 çocuğumuzla birlikte her şeyi göze alarak çıkmıştık yola.”

 

V.O.I : Nasıl bir süreçten geçtiniz, tereddütleriniz sizi yanılttı mı?

“Evet yanılttı. Çünkü Kıbrıs’ta yaşanmış olan kötü bir geçmişin bedelini yıllarca ağır ödedi her iki toplum da. Birbirlerine düşman olarak tanıtıldılar, hep arada bir kin ve nefret vurgusu yer aldı. Bizlerde buraya gelirken kafamızda hep bir soru işareti vardı “ne olacak?”

 

V.O.I: İllaki size bu sorular daha önce defalarca sorulmuştur, geldiğiniz zaman neler yaşadınız ne tür sıkıntılarla karşılaştınız? Kıbrıs’ın geçmişi sizlere nasıl yansıdı?

“Buraya geldiğimiz ilk gün önce polis karakoluna gittik, neden geldiğimizi anlattık. Beklendiğinin aksine güzel bir şekilde ağırlandık. Aslında bizim şaşkınlığımızın üzerine bir de karakoldaki polislerin şaşkınlığı eklenince ortaya gerçekten tuhaf bir görüntü çıktı. Çünkü o dönem buna benzer olaylar pek olmuyordu. Gerekli prosedür uygulandıktan sonra bize kalabileceğimiz yer konusunda yardımcı oldular ve eğer İngiltere’ye gitmek istiyorsak bunun için ne yapabileceğimiz konusunda bilgilendirmişlerdi. Az önce de söylemiş olduğum gibi şaşkındık bilmediğimiz bir yola çıkmıştık ve daha ilk andan itibaren yıllarca duyduklarımızın aksini görmeye başlamıştık.  Emin olun kimse yerinden yurdundan ayrılmayı asla istemez. Günler geçtikçe bulunduğumuz yere alışmaya başlamıştık. Gördüğümüz ilgi ve insanların bize karşı olan davranışları artık İngiltere düşüncesini kafamızdan silmişti. Herkes bir elden yardım etmeye çalışıyordu. Yaşadığım sıkıntı sadece bir kurulu düzeni bırakmak ve tekrardan 3 çocukla yeni bir düzen kurmaktı. Bunun haricince 16 yıldır kimse ile hiçbir sıkıntım olmadı.
1974 de 7 yaşındaydım, hayal gibi hatırlıyorum olayları. Kabullenmemiz gerekenler var her iki toplumunda. Kıbrıs kendi insanlarına aittir, her ne yaşanmış olsa da bu gerçeği kimse değiştiremez. Evet bu ada kaldıramayacağı kadar kötü bir mazi biriktirmiş fakat unutulmaması gerekiyor ki bu kötü mazinin içerisinde günümüze kadar sürdürülmüş çok güzel dostluklar, arkadaşlıklar ve anılar var. Ben Larnaka’ya yerleşmekten pişman değilim. Benim için Mağusa da, Larnaka da aynıdır. Şu an Larnaka’da yaşayan birçok Kıbrıslıtürk aile var. Hemen hemen hepsini birebir tanıdım ve umarım sizlerin de tanıma fırsatı olur. Onları da bir dinlemenizi tavsiye ederim. Buraya yerleşmiş olan Kıbrıslıtürkler zaman zaman Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan yurttaşları tarafından dışlandı. Dünyanın dört bir tarafına göç etmek zorunda kalan yurttaşlarımız var herkes evlatlarına daha iyi bir gelecek sağlayabilmek adına memleketlerinden göç etmek zorunda kalıyor bu durumda onları dışlamamız mı gerekiyor? Kaldı ki Kıbrıs’ın gerek güneyinde gerekse kuzeyinde yaşamak insanın dilini, dinini, ırkını, ulusunu mu değiştirir? Sonuçta bu adada dili ve dini farklı olan ama her ikisinin de bu adanın topraklarına ait olan, Kıbrıslı olan insanları vardır ve ister güneyinde ister kuzeyinde dilediği şekilde yaşama özgürlükleri vardır. O yüzden benim düşüncem bu tip yersiz ve gereksiz düşüncelerden vazgeçip yeni nesillere daha fazla kötü maziler bırakmamaktır.  Ben buraya geldiğim zaman 3 çocuk annesiydim ve bugün 4 çocuk annesiyim. Artık torun sahibi olmaya başladım ve halen daha maalesef ki bir arpa boyu kadar yol kat edilmedi. Halen yeni nesillere kötü anılar bırakıyoruz. Yeter artık, yaşanmışları zihinlerden silmek mümkün olmadığı gibi, arkamıza bakarak yürümek de mümkün değil. O yüzden ileriki nesillere daha güzel bir gelecek, huzur, barış ve güvenilir bir yaşam bırakmak için herkesin artık el ele vermesi gerekiyor.”

 

V.O.I:  Bu 16 yıl boyunca unutamadığınız birkaç anınız var mı?

“16 yıl kolay geçmedi tabii ki. Buraya geldiğim zaman Yunanca bilmiyordum ve bu benim için çok büyük bir sorundu. İmdadıma hep karşı komşum yetişirdi. Yaşlı bir bayan ismi Dasulla, çat pat Türkçe biliyordu eskiden öğrenmiş Kıbrıslı Türk arkadaşlarından. Hiçbir zaman yardımı esirgemez bana adeta annelik çocuklarıma da ninelik yapardı. Elimden bir çocuk gibi tutar ihtiyacım olan her konuda bana yol gösterirdi. Daha önce sohbet etmiş olduğunuz oğlum Veli tam bir patates püresi canavarıydı, hiç usanmadan, seve seve her zaman yapardı Dasulla nenemiz. Veli’yi gördüğü zaman “Veli Dasulla nene sana püre yapsın mı?” diye oğluma ilk sorusu bu olurdu. Bu ve buna benzer çok dostluklar biriktirdik ailece. Tanımış olsaydınız sizin de çok seveceğiniz bir yaşlı komşum vardı. Ocak ayında rahmetli oldu Maria nene. Yıllarca komşuluk ettik, hemen hemen her gün kahvemizi içer sohbet ederdik. Hatta evinin penceresi dahi benim evimin bahçesine bakardı,  pencerenin önüne oturur ve bizim oradan geçmemizi beklerdi görüp selam vermek için. Bazen sohbetlerimiz arasında yaşlılığın da beraber getirmiş olduğu unutkanlıktan bana adımın neden Emine olduğunu sorardı. Ben de gülümseyerek kendisine Kıbrıslıtürk olduğumu söylerdim. Buruk bir tebessümle ve dilinde kalmayan dermanı ile başlardı anlatmaya anılarını, Kıbrıslıtürkler ile yaşanmışlıklarını. Bir hüzün kaplardı hepimizi sonra ardından bir gülümseme ve beni ne kadar çok sevdiğini anlatır kucağına alırdı. Toprağı bol olsun. Sohbetimiz yaşlılardan açıldı madem akıllarda soru işareti kalmasın, birçok genç arkadaşım da oldu. Ama benim size burada vermek istediğim mesaj, eskilerin o kötü dönemleri geçirmiş olmalarına rağmen, Kıbrıslıların aralarında hiçbir zaman bu söylenen kin ve nefretin olmadığının göstergesidir bu benim anlattığım dostluklar. Larnaka’ya geldiğimiz ilk günlerde yine tanımış olduğum bir yaşlı dayımız ve eşi de vardı, şimdi ikisi de rahmetli oldu. Aslında hep bu tanıdığım çevrem ve insanlar, yurdumun dört bir tarafının aynı olduğunu ve dış etkenlere takılarak bu güzelim adadan göç etmemem gerektiğini gösterdi bana. Haralambos dayı ve eşi Maria ablayı tanıdım. Her ikisi de rahmetli olana kadar hep bize yardımcı oldular. Dahası rahmetli Haralambos dayı artık hastalığından dolayı kendi arabasını kullanamaz duruma gelmiş ve bu arabasını bana rahmetli olmadan hediye etmişti. Bana bu hediyeyi verirken de şöyle söylemişti, “Kızım, benim 4 kızım bir oğlum vardı, şimdi 5 kızım bir oğlum var o beşinci kızım sensin” demişti. Nur içinde uyusun. İrini nenemiz de rahmetli atamız olarak saydığımız büyüklerimiz arasındaydı. Bizleri çok seven ve evlatlarından ayrı tutmayan bir komşumuzdu İrini teyze. Kırmızı köylere gidip sebze ve meyve alışverişi yapardı. Eve geldiği zaman evlatlarını arar ve gelip herkesin payını alması için onlara haber verirdi. Dizlerinden ameliyat olmuştu yıllar önce, yürümesinde güçlük çekmiş olmasına rağmen bana da payımı ayırır ve yürüyerek evime kadar gelir getirirdi. Kısacası ben buraya yerleştiğim günden, bir nebze olsun eski Kıbrıs anılarını yaşadım. O eski komşulukların ölmediğini ve herkesin birbirine çıkarsızca yardım ettiğini gördüm. O yüzden burada olmaktan, Kıbrıs’ta olmaktan, bu duyguları yaşamaktan çok mutlu ve huzurluyum. Evlatlarımı da bu yolda büyüttüm ve bundan pişman değilim. Çocuklarım da bugün burada tahsillerini tek tek tamamlayıp iş sahibi oluyorlar ve adalarından ayrılmayı bir an bile düşünmüyorlar.”

 

V.O.I: Okurlarımıza son olarak neler söylemek istersiniz?

“Artık bu adanın insanlarını ayırmaktan ve kendi aramızda birbirimizi dışlamaktan vazgeçmeliyiz. Eğer bunu yapmaktan vazgeçersek bu yıllardır istenilen çözüm gerçekleşmiş olacak. Şu an yapılan görüşmeler sadece yıllarca yapılmış hataların düzeltime çabasıdır. İnsanlar arasında kâğıtlar üzerine atılacak olan imzalar çözüm getirmeyecek. 45 sene önce atılmış olan imzalar bizleri bu durumlara getirdi o yüzden tekrar atılacak olan imzalara biz toplumların yön vermesi gerekiyor.
Sizlerle sohbet etmek çok güzeldi, yapmış olduğunuz bu meslek zor olduğu kadar bu süreçlere büyük katkı koyan bir meslektir. Seçtiğiniz hedefinizin gerçek olması ve çalışmalarınızın en iyi şekilde sonuçlanmasını dilerim. Beni dinlediğiniz ve bugün evime misafir olduğunuz için çok teşekkür eder başarılarınızın devamını dilerim.

(VOICE OF THE ISLAND – 12.6.2017)

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 889 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar