1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DEMOKRATİK İSYANINA SİYASİ LİDERLİK ARAYAN HALK…
DEMOKRATİK İSYANINA SİYASİ LİDERLİK ARAYAN HALK…

DEMOKRATİK İSYANINA SİYASİ LİDERLİK ARAYAN HALK…

Bu köşede bir ay kadar önce okuduğunuz makalenin başlığı ‘Demokratik İsyan Sancıları’ idi. Ondan sonraki makalemin, “sıkıntı” yaratacağı düşüncesiyle yayınlanmaması üzerine, üç hafta yazmadım ama, yıllarca ve sayısı beş yüzü aşan m

A+A-

 

 

Bu köşede bir ay kadar önce okuduğunuz makalenin başlığı ‘Demokratik İsyan Sancıları’ idi. Ondan sonraki makalemin, “sıkıntı” yaratacağı düşüncesiyle yayınlanmaması üzerine, üç hafta yazmadım ama, yıllarca ve sayısı beş yüzü aşan makale ile bu köşeden görüşlerini okuyucularla paylaşan birisi olarak, bu köşeyi bir “anti-demokratik evham”a kurban etmemeyi tercih ediyorum. Ve bıraktığım yerden devam ediyorum…

Evet, bugün Kuzey Kıbrıs, demokratik isyan sancılarıyla kıvranmaktadır. 20 Temmuz törenlerinin abartılı resmi programları, Kıbrıslı Türklerin hiç alışkın olmadığı ‘reklamlar’ı ve maksadı aşan resmi söylem ve davranışları zaten sancılı olan halkta mide bulantısı da yaratmıştır. Sonuçta, sancı ve bulantılar ve arkasından doğal olarak gelen ‘kusma’ halleri… Ve bu hallere celallenen devlet, isyan sancısı ile kıvranan, bulantıları ile “kusan” yurttaşını sokak ortasında kolluk güçleri marifetiyle dövmektedir. Bütün bunlar, adı konmamış  demokratik isyan halidir aslında…

 Bu demokratik isyanın tek eksikliği var, siyasi liderlik… Mevzii ve ani yapılan eylemlerin ve çıkışların dağınık hali, tüm demokratik isyanlardaki hal gibidir, liderini bulana kadar da öyle sürecek; ama, tüm halk hareketlerinde olduğu gibi, kendi dinamizmi içinde liderini de doğuracak.

Demokratik isyanlarda olan kitlelerin şu anda ihtiyacı olan siyasi liderlik, bir öncü siyasi parti liderliği olmalıdır. Vu bu lider parti, tüm kesimleri, farklılıklarına rağmen ve farklılıklarına saygı göstererek kucaklayacak, onlara güven verecek, vizyonuyla onlara kafalarında neyi – nasıl - ne zaman yapacaklarını tam şekillendirecek bir yol haritası çizecek, buna bağlı eylem planı geliştirecek bir siyasi liderlik yapacaktır…

Suya sabuna dokunmayan, “sin de gulle geçsin” demeyen, yarına dair ikinci bir hesabı ve beklentisi olmayan bir liderlik… Rejimden korkusu olmayan, “fırsatçı” davranmayan ve davranmayacak olan, kavgaya kendi için değil halkı için soyunan bir siyasi liderlik. Provokasyona gelmeyen, abartılı ve hareketi dumura uğratan taşkınlıklara şans vermeyen bir siyasi lider parti..

Halkı eylemlerde iken, uzak durmayan, halkının gerisinde kalıp sığ demeçlerle günü kurtarmaya çalışmayan bir siyasi lider parti… Demokratik isyanlardaki halkın sığındığı yuva, kavgasında güvendiği mevzi olan bir siyasi lider parti… Sesi gür çıkacak, kelimeleri yuvarlamayacak, hem nala hem mıha vurmayacak, ardından gelen kitleleri sorumlulukla geleceğe taşıyacak bir siyasi lider parti…

Ve kitleleri oluşturan değişik demografik yapıdaki siyasi ve sivil toplum hareketleri de, birbirine güvenerek, birbirine sarılarak, lider siyasi partinin arkasında ikinci düşüncelere sahip olmadan ve onun arkasında pusuya yatmadan, önüne takoz koymadan yürümelidir. Şu andaki demokratik isyanın etkili olması, siyasi lideriyle birlikte örgütlenmesi ile olasıdır, yoksa bu eylemler kendi kendini boğacak, yok edecek…   

Uzun uzun arayışlara gerek yok. Onlarca yıl ve her koşulda ve başkalarının cesaret etmediği en kötü koşullarda dahi, halkın güvendiği mevzi olan CTP, Birleşik Güçler kavramı ve uygulamasıyla birlikte, bu siyasi önderliği yapabilmelidir. Demokratik isyan hallerinin bütün unsurları, bu yapılanmayı geciktirmeden gerçekleştirmeli; CTP de bunun için özveri ile ve güven yaratacak şekilde kendini öne çıkarmalıdır.

Bu demokratik isyan, bu ‘Var Oluş’ hareketi, aslında son kavgadır; yenik düşerse Kıbrıslı Türkler, bu yurdun meydanlarında daha çoook “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları atılacaktır. Ve yenilmezse Kıbrıslı Türkler, adasının toprağından, rüzgarlarından, “seninle gurur duyuyorum” sözlerini duyacaktır.

Demokratik isyanın tüm unsurları, yenilmemek için, ezilmemek için, tek tek avlanmamak için, yani yurdunu “onlara bırakmamak” için birleşin…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1375 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler