1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Denklem Dışındaki Biz...
Denklem Dışındaki Biz...

Denklem Dışındaki Biz...

Daha önce, birbiri ile hiç ilgisi olmayan yolların ve konuların, yine kişiyi aynı sonuca götürdüğünü yazmıştım. Sizlerle paylaşmıştım. Öyledir. İnsanın hangi yolu seçtiği önemli değildir, sonuçta, her yol kişiyi aynı sonuca, yani özgürleşmeye götürür. Fa

A+A-

 

 

 

Daha önce, birbiri ile hiç ilgisi olmayan yolların ve konuların, yine kişiyi aynı sonuca götürdüğünü yazmıştım. Sizlerle paylaşmıştım. Öyledir. İnsanın hangi yolu seçtiği önemli değildir, sonuçta, her yol kişiyi aynı sonuca, yani özgürleşmeye götürür.

Farkındalığa götürür.

Kimliğine daha da yakın olmaya götürür. Seçilen yolların biri diğerinden daha iyi ya da kötü değildir. Kestirme yol yoktur aslında. Her birinin kendince bir zahmeti vardır.

Her birinin yine bir aşılması gereken tarafı vardır.
Koşulsuzluk. Koşulsuz sevgi. Onu aramak. Çeşit çeşit yollara girmek…

Belki de defalarca girdiğimiz aynı yola sapmak. Tüm bunlar, esasında koşulsuzca bir sevgi içindir.

İsteriz, karşımızdakinden. Bizi olduğumuz gibi sevsin.

Yoruluruz…

Bıkarız…

Günün sonunda, sadece başımızı dayayabileceğimiz ve bu başı sevgi, şefkatle okşayıp sevecek bir insanın özlemi dolar içimize.

Bu ketum hale gelmek değil, tam tersine tam ve kesin bir sevgi duygusuyla dolmaktır.

Bu olayı güneş ya da hava ile anlatabiliriz. Güneş; ışınlarını kimseyi kayırmadan gönderir, hava iyi kötü herkes için solunmak üzere oradadır, ayrım yapmaz, tüm evren ile uyumludur, herhangi bir tercihi yoktur. Sadece var olur…

İşte kişi de aynı şekilde tercihlerini bir kenara bırakarak karşılıksız ve koşulsuz sevgiyi bu şekilde yaşayabilir.
Unutmayınız. Herkesin içinde iyilik ve kötülük tohum halinde potansiyel olarak durmaktadır.

Kişi hangi tohumu sularsa, o tohum daha fazla yeşerecektir, bu nedenle de insan sevgi tohumunu yeşertmek için onu düzenli olarak sulamayı ihmal etmemelidir ve elbette gözlemci olmayı böylece yeşerttiği sevgi tohumunu büyük ve geniş bir ağaç olmasını sağlamalıdır.
Koşulsuz sevgi dolu kişiden kastımız, her zaman, her yerde sevgisi var olan, hiç bir şart altında değişmeyen, herhangi bir koşul aramayan, herhangi bir karşılık beklemeyen, sadece veren ve herkes ve her şey için tam ve kesin şefkat duyan kişidir.

Ancak bu kişi, sürekli olarak çevresindeki olumsuzluklara üzülen, kendini bu konuda deyim yerindeyse parçalayan depresif bir kişi değildir.

Aksine, her şeyi olduğu gibi gören ve olduğu gibi kabul eden kişidir, her şeyin mükemmelliğini bilen, olan her şeyin olması gerektiği gibi olduğu konusunda şaşmaz ve değişmez bir inancı olan ve doğanın akışına kendini tam olarak uyumlu bir halde bırakmış bir kişidir.
Etrafımda görüyorum. İnsanlar sevgi olarak adlandırdıkları duyguyu, daha çok arzunun karşılığı olan ve karşılık bekleyen ve şartları olan bir his gibi düşünüyorlar.

Örneğin şu lafı çevremizde çokça duyarız “Ben seni severim, sen de beni seversen...”, “Ben seni severim, ama sen şu veya bu şekilde davranmazsan...”

Bu daha çok sevgi değil bir alış veriştir ve temelinde arzu ve sahiplenme duygusu barındırır.

Peki, bundan vazgeçmenin yolu nedir?

Aslında istenilen vazgeçme değil, bu duyguyu bir araç olarak kullanarak, bu duygunun ötesine geçebilmektir. Bu da, kişinin kendi “ego”sunu yavaş yavaş terk etmesiyle mümkündür.

Günlük hayat içerisinde kendimize baktığımızda, tamamen egonun ve kendi bireyselliğimizin esiri olduğumuzu görürüz ve her şeyi şahsımıza alırız. “Bana bu kişi şunu nasıl yapar?” “Ben hatalı olsam da nasıl gider ondan özür dilerim?” “Beni nasıl görmezden gelir” “Beni nasıl davet etmez?”  ve daha bunun gibi, cümleler, sürekli olarak hepimizin kullandığı düşünce tarzıdır.

Egonuzu törpülemek…

Bunu başarabilmek.

Zorunda olduğunuz için yapmayın.

Hep söylerim, sevdiklerime…

Kim olursa olsun, sırf ben istiyorum veya sen istiyorsun diye bunu yapma.

Zorunda olduğun için yapma. Arzu ediyorsan yap, istiyorsan yap…

İçinden geliyorsa yap…

Böylece olan olayları kendi şahsına almamayı ya da gurur meselesi haline getirmemeyi öğrenirsin.
Ancak burada önemli bir nokta vardır, bu da kişinin egoyu törpülemeyi yanlış algılaması ve kendini savunmasız bir hale getirmesidir.

Kişi egoyu törpülemek adına, kendinden vazgeçmeyi eğer çevresindeki herkesin her isteğine boyun eğmek olarak algılarsa, bu yanlıştır.

Sırasında, karşısındaki kişiye gerekli cevabı vermelisiniz.

Ne olursa olsun, koşulsuzca çevremiz, ailemiz, çocuklarımız, kısaca bizi “sevenler”  olduğumuz gibi bizi, değiştirmeden kabullenmeli ve sevmeyi öğrenmelidirler desem?  Çok şey mi istemiş olurum?

Çok mu zor olur? Bizi zorlar mı? 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu haber toplam 1087 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler