1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DENKTAŞ, ERDOĞAN VE O KÜREK!
DENKTAŞ, ERDOĞAN VE O KÜREK!

DENKTAŞ, ERDOĞAN VE O KÜREK!

Hiç bu kadar Denktaş olmamıştık... Hatırladığım hiçbir dönemeçte sanırım hiç bu kadar Denktaş’ı konuşmamıştık. Gazeteci Mehmet Altan, bunun insani boyutu aşan bir Denktaşlaşma sürecine kaydığını söyledi, dünkü canlı yayınımızda. Oral Çalışlar ise

A+A-

 

 

Hiç bu kadar Denktaş olmamıştık...

Hatırladığım hiçbir dönemeçte sanırım hiç bu kadar Denktaş’ı konuşmamıştık.

Gazeteci Mehmet Altan, bunun insani boyutu aşan bir Denktaşlaşma sürecine kaydığını söyledi, dünkü canlı yayınımızda.

Oral Çalışlar ise, dünkü köşesinde, “Statükocuların, Ergenekoncuların, AB karşıtlarının Denktaş’a olan sempati ve ilgisini bugün anlıyorum da gerisini anlamakta zorluk çekiyorum” diye yazdı, bu cenaze töreni sürecini anlatırken.

Aslında Kıbrıs Türk toplumunu yakından tanıyanlar, adalı ruhunu bilenler için bu Denktaş olma durumu çok da yadırganacak bir durum değil.

Ne kadar muhalif tarafta olunsa da ne kadar öfke duyulsa da kin tutmak, nefret beslemek adalı kültürde hele Kıbrıs Türk kültüründe yoktur.

Dahası Denktaş’ın ölümü sonrasında bu kültürün Kıbrıslı Rumlar tarafından da paylaşıldığına bizzat yine tanıklık ettik.

Aşırı milliyetçi çizgide olan yayınlar Denktaş ile ilgili çok sempatik yazılar yayımlamasa da genel çizgide saygılı bir duruş dikkat çekiciydi.

Rum Yönetimi Lideri Hristofyas’ıın “Kıbrıslı Türkler’in acılarına saygılı olun” çağrısı, eskİ lider Klerides’in cenazeye çelenk göndermesi bunlar arasında sayılabilir.

Denktaş’ın dünkü tarihi cenaze töreninde dikkat çekici önemli ayrıntılar da vardı.

Binlerce kişinin katıldığı Cumhuriyet tarihinin en görkemli töreni, askeri disipliniyle ve organizasyonuyla dikkat çekti.

Bunlar arasında genellikle Türkiyeli kesimin cenazedeki ağırlığı da not edildi.

Bugün çok tartışılan nüfus politikasının inançlı mimarıydı, Denktaş.

Ancak yine de toplumun genelinde hem cenaze hem de bu ölümün ardından, yaşanan son derece samimi ve içten bir hüzün, derin bir saygı olduğunu not etmek gerekiyor.

Türkiye’nin en üst düzeyde bu cenaze törenine katılması da dikkat çekiciydi.

Ancak Selimiye’deki törenin ardından defin törenine katılmadan Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın ayrılması da anlamlıydı!

Zira önemli olan o toprağı atmaktı...

Erdoğan ve Gül Denktaş için son toprağın atılmaya hazırlanıldığı sırada kendileri için bekletilen bir protokolle uğurlandılar.

En azından defin töreninin bitmesi beklenebilmeliydi.

Denktaş Kıbrıs Türk siyasi tarihi için önemli bir liderdi.

Muhalif cephede duran da koşulsuz sempatizanı olan da Denktaş’ın liderliğine saygı duyabiliyorsa, bunun olgunluk çerçevesinde takdir edilmesi gerekiyor.

Bunun ötesinde Denktaş, özellikle Kıbrıs sorununun en kritik eşiklerinde karşı duruşuyla da bir siyasi tarihi etkileyen bir liderdi.

Liderler her zaman doğru kararlar vermezler.

Denktaş’ın da verdiği yanlış kararlar vardı.

Bu kararların farklılaştırılması ya da etksizileştirilmesinin başarılamamış olması, bu süreçlerin topyekün sorumluluğunu tamamen bir kişinin üzerine yıkmak anlamına da gelmemeli.

Denktaş siyaseti hep tartışıldı. Bundan sonra da tartışılmaya devam edecek.

Bugün baktığım zaman bu adam eğer daha farklı bir noktdan siyaset yapabilmiş olsaydı, belki daha farklı koşullarda daha farklı bir ortamda bu ada belki çok daha güzel bir yer olabilirdi diye düşünmeden kendimi alamıyorum.

Bu yaptıklarına saygısızlık değil, bir toplumun özlediklerine katılamamasından duyulan bir eksiklik olabilir ancak.

Eski Başbakanlardan Hakkı Atun, Denktaş’ın Gali Fikirler dizisine belki biraz daha erken cevap verebilmiş olsa bir tarihin akışının değişebileceğini hep düşündüğünü anlattı, dünkü canlı yayında.

Ben ise doğrudan içinde bulunduğum daha yakın bir tarihi, Kopehnhag sürecini hatırladım ister istemez.

Bütün bir toplumun  çözüm için ayağa kalktığı, belki de ilk kez bu kadar çok umut bağladığı bir sürecin en kritik eşiğinde, Denktaş’ın basın toplantısındaki sözlerini dinlerken, önemli bir eşiğin kaçırılacağını anlamıştık.

Gettolarda otlu nohut yiyen bir halkın durumunu anlatan Denktaş, var gücüyle siyasetine sarılmış ve süreçte yer almayacağını açıklamıştı.

Bugün Denktaş’ın Kıbrıs sorunu için ne yapmadığı hala tartışılıyor. Tartışılacak da...

Ama bugün Kıbrıs sorunu için bundan sonra ne yapılacağı şüphesiz ki çok daha önemli olacak.

En kritik eşikklerden geçip bugüne gelindiğinde bir adım önde olma siyasetinden uygun adım siyasetine gidilecekse, resmi siyasete saplanıp, hamsaete dönülecekse, başta AKP iktidarı olmak üzere, bugünün aktörlerinin çok daha ağır yargılanması gerekiyor.

Umalım ki, can hıraş kavgaya tutuştuğu Denktaş’ın mezarına bugün bir kürek toprak atmayan Erdoğan, yarın çözüme çevirmez o küreği.

 

 

 

Bu haber toplam 1564 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler