1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Demokrasi ve siyaset kurumu üzerine
Demokrasi ve siyaset kurumu üzerine

Demokrasi ve siyaset kurumu üzerine

“Bu memleket bizim, biz yönteceğiz!” sloganı on yıllar boyunca muhalif kesimlerin görüşlerini yansıtmaktaydı. Memleketin sahipleri, vatandaşları olarak bu yurda sahip çıkmanın bir göstergesi olarak bu sloganı yıllarca öne çıkardık. Memleketi

A+A-

 

“Bu memleket bizim, biz yönteceğiz!” sloganı on yıllar boyunca muhalif kesimlerin görüşlerini yansıtmaktaydı. Memleketin sahipleri, vatandaşları olarak bu yurda sahip çıkmanın bir göstergesi olarak bu sloganı yıllarca öne çıkardık.

Memleketi yönetmek demek, hükümet etmeye talip olmak ve bunun için halkın beklentilerine cevap verecek bir program oluşturmak demektir. Bu durum siyaset kurumu dediğimiz ve siyasi partilerden, siyasi örgütlere, seçilmiş tüm temsilcilerin bulunduğu alanlara kadar, toplumun sahip olduğu siyasi yapılara da sahip çıkmak demektir.

Siyasi partilerin, toplumların geneline şamil politika ve proje üretme sorumluluğu vardır. İdeolojik kapsamı çerçevesinde, siyasi partilerin görüş üretmesi sosyal siyasal hayata dair bir zenginliktir. Ancak vatandaşın bu süreçteki rolü azımsanmayacak denli önemlidir. Oy verip desteklediği siyasi partiyi, önerdiği, ortaya koyduğu ve uyguladığı politikalar bağlamında denetleme, sorgulama ve eleştirme sorumluluğu vardır. Ve bu sorumluluk toplumun demokratik işleyişi ve siyasetin toplumsal değeri açısından yüksek değere sahiptir.

Ülke demokrasisi bağlamında siyasetin toplumsal meşruluğu, halkın çözüm bekleyen sorunları ve kalıcı, inançlı adımlarla proje üretilebilmesi açısından vatandaş sorgusu her şeyden önemlidir.

Bunun toplumsal varoluş mücadelesi ile doğrudan ilintili olduğunu düşünüyorum. Varoluş kavgası, direnişi, bir yandan gelen baskıya günlük tepkiler üzerinden şekillenirken bir diğer yandan toplumun sahip olduğu toplumsal yapılara sahip çıkmak ve çalıştırmakla ilgilidir.

Eğer ülkenin ekonomik kurumlarına sahip çıkmak ve bu yolda kavga vermek varoluş için meşru ve gerekli bir tavır ise, siyasi kurumlara sahip çıkmak ve halk yararına çalıştırmak da ekonomik kurumlardan daha da öncelikli bir konudur, görevdir.

Dolayısıyla halkın sorunlarına çözüm bulacak yegane kurum olan siyasetin işlevsizleştirilmesi yanlışına düşmememiz gerekir.

Halkın siyasi temsilcilerinin sahip olduğu yetki alanlarının sonuna kadar değerlendirilmesinin dışına çıkarak, var olan siyasi olguları göz ardı etmek, terk etmek bizim için halkın önünü açma, siyaseti yeniden yapılandırma  adına değerlendirme konusu olamaz.

Bugün varoluş kavgasındayız. Kavga büyük, direniş de en geniş cephede örgütlenmelidir. Her bir barışsever, demokrat, sosyalist, yurtsever toplumun varoluş kavgasının umudu olmalıdır, umutsuzluğun değil.

Siyaset kurumunun yıpranmasının baş sorumlusu UBP’dir. Ancak umudun insanları, hedef büyütmek yerine toplumu dar alanın umutsuzluğuna mahkum etmemesi gerekir.

Bu memleket bizim olduğuna göre, sorunların çözümü için, elimizden alınmaya çalışılan değerlerimizi yerine daha güçlü bir şekilde koymak için, halkın yönetimi için mücadele etmek kaçınılmazdır.

 

 

 

  

 

Bu haber toplam 631 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler