1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Dere yatakları ‘işgal’ altında!
Dere yatakları ‘işgal’ altında!

Dere yatakları ‘işgal’ altında!

YENİDÜZEN ekibi, Girne’de dere yataklarını gezdi, uzmanlarla alternatif çözüm önerilerini görüştü

A+A-

Ayşe GÜLER-Fehime ALASYA

Kıbrıs’ın kuzeyinde ‘kanayan yara’ haline gelen, son dönemde de Girne’de sel felaketinin yaşanmasına neden olan dere yatakları ile ilgili yeterli önlem alınamazken, ‘kalıcı’ bir çözüm de üretilemiyor.

Sel ve su baskınlarıyla yıllardır gündeme gelen, kaçak yapılar tarafından ‘işgal edilen’ dere yatakları Girne için ciddi tehdit oluşturmaya devam ediyor.

Uzun yıllardır tartışılmasına rağmen dere yatakları ve akarlar içerisine yapılan binalar su baskınlarına maruz kalırken, benzer noktalara yeni inşaatların yapılması da dikkat çekiyor.

YENİDÜZEN ekibi, Girne eski Kaymakamı Mehmet Envergil,  Şehir Plancıları Odası Başkanı Merter Refikoğlu ve Jeoloji Mühendisi, Yerbilim Mühendisleri Odası Üyesi Oğuz Vadilili ile birlikte Girne’de dere yataklarını gezdi, uzmanlarla alternatif çözüm önerilerini görüştü.

Dere yataklarında siteler, villalar… 

Girne için ciddi tehdit oluşturan dere yataklarıyla ilgili adım atılan her noktada aynı manzarayla karşılaşmak mümkün…

Dere yatakları içerisine yapılan, geçmişte sele maruz kalan bazı binalar için çözüm bulunsa da bazıları için çözüm arayışları halen sürüyor.

Bununla birlikte Girne’de bazı noktalarda elektrik trafolarının dere yataklarının içerisine yapılması da dikkat çekiyor.

Uçurumdu, düz bir araziye döndü!

Öte yandan Beylerbeyi bölgesinde 3 ay öncesine kadar uçurum olan dere yatağı, her gün onlarca kamyon tarafından dökülen inşaat atıkları nedeniyle düz bir araziye dönmüş durumda…

Bölgedeki vatandaşlar ise bu durumdan oldukça  şikayetçi ancak inşaat atıkları dökülmeye devam ediyor.

Tablo iç acıcı değil…

Dereler konusunda gündeme gelen sorunların tahmin edilenden çok daha büyük olduğuna değinen Girne eski Kaymakamı Mehmet Envergil, bazı noktalarda geriye dönülemeyecek şekilde derelere müdahaleler yapıldığını kaydetti.

Şehir Plancıları Odası Başkanı Merter Refikoğlu ise özellikle Girne’nin birçok noktasında ‘iş işten geçti’ gibi bir görüntünün olduğunu söyleyerek, akarların ve derelerin üzerine evlerin inşa edildiğini, bu binaları yıkmanın kolay olmadığını ifade etti.

Öte yandan Jeoloji Mühendisi, Yerbilim Mühendisleri Odası Üyesi Oğuz Vadilili de sel taşkın haritalarının oluşturularak, bu haritaların imar planına yansıtılması gerektiğini vurguladı. 


UZMANLAR NE DÜŞÜNÜYOR?

 

Girne eski Kaymakamı Mehmet Envergil: Bazı yerlerde dere olduğu bile belli değildir

Dereler konusunda gündeme gelen sorunların tahmin edilenden çok daha büyük olduğuna değinen Girne eski Kaymakamı Mehmet Envergil, özellikle bazı noktalarda geriye dönülemeyecek şekilde derelere müdahaleler yapıldığını kaydetti.

Tapu Dairesi ve Girne Belediyesi’nin konuya ilişkin gerekli duyarlılığı göstermediğinden yakınan Envergil, sözlerini şöyle sürdürdü:  “Her şeyden önce derelerde hudut tespiti yapılmalıdır. Bazı yerlerde dere olduğu bile belli değildir, bunlarla ilgili hudut tespiti yapılmalı. Bu konuda izin veren Girne Belediyesi’dir, konuyla ilgili birçok bilgi onlarda mevcuttur, nerelerde derelere müdahale edildi, verilen izinlerin dışına çıkıldı mı gibi verilerin ortaya çıkması, doğru tespit yapılması şart. Bizde daha durum tespiti bile yapılmadı. Böyle büyük bir konu için, yıllarca önemli adımlar atılmadı. Tapu Dairesi, Girne Belediyesi bu konuyla ilgili hiçbir çalışma yapmadı. Kimse bir dosya açıp da derenin işgal edildiğini gösteremedi”

“Su akarlarının üzerine binalar oturtuldu”

Envergil, telafisi olmayan bazı hatalara örnek vererek, su akarlarına değindi.

 “Karaoğlanoğlu bölgesindeki siteler içerisine su akarları yapılırken bu akarların güvenliği ve genişlemesi için gerekli tedbirler alınmadı” diye konuşan Envergil,  “Oradaki su akarlarının dereye dönüştürülmesi gerekliydi. Bu çalışma da yapılırken devlete hiçbir masraf olmayacaktı. Su akarlarını dere haline dönüştürüp onları kamuya vermek gerekirdi fakat tam aksine su akarlarının üzerine binalar oturtuldu. Bazı yerlerde geriye dönüş yoktur derken bu ve bunun gibi olaylardan söz ediyorum” şeklinde konuştu.

“Su bentleri ile derelerin kademeli kontrolü mümkün”

Envergil, su bentleriyle ilgili yapılacak olan bazı çalışmaların hem derelere hem de doğal yaşama faydalı olacağına işaret ederek, su bentleri ile derelerin kademeli olarak kontrol altında alınabileceğine vurgu yaptı.

 Envergil şöyle devam etti; “1970’li yıllara ait olan ve temizliği yapılmadığı için kullanılamaz halde olan su bentleri var. Bu su bentleri temizlenirse derelerdeki suyun hızı azalmış, doğadaki yaşam için su kaynakları oluşturulmuş ve doğal su kaynakları da beslenmiş olur. Girne Kaymakamı olarak Su Dairesi’ne yeni su bentleri yapılması, yeni projeler üretilmesi için defalarca yazı yazmıştık, eski su bentlerinin yenilenmesi, yenilerinin de yapılıp hayata geçmesini talep etmiştik fakat bunlarla ilgili de hiçbir adım yapılmadı. Bir derenin üzerine bentler yapılırsa sular kademeli kademeli kontrol altında tutulabilir, suyun hızı kesilebilir”

“Su kanallarının denize gitmesine olanak sağlanmalı”

Özellikle Girne Bölgesi’nde çok büyük bir betonlaşmanın olduğunu dile getiren Mehmet Envergil, betonlaşma ile başa çıkmak için gerekli durumlarda mühendislik teknikler kullanarak suyun akışının değiştirilmesi gerektiğini söyledi. 

Envergil, su kanallarının denize gitmesine olanak sağlanması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Suyun akışını değiştirmek çok kolay değil ama bazı durumlarda mühendislik teknikler kullanarak bunu yapmak gerekir. Kamuya ait olan yolların altından veya kenarından bu su kanallarının denize gitmesine olanak sağlamalıyız. Girne’de çok büyük bir betonlaşma var. Derelerden su geliyor ve bir yerde sonlanıyor. Önceden de dere gelirdi fakat her taraf ovaydı, dere ovalara yayılırdı. Dere denize ulaşmadan sonlansa bile kollara ayrılır geniş arazilere yayılırdı. O toprak ve ağaçlar derenin suyunu sünger gibi çekerdi. Derenin suyu denize ulaşana dek neredeyse kaybolurdu. Bu durum artık ortadan kalktı, her yer betonlaştırıldı, toprağın suyu çekme kapasitesi çok azaltıldı. Bazı noktalarda geriye dönüşü olmayan projeler yapıldı. Bu durumda çok büyük paralar harcayarak yolların altından büyük su kanallarının yapılması gerek.”


Şehir Plancıları Odası Başkanı Merter Refikoğlu: Girne’de iş işten geçti gibi görünüyor…

Şehir Plancıları Odası Başkanı Merter Refikoğlu, kış mevsiminden önce yol kenarlarındaki yağmur ızgaralarının temizlenmiş olması halinde Girne’de bu denli bir sel felaketinin yaşanmayacağını, büyük bir zararın da olmayacağını kaydetti.

 Refikoğlu, şehircilik olarak yasaya ve planlara uygun şekilde dere ve akarlardan belli mesafe uzaklıkta yapılaşma izni verilmesi gerektiğini vurgulayarak, dere yataklarının çevresinin de düzenlenmesinin önemine değindi.

Yasaların bu kurala uygun olmaması halinde de gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğinin altını çizen Refikoğlu, özellikle Girne’nin birçok noktasında ‘iş işten geçti’ gibi bir görüntünün olduğunu söyledi.

Refikoğlu şöyle devam etti: “Binaları yıkmak çok kolay ve gerçekçi değil. Bunu yıkalım demekle yıkamayacağız…Derelere yapılan evlerin de şu an ki konjöktürde yıkılacağına inanmıyorum. Bazı yerlerde devlet bile yapacağını binayı düşünmemiş. Dere yatağından uzağa yapılmamış”

“Akarların, derelerin üzerine evler inşa ediliyor”

Refikoğlu, Girne’de akarların, derelerin üzerine evlerin inşa edildiğini ifade etti.

Su sıkıntısına da değinen Refikoğlu, yağmur sularının ne yazık ki kullanılamadığına, bu suların hepsi olmasa da bir kısmının kurulacak sentlerle tutulması gerektiğini de ifade etti.

Refikoğlu, “Girne’ye yağan suyun yüzde 20-30’unu tutabilsek, su sorunu ortadan kalkar” diye konuştu.


Jeoloji Mühendisi, Yerbilim Mühendisleri Odası Üyesi Oğuz Vadili: Sel taşkın haritası oluşturulmalı, imar planlarına yansıtılmalı

Jeoloji Mühendisi, Yerbilim Mühendisleri Odası Üyesi Oğuz Vadilili, Girne özelindeki taşkınlardaki etkenlerde hızlı nüfus artışı sonrasında yaşanan çarpık kentleşme ve bu bağlamda dere yataklarının kontrolsüz bir şekilde yerleşim amaçlı kullanılmasının başı çektiğini söyleyen Vadilili, insan müdahalesi sonucunda dere yataklarının daraltıldığını da kaydetti.

Vadilili, bununla birlikte şehirleşmeye paralel olarak da şehir alanı içerisinde su geçirmeyen zemin oranının arttığını, kanalizasyon şebekesinin ise yetersiz kaldığını dile getirdi.

“Bilimsel çalışma üretilmeli”

Vadili, ülkemizde meteorolojik kökenli olan afetlerin kabul edilmesi, ‘Bu yıl oldu, gelecek yıl olmayacak’ düşüncelerinden vazgeçmek gerektiğini söyleyerek, dünyada son 10 yılda küresel ısınmaya bağlı olarak meteorolojik faaliyetlerin yarattığı felaketin ortada olduğunu vurguladı.

‘Gelişmiş ülkelerde’ problemin varlığını ortaya koyacak bilimsel bir çalışmanın üretildiğinden bahseden Vadilili, sel taşkın haritasının Avrupa’da ‘zorunlu’ olduğunu, Kıbrıs’ın kuzeyinde ise bu uygulamayı öngörecek bir zihniyet eksikliğinin yaşandığını kaydetti.

Vadilili, sel taşkın haritası ile yağacak olan su miktarının ne kadar taşkına yol açabileceğinin, dere yataklarına yapılan ihlallerin varlığının ortaya konması gerektiğini ifade etti.

“İşin içine bilimsellik katılmalı”

Sel taşkın haritalarının bir sonraki adımda imar planlarına yansıtılmasının şart olduğuna işaret eden Vadilili, sözlerini şöyle tamamladı: “Yapılacak imar bu kurala uygun şekilde yapılmalıdır. Ne yazık ki ülkemizde bunun varlığından söz etmek mümkün değildir. Bir uygulama var, 2013 yılındaki Güzelyurt’taki sel felaketi ardından ODTÜ Kuzey Kıbrıs kampüsünde hazırlanan çalışma ve uygulama bulunuyor. Bu çok lokal bir çalışmadır ancak örnek olarak karşımızda duruyor. Son zamanlarda LTB’nin aynı ekibe yaptırdığı bir çalışma olduğunu duyduk. Bunun dışında yerel yönetimler ve merkezi hükümet çalışmanın varlığından bile haberdar olmayan bir noktadır. İşin içine bilim ve bilimselliği katmak, çözüm önerilerini, sorunları ortaya koymak gerekiyor. Uygulamada sıkıntı olabilir ancak oluşturulacak kamuoyu baskısı ile bir yerden başlamak gerekiyor”

 

2014-yilinda-su-baskinina-ugrayan-ozankoy-ofton-sitesi,-sistemli-calismanin-ardindan-su-baskinlarindan-kurtarildi-.jpg

2014 yılında su baskınına uğrayan Ozanköy Ofton Sitesi, sistemli çalışmanın ardından su baskınlarından kurtarıldı

beylerbeyi-bolgesindeki-dere-yatagina-her-gun-onlarca-kamyon-insaatlardan-cikarilan-toprak-birakiyor.-uc-ay-oncesine-kadar-ucurum-olan-dere-yatagi-bu-topraklarla-adeta-duz-bir-araziye-dondu.jpg

Beylerbeyi bölgesindeki dere yatağına her gün onlarca kamyon inşaatlardan çıkarılan toprak bırakıyor. Üç ay öncesine kadar uçurum olan dere yatağı bu topraklarla adeta düz bir araziye döndü

dere-kanalinin-hemen-yaninda-bulunan-elektrik-trafosu-ise-baska-bir-tehlikeye-davetiye-cikariyor.jpg

Dere kanalının hemen yanında bulunan elektrik trafosu ise başka bir tehlikeye davetiye çıkarıyor

Bu haber toplam 1881 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler